Ana sayfa Dizi / Film Dark Ancak Getir Götürünü Yapar : Back To The Future

Dark Ancak Getir Götürünü Yapar : Back To The Future

PAYLAŞ

Son günlerde Dark’ın sezon finalinin karmaşasının içinden çıkmaya çalışırken, bir çoğumuzun hayatına zamanda yolculuk düşüncesini harika bir seri ile sokan Geleceğe Dönüş filmi hakkında bir şeyler yazmak istedim. Hadi başlıyoruz.

Filmin senaryosunun ilginç bir doğuş hikayesi var. Yönetmen Robert Zemeckis ve senarist Bob Gale, Used Cars adlı filmin senaryosunu birlikte yazarlar ve film vizyona girdiği dönemde Bob Gale ailesini ziyaret etmek üzere Missouri’ye gider. Evin bodrumunda babasının lise yıllığını bulan Gale bundan etkilenir ve ”acaba babam ile aynı yıllarda lisede olsaydım ne olurdu?” sorusundan yola çıkarak bu fikri Zemeckis’a anlatır, ardından ikili birlikte ilk Geleceğe Dönüş filminin senaryosunu yazmaya başlar ve senaryoda kendi geçmişlerinin etkilerini zaman zaman bize gösterirler. Örneğin; Zemeckis muhafazakar bir aileden geliyordur, hatırlarsanız ilk filmde geçmişe giden Marty annesiyle karşılaşıyor ve annesinin tam anlamıyla ateşli bir afet olduğunu görüyordu. İşte bu fikir, çocukluk yıllarını o muhafazakar aile bireyleri arasında ve sadece televizyon karşısında, sanatın hemen kolundan uzak olarak geçiren Zemeckis’in bastırılmış duygularının eseriydi. İkili 1981 yılında tamamladıkları senaryo için adeta kapı kapı dolaşarak stüdyo aradı. Tam 44 kez reddedildiler. Reddedilme nedenlerinin en temel sebebi filmin içinde seks olmamasıydı. Disney filme sıcak bakar gibi olmuştu ama senaryo içinde çocuğuna aşık olan bir annenin bulunmasından dolayı bunun Disney dünyasında olmasının yanlış olduğunu düşündükleri için senaryoyu kabul etmemişlerdi. En sonunda dağıtımcı Universal Pictures ve yapımcı Steven Spielberg kendi şirketi olan Amblin Entertainment tarafından kabul edilirler ve film 1985 yılında vizyona girer. Hatta Spielberg, Zemeckis ve Gale’i filme ortak etmiştir. Giriş haftasında 1985 yılının en iyi hasılat rekorunu kıran film tam 11 hafta gişe zirvesinde kalmayı başarmıştır.

Back to the Future (1985) Directed by Robert Zemeckis Shown from left: Christopher Lloyd (as Dr. Emmett Brown), Michael J. Fox (as Marty McFly)

İlk Geleceğe Dönüş filmi, bilim adamı Emmett Brown’un icat ettiği zaman makinesi ile geleceğe göndermek istediği genç delikanlı Marty McFly’ı yanlışlıkla geçmişe göndermesini ve kendi ebeveynlerinin lise yıllarına giderek kendi kaderini etkileyecek yanlışlara sebep olan Marty’in bunları düzeltmeye çalışmasını konu alıyor.

