Ana sayfa Edebiyat Bir Fantastik Edebiyat Severin Kitaplığında Bulunması Gerekenler

Bir Fantastik Edebiyat Severin Kitaplığında Bulunması Gerekenler

PAYLAŞ

Bu liste karışık hazırlanmış olup, fantastik edebiyat ürünleri olan kitaplar arasında en iyilerini derlemiştir. Elbette siz birini daha az ya da daha çok seviyor olabilirsiniz. Bu anlışılır bir durum. Elimden geldiğince objektif davranmaya çalıştığımı bilmeniz belki durumu daha anlaşılır kılar. Liste fantastik ve bilimkurgu kitaplarını içermektedir.

Yüzüklerin Efendisi – J.R.R. Tolkien

 

Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien’ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi’ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar. Yüzüklerin Efendisi yirminci yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantazi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantaziromanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman.

 

 

 

 

Dune – Frank Herbert

 

Modern edebiyatın en epik mesih anlatılarından biri sayılan Dune, genç Paul Atreides’in hikâyesini anlatır. Atreides’in ailesi,  evrendeki en önemli ve en değerli madde olan melanj ‘baharatının’ tek kaynağı olarak bilinen Arrakis gezegeninin kontrolünükabul etmiştir. İmpatorluğun güçleri Arrakis’in kontrolü için birbirlerinin boğazına sarılırken, politika, din, ekoloji, teknoloji ve insani duyguların çok katmanlı, karmaşık etkileşiminden benzersiz bir hikâye doğacaktır.

 

 

 

 

 

 

Silmarillion – J.R.R. Tolkien

 

 

Tolkien’in en önemli çalışması olarak kabul edilen Silmarillion, onun yarattığı dünyanın özüdür. Kökleri Hobbit’ten önceye uzanır ve Yüzüklerin Efendisi’nde şekillenmeye başlayan bir dünyanın yaratılış öyküsünü barındırarak, tüm Tolkien eserlerinin üzerine yerleşebileceği bir yapı oluşturur. Yaşamı boyunca üzerinde çalışmayı terk edemediği ve giderek büyüyüp gelişen bu eser ancak ölümünden dört yıl sonra oğlu tarafından yayımlanabildi. Elflerin en beceriklisi olan Feanorun yarattığı üç Silmaril’in çalınmasıyla birlikte kadim dünyanın en kederli olayları gelişmeye başlar. Silmarillion, elflerin tanrılara isyan ederek Orta Dünya’ya sürülmelerini; orada insanlar ve Cücelerle birleşerek tanrıların en kötüsüne, Morgoth’a karşı verdiği umutsuz savaşı anlatır.

 

 

 

 

 

Otostopçucunun Galaksi Rehberi – Douglas Adams

 

Galaksinin haritası bile çıkarılmamış ücra bir köşesinde, gözlerden uzak bir güneşin yörüngesinde, tamamıyla önemsiz küçük bir gezegen döner. Gezegenin maymundan gelen halkı genellikle mutsuzdu. Ağaçlardan inmekle büyük hata yaptıklarınıdüşünenlerin sayısı gün geçtikçe artıyordu. Bazıları ağaçlara çıkmanın bile hamle olduğunu ve okyanuslardan asla ayrılmamış olmaları gerektiğini söylüyordu. Sonra adamın birinin, sırf değişiklik olsun diye bundan böyle halka nazık davranmanın ne kadar iyi olacağını dile getirdiği için bir ağaca çivilenmesinden yaklaşık iki bin yıl sonra, bir perşembe günü, o önemsiz gezegen bir kestirme yol uğruna yok olup gidecekti. Ama bilinmeyen gerçek şuydu ki gezegenin yaratılış amacı yalnızca Nihai Soruya cevap bulmak için yapılan bir deneydi…

 

 

 

 

Yerdeniz  – Ursula K. LE GUIN

 

“Sanırım Yerdeniz Büyücüsü’nün en çocuksu yanı konusu: Büyümek. Büyümek, benim yıllarımı alan bir süreç oldu; bu süreci otuzbir yışımda tamamladım -ne kadar tamamlanabilirse; o yüzden de çok önemsiyorum. Çoğu genç de önemser. Ne de olsa esas işleri budur: Büyümek.” -Ursula K. Le Guin

 

 

 

 

 

 

Harry Potter – J.K Rowling

 

Harry Potter sıradan bir çocuk olduğunu sanırken, bir baykuşun getirdiği mektupla yaşamı değişir: Başvurmadığı halde Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na kabul edilmiştir. Burada birbirinden ilginç dersler alır, iki arkadaşıyla birlikte maceradan maceraya koşar. Yaşayarak öğrendikleri sayesinde küçük yaşta becerikli bir büyücü olup çıkar.

