Ana sayfa Diğer Fantazya DC Comics Batman v Superman: Dawn of the Justice League inceleme

Batman v Superman: Dawn of the Justice League inceleme

PAYLAŞ

Dünyanın en popüler iki süper kahramanının ilk kez birlikte beyaz perdeye aktarılacağı film, Batman v Superman: Dawn of Justice, büyük beklentilerle bir hafta önce vizyona girdi. Sitemiz bir süredir kapalıydı, bu yüzden inceleme yazısını da ancak film vizyona girdikten bir hafta sonra yayınlayabiliyoruz.

Film daha ilk gününde, büyük bir eleştiri yağmuruna tutuldu. Filme rezalet, faşist hatta kadın düşmanı diyen eleştirmenler oldu. Kadın düşmanı, gerçekten mi? Rotten Tomatoes, Zack Snyder’ın filmine, yönetmenin yine eleştirilen ilk filmi Man of Steel’den bile 27 puan daha az vermişti, yüzde 29! Metacritic ise, daha insaflı bir şekilde Dawn of Justice’e yüzde 44lük bir puan biçmiş, diğeri kadar rezalet değil, evet, ama yine Man of Steel’in bile 11 puan gerisinde.

Açıkçası bu yorumları okuduktan ve birkaç spoiler yedikten sonra, filme çok düşük beklentilerle gittim. BvS’in dağınık, kopuk ve rezalet bir film olmasını bekliyordum, hatta tamamını eleştirmek için izleyecektim.

Ardından, vizyona girişinin ikinci gününde gidip izledim. Hiç de fena değildi!
SPOILER UYARISI!
1)RÜYALAR VE METAFORLAR:
Film, Martha ve Thomas Wayne’in ölümü ile başlıyor.(Ve haliyle, Batman’in doğuşuyla.) Jeffrey Dean Morgan’ın kısa ama başarılı oyunculuğuyla, Thomas Wayne bir hiç uğruna vuruluyor ve ardından karısının vurulduğunu görüyor, son sözleri ise karısının adı yani “Martha” oluyor. Neredeyse her Batman uyarlamasında gördüğümüz bir sahne. Ancak Snyder’ın eklemesi bunu bir rüya yoluyla anlatmak olmuş. Bruce Wayne, ailesinin cenazesinden koşarak uzaklaşırken bir kuyuya düşüyor ve oradaki yarasalar, onu yukarıya çıkarıp, ona ışığı gösteriyorlar. Bruce Wayne’in yarasa gibi giyinmesinin arkasındaki motivasyonu herkes biliyor, bunun çeşitli versiyonlarını gördük. Ailesinin operadan çıkarken öldürüldüğünü, sinemadan çıkarken öldürüldüğünü, hatta Joker tarafından öldürüldüğünü bile gördük. Eh, bir yerden sonra baymaması için değişiklik yapılması gerekliydi ve filmin hatta yeni evrenin doğaüstü bir havada olduğunu ilk sahneden göstermek de doğru bir karardı.

lauren-cohan-of-the-walking-dead-is-set-to-play-a-key-character-in-batman-v-superman-803702

 

 

 

