Ana sayfa Diğer Fantazya Büyük Savaş- Cyrodiil İmparatorluğu vs Aldmeri Dominion

Büyük Savaş- Cyrodiil İmparatorluğu vs Aldmeri Dominion

PAYLAŞ

Arkadaşlar bildiğiniz gibi TES:V Skyrim oyununun konusu Büyük Savaş denilen Aldmeri Dominion birliklerinin Cyrondiil İmparatorluğu’na saldırısı ile şekillenmiştir. Bu savaş hakkında en güvenilir bilgi kaynağı bana göre oyunun kendisinde bulunan Büyük Savaş kitabıdır. Bu konunun sitede olması gerektiğini düşündüm. Büyük Savaş kitabını buraya geçiriyorum. Bu konu ile bilgisi olan arkadaşlar varsa lütfen yorumlarını sakınmasınlar.
Ön kaynaklar ve özet;
Dominion, İmparator Titus Mede II’nın Thalmor sömürgesine girmeyi kabul etmemesi üzerine çıkmış büyük bir savaştır. Aldmeri güçleri beklenmedik anlarda saldırıya geçerek beklediklerinden çok daha iyi sonuçlar aldılar ve İmparatorluğu zayıf düşürdüler.

Yaşanan bu olaylar Aldmeri güçlerini daha da cesaretlendirdi ve Hammerfall’e de saldırmaya karar verdiler fakat bu kararlarını daha da genişleterek tüm İmparatorluğu ele geçirmeye karar verdiler.

Aldmeri “Sack of the Imperial City” isimli savaş ile Imperial City’i kuşattı. White-Gold kulesi yakıldı ve yağmalandı, şehir berbat bir hâle geldi.  Bir yılın ardından İmparatorluk güçleri “Battle of the Red Ring” isimli savaş ile Imperial City’i geri aldılar. İmparatorluk son savaşını kazanmıştı fakat dayanacak gücü de kalmamıştır, herhangi bir Aldmeri saldırısı karşısında elleri boş kalırdı ve herşeyini kaybederdi.

Bu yüzden bir barış anlaşması teklif edildi. Aldmeri anlaşmayı kabul etti ve Aldmeri’den yana olan White-Gold Concordat imzalandı. İmparatorluk bu anlaşma ile bir nevi Aldmeri güçlerinin boyunduruğu altına girmiş oldu. İmparatorluk barış süreci içerisinde güçünü tekrar toparlamayı planlayaraktan bu anlaşmayı imzaladı.

Öncelikle kitabın yazarının notu;
“Bu kitapta yazanların çoğu savaş sırasında esirlerin sorgusu, hayatta kalan askerlerin ve İmparatorluk subaylarının özet görgü tanıklıkları gibi düşmandan ele geçirilenlerin birleştirilmiş halidir. Ben bizzat Hammerfell’de ve Cyrodiil’de Onuncu Lejyonu komuta ettim, ta ki 175’teki İmparatorluk Şehri’ne olan taarruza kadar. Bu yüzden, bazı olayların gerçek yüzü asla anlaşılamayabilir. Boşlukları, tecrübeme ve düşman üzerindeki zor edinilmiş bilgime dayanarak yaptığım akıllı varsayımlar ile mantıklı şekilde doldurmak için elimden geleni yaptım.”

THALMOR’UN YÜKSELİŞİ

Her ne kadar bilinmese de Summerset Isle, Oblivion krizinden en az Cyrodiil kadar etkilendi. Elfler Oblivion işgalcileri ile savaştı, hatta Oblivion kapılarını kapamak için karşıya bile geçti. Bir millet olarak Cyrodiil’den daha başarılı oldular, yine de sonu gelmeyen daedrik akınları aynı şekilde sonuçlandı.

Thalmor, Summerset Islenda hep güçlü bir grup olmuştu ama hep azınlık sesti. Kriz sırasında, Kristal Kule Thalmor’a daha fazla güç ve yetki vermek zorunda kaldı. Yaptıkları, Summerset Isle’nı işgal edilmekten kesinlikle kurtarmıştı. 4.Çağ 22’de bu başarılarını kullanan Thalmor adadaki tüm kontrolü ele geçirdi. İnsanların ortaya çıkışından daha önceki çağlara dayanan bir söylemle, ismini Alinor Ulusu olarak değiştirdiler. Aldmeri Hükümdarlığı’nın dışındakiler ya cehaletten yada önemsemediklerinden hala Summerset Isle diyorlardı.