 

 

 

 

 

 

Buz ve Ateşin Şarkısı – George R. R. Martin

 

Yazların on yıllar, kışların bir insan ömrü sürebildiği diyarda, dehşetli ve soğuk zamanlar yaklaşmaktadır. Kışyarı’nın kuzeyindeki buzul topraklarda, Yedi Krallık’ı koruyan Sur’un ötesinde tehditkâr doğaüstü güçler toplanmaktadır. Savaşın tam ortasında, doğdukları topraklar kadar sert, boyun eğmez Starklar vardır. Acımasız soğuğun hüküm sürdüğü kuzeyden, uzak güneydeki sıcak zevk yurduna uzanan, leydiler, lordlar, savaşçılar, büyücüler ve katillerle dolu öykü, korkunç kehanetlerin işaret ettiği bir devirde başlamaktadır. Komplo, trajedi, ihanet, zafer ve dehşet dolu olayların ortasında Starklar’ın, dostlarının ve düşmanlarının kaderi bıçak sırtındadır. Hedef, en ölümcül savaş olan taht oyununda muzaffer olmaktır.

 

 

 

 

Elric Destanı – Michael Moorcock

 

Fantastik edebiyatta hiçbir karakterin yapamadığını yapan, takipçisi eserleri kökten etkileyen yegâne karakter: Moorcock’ın fiziksel olarak zayıf, zihinsel olarak sorunlu, bir uyuşturucu bağımlısı gibi kılıcına tutkun, rock’n roll tarzı anti-kahramanı Elric!
Ejderha Mızrağı’nın Raistlin’i; Unutulmuş Diyarlar’ın Drizzt’i; Sandman’in ta kendisi olan Dream; Rivialı Geralt, nam-ı diğer Witcher… Hepsi bir şekilde Elric evreninden doğan kahramanlar…

 

 

 

 

 

Zaman Çarkı – Robert Jordan

 

 

Zaman Çarkı döner ve çağlar gelip geçer; ardında efsaneye dönüşen anılar bırakır. Efsaneler solup söylenceye döner; söylencelerse, ortaya çıkmalarını sağlayan çağ geri geldiğinde çoktan unutulmuş olurlar. Üçüncü Çağ’da, kehanetler çağında, Dünya ve Zaman dengede durduğunda, puslu dağlarda bir rüzgar eser…

Kehanetlerin gerçekleşeceği zamandır bu. Zaman Çarkı, Çağların Deseni’nde bir ağ örmektedir; Dünya dolanan bir ağ, Dünyanın gözü kör edildiğinde, zamanın kendisinin bile ölebileceği bir zaman…

 

 

 

 

Ejderha Mızrağı – Tracy Hickman, Margaret Weis

 

 

Eski dostlar, ayrı yollara gitmişlerdi. Şimdi, birbirlerinden saklı sırlarına rağmen yeniden bir aradalar. Savaş dedikodularıyla gölgelenmiş bir dünyadan söz ediyorlardı. Tuhaf yaratıkların, mitik varlıkların, efsanevi yaratıkların hikâyelerinden söz ediyorlardı. Sırlarından bahsetmiyorlardı. Ta ki bir gün karşılaştıkları, büyülü kristal asa taşıyan, kederli ve güzel bir kadın onları gölgelerin derinliklerine götürüp hayatlarını sonsuza kadar değiştirerek dünyanın kaderini şekillendirene kadar. Kimse kahraman olmalarını beklemiyordu. En çok da, kendileri.

 

 

 

 

 

1984 – George Orwell

 

 

George Orwell’in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgâhlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır.

 

 

 

 

 

Amber Yıllıkları – Roger Zelazny

 

Gözlerini bir hastane odasında açan ve vücudunun sargılar içinde olduğunu gören Carl Corey, geçmişine dair hiçbir şey hatırlamamaktadır. İnsanüstü kuvveti ve siyah-gri kıyafetlere düşkünlüğü dışında, elinde geçmişine ait pek az ipucu vardır.
Arayışı, onu hiç ummadığı gerçeklerle yüzleştirir: Yaşadığımız dünya, ölümsüz şehir Amber’in sayısız gölgelerinden yalnızca biri; kendisi de iradesiyle gerçekliğe yön verebilen Amber Prensi Corwin’dir. Hafızasını yitirmiş bir şekilde asırlar boyunca dünyamızda dolanmış olan Corwin, geçmişini araştırdıkça, iktidar uğruna hiçbir entrikadan, savaştan ve cinayetten sakınmayan ölümsüz kardeşlerinin, sayısız dünyayı, sihri, teknolojiyi ve yaratığı içine sürükleyen mücadelesinin tam ortasında bulur kendisini.