İlk yarı boyunca Bruce Wayne’in Superman’e karşı harekete geçmesinin arkasındaki motivasyonun rüyalarla aktarıldığını gördük. Bunlardan birinde, Batman’i bir şehrin çölleşmiş yıkıntılarında görüyoruz, büyük bir omega simgesine bakarken. Omega, Darkseid’ın simgesi. Uzaylı bir fatih, dünyayı Superman ile birlikte ele geçirmişler ve Batman onları durdurmak için kriptonit almaya çalışıyor ve ihanete uğruyor. Daha sonra da örneğini gördüğümüz nefis bir dövüş sahnesinde, Batman Superman’in simgesini taşıyan askerleri ve Darkseid’ın parademonlarını acımadan öldürüyor ancak esir düşüyor. Superman onunla birlikte yakalanan iki askeri öldürdükten sonra, Lois Lane’i kastederek “O benim dünyamdı ve sen onu elimden aldın.” diyerek Batman’i de öldürüyor. Bu sahne ve devamında Flash’ın gelip “anahtar Lois Lane, Superman’den kork” demesi Injustice hikayesine bağıra bağıra gönderme yapıyor. Bilmeyen varsa “Injustice: Gods Amongs Us” oyununda ve daha sonra yayınlanan çizgi romanında, Lois Lane öldürülüyor ve Superman tozutarak bir katile ve diktatöre dönüşüyor. Açıkçası bu sahneleri görmek bir hayran olarak -bilgili bir hayran olarak- hoşuma gitse de, kafamda soru işaretleri bıraktı. Birincisi, bu hikayeyi gerçekten filmlerde işleyecek misiniz? Injustice ana evrene uyarlanabilecek bir hikaye değil, hele ki önümüzdeki Justice League filmine. Yakın zamanda bir paralel evren fikri yapmak da iyi bir fikir değil. Injustice hakkında bir bilgisi olmayan hayranların kafasını karıştırmanız da cabası. Metropolis’in yıkılışını gösteren sahneler gayet başarılı ve Batman’in oradaki motivasyonu gayet etkiliyken Lois Lane’i böylesine araya karıştırmalarını lüzumsuz buldum, o sahnenin en iyi noktası ucundan gördüğümüz muazzam Flash kostümüydü.

 

04AMeD5yq

Batman ve Omega sembolü.

 

Superman de bu metaforlardan -hayallerden- kendi payına düşeni alıyor. Man of Steel’in beyaz perdedeki Superman’e getirdiği en başarılı yenilik, karaktere kendini sorgulatmasıydı, Clark Kent’in güçlerini ve kaderini kabullenirken yaşadığı bunalımlardı. Bu filmde de onu gördük, onun üzerine bir de ana tema haline gelmişti. Kendisinden şüphe eden kahramanımız, kutuplardayken babasını görüyor -o sırada uyumuyordu da, nasıl gördüğüne anlam veremedim.- babası ona kahramanlık hakkında güzel bir anektod anlatıyor ve konu tekrar Lois Lane’e bağlanıyor. Bunun çok yadırganacak bir rolü yok, Superman’in hayalinde konu eninde sonunda Lois olmalı ve önceki eleştirime rağmen, Lois Lane’in bu filmde alışılmışın dışında oldukça fazla rol alması epey hoşuma gitti.

Rüyaların dışında göndermeler ve metaforlar oldukça fazlaydı. Lex’in Senatör Finch ile konuştuğu sahne çok etkileyiciydi, tablo ve “şeytanların gökyüzünden gelmesi” yine Darkseid’a bir göndermeydi, film boyunca Justice League’in düşmanının o olacağı gözümüze sokuldu.
2)NE, BATMAN ADAM MI ÖLDÜRÜYOR?

 

Dawn of Justice’i iki kere izledim, ilk izlediğimde gözüme en çok batan bu ayrıntı olmuştu. Düşmanlarını taramaktan, patlatmaktan, yakmaktan çekinmeyen bir Batman. Karakteri az da olsa tanıyan herkes meşhur “öldürmeme kuralı”ndan haberdardır. Nasıl yani, karakterin en temel özelliklerinden birini mi değiştirmişler? İlk düşüncelerim buydu.
Ama ikinci defa izlemeden önce, birkaç yıl önce izlediğim “the Dark Knight Returns” animasyonuna tekrar baktım, filmin çoğunun oradan uyarlandığı barizdi, en azından Batman kısmının. Ve part 1’de, Batman’in Batmobile’in silahlarını aynı umursamazlıkla kullanıyordu. Bruce Wayne’in o animasyon/çizgi romandaki Bruce Wayne olduğunu fark ettim, yaşıyla, tavrıyla, eylemleriyle tam anlamıyla bir Frank Miller eseriydi.