4.Çağ 29’da Valenwood yönetimi Thalmor işbirlikçileri tarafından devrildi ve Alinor ile bir birlik ilan edildi. Görünen o ki, Thalmor ajanları bazı Boşmeri grupları ile Oblivion krizinden önce bile yakın bağlar kurmuştu. İmparatorluk ve Bosmer müttefikleri, tamamen hazırlıksız yakalanmışlardı ve daha iyi hazırlanmış Altmer güçleri tarafından kolayca mağlup edilerek Valenwood’ta darbe yapılmıştı. Böylece, Aldmeri Hükümdarlığı yeniden doğdu.

Kısa süre sonra, Aldmeri Hükümdarlığı İmparatorluk ile bütün temaslarını kesti. Yetmiş yıl boyunca sessiz kaldılar. Çoğu Alım, Alinor’un bir çeşit iç çekişme içinde olduğuna inanıyordu. Ancak Hükümdarlık içinde Thalmor, Summerset ve Valenwood’daki gücünü sağlamlaştırırken olanlar hakkında çok az şey biliniyor.

4.Çağ 98’de, iki ay, Masser ve Secunda gözden kayboldu. İmparatorluğun çoğunda, bu dehşet ve korku ile izlendi. Elsweyr’de ise durum çok daha kötüydü. Kültürel bakımdan, aylar Khajiitler üzerinde çok daha etkiliydi. İki yıllık Kara Geceden sonra, aylar geri döndü. Thalmor, ayları daha önceden bilinmeyen Şafak büyüleri ile geri getirdiklerini açıkladı, ancak ayları gerçekten geri mi getirdikleri, yoksa geri geleceği zamanı önceden bilmelerinin avantajını mı kullandıkları, kesin değildir.

Gerçek ne olursa olsun, Khajiitler Thalmor’u kurtarıcıları olarak saydılar. On beş yıl içinde, Elsweyr’deki İmparatorluk nüfuzu o kadar azalmıştı ki, İmparatorluk, 4.Çağ 115’te olan ve Elsweyr Birliğini dağıtan ve Aldmeri Hükümdarlığına bağlı Antik Anequina ve Pelletine krallıklarını kuran darbeye etkili şekilde cevap veremedi. Bir kez daha İmparatorluk Thalmor gücünün ilerlemesini durdurmayı başaramadı.

2. Titüs Mede 4.Çağ 168’de tahta çıkınca, kendisine zayıflamış bir imparatorluk kalmıştı. Septimler’in şanlı günleri uzak birer anıydı. Valenwood ve Elsweyr, düşman Thalmor’a bırakılmıştı. Kara Bataklık, Oblivion Krizi sonrasında İmparatorluk yönetiminden çıkmıştı. Rüzgartepe, Vvardenfell Dağı patlamasından sonra asla tamamen iyileşememişti. Hammerfell, Kraliyet ile Atalar arasındaki iç çatışmalar ile uğraşıyordu. Yalnız Ulu Kaya, Cyrodiil ve Skyrim varlıklı ve barış içinde kaldı.

İmparator Titüs Mede’in liderliği nihai teste girmeden önce saltanatını pekiştirmesi için yalnızca birkaç kısa yılı olmuştu.

KIRMIZI YÜZÜK SAVAŞI
Savaş başlıyor

4.Çağ 30 Ekim 171’de Aldmeri Hükümdarlığı, İmparatorluk şehrine, hediye bir karavanla beraber bir elçiyi imparatora ültimatom iletmek için gönderdi. Uzun talepler listesi, sarsıcı haraçlar, Yalımların dağılması, Talos’a ibadetin yasaklanması ve Hammerfell’in Hükümdarlığa devredilmesini içeriyordu. Generallerinin İmparatorluğun askeri gücünün durumuyla ilgili uyarılarına rağmen, İmparator 2. Titüs Mede ültimatomu reddetti. Thalmor elçisi karavanı açtı, Summerset ve Valenwood’taki bütün Yalım ajanlarına ait yüzlerce kafayı yere dökerek. Böylece sonraki beş yıl boyunca Aldmeri Hükümdarlığı ile İmparatorluğu tüketecek Büyük Savaş başladı.

ThalmorKaravanı

Günler içinde, Aldmeri orduları Hammerfell’i ve Cyrodiil’e aynı anda girdi. General Lord Naarifin tarafından komuta edilen kuvvetli bir güç, Elsweyr’in gizli kamplarından çıkıp Valenwood sınırı boyunca İmparatorluk savunmalarını gafil avlayarak güneyden Cyrodiil’e saldırdı. Leyawiin işgalcilere kısa sürede yenildi, bu sırada Bravil’in yolu kesildi ve kuşatıldı.

