PAYLAŞ

Draco Malfoy, Wiltshire’da bulunan Malfoy Malikânesi’nde tek çocuk olarak büyümüştür. Büyürken babasının baskıları ile büyüdüğüne eminim. Lord Voldemort’un arkasında olan bir babanın oğlu olmak bence pek de kolay değildir.

Ben ilk başlarda olmasa da Draco’nun gözüktüğü ve davrandığı gibi kötü olduğunu düşünmeyenlerdenim. Ben aile içindeki baskıdan dolayı istediği gibi bir insan olamadığını düşünüyorum. Kendimi onun yerine koyduğumda, şahsen bende kendim gibi olamam ve kendimi ifade edemem. Ayrıca Draco gibi babamın gözüne girmek için yanlış kararlar da verebilirim. En basitinden ben her zaman Draco’nun, Harry Potter’a, Hogwarts Ekspresinde, bazı büyücü ailelerin diğer büyücü ailelerden üstün olduğunu yakında anlayacağını ve yanlış kimselerle takılmamasını söylerken Harry Potter’ın kendisiyle arkadaş olursa, babasının işine yarayacak ve hoşuna gidecek bilgilere sahip olarak babasının gözüne girebileceğini düşünerek bu adımı attığına inanıyorum. Ama Harry Potter’ın, Draco’nun üstü kapalı arkadaşlık teklifini reddetmesi ve Ron ile dostluklarının adımını atması sonucu olarak Harry, Draco Malfoy için düşman haline gelmiştir. Dolayısıyla Draco da Harry için düşman haline geldi. Ama ben gördüğü baskılar ve büyürken dinlediği hikayeler olmasa durumların daha farklı olacağını düşünmekteyim.

Draco, Harry’i öyle düşman belledi ki Harry ne yaparsa Draco daha iyisini yapacağını kanıtlamak istedi. Bunun en büyük örneği Harry, Gryffindor Quidditch takımına en genç arayıcı olarak seçildiğinde, Lucius tüm Slytherin takımına Draco’nun arayıcı olması karşılığında yeni son model süpürgeler almıştı. Bu kanıtlama çabasının en büyük sebebi de babasının öyle istemesinden dolayı olduğu aşikâr. Draco, okuldaki herkese (buna Harry ve arkadaşları da dahil) her zaman babasından gördüğü kibirli ve soğuk davranışları sergileyerek yaklaştı. Bu yüzden de sadece