yok
İkinci defa sinemadan çıktıktan sonra, beni ikna eden başka bir şey gördüm. Suicide Squad filmindeki Batmobile’i. Dawn of Justice’deki ağır silahlardan yoksundu, yani aynı şeyleri bir daha görmeyecektik. Bunun iki anlamı oluyor -SS’ın hangi zaman aralığında geçtiği sanırım kesin değil, BvS’den sonra diyenleri duysam da resmi bir şey göremedim.- birincisi, Batman’in Superman öldükten sonra daha farklı bir yol izlemeye başlaması. Justice League animasyonunu izleyenler bilirler, Superman’in ölü sanıldığı bir bölümde Batman filmde gördüğümüze benzeyen anıtını ziyaret eder ve eski dostunun anıtına “Bana adaletin sadece karanlıktan gelmediğini öğrettin.” der. Superman’in Batman üzerinde yarattığı etkiyi bu kadar iyi bir şekilde göstermek, muazzam bir iş, filmi izlediğim zaman gerçekten böyle olduğunu görmek istiyorum.
İkincisi ise, eğer film Batman’in Superman’i tanımadığı bir zamanda geçiyorsa, Batman’in öyle bir kurala sahip olup daha sonra terk ettiğini gösteriyor. Gözümüze sokulan Robin üniforması, “Gotham’da kaç tane iyi adam kaldı” repliği, Batman’i bu yola sokan bir trajedinin yaşandığını da gösteriyor olabilir. Her halükarda, bu konuda bir eleştiri yapabilmek için Batfleck’in karakterini tanımamız gerekiyor, bunun için de SS’da ve solo filmindeki hallerini görmek gerekiyor.

batmobile
3)UNITE THE SEVEN, PARDON SIX:
Dawn of Justice, adı üstünde bir şafak, yani bir başlangıç filmi. Pelerinli iki kahramanımızı ilk kez beyaz perdeye taşımak dışında, Adalet Liginin diğer üyelerini tanıtmak gibi bir misyonu da vardı. (Yani çoğunu. Green Lantern yok. Gerçekten mi?)

Bunu başarılı bir şekilde yaptıklarını düşünüyorum, Gal Gadot’un Wonder Woman’ı filme dair en güzel şeylerden biriydi. Giriş müziğiyle, kostümüyle, Doomsday’e karşı dövüş sahnesiyle, sivil haliyle. Bir de kendi filminde görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

Flash, Cyborg ve Aquaman’i toplam bir dakika görebildik. Flash’ın ilk sahnesi hakkındaki yorumumu yazmıştım, Ezra Miller de yeni kostüme de oldukça başarılı olmuş. Cyborg karakteri ilgimi çekmemişti şimdiye kadar, ancak kısa da olsa göründüğü sahne gerçekten etkileyiciydi. Aquaman en çok tartışılan karakter durumunda, Jason Mamoa şüphesiz iyi bir aktör ama iyi bir aquaman portresi değil. Ancak bu film evreni ve Aquaman’in biraz alay konusu olduğunu da biliyoruz. Belki de ihtiyacımız olan karakterin daha badass bir versiyondur. Her şekilde, Justice League filmini beklememiz gerekecek.

justice-league-concept-art

 

Benim asıl eleştireceğim nokta, gördüğümüz karakterler değil, görmediğimiz karakter. Green Lantern. Green Lantern olmadan Justice League mi olur? Her ne kadar, Superman’in cenazesindeki başına buyruk uçağın pilotunun Hal Jordan olduğu söylense de, Justice League Part 1’de onun yokluğu benim için büyük bir soru işareti, sebeplerini anlasam da. Teşekkürler Ryan Reynolds.

 

 

4)ALIŞILMIŞIN DIŞINDA BİR LEX LUTHOR:

 

Jesse Eisenberg’ün Lex’i için kullanılacak kelime “beklenmedik” olurdu, en azından benim için. Superman’in baş düşmanı Lex Luthor, bu film için en uygun kötü adamdı. Batman ve Superman’in kavga etmesi için onları dürtecek birine ihtiyaç vardı ve bunun için dünyanın en zeki insanını kullanmanız gayet normal. Dawn of Justice’in Lex Luthor’ı dahi olsa da, Lex Luthor değildi. Karakterin kötü yazıldığını düşünmüyorum, sadece orijinaline benzemiyordu. (Adı Lex Luthor Jr. olsa da kendisi bildiğimiz Lex Luthor, oğlu filan değil.) Birçok kişi Joker’a benzetse de, daha çok Riddler’a benzeyen bir karakter yazılmıştı.

