Ana sayfa Dizi / Film 1950’den Bu Yana Film Tarihi

1950’den Bu Yana Film Tarihi

PAYLAŞ
Cinema film reel (blue colors)

Film tarihi hiç ilginizi çekti mi?  O zaman hayatımızda büyük yer kaplayan filmlerin 1950 yılından bu yana geçtiği yolu detayları ile inceleme zamanı.

İnsan elinden süzülen hemen hemen her eser dönemin korkularını, acılarını, mutluluklarını, genel manada psikolojisini yansıtır. Doğal olarak,  bu yansıtılmış psikoloji filmlerde de bulunur.

Film tarihi boyunca her filmde dönemin alakadarlığı olan duygular görünmez. 1950 döneminden “Bir Askerin Türküsü” gibi bazı filmler direkt olarak toplumu ve içinde bulunduğu durumu yansıtsa da, yine aynı zamanlara ait “Donanmanın Melekleri” filmi, ön planda komedi, arka planda detayları ile seyircilere bunları sunar.
Film tarihinin başlangıcında filmler daha çok insan hayal ürünün sonuçları olan, bilim-kurgu şeklinde karşımıza çıkar. Fakat bu bilim-kurgu yoğunluğu bazı zamanlar artarak, bazı zamanlar ise sabit kalarak devam eder. Başlangıçta piyasaya sürülmüş “Frankestein’ın Laneti”, “Godzilla”, “Drakula’nın Dehşeti” gibi filmler ile bilim-kurguya başlanılmış ve bu tür kesinlikle insanların vazgeçilmezi haline gelmiştir.

İnsan psikolojisi her zaman kendini dönemden soyutlama yoluna girmiştir. Buna bakarak insanların sinematik evrende normal hayatlarında sıkça karşılaştıkları sorunları görmek istemeyişini fark ederiz. Fakat elbet herkes böyle düşünmez. Bu düşüncenin aksine, “Lenin Hakkında Öyküler”, “Komünist”, “Mücadele Tepesi” gibi filmlerde 1950 zamanında kendini öne sürmüştür. Tabii ki film tarihinin başlangıç zamanları için sadece bu tür filmlerden bahsedemeyiz. Kendi türüne özgü “Carrie”, “400 Darbe”, (“400 Darbe” filmi bir Fransız filmidir, Fransızca “400 darbe” bir deyimdir ve anlamı okulu kırmaktır) “Bir Cinayetin Tahlili” gibi filmler de bulunur. Özellikle “Carrie” dönemde yaşanan bilim-kurgu ve tarihi konuları arasındaki yarış içinden sıyrılıp ses getiren bir film haline gelmiştir. 

Zamanda biraz daha ilerleme kaydedildiğinde, incelediğimiz film tarihi kendisinin en sakin dönemi olarak adlandırdığımız kısma geliyoruz. Bu dönemde bilim-kurgu türünün tarihi ve psikolojik türe bariz bir üstünlüğü vardır. Yavaş yavaş aksiyon türünün de kendini belli etmeye başladığı dönemde bunu “Altın Parmak”, “Yıldırım Harekatı” filmleri ile görebilmek mümkün. Fakat “Kurt Adamın Laneti”, “Drakula’nın Gelinleri”, “2001 Uzay Destanı” fimleriyle güçlü bir bilim-kurgu etkisinde kalmış döneme eşit bir etki de bulunan -özgün senaryolu- Western filmleri bulunur. 1960 yıllarında “Batının Devletleri”, “Batının Zaferi”, “Batı Yakasının Hikayesi”, “Batıda Kan Var” gibi filmler türe dahil olarak insanlardan büyük bir ilgi görmüştür. Dönemde türün en iyi filmi ise “Batıda Kan Var” eseridir. Fakat 60 döneminde sonradan ilgi görmeye başlayan bir film daha var, o da “Siyah Gelinlik”. Tarantino’nun Kill Bill serisi ile benzerliği çokca bulunan film hakkında Tarantino filmi bildiğini, fakat hiç izlemediğini dile getirmiştir.

Her zaman her dönemde olduğu gibi, kendi türünde birçok farklı filmde görürüz. “Rosemary’in Bebeği” ve “Yaşayan Ölülerin Gecesi” zamanın korku türünde ses getirse de, bu türü Western filmleri ve bilim-kurgunun önüne taşıyamamışlardır. Dönemde başka bir ilgi çekici film ise, dış sesin film bütününde genel manada konuştuğu (ki bu sinematik evrende hala bile sık sık görülmez) “Sessizliğin Gürültüsü” filmidir. Dram türünü film tarihi içerisine süren eser uzun süre dillerde dolanmıştır. Fakat dönemin asıl göz önünde bulunan filmi “Bülbülü Öldürmek”, çıkış yaptığı sürelerce dönemin hakim konularını ardında bırakmayı başarabilmiştir.