 

 

 

 

Gormenghas – Mervyn Peake

 

 

”Gormenghast’ta bir gotik-fantastik yapıttan beklenebilecek bir tema bulamayız. Bu kitaplarda; kurtarılan prensesler, doğaüstü olaylar, cinler, elfler ya da goblinler yok. Tersine, bizi bir girdap gibi içine çekip sersemleten karmaşık olaylar zincirinde, Dickensvari karakterlerin absürd gülünçlüğü, yaşamlarına bir tanrının demirden eli gibi damgasını vuran o dev şatonun, bin yıllık Gormenghast’ın Kafkaesk atmosferiyle dengelenirken sarsıcı bir gündelik gerçekliğe bürünür. Bu karakterleri tuhaf, komik, hatta fantastik bulabiliriz; ama acıları, hırsları ve tutkuları son derece gerçektir.”

 

 

 

 

 

Ölüm Kapısı Serisi  – Tracy Hickman, Margaret Weis

 

Yüzyıllar önce, benzersiz bir güce sahip sihirbazlar dünyayı dört aleme ayırdılar -gök, taş, ateş ve su- ve sonra yok oldular. Zaman içinde, büyücüler yalnızca kendi alemlerinde etkinlik kazanacak büyüler yapmayı öğrendiler, geri kalanlarını ise unuttular. Şimdi sadece, Labirent’te hayatta kalan ve Ölüm Kapısı’nı geçen birkaç kişi dört alemin tümünün varlığından haberdar ama onlar bile koparılmış dünyanın gizemlerini henüz çözmüş değiller.Ejder KanadıGök Alemi Arianus’ta, insanlar, elfler ve cüceler, kıymetli su kaynaklarını kontrol etmek için savaşıyorlar havada yüzen adaların üzerinde, elf büyülerinin etkisi altında ve devasa ejderlerin sırtında. Ama kısa süre sonra büyü güçleri bu hassas dünyanın kumaşını çözmeye başlar. Bir katil, küçük bir prensi öldürmek için tutulur hem de kralın kendisi tarafından. Bir cüce, halkının inançlarına meydan okur ve onları isyana sürükler. Kötü bir büyücü, Arianus’u hükmü altına almak için yaptığı planı uygulamaya başlar. Gök Alemi’nin çok ötesinde ve Ölüm Kapısı’nda bile hissedilebilecek bir plan.

 

 

Kara Kule Serisi – Stephen King

 

 

Siyahlı adam tehlikeli büyülerle dolu ölüm yolunda kaçıyor, katil kovalıyordu. Bu kovalamaca yolun sonundaki KARA KULE’de sona erecek miydi? Çılgın bir kâhin, konuşan iblisler, ölmemiş bir çocuğun ruhu KARA KULE’de kimleri bekliyordu?…

 

 

 

 

 

 

 

 

Drizzt Efsanesi – R.A. Salvatore

 

 

Bu kara elfin yaşadığı yerin altındaki daha da karanlık dünyasında geçen macerası sizi benzersiz bir yolculuğa davet ediyor. “Mevki benim toplumumun çelişkisidir, iktidar düşkünlüğü içindeki iktidarımızın kısıtlanmasıdır. İktidar ihanetle kazanılır ve iktidara sahip olana karşı ihanete davetiye çıkarır. Menzoberranzan’ın en kudretlileri, günlerini sırtlarına saplanacak hançere karşı arkalarını kolaçan ederek geçirirler. Ölümleri ise çoğunlukla önlerinden gelir.

 

 

 

 

 

 

Belgariad Serisi – David Eddings

 

 

“Bir gün, Tanrı Aldır bir çocuk kalbi büyüklüğünde, küre şeklinde bir taş aldı ve yaşayan bir ruh haline getirene kadar elinde evirip çevirdi. İnsanların Aldur Taşı dedikleri bu canlı mücevherlerin gücü çok büyüktü ve Aldur onunla mucizeler yarattı” Aldur’un kardeşi Tanrı Torak, binyıllar boyunca Taş’ı eline geçirmek için yapmadığını bırakmadı. Onu engellemek için çalışan iki kişi, Aldur’un müridi Büyücü Belgarath ve kızı Büyücü Polgara idi. Belgariad, Torak’ın Aldur Taşı’nı ele geçirip dünyaya hakim olmak için verdiği son mücadelenin hikayesidir. Kehanetin Oyuncağı’nda, küçük bir çiftlikte büyüyen Garion’un, Pol Teyzesi, ihtiyar masalcı ‘Bay Kurt’, Çerek savaşçısı Barak ve casus, hırsız ve akrobat ipek ile birlikte, Torak’ın müridi Zedar tarafından çalınan Taş’ın pesine düşmesinin hikayesi anlatılır. Garion bu arayış boyunca, dünyanın sandığı gibi düzenli, mantık kurallarına göre işleyen bir yer olmadığını, büyünün gücünü ve en yakınındaki insanların bile aslında onun sandığı kişeler olmadıklarını öğrenecektir.