Alışık olduğumuz Lex Luthor modeli, dahi ama hesapçı, narsist ve karizmatikti. Filmin politik ve karanlık atmosferinden olsa gerek, karakteri biraz daha dengesiz yorumlamayı tercih etmişler. Senatör ile olan konuşmasında, partisinde yaptığı konuşmada ve sondaki “ding, ding, ding” çıkışında Dark Knight’taki fenomen Joker’ı andıran bir dengesizlik sezebiliyordunuz. Gerçekten Lex Luthor olduğu an, Superman’e yaptığı konuşmaydı, “Mutlak güçlü olan mutlak iyi, mutlak iyi olan mutlak güçlü olamaz.” filmin zirve yaptığı noktaydı, karakterin yorumlanma şekli tartışmalı olsa da Eisenberg’ın oyunculu gayet yerindeydi. Filmden önce çok iyi denilen saçlarını kaybetme sahnesinin çok sıradan olması da olumsuz bir faktör.

tumblr_o4tnaqVuKK1uhu0gno1_500
5)BEN AFFLECK VE HENRY CAVILL:

 

Batman’in Ben Affleck olacağı ilk açıklandığında büyük bir şok olmuştu, o günlerde kimsenin bu kadar başarılı bir Bruce Wayne görmeyi beklendiğini düşünmüyorum. Ve şimdi buradayız, 2016, ve Ben Affleck herkesi yanılttı. Sarhoş taklidi yaptığı bir sahne hariç, filmin ilk yarısını taşıyan bir oyunculuk.
Henry’nin kusursuz bir Superman olduğu malum, hem oyunculuğu hem görünüşüyle. Ama kusursuz bir Clark Kent mi? Superman’in kimliğini sadece gözlük takarak gizlemesi birçok kişinin tuhafına gider, ki öyledir de, ta ki Christopher Reeve’i o rolde izleyene kadar. Çelik adamdan gazeteciye geçişi o kadar iyi yapar ki Reeve, aynı insan olduğunu izleyiciler bile zor anlar. Henry için aynısını söylemek pek mümkün değil, Daily Planet’teki sahnelerinde özellikle. Belki de sebebi çok yakışıklı olmasıdır.

 

tumblr_nokmh491yx1trvouao1_1280 tumblr_nrmlm0QBJ71sq620oo1_500

 

6)GOTHAM’IN YARASASI KRIPTON’UN OĞLUNA KARŞI:

 

Şüphesiz herkesin en çok merak ettiği şey bu iki süper kahramanımızın karşılaşmasıydı. Filmin ilk yarısı onun temelini atıyordu, Batman Superman’i tehdit olarak görüp bilenmiş, Superman de Batman’i suçlu olarak görüyor.
Ama nihayetinde Superman’i kavgaya iten faktör annesi oldu. Bu sahneleri de, ilk kez izlediğimde kavgayı çok zorlama bulmuştum. Superman “bunu yapmayalım” dediğinde Batman neden durmuyor ki, diye düşündüm. Ama filmden çıktıktan sonra Dark Knight Returns çizgi romanına, bu karşılaşmanın neredeyse birebir alındığı çizgi romana göz attım. Superman ile karşılaştığında, Batman kulaklarını koruma altına aldığı için hiçbir şey duymuyordu. Maskesi parçalanana kadar belki de Superman’in dediklerini duymamıştı. Elbette, bundan bahsetseler seyircinin bir mantığa oturtması daha kolay olurdu ancak sinemada çizgi romandaki gibi karakterin düşüncelerini duyma şansımız olmuyor.

ptsd

“Şimdi konuşuyor. Benimle anlaşmaya çalışıyor. Onu duyamıyorum elbette… Hayır, kulaklarım korunuyor.”

 

 

Bu ikilinin kapışmasını kazanan film boyunca elde ettiği avantajları iyi kullanan Batman oldu. Her ne kadar Superman gibi bir karakteri Batman ile bir tutmanın sadece fanları mutlu etmek için yapıldığını düşünsem de, Superman’i kriptonit ile yenmek imkansız değil.

Superman, Batman tarafından devrildikten sonra, Batman kriptonit mızrak ile öldürücü darbeyi yapmaya hazırlandı. -Lex’in adamlarını öldürmekten çekinmiyordu, dünyanın geleceğine tehdit olarak gördüğü birini tabii ki öldürecek.- ve o herkesi çılgına çeviren sahne geldi. “Martha.” Superman’in son sözlerini annesinin kurtarılması için seçti ve Batman “bu adı neden söylüyorsun?” diyerek tereddüt etti. Birçok eleştirmen ve hayran bu sahneyi saçma buldu.

