Ana sayfa Edebiyat Kelebek Adası: Mavi Kelebeklerin ve Issız Bir Adanın Sırları

Kelebek Adası: Mavi Kelebeklerin ve Issız Bir Adanın Sırları

PAYLAŞ

Kelebek Adası/ Sarah Jio

1234Arka Kapak Yazısı: “Mavi kelebeklerin hikâyesini bilir misiniz? Mavi kelebekleri her yerde göremezsiniz. Oldukça nadir görülürler. Sabah uyandığınızda, “Bugün mavi kelebekleri görmeye gidiyorum,” diyemezsiniz. Siz onları değil, onlar sizi bulur. Efsaneye göre bu kelebekler, değişimin habercisidir. Olur da gün doğumunda yolunuzu bir mavi kelebek keserse, bilin ki artık hayatınız eskisi gibi olmayacaktır. Ne hayatınız ne kaderiniz ne şansınız… Artık bildiklerinizi unutun. Belki bambaşka biri girer hayatınıza. Belki bambaşka bir yerde uyanırsınız. Ya da ilk kez adımınızı attığınız bir yerde kendinizi hiç olmadığınız kadar huzurlu ve evinizde hissedersiniz. Kaybolurken bulunursunuz. Geldiğinizi sanarken gittiğinizi görürsünüz. Hayata başka bakarsınız mavi bir kelebek kanat çırptığında, çünkü size başka bakıyordur artık hayat.”

 

Merhaba Fantazya Okurları! Bu benim sitedeki ilk kitap yorumum olacak. İlk yazımda sevdiğim Amerikalı yazar  Sarah Jio ‘nun son çıkan kitabı “Kelebek Adası” hakkında keyifli bir sohbet edeceğiz.

 

Kelebek Adası kitabının konusu:

 

Her şey Charlotte’un eşi Eric ile balayı tatili olarak gemi seyahatine çıkmasıyla başlar. Büyük Geminin limana yanaştığı Atlantik bölgesinde küçük bir tekneyle kısa bir kıyı turu için geziye çıkmak isterler. Eşi Eric bir şekilde biletini unutur fakat Charlotte’unda bileti yanmasın diye ona gitmesi gerektiğini söyler. Charlotte pek istemesede Eric’in ısrarı üzerine tekneyle ve içindeki birkaç yolcuyla okyanusa açılırlar. Elbette ki işler iyi gitmez ve tekne kaza yapar. İçindeki yolculardan sadece Charlotte ve Gray adında gizemli bir adam kalır. Tekne sürüklendikten günler sonra bir adaya gelir. Ve işte asıl macera buradan sonra başlar. Hayatta kalma mücadelesi ve ikili arasında yaşanan bir aşk.

Issız bir ada ve iyileştirici gücünü konu alan bir kitaptı. Sarah jio’nun son kitabı olan “Kelebek Adası” Bermuda Şeytan Üçgeninde kaybolmuş bir tekne ile ıssız adaya düşen bir kadın ve bir erkeğin başından geçen heyecanlı ve soluksuz hikayesini anlatıyor. Sarah Jio kitaplarında okuduğumuz geçmiş ve gelecek bağlantısı yine çok iyi kurgulanmış.
Sarah Jio’nun bir önceki kitabı olan “Yeşil Deniz Kabuğu”ndaki gelecek zaman ve şimdiki zaman bağlantısı çok iyi kurgulanmış. Tüm kitaplarını ele alacak olursak ikinci kez flashforward kullandığını görüyoruz. Yani gelecek zamandan anlatmaya başlıyor ana karakterimiz. Roman 2037’de başladığı ve Charlotte’un ağzından anlatıldığı için aslında ana kadın karakterimizin adadan kurtulduğunu anlıyoruz. Yazar okuyucuyu tam da buradan vuruyor. Nasıl kurtulmuş, neler yaşamış diye bir solukta bitiriveriyorsunuz kitabı.

Kelebek Adası hani ıssız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu sorunsalının romanlaştırılmış hali gibi. Adada metafizik olaylar yaşanıyor. Örneğin yaralanmalar, hastalıklar hızlıca iyileşiyor ve aslında rahim ameliyatı geçirip bir daha asla bebek sahibi olamayacak olan Charlotte adada kadınsal bir takım gizemli şeyler yaşıyor. Fantastik olaylarmış gibi görünebilir ilk bakışta fakat kitaba fantastik demeyi tercih etmiyorum. Çünkü adanın iyileştirici gücü fantastikten çok mistik inanca dayanıyor. Ve hatta belki bilime.

12Eskiden beri gelen bazı mistik inanışlar vardır. Bunlardan bazıları açıklanabilirken bazıları da bilimin bile açıklayamadığı mantık üstü doğaüstü olaylardır. Bermuda Şeytan Üçgeninin gizemini tv’lerden veya gazete köşelerinden hatırlarsınız. Bermuda Şeytan Üçgeni, yıllarca filmlere, dizilere ve kitaplara konu olmuş birçok araştırmacı tarafından defalarca araştırılmış, Atlantik Okyanusunda, geçmişte çok sayıda uçak ve geminin kaybolduğu bölgedir. Eskiden manyetik olduğu sanılan fakat günümüzde okyanus akıntılarının etkisiyle oluşan bir doğalgaz kaynağına ev sahipliği yaptığı düşünülen bir alandır. Bilim her ne kadar da gerçekçi belgelere dayandırsada o bölgenin manyetik bir iyileştirici gücüne inanan insanlar hala vardır. Bölgede kaybolan insan bedenlerinin hiçbir zaman bulunamaması, bazı kesimlerce gizemli bir adanın var olduğuna inandırmıştır.
12345