Film vizyona girdiği dönemde insanları o kadar heyecanlandırmış ve ilgi çekmişti ki kısa süre sonra bir kült haline geldi. 80’ler ruhu filmde çok iyi anlatılıyordu. High top ayakkabılar, omuz üstünde taşınan müzik setleri, kaykaylar… Yönetmen Zemeckis kendisi ölmeden başka bir Geleceğe Dönüş filmi çekilmeyeceği söylemesine rağmen filmin başarısına kayıtsız kalamamış ve 2 tane devam filmi çekmiştir. Filmin başrollerinde ise Marty McFly rolünde Michael J. Fox ve Dr. Emmett L. Brown rolünde de Christopher Llyod bulunuyor. Hatta Marty rolü için ilk başta Eric Stoltz seçilmiş ve kendisi ile 5 ay çekim yapılmış fakat daha sonra role uygun olmadığına karar verilip rol gerçek sahibi olan Michael J. Fox’a verilmiş. İyi ki de verilmiş diyelim. Christopher Lloyn ise ilk önce rolü kabul etmemiş ama daha sonra eşinin ısrarı ile (80’lerde bile hanımcılık modaymış) rolü kabul etmiş ve adeta rolle özdeşleşmiştir. Hatta birçok talk show ve TV programına Emmett Brown kılığında katılmıştır.

Peki Geleceğe Dönüş filminin kült bir yapım olmayı başarabilmesinin sebebi neydi ? Bunun için ilk başta Spielberg’e teşekkür etmemiz gerekiyor sanırım. Çünkü filmin başarılı olmasının temelinde yatan sebep, zaman makinesi modeli için 1975 yılında kurulan ve 1982 yılında batan DeLorean Motor Company filmasının sadecen 9000 adet üretilebilen D-12 model aracının seçilmiş olmasıydı. Sonraları firmanın kurucusu John DeLorean aracını ölümsüz yaptıkları için Spielberg’e bir teşekkür mektubu yazacaktı. Aracın kapıları günümüzde martı kanadı dediğimiz şekilde yukarı doğru açılıyor ve araca bir UFO görünümü katıyordu. Bu da insanların bir hayli ilgisini çekmişti. Gelelim Spielberg’e teşekkür kısımına. Filmin orijin senaryosunda yönetmen Robert Zemeckis ve senarist Bob Gale zaman makinesi olarak bir buzdolabını seçmişti. Evet bildiğimiz sıradan bir buzdolabı. Fakat yapılan beyin fırtınalı sonucu Spielberg, bunun çocukları kötü etkileyebileceğini, buzdolabı içinde donarak ölen çocuk haberlerini görmek istemediğini belirterek senaryoda köklü bir değişiklik yapılmasına sebep olmuştur. Böylece serinin en önemli kilometre taşı haline gelecek olan DeLorean, özellikle bu seriyi 90’larda çocuk olarak yaşarken izlemiş neslin günümüzde bile hayali olmuştu. Mesela ben eğer Amerika’da yaşıyor olsaydım şuan kesinlikle bir DeLorean sahibi olmak isterdim.

In Back to the Future Part II, Marty McFly (Michael J. Fox) slips on his Nike sneakers and rides a Mattel hoverboard in front of a Texaco gas station.

Devam filmi olan Geleceğe Dönüş 2 filminden bahsedecek olursak insanlık için tam anlamıyla şok edici ve merak uyandırıcı bir etki yaratmıştı diyebiliriz. İlk filmde 30 yıl geriye giderek kendi anne-babasının gençlik yıllarında bulunan Marty, bu filmde ise 30 yıl ileriye gider ve kendi yaşlılığı ve çocuklarının olduğu bir geleceği bize gösterir. Burada ilgi çekici olan şey ise 2015 yılının anlatıldığı filmde, uçan arabaların, bedeninize uygun kalıba dönüşen kıyafetlerin, çöpten akaryakıt üretiminin, kendi kendini bağlayabilen ayakkabıların ve hoverboard’ların (şu meşhur uçan kaykay) bulunması. Ama maalesef 2020’nin yarısını bitirmiş olmamıza rağmen bunları hiçbirisi henüz dünyamızda yok üstüne üstlük lanet bir pandeminin pençesinde sürükleniyoruz! Filme dönersek, ikinci filmin benim için harika bir açılış sahnesi var. Giriş sahnesinde Marty’nin, Doc’a saatte 88 mil hıza ulaşmak için yeterli yola sahip olmadıklarını ve biraz daha geriye gitmeleri gerektiğini söylemesinin ardından Doc o efsaneleşen repliği söyler; ”Roads? Where we’re going we don’t need roads!” Öyle ki zamanın Amerikan Başkanı Ronald Reagan bile ”we don’t need roads” cümlesini zaman zaman açıklamalarında kullanmıştır.