Tarihi filmler de etkisini yitirmiş olsa da “Leopar” gibi (arka planda İtalyan köklü değişimini anlatır) eserler de mevcuttur. Tarihi filmlerin etkisini yitirme sebebine ise; insanların dikkatlerini çekecek kadar güzel bir tarihi film yapılmamış olması, Western ve bilim-kurgu başta olmak üzere “Batman”, “300 Spartalı” ve bunların yanında aksiyon filmleri beraberinde insanların gerçek hayatta olmuş olgulardan sinematik evrende iyice uzaklaştırılması   gibi iki ana neden öne sürülür.

İleriki zamanlarda film tarihi için dönüm noktası dediğimiz 1970 yılları var. Bu dönem bir çok farklı türün birbirleri ile yaptıkları güzel bir yarışı barındırıyor. Tarihi filmlerin dönüş yaptığı, bilim-kurgunun sabit çizgisini koruduğu, yeni türlerinde aralarındaki yarışa katıldığı bu zamanda ilk öne çıkan, heykelleri dikilmiş Bruce Lee oyunculuğu ile “Ejder Kalesi” ve “Ejder’in Dönüşü” filmleri. Son filmi “Ölüm Oyunu” ile de insanların oldukça dikkatini çeken bu  filmler çıktığı zamanlarda ve sonrasında yoğun bir ilgi ile karşılaşmıştır. Yine ona benzer başka bir filmde bulunuyor. “Lady Snowblood” filmi, içinde yer alan Yuki karakteri ile sonradan adından Kill Bill serisindeki O-Ren Ishii’nin buradan esinlenildiği konusunda bahsedilmiştir.

Film tarihi boyunca neredeyse en önemli zamanlardan olan bu dönüm noktasında korku filmleri de artık kendilerini yoğun bir şekilde fark ettirmişlerdir. Başta kesinlikle dönemin korku şaheseri olarak “Şeytan” filmi bulunur. Film, şu an bile hala birçok korku filmine ilham kaynaklığı etmektedir. İnsanların dillerinde şimdi bile  uzunca konuşulan film, dönemin korkusunu tek başına üstlenmiyor. “Kara Yılbaşı”, “Karanlık Yerler”, “Karanlığın Gölgesi”, “Gizemli Ada”, “Cadılar Bayramı”, “Yaratık”, (“Yaratık” filmi de en az “Şeytan” kadar dönemde ve film tarihinde ün yapmış bir filmdir) gibi filmlerde korku türünü destekleyen ürünler içerisinde.

Aynı zamanda dönemde yayımlanmış İtalyan bir mafya ailesinin hayatını anlatan “Godfather” serisi yer alıyor. Bu seri ile dram türünün de kendisini göstermeye başladığını görürüz. Bu türü destekleyen filmler ise “Antoine Amcam”, (Kanada yapımı film, kendi halkınca Kanada’nın en iyi filmidir) “Johnny Silahını Kaptı”, (film Metallica’nın One şarkısına ilham kaynağı olmuş ve grup bu ürünü ile Grammy kazanmıştır) “Eve Dönüş” eserleridir.

Film tarihi boyunca sabit üstünlüğünü korumuş bilim-kurgu konusunda ise “Maymunlar Cehennemi” serisinin bir kaç filmi, “King Kong”, “Yıldız Savaşları: Yeni Bir Umut”  gibi büyük bir ilgi toplamış filmler ile yerini koruyor. Fakat etkisini biraz yitirmiş olan tarihi filmler de diğer konuların yanında bu kes aşağı kalmıyor ve “Vaatler Ülkesi”, “A Bridge Too Far”, “General Patton”, “Salo’nun 120 Günü” filmleri ile bilim-kurgu ile olan yarışına kaldığı yerden devam ediyor.

Tarihi filmlerin başarılı bir çıkış yapma sebebi olarak insanların gerçek hayatta çok sık gördüğü tarih konularının yerine savaşlarda yer almış ve zafer ile yenilgilerin ardında kalmış mücadelelerin seçilmesi ve tarihin insanlarda bıraktığı etkinin normal hayat üzerinden özgün bir senaryo ile insanlara sunulmuş olması gibi nedenlerdir. Tarihin insanlara bu şekilde farklı sunulması ile gelecek tarih filmleri için sağlam bir temel atılmıştır.

Daha çok devam filmlerinin dönemi olan 1980 yılları için aynı zamanda Stephen King’in zamanları da denebilir. Bu dönem bilim-kurgu büyük bir üstünlük sağlamış, tarihi filmlerde ise kara mizah yoluna başvurulmuştur. Aksiyon türü ise azimli bir şekilde devam etmektedir. Bu dönemde ilk öne çıkan;   S. King romanlarından uyarlanan “Sis”, “Cinnet”, “Şey”, “Katil Otomobil” eserleridir. Bunlar içinde çıktığı günden itibaren film tarihi boyunca hiç unutulmamış ve büyük ses getirmiş olan “Cinnet” en iyi eserdir. Öteki yandan da “Titanların Savaşı” filmi ile Yunan Mitolojisi de ilgi toplamaya başlamıştır, fakat dönemin diğer filmlerince bastırılmıştır. Aynı zamanda bilim-kurguya dönecek olursak “Geleceğe Dönüş” serisi,  “Terminatör”, “Yıldız Savaşları: İmparator” ve “Yıldız Savaşları: Jedi’ın Dönüşü”, “1984”  filmleri ile sağlam ve büyük bir üstünlük sağlamış durumda olan tür insanların ilgisini çekmeye devam ediyor.

Tarihi filmlerde ise kültür çatışmaları görmek mümkün. Tarihin açık aracı olarak kullanılmaya başlandığı kötü mizah ürünü olan “Günaydın Vietnam” her ne kadar bir komedi ürünü olsa da, Vietnam savaşını eğlenceye dökerek ve bazı insanlarca aşağılayarak anlatan bir film. Elbette komedi manasında bir başarısı olan film, Vietnam savaşını bu şekilde anlatması üzerine insanlar arası tartışmalara sebep olmuş ve bu sayede uzun zaman dillerde kalmıştır.

Dönemin korku bölümü ise neredeyse tamamen devam filmleri üzerine kurulmuş durumda. “13 Cuma” ve eserin 5 devam filmi, “Cadılar Bayramı” serisinin 3 devam filmi, “Ölüm Bölgesi” ile de korku türü şekillenmekte. Dönemde büyük bir etki yaratmış ve bunu çok az film ile yapmış olan tür ise dram. Sadece “Sol Ayağım” filmi ile insanlar üzerinde büyük bir etki bırakmasının ardından bu etkiyi “Gandhi” filmi ile de destekliyor. Aksiyon ise dönemin altta kalmış türlerinden. “Rocky” serisi ile varlığını ortaya koymuş aksiyon için ne çok aydınlık ne de çok karanlık bir dönem.

Film tarihi  serüvenimizde son kısımlara gelelim. 1990 dönemi filmlerin artık iyice çoğalmaya başladığı bir zaman. Komedi türünün güzel ürünleri olan “Evde Tek Başına” serisi, “Bitirim İkili”, “Çılgın Marslılar”, “Süper Baba” filmleri yer alır. Bu filmler ile kendini başarılı bir şekilde öne sürmüş komedi türünün işi o kadar kolay değil. Çünkü bilim-kurgu gelişen teknoloji ile birlikte insanların ilgisini daha çok çekmeye devam ediyor. “Yıldız Savaşları: Gizli Tehlike”, “Matrix”, “Geleceğe Dönüş 3”, “Evrenin Askerleri”, “Yaratık 3”, “Uzay Geçidi” filmleri insanların psikolojisinin bilim-kurguya iyice oluşan yatkınlığını gösterir.

Bu dönemde filmlerin insanların olaylara bakış açılarını da değiştirmeye çalıştığı ve etkili olduğunu gördüğünde de daha etkili yollar ile buna devam ettiği görülür. 1970 yılında Ay’a olan başarısız görevi dramatize ederek anlatan “Apollo 13” filmi bunun en büyük örneği. John F. Kennedy’nin ölümünü anlatan film ise bunun basit bir ölüm değil de bir cinayet olduğunu insanlara göstermeye çalışır. Dram türü de “Esaretin Bedeli”, “Leon: Sevginin Gücü”, “Forrest Gump”, “Can Dostum”, “Titanik”, “Er Ryan’ı Kurtarmak”, “Dövüş Kulübü” gibi filmler sayesinde başarılı bir şekilde film tarihinde kendine daha iyi bir yer ayırmıştır.

 

vaatler-ulkesi

Drama dönemin en ilgi görmüş türüdür. Her filmi ile mutlak başarı etmiş, her filmi ayrı ayrı kendinden bahsettiren, günümüzde dahi hala favoriler içerisinde yer alabilen dram eserleridir. Tarihi filmlerinde bunca film arasında yine düşüşün gerçekleştiği bir zamandır 1990 dönemi. Fakat bunun sebebi büyük ve güzel film yapılmamış olması, ya da diğer türlerin baskınlığı değildir.

Elbette dram, aksiyon, bilim-kurguda sağlam ürünler bulunuyor, fakat tarihi konular artık daha çok dramaları veya kötü mizahı veya insan düşüncesini değiştirme çabaları ile türünden soyutlanır bir hale geliyor. Yani aslında birçok tarihi film vardır bu dönemde, fakat bunlar tarihi konularından soyutlanmış, insanlar üzerinde daha farklı etkiler bırakmıştır. “Görevimiz Tehlike”, “Bitirim İkili”, “Evrenin Askerleri” gibi filmler de aksiyon türünün varlığını bu dönemde de korur. Farklı bir etkileşim olarak ise “Batman Dönüyor”, “Batman Daima”, “Batman ve Robin” gibi filmler ile de çizgi romanların sinematik evrene taşınması iyice yoğunlaşır bir hale geliyor.

Film tarihinin bizim de içinde bulunduğumuz dönemi olan 21. yüzyılda her tür artık eşit bir yoğunluğa gelmiştir ve herhangi bir türün üstünlüğünden söz edilemez. Bu dönemden çok uzun ve ince ayrıntıları ile bahsetmeyeceğim, çünkü dönemde ayrıntılara girersem atlamam gereken bir çok film var her türden. Saymakla bitmeyeceği için kısaca bahsedeceğim. 21. yüzyılın başlarında 1990 etkisi görülür. Dramın tekrar ağır bastığı, aksiyonun kendini daha çok ön plana sürdüğü, bilim-kurgunun sabit çizgisinde etkisini kaybetmediği zamanlardır. Günümüze daha da yaklaştıkça tarihi filmler yine bir artış göstermiş, drama insanlar üzerindeki etkisini korumaya devam etmiş, korku fazla tercih edilmese de başarılı bir şekilde devam etmiş, bilim-kurgu ise sinemanın vazgeçilmezi olmuştur ve çizgi romanlardan sinemaya taşınan karakter ve evrenler daha da artmıştır.

Fakat asıl olan, filmlerin artık insanların fikirlerini değiştirmek, bakış açılarına etki etmek için en çok tercih edilen ürün haline gelmesidir. En başarılı filmlerden, sinemanın yüz karası olan filmlere kadar her türlü konuda devletler kültürlerini kullanmaktan ve yaymaktan çekinmemiş, yapılan ufak ayrıntılar ile dünya üzerindeki mutlak hakimiyetlerini göz önüne sürmüştür. Yani en basidinden, dünyayı mutlak sona sürükleyen tehlike karşısında bizi kurtaran genellikle Amerik, veya Amerika’nın yanında diğer ülkelerdir. Bu da fark etseniz veya etmeseniz de Amerika’nın zayıflıklarını kapatıp, onu olduğundan daha büyük bir güç gibi görmenizi sağlayabilir. Elbette filmlerin bu tür olaylar için kullanılmasını şahsen desteklemesem de, filmlere karşı olan bunca ilgiye karşın eninde sonunda karşı karşıya geleceğimiz bir manzaraydı.

 

gladyator

 

Son durumlarda ise güçlenen bilim-kurgu ve çizgi romanlarımızdan tanıdığmız karakterler film tarihinin son dönemlerinde büyük bir yer kaplıyor.

Kısaca bir özet geçeyim; film tarihi boyunca bilim-kurgu, insanın gerçekliklerden sıkılıp hayal dünyasına olan dinmez açlığı ile etkisini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Tarihi filmler ise bir zaman yüksek potansiyel, bir zaman ise düşük potansiyel, başka bir zaman ise değişik duygu ve fikir oluşturmasından ötürü farklı türlere çekilen bir geçmişe sahip. Korku filmleri, aksiyon filmleri son zamanlarda daha çok kendilerini göstermeye başlamış ama geçmiş tarihlerde de kendini mutlaka belli edip ses getirmiştir. Drama ise 1980 yıllarında güçlenmiş ve etkisini hiç kaybetmemiştir.  Bu türlerin eski filmleri günümüzdeki eserlerine hala büyük ölçüde ilham kaynağı olur. Son bir kaç yılda ise filmler insanların fikirlerini değiştirmek, veya herhangi bir amaç için aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

 

Yorumlar