 

 

2000’li yılların sevilen Amerikan dizisi “Lost” da uçak kazası ile ıssız bir adaya düşerek bacaklarını hissetmeyen birinin yürümeye başladığını, kanserli bir hastanın ise ada sayesinde iyileştiğini izlemiştik. Dizi adadaki inanılmaz ve çözülemeyen gizemli hikâyesiyle önemli ölçüde izlenme rekoru kırdı. Bir uçağın yolcularıyla ve mürettebatıyla birlikte bir adaya düşmesini ve asla bulunamamalarını konu alan dizide adanın iyileştirici gücü ile birlikte yaralar daha çabuk iyileşir, kanser hücreleri iyileşir ve bacaklarını hissetmeyen biri yürümeye başlar. Adada zamanın göreceli kavramı da işlenmektedir. Zamanda gidip gelmeler, sıçramalar ve bükülmelerle ilgili ilginç bir diziydi.

Kelebek Adası kitabında da zamanın göreceli kavramı ile ilgili adanın gizemi ile ilgili birçok detay var. Bermuda Şeytan Üçgeni hakkında Google’da sayısız makale var. Hatta her gün yeni bilgiler ekleniyor arşive. Kaybolan uçaklar, gemiler ve cesetleri bile bulunamayan insanlar… Bilim ve teknoloji bu kadar ilerlemişken böyle gizemli olayların hala çözülemiyor olması insanda bir merak uyandırıyor.

Kitabımıza isim olan mavi kelebeklerden bahsedelim. Kitabın içinde mavi kelebeklerin görülmesinin iyi şans getireceği hakkında bir efsane var. Gün doğumunda bir mavi kelebek gördüğünüzde hayatınızda değişim olmaya başlar ve bu mutlu bir değişimdir efsaneye göre. Aslında yazar kitabın arkasındaki “Mavi kelebek görürseniz kaybolurken bulunursunuz.” cümlesinde bambaşka ve asıl mavi kelebeklerin gerçek efsanesine metafor yapmıştır.

 

MAVİ KELEBEĞİN HİKÂYESİ

 

upBosna ve Kosova’daki katliamlarda öldürülen sivillerin gömüldüğü toplu mezarların yeri bilinmiyordu ki pek çoğunun halen de bilinmiyor. Söylenenlere göre toplu mezarların saklanmasında gösterilen itina pek az şeyde gösterilmiş. Mezarlar hem derin kazılmış hem de üstü kapatıldıktan sonra çevrenin doğal bitki örtüsüne uygun olarak yeşillendirilmiş. Bugüne değin bu işlerle (toplu mezar bulma) ilgilenen insanların kullandıkları yöntemler (uydu resimleri vb.) bu yüzden pek işe yaramamış. Mevcut coğrafyanın belli bazı bölgelerinde kelebek nüfusunda ciddi bazı artışlar gözlemlenmiş. Bu bölgeleri inceleyen uzmanlar bu bölgelerdeki bitki örtüsünde de tuhaf bir zenginleşme keşfetmişler. Toplu mezarlara gömülen cesetler toprağa karıştıkça toprağın besleyiciliğini artırmışlar (mineral vb. yönünden), ve bu da bölgede bulunan misk otu ya da yavşan otu olarak bildiğimiz bitkinin (artemisia vulgaris) coşup fışkırmasına ve bu da yalnızca bu bitki ile beslenen mavi kelebek nüfusunun artan besin miktarına paralel olarak artmasına sebep olmuş. Bunun nasıl olduğunu anlamak için araştırma yaparlarken bu yerlerin altındaki cesetlere ulaşmışlar, araştırma derinleşmiş ve toplu mezarlara ulaşmışlar. Olay basına yansıyınca yerel halk da araştırmaya katılmış ve öncelikli bölgeler belirlenip bu yolla pek çok toplu mezara ulaşılmış.

 

Yazar bu efsaneden hiç bahsetmiyor ama biraz dikkatli okuyan aslında yazarın sosyal mesaj verdiğini ve okuyucularını bu konuyla ilgili araştırmaya yöneltmek istediğini görüyoruz. Kitabın içinde farklı hayatlardan da bahsediyor ve kitabın sonunda tüm hayatları birbirine bir şekilde bağlıyor yazar. Vurucu bir sonla hayretler içinde kalıyorsunuz.

Sarah Jio’nun macera dolu bu romanını okurken, kitapta adada mahsur kalan karakterle empati kuruyor, bir adaya düştüğünüzü ve nasıl hayatta kalacağınızı düşünmeye başlıyorsunuz. Issız bir adaya düşsem yanımda en çok ne olmasını isterdim diye düşünmenizi ve tek gerçek şeyin aşk ve sadakat olduğunu anlatıyor size. Yaşama tutunmak için aşkın ne denli güçlü olduğunu. Aşkı öyle güzel işliyor ki gözyaşlarınızı tutamıyorsunuz.

Keyifli zaman geçirmek istiyorsanız ve biraz da macerayı seviyorsanız kitabı okuyun derim. Hem bilim hem gizem hem efsane hem aşk hem de cinayet. Ne ararsanız var kitapta. Ada hakkında son söylemek istediğim şey ise; bilim insanları her ne kadar Bermuda Şeytan Üçgeni için bir gizem yok deseler de hala günümüz teknolojisi ve ilerlemiş bilime rağmen bir kesinlik kazanmış değildir. Bu sebeple ben orada hala mistik olayların yaşandığına inananlardanım. Belki de kayıp Atlantis orasıdır. Kim bilir 😉

 

Zeynep Erdun

Yorumlar