BACK TO THE FUTURE PART III, Christopher Lloyd, Michael J. Fox, 1990, (c) Universal/courtesy Everett Collection

Serinin son filmi bir çok kesim tarafından çok beğenilmemiş de olsa benim için çok değerli çünkü film 1885‘te geçiyor ve tam anlamıyla bir Western. İkinci filmin sonunda kendi zamanlarına dönmek üzereyken DeLorean’a yıldırım düşmesi sonucu araç ortadan kaybolur ve araçla birlikte yanlışlıkla 1885’e yolculuk yapan Doc, o zamanın teknolojisi yeterli olmadığı için kendi zamanına dönemez. Bunun için DeLorean’ı bir yere gömer ve tam da kaybolduğu gün ve saatte Marty’e verilmesi için DeLorean’ın yerini anlattığı bir mektup yazarak gelip kendisini kurtarmasını ümit eder. Fakat unuttukları bir şey vardır: 1885 yılında aracın motorunun çalışması için gerekli olan işlenmiş dizel yakıt henüz keşfedilmemiştir…

Serinin tamamında çok iyi derece maket modelleme ve görsel efekt teknolojisi kullanılmıştır. 1980’ler ve 1990’ların başlarında bilim-kurgu filmi çekmek gerçekten çok meşakkatli bir işti ama Robert Zemeckis ve ekibi her ne kadar bir çok mantık hatası yapmış olsalar bile bunu çok iyi şekilde başarmıştı. Öyle ki filmin eğlencesi ve hikayesi içinde o mantık hatalarını görmüyordunuz bile. Mesela Marty ve kardeşlerinin bir su kuyusu önünde poz vererek çekildikleri bir fotoğrafta, geçmişteki olayların değişmesi sonucu kardeşleri ve kendisi fotoğraf karesinden siliniyor ama fotoğraf kağıdı yok olmuyordu. Yani fotoğrafı çeken kişi bir su kuyusunun fotoğrafını mı çekmişti ? Bunun gibi ufak tefek bir çok mantıksal hatayı barındırsa da hiçbirisi dikkatimizi çekmemişti itiraf edelim.

Bir çok stüdyo tarafından reddedilen, isimi değiştirilmek istenen, insanların ilgisini çekmez denilen bu seri, adını Hollywood sinemasına adeta altın harflerle çakmış ve 2007 yılında ABD Kongre Kütüphanesi tarafından, Kültürel, Tarihi ve Estetik Olarak Önemli Filmler Listesi’ne alınarak ABD Ulusal Film Arşivi’ne eklenmiştir. Akademi Ödülleri’nde En İyi Ses Kurgusu Oscar’ı, Hugo Ödülleri’nde En İyi Dramatik Sunum ve Satürn Ödülleri’nde En İyi Bilim-Kurgu ödüllerini kazandı. Ayrıca En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Senaryo Ödüllerine de aday gösterildi.

BONUSLAR

  • Marty McFly rolü için seçmelere Johnny Depp de katılmış ama seçilememiştir.
  • Filmin kötü karakter Biff’in ekibindeki karakterden biri olan, daha sonra Titanic, hatta Kurtlar Vadisi:Irak‘ta da oynayan ve eşi benzeri olmayan bir kariyer yapacak olan Billy Zane bu filmde ilk kez bir sinema filminde kamera karşısına geçmiştir.
  • Red Hot Chillipeppers‘ın bascısı Flea, serisin 3. filmindeki bir sahnede Marty’i kırmızı ışıkta beklerken kışkırtıp onunla yarışmak isteyen serseriyi ve 2. filmde ise Marty’nin patronunu oynamıştır.

BONUS VİDEO

İkinci filmi açılış sahnesindeki o efsane repliğin geçtiği sahne.

Yorumlar