 

 

Puslu Kıtalar Atlası – İhsan Oktay Anar

 

Karanlığın, yılankavi sokakların, demkeşlerin, paranın hüküm sürdüğü Galata’nın, karın deşip boğaz kesen, husye burup göz çıkartan hikâyelerin, zagon üzerine öttürenlerin, bahtsızların, yolcuların, rüya görenlerin, maceracıların şehrindeyiz. Uzun İhsan Efendi’nin yedi iklimde, dört bucakta, yeraltında ve yerüstünde gezinen dünya atlasında…

 

 

Barış Müstecaplıoğlu – Perg Efsaneleri

 

 


Eserleri 8 dile çevrilen ve özellikle Çin’de büyük bir ilgi toplayan Barış Müstecaplıoğlu’nun Perg Efsaneleri serisinin ilk romanı Korkak ve Canavar, Türkiye’de fantastik kurgu edebiyatının da ilk romanı. Günümüzde bir klasik olan bu eser, hayal gücü ile insani duyguları buluşturma başarısıyla birçok okulun edebiyat derslerinde okutuluyor. Bize yeni bir diyarı keşfetmenin tadını yaşatırken, aslında insanın kendini keşfetmesini anlatan Korkak ve Canavar’da, sıradışı kahramanlarımız Leofold ve Guorin’in sürprizlerle dolu yolculuklarına eşlik ediyoruz. Perg Efsaneleri, bizden farklı olanı, farklı görüneni ve farklı yaşayanı sevebilmek üzerine yazılmış en güzel öykülerden biri…

 

 

 

 

 

 

 

Solaris – Stanislaw Lem

 

Kris Kelvin, Solaris’in yüzeyindeki okyanus üzerinde araştırma yapmak ve evreni anlamak üzere bu gezegene gelir. Çalışmalarına başlayınca, bastırılmış anılarla yüklendiği acılı bir deneyim yaşamaya başlar. Bir süre sonra, yalnız olmadığını, diğer araştırmacıların da benzer şeyler yaşadığını görür. Okyanusun, kimsenin kaynağını ve sebebini bilmediği bu anıları yaratan canlı bir organizma olduğu fark edilince, bilim insanları araştırmalarının odağını değiştirerek kendi içlerine yönelirler… Solaris, Freud’dan Jung’a uzanan süreçte farklı psikanalitik kuramları üstü örtülü bir biçimde tartışırken, insanoğlunun başka dünyalara dair duyduğu merakı ve bilimsel-teknolojik hırsını sorguluyor.

 

 

 

 

 

2016 Yılının En İyileri:

 

M4Y4 – Yüksel Yılmaz

 

“Peşinde hiç düşünmediğin kadar büyük bir tehlike var. Eğer başarabilirsen sevdiklerini koru ve kurtar. Çünkü ben ilk olarak bunu yapacağım!” Boston’dan gelen gizemli bir paketle Doruk’un sıradan hayatı, bilinmezlerle dolu ölümcül bir maceraya dönüşüyor, ölüm ile yaşam arasındaki fark gittikçe kayboluyor. Güzel bir İzmir sabahından dünyanın dört bir yanına uzanan bu karanlık hikâyede gerçeklik algısının ne kadar kırılgan olabileceğini göreceksiniz…

 

 

 

 

 

 

Tek Kişilik Firar – Tevfik Uyar

 

“Bazılarımızın düşündüğü ve savunduğu gibi, insanlardan miras kalmış birtakım eylemleri yürütebilmemiz için kullandığımız modülleri birer birer çıkarmak bizi daha da özgürleştirmez. Aksine, içimizdeki insanı daha da fazla keşfetmek özgürleştirir. En azından varolmaya duyduğumuz tutku ve ihtiyaç bile bunun böyle olduğunu anlatmaya yeter. Yoksa Âdem de ölüp gitmişken, bu gezegende mekanik bir insan ordusunun var olmasının anlamı nedir? Hepimiz yarın güç modüllerimizi sökelim ve yaşayarak daha fazla enerji tüketmeyelim. Sahi, birisi niçin bunu yapmaya hâlâ devam ettiğimizi söyleyebilir mi?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar