Ana sayfa Diğer Fantazya Mitoloji BİR KAÇIRILIŞ HİKÂYESİ: Kore’nin Kaçırılması

BİR KAÇIRILIŞ HİKÂYESİ: Kore’nin Kaçırılması

PAYLAŞ

Bu mitos bize sadece Kore’nin kaçırılışını anlatmıyor. Kaçırılışın ardından doğan dönüşümler, bazı geleneklerin bu mitosdan etkilendiğini de gösteriyor. Bu mitosu, günümüze kadar gelen batıl inançları ve kış aylarının verimsizliği bağlamında anlatacağım. Şimdi rahat bir yere geçip içeceğinizi alın. Güzel bir mitos bizi bekliyor.

Bu hikayenin ana kahramanı Kore gözükebilir ancak Demeter’in yeri başkadır. Demeter, Kore’nin annesidir. Yukarıda görmüş olduğunuz fotoğrafta olan kişi Demeter’dir. İki elinde buğday tutmasının sebebi kendisinin “Hasat Tanrıçası” olmasıdır. Erkek kardeşi Zeus’la yaşadığı gizli aşktan Kore ve İakkhos doğmuştur. Ek olarak yılan ile de tasvir edilir. Tabii ki burada yılan – kadın ilişkisini günümüzde kullanılan “sinsilik” anlamında kullanmamış antik çağın insanları.  Yılan o dönemler “yenilenme, yeniden doğuşu” sembolize ederdi. Bu bilgilerden sonra gelelim hikâyemize.

Demeter’in ve Zeus’un kızı olan Kore (adı “genç kız” anlamına gelir) çok mutlu ve çok huzurlu bir hayat yaşamaktaydı. Çiçekleri çok sever, onları koklar, onlarla konuşur, hoplaya zıplaya bir oraya bir buraya gider. Kendisini üzecek ne bir olay vardır ne de bir kişi. İşte böyle bir anda yer yarılır, büyük bir gürültü kopar ve Hades, yeraltından çıkagelir. Bir hamleyle alır Kore’yi arabasına ve yeraltına doğru yol alır. Son ses Kore’nin çığlığı olmuştur.

Hades, kaçırma girişiminden önce çok kez Zeus’a Kore’yi beğendiğini söylemiş ancak Zeus bu duruma hiç sıcak bakmamıştır çünkü Kore yeraltı dünyasına giderse Demeter’in durumunun nasıl olabileceğini bilmektedir. Diğer taraftan kardeşine de bir şey demek istemez ve bir sinsilik yapıp bu konu hakkında sessiz kalmayı tercih eder. Demeter, kızını bulmak için dokuz gün dokuz gece arar durur. Onuncu gün Hekate’ye denk gelir. Hekate, ona Kore’nin kaçırıldığı gün genç kızın attığı çığlığı duyduğunu ancak sesin geldiği yere doğru gittiğinde hiçbir iz görmediğini söyler. Kısa bir zaman sonra Demeter, Kore’nin kaçırıldığı gün iki tane çobanın tam orada olduğunu, yerin yarıldığını, büyük bir arabayı atların çektiğini, arabayı kullanan bir kişiyi ve diğer elinde bir kız gördüklerini söylerler. Ancak sürücünün yüzü belli değildir, görememişlerdir.

Bunun üzerine Demeter yanına Hekate’yi de alıp Helios’un yani Güneş’in yanına giderler. Hades görünmezlik miğferini takmış olsa bile Helios her şeyi görmüştür. Helios, onlara Kore’nin Hades tarafından kaçırıldığını, bu kaçırma durumunu bilen Zeus’un hiçbir şey yapmadığını söyler. Demeter bunu hazmedemez ve Olympos’ta kalmanın bir anlamının olmadığını söyler ve yeryüzüne iner. Hüzün içindedir. O andan itibaren görevlerini yerine getirmemektedir. Artık ne tarlalarda buğday yetişiyor ne de ağaçlarda meyve yeşeriyordur. Ölümlülerin açlık feryatları yankılanıyordu. Tanrıça hepsine kulağını tıkamıştı. Bunun üzerine Zeus –baktı ki olacak gibi değil- Iris’i elçi olarak Demeter’e gönderir. Ancak Demeter kararlıdır. Kızı gelene kadar Olmypos’a dönmeyeceğini ve toprağa bereket getirmeyeceğini söyler. Bu olaylar olurken Kore artık Persephone olmuştur. Eski benliğinden eser yoktur. O mutlu, sevecen, huzurlu kişilikten eser kalmamıştır. Mutsuz ve huzursuz bir yaşam sürmektedir.

Zeus, Demeter’in kararından dolayı hemen Hades’e, Hermes’i elçi olarak gönderir ve Persephone’nin annesine teslim edilmesini söyler. Diğer taraftan Demeter’e de elçi gönderip ona da kızının ölüm meyvesini (nar tanesi) yememiş olmasını umduğunu dile getirir çünkü bir yere ait bir meyveyi kişi yerse oraya ait olur.

Persephone haberi aldığında çok sevinir ve Hermes’in yardımıyla Hades’in arabası ile tam yola çıkacakken Hades’in bahçıvanlarından biri olan Askalaphos, Kore’nin ölüm meyvesinden yedi adet yediğini söyler. Hades, bunu duyduğu gibi yüzünü küçük bir gülümseme kaplar. Bunun üzerine Hermes ve Persophone’nin olduğu arabaya atlar ve Olmypos’a gitmek istediğini söyler.

Demeter, kızı geldiği için çok sevinmiştir. Ancak bir sorun vardır. Persephone ölüm meyvesini yemiştir. Yani yeraltı dünyasına aittir ve kalıcı olarak bağını koparamaz. Bunu öğrenen Demeter büyük bir acı ile görevlerini yerine getirmemeye devam edeceğini söyler ve lafazanlığından dolayı Askalaphos’u baykuşa çevirir (Doğu Anadolu bölgesinde bulunan köylerde çok defa baykuşun lanetin habercisi olduğuna dair batıl inanç duydum. Belki de geldiği nokta bu söylence olabilir). Zeus ve annesi Rhea araya girmiş ve Demeter’e yalvarmışlardır. Bir anlaşma yapmaları gerekmektedir.

Artık Kore, yılın dokuz ayı yeryüzünde üç ayı ise yeraltında geçirecektir. Kore yani Persephone her yeraltına girdiğinde toprağın tüm bereketi çekilir ve hasat yapılamaz. Bu zaman da kış aylarına denk gelmektedir. İlkbaharın hemen başında da yeryüzüne çıkar Kore. Demeter bundan mutluluk duyduğu için görevlerine devam eder ve bu böyle gider. Artık Kore’nin iki kişiliği vardır. Yılın üç ayı Persephone olarak Ölüler Diyarı’nın Kraliçesidir, yılın dokuz ayı ise Kore olarak annesinin yanında zamanını geçirir.

Sağlıcakla kalın.

Diğer yazılarımızı okumak için

Bize katılın

Yorumlar