Şimdi, öncelikle, Batman sırf Superman’in annesinin adı “Martha” diye onu öldürmekten vazgeçmedi. Lois Lane gelip gerçekleri anlatınca onu bıraktı, o isim sadece birkaç saniyeliğine tereddüt etmesine sebep oldu. Bu gerçekten o kadar saçma mı? Ailesinin ölümüne takıntılı birinden bahsediyoruz. Evet, cheesy olduğunu, çok zekice olmadığını ben de kabul ediyorum, ancak bu kadar kötülenecek bir şekilde bağlamadılar olayı. Tereddüt etmesinin de ötesinde, bu isim benzerliği ikilinin ilişkisinde bir adım olarak da güzel durmuş, Batman’in “insan değilsin” dediği Superman ile gayet insani bir ortak noktasını görmesini “saçma” olarak nitelendirmezdim.

Beğenmediğim nokta, filmin atmosferine de hiç uymamış kötü “pelerinden anladım.” esprisi oldu. Hayır, esprinin kendisi değil, öncesi. “Ben oğlunuzun arkadaşıyım.” Batman’in direk kendini arkadaşı olarak tanıtması tuhaf geldi. Superman’e karşı hala şüphelerinin olduğunu gösterseler, ölümünden sonra gerçekte nasıl biri olduğunu anlasa daha net bir kurgu olabilirdi.

 

7)DOOMSDAY VS TRINITY: 

 

 

Fragmanları izledikten sonra, Lex Luthor’ın Zod’un bedeninden Doomsday’i yaratmasını tuhaf bulmuştum, çizgi romanlarda tam anlamıyla karşılığı olmayan bir olaydı. Ama Kripton gemisini bulması, dönüşümün orada gerçekleşmesi iyi düşünülmüştü.

Filmin görsel açıdan eleştirilecek bir yanı yok, Doomsday ile olan savaş sahnesi de oldukça iyiydi. (Her şeye nükleer silah kullanan Amerikan Başkanı klişesi hariç.) Superman’in nükleer silaha maruz kaldıktan sonra güneşten gücün kazanması yine Dark Knight Returns’e güzel bir göndermeydi. Ve Marvel’ın Age of Ultron’da yaptığı hatayı yapmayarak, Doomsday’in gücünün de hakkını verdiler ve Doomsday, Superman’i öldürdü.

Superman-vs-Doomsday-vs-Batman-

 

 

 

Filmi Bruce’un Justice League’in temellerini atmasıyla ve Superman’in tabutundaki toprağın kalkmasıyla bitirdik. Şüphesiz Superman JL Part 1’de geri dönecek. Dönmesi gerekir. Zack Snyder’ın dediği gibi, Superman süper kahramanların Michael Jordan’ıdır, son sayıyı her zaman o yapar. O yüzden o mızrağı Doomsday’e o sapladı ve o yüzden JL filminde de geri dönecek.

tumblr_o4t3zbfMve1qztl9xo1_540

8)KESİLMİŞ SAHNELER:

Filmin 3 saat olduğu ve 30 dakikasının kesildiği söylendi. Hal Jordan olacağı düşünülen Dan Amboyer ve Barbara Gordon olacağı söylenen Jena Malone’u filmde göremedik. Bu iki karakteri daha sonra yayınlanan filmin tam versiyonunda göreceğimizi umuyorum.

hal-jordan-and-dan-amboyer

 

Bu kesilmiş sahnelerden bir tanesi de yayınlandı. Lex Luthor’ı kripton gemisinde, bir heykel ile görüyoruz. Bunun Darkseid’ın babası Yuga Khan ya da dayısı Steppenwolf olduğu düşünülüyor.

 

 

 

Genel olarak, Batman v Superman: Dawn of Justice çok iyi bir çizgi roman uyarlaması, idare eder seviyede bir sinema filmiydi. Eğer şimdiye kadar izlemediyseniz, kesinlikle izleyin.

Yorumlar