Aynı anda, Leydi Arannelya komutası altındaki bir Aldmeri ordusu Valenwood’tan batı Cyrodiil’e geçti, Anvil ve Kvatch’ı eşgeçerek Hammerfell’a girdi. Daha küçük Aldmeri güçleri Hammerfell’in güney kıyısından karaya ayak bastılar. Düzensiz Kızılmuhafız güçleri işgalcilere yalnızca parça parça direniş gösterebildi ve güney kıyı yolunun çoğu kolayca işgal edildi. Sayıca çok azınlıkta kalan İmparatorluk lejyonları su an Susuzluk Yürüyüşü olarak bilinen Alikir Çölüne geri çekilmelerini yaptılar.

ALDMERİ’NİN CYRODİİL’E İLERLEYİŞİ

Görünen o ki Aldmeri’nin asıl hedefi Hammerfell’i fethetmekti ve Cyrodiil’in işgali yalnızca İmparatorluk Lejyonlarını Hammerfell fethedilirken Cyrodiil’de sıkıştırmak içindi. Ancak, Lord Naarifin’in şaşırtıcı ilk başarılı saldırısı, Thalmor’u İmparatorluğun düşündüklerinden daha güçsüz olduklarını düşünmelerini sağladı. Böylece, İmparatorluk Şehri’nin ele geçirilmesi ve İmparatorluğu tamamen devirmek, sonraki iki yılın ana hedefleri oldu. Bildiğimiz kadarıyla, Thalmor hedeflerini

Cyrodiilİlerleyişi

neredeyse başarıyordu. Bu felaket İmparatorluğun en karanlık saatlerinde yalnızca İmparatorumuzun kararlı liderliği ile önlenebildi.

4. Çağ 172 yılında, Aldmeri Cyrodiil’in daha da içlerine ilerledi. Hem Bravil, hem de Anvil işgalcilere düşmüştü. Yılın sonunda, Lord Naarifin İmparatorluk Şehrinin duvarlarına kadar ilerledi. İmparatorluk güçleri doğu sahilini tutmaya çalışırken Rumare golü ve Niben boyunca şiddetli deniz çatışmaları vardı.

Hammerfell’da, Thalmor güney kıyı yolunun tamamının kontrolünü almıştı ve gelirlerini pekiştirmekten memnundu ve aslında bu onların İmparatora sundukları ültimatomdaki belirtilmiş bir hedefti. Güney şehirlerinde, yalnız Hegathe tutuldu. Susuzluk Yürüyüşünden sağ kalanlar Hammerfell’in kuzeyinde toplandı, daha sonra Ulukaya’dan gelen takviyeler ile birleştiler.

4.Çağ 173 yılı Cyrodiil’de daha sağlam bir direniş görüldü, ancak görünüşte amansız Aldmeri ilerleyişe devam etti. Skyrim’den gelen taze lejyonlar İmparatorluk Şehri’nde İmparatorun ana ordusunu destekledi, ancak Aldmeri, Niben geçişini zorladı ve doğu sahilinde güçlerini ilerletmeye başladı. Yılın sonunda, İmparatorluk Şehri üç yönde sarılmıştı. Yalnızca Bruma’ya giden kuzey ikmal hattı açık kaldı.

Hammerfell’da, İmparatorluk servetleri iyiler için bir dönüş yaptı. 4.Çağ 173’un başlarında, Sentinel’den bir Atalar ordusu iki grubu uzlaştırmaya götürerek Hegathe(bir Kraliyet şehri) kuşatmasını kırdı. Buna rağmen, Leydi Arannelya’nın ana ordusu Alikir Çölünü geçmeyi başardı. General Decianus’un komutası altındaki İmparatorluk Lejyonları onları Şkaven’in dışında kanlı ve karasız bir çatışma ile karşıladı. Decianus çekildi ve Şkaven’i Arannelya’ya bıraktı, ancak Aldmeri ilerlemeye devam etmek için çok zayıflamıştı.

İMPARATORLUK ŞEHRİNİN YAĞMALANMASI

4.Çağ 174’de, Thalmor liderleri mümkün olan tüm güçleri Cyrodiil’e sefere gönderdi, belirleyici bir zafer ile savaşı tamamen bitirmek için kumar oynadı. İlkbahar sırasında, Aldmeri takviyeleri güney Cyrodiil’de toplandı ve 12 Mayısta İmparatorluk Şehri’ne devasa bir taarruz başlattılar. Bir ordu kuzeye yürüyüp şehri tamamen çevreledi, bu sırada Lord Naarifin’in ana gücü güneyden, doğudan ve batıdan duvarlara saldırdı. İmparator’un verdiği, içerde kalıp son bir direniş yapmak yerine şehirden savaşarak çıkmak cesur bir karardı. Generallerin hiç biri başkenti terk etmeyi tavsiye etmeye cesaret edemedi ama II. Titus sonunda haklı çıktı.

Cyrodiil Yağması

Sekizinci Lejyon umutsuzca (ve batmış halde) duvarları savunurken, II. Titüs ana ordusu ile kuzeyden çıktı, kuşatma yapan Aldmeri güçlerini delip geçti ve General Jonna komutası altında Skyrim’den güneye gelen takviyeler ile birleşti. Bu arada, ne yazık ki, işgalciler başkenti düşürdü ve ünlü İmparatorluk Şehri’nin Yağması başladı. İmparatorluk Sarayı yakıldı, Ak Altın Kule yağmalandı ve öfkeli elfler tarafından masum halka her türlü gaddarlık yapıldı.

Hammerfell’da General Decianus, Cyrodiil’e gitmesi emredildiğinde Aldmeri’yi Şkaven’den sürmeye hazırlanıyordu. Hammerfell’i tamamen terk etmekte isteksiz, doğuya gitmeden önce büyük miktarda “sakat”ın Lejyondan terhisine izin verdi. Bu kıdemliler, Leydi Arannelya’nın güçlerini 174’un sonlarında geri püskürtecek ve geri çekilirken Alikir savaşçılarının bezdirici saldırıları ile büyük kayıplar verdirecek ordunun temellerini oluşturdu.

KIZIL YÜZÜK SAVAŞI

4.Çağ 174-175 kişi sırasında, Thalmor Cyrodiil’deki savaşın tamamen bittiğine inanıyordu. II. Titüs ile görüşmek için birkaç deneme yaptılar. İmparator onları teslim olacağına inandırdı; bu sırada, güçlerini İmparatorluk Şehri’ni geri almak için topladı.

Suan Kızıl Savaş olarak bilinen, İmparatorluk gelecek nesillerin strateji uzmanları için model olacak stratejik bir savaştı, II. Titüs güçlerini üçe böldü. Bir ordu, General Decius’un komutasındaki Hammerfell’dan gelen lejyonlar, Chorrol yakınlarındaki Koloviyan Dağlıklarında saklanmıştı. Aldmeri Decius’un artık Hammerfell’da olmadığından haberdar değildi, büyük ihtimalle Decianus’un geride bıraktığı İmparatorluk kıdemlileri Leydi Arannelya’yı hala bir İmparatorluk ordusu ile yüzleştiğini düşündürdü. İkinci ordu, çoğunluğu General Jonna’nın komutası altındaki Nord lejyonları Cheydinhal yakınlarında pozisyon aldı. Ana ordu İmparatorun ta kendisi tarafından komuta edildi ve Kuzeyden İmparatorluk Şehrine ana taaruzu üstlenecekti.

Yağmurun Eli’nin 30unda, kanlı Kızıl Yüzük savaşı, General Decianus şehri batıdan temizlemesi, bu sırada General Jonna’nın lejyonerlerinin güneydeki Kızıl Yüzük Yolu boyunca gitmeleri ile başladı. İki günlük taaruz ile, Jonna’nın ordusu Niben’i geçti ve Decianus’un lejyonuyla birleşmeyi denemek ve böylece İmparatorluk Şehrini sarmak için batıya ilerledi, Lord Naarifin Decianus’un taarruzuna beklenmedik şekilde yakalanmıştı, ancak Aldmeri Bravil ve Skingrad’dan karşı saldırdı ve Jonna’nın birlikleri sert direnişle karşılaştı. Destansı Nord lejyonerleri sıkı durdu, her nasılsa, Aldmeri saldırılarını parça parça savuşturdu. Savaşın beşinci gününde, İmparatorluk Şehri’ndeki Aldmeri ordusunun etrafı çevrildi.

II. Titüs kuzeyden taaruzu başlattı ve Lord Naarifin’i bizzat ele geçirdi. İmparatorun ünlü Goldbrand kılıcını kullandığı rivayet edilir, lakin bu İmparatorluk yönetimi tarafından hiç onaylanmadı. Aldmeri’nin şehrin güneyinden kaçma girişimi General Jonna’nın paralanmış lejyonlarının kırılmaz kalkan duvarı tarafından engellendi.

Sonunda, Aldmeri’nin Cyrodiil’deki ana ordusu tamamen yokedildi. İmparatorun 4.Çağ 174’teki İmparatorluk Şehri’nden geri çekilişi kanlı şekilde haklı çıktı.

Lord Naarifin otuz üç gün boyunca hayatta tutuldu, Ak Altın kulesinden sarkıtılarak. Cesedinin nerede gömülü olduğu kaydedilmedi ya da gömülüp gömülmediği. Bir kaynak otuz dördüncü gün kanatlı bir daedra tarafından taşındığını söylüyor.

AK ALTIN ANLAŞMASI VE SAVAŞIN BİTİŞİ

Kazanan olmalarına rağmen, İmparatorluk orduları savaşa devam edecek durumda değillerdi. Kalan bütün İmparatorluk güçleri Cyrodiil’de toplanmıştı, Kızıl Yüzük savaşı yüzünden bitkinlerdi ve sayıları azalmıştı. Tek bir lejyonun bile yarışından fazla askeri göreve hazır değildi. İki lejyon etkin bir şekilde imha edilmişti, geçen sene İmparatorluk Şehri’nden geri çekilen savaştaki Sekizincilerin kaybı sayılmıyor. II. Titüs barış görüşmek için daha iyi zaman olmayacağını biliyordu ve 4.Çağ 175’in sonlarında İmparatorluk ve Aldmeri Hükümdarlığı Büyük Savaş’ı bitirdi ve Ak Altın Antlaşması’nı imzaladı.

Şartlar ağırdı ama II. Titüs İmparatorluğa gücünü geri kazanması için şans vermek ve barışı sağlamak için gerekli olduğuna inanıyordu. Antlaşmanın en tartışmalı iki şartı Talos inancının yasaklanması ve güney Hammerfell’in büyük bir bölümünün(çoğu zaten Aldmeri güçleri tarafından işgal edilmişti) teslimiydi. Eleştirmenler, Antlaşmanın İmparatorun beş sene önce reddettiği ültimatom ile hemen hemen benzeştiğini belirtiyor. Ancak, böyle şartları savaş tehdidi altında kabul etmekle, uzun ve yıkıcı bir savaş ardından kabul etmek arasında büyük bir fark var. İmparatorluğun hiçbir bölümü 4.Çağ 171’de Thalmor kılıç uçları ile belirtilen bu şartları kabul etmezdi. II. Titüs sivil savaş ile karşılaşabilirdi. 4.Çağ 175’te, İmparatorluğun çoğu barışı hemen hemen her koşulda iyi karşılardı.

Son Söz: Hammerfell yalnız savaşıyor
Hammerfell, buna karşın, Ak Altın Antlaşmasını kabul etmedi, yenilgiyi kabullenmekte ve topraklarının bu kadarını vermekte isteksizlerdi. II. Titüs, zor kazanılmış barış antlaşmasına sadık kalmak için Hammerfell’i resmi olarak İmparatorluk vilayeti olarak tanımamak zorunda kaldı. Kızılmuhafızlar, anlaşılır şekilde, bunu ihanet olarak gördü. Bunda, Thalmor, Hammerfell ve İmparatorluk arasına uzun sürecek kuşluk ekerek kesinlikle uzun vadeli hedeflerinden birini başardı.

Sonuçta, destansı Kızılmuhafızlar Aldmeri Hükümdarlığı ile sonuna kadar savaştı, buna karşın savaş beş yada daha çok yıl sürdü ve güney Hammerfell’i perişan halde bıraktı. Kızılmuhafızlar bunun, Ak Altın Antlaşmasının gereksiz olduğunu ve eğer II. Titüs’ün sinirlerine hakim olup da Hammerfell ve İmparatorluğun kalanının birleşmiş güçleri ile Aldmeri’yi gerçekten yenebileceğini kanıtladığını söylüyor. Tabii ki, bunun hakikati, asla bilinemeyecek. Ancak Kızılmuhafızlar unutmamalı ki, Kızıl Yüzük savaşı sırasında İmparatorluk kanlarının – Breton, Nord ve Cyrodiillilerin yaptığı büyük fedakarlık yüzünden Hükümdarlık, 4.Çağ 180’de Aldmeri güçlerinin Hammerfell’dan nihai çekilişini sağlayan İkinci Stros M’kai antlaşmasını imzalayacak kadar zayıfladı.

Suan ki barışın sonsuza kadar süremeyeceğinden şüphe olmasın. Thalmor uzun mesafeli görüyor, Büyük Savaş’a giden olayların işleyişi bunu kanıtlıyor. Özgürlüğe zulümden daha çok önem veren herkes umuyor, çok geçmeden Hammerfell ve İmparatorluk uzlaşıp Thalmor tehdidine karşı beraber direnmeli. Öteki türlü, Bütün Tamrıel’i yöneten Thalmor’un kökünü kazımak imkansız.

Yorumlar