Ana sayfa Edebiyat Atatürk’ün Yasaklanmış Kitabı: Zabit ve Kumandan ile Hasbihal

Atatürk’ün Yasaklanmış Kitabı: Zabit ve Kumandan ile Hasbihal

PAYLAŞ

Zabit ve Kumandan ile Hasbihal Ne Amaçla Yazılmıştır?

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün Zabit ve Kumandan ile Hasbihal isimli kitabı Nuri Conker’in Balkan Savaşları sonunda Birinci Tümen arkadaşlarına verdiği konferansların bir araya getirilmesiyle oluşturulan “Zabit ve Kumandan” isimli eserine cevabıdır. Nuri Conker, Balkan ve Trablusgarp savaşlarından henüz çıkmış Osmanlı’nın başarısızlıkları üzerine kafa yormuş ve kitabında çözüm önerilerine yer vermiştir. Kitabı okuyan arkadaşı Mustafa Kemal ise kitaptan yola çıkarak Zabit ve Kumandan ile Hasbihal’ı kaleme almıştır. Yani bu iki kitap ayrı düşünülemez. Zaten birbirini tamamlamaktadır. Atatürk kitabı 1914 yılında yazmış ancak yayımlaması 1918 yılını bulmuştur.

 

Kitabı Kim Yasakladı?

 

Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’na girmesi nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk’ün basımını ertelediği kitap, 1918 yılında yayımlandığında toplatıldı ve imha edildi. İmha eden Damat Ferit Hükümeti’dir.

 

 

Kitapta İşlenen Başlıca Konular Nelerdir?

 

Kitapta bilgisiz, sağgörüsüz komutanların komutası altında ordunun başarısızlığa uğrayacağı vurgulanmış ve bunun önüne geçebilmenin yolunun ise subayların kendisini eğitmesi olduğu belirtilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk kitabında bireyselliğe dikkat çekmiştir. Kitapta ayrıca taaruz ruhu, ölümü göze alabilme, kendi kararlarını alabilme yetisi gibi bir subayın taşıması gerektiği özellikler listelenmiştir. Kitapta bir subayın asli görevlerlerinden birinin de erlerinin kalplerini kazanmak olduğunu belirtilmiştir.

 

 

Kitabı şu an İş Bankası Kültür Yayınları’ndan edinebilirsiniz. Fikir vermesi adına sizler için kitaptan birkaç alıntı yapmak istiyorum.

 

”Uyuşuk zihinlerden, durgun kanlardan meydana gelen kitleler, taş, demir odun yığınlarından daha boş ve çirkindir.”

 

 

 

”Askerlik, işlerin çekip çevrilmesi değil, insanların yönlendirilmesi ve yönetilmesi sanatıdır.”

 

 

 

”Olağanüstü ve ansızın ortaya çıkan durumlara ilk temas eden, bir birliğin en büyük komutanı değildir. Büyük küçük her birliğin içinde, her subay ve her astsubay ve hatta her er, nasıl hareket edeceğine dair, üstünden hiçbir emin ve hiçbir fikir almadığı durumlar karşısında kalabilir. İşte bu nedenledir ki, gerek komutanların ve gerek erlerin, bizzat düşünce üreterek kendiliklerinden iş görebilecek nitelikte yetiştirilmiş olduklarına ikna olmadan; bir askeri birliğin, bir ordunun güvenilir ve destek verebilir bir güç olarak tanınması gaflettir, felakettir.”

 

 

 

”Sağ kolumdan kurşunla yaralandım. Çok kan kaybediyorsam da askerin moralini bozmamak için savaş hattından çekilmeyeceğim. Ölürsem yanımda Remzi Efendi vardır. O benim de birliğimi idare eder.”

 

 

 

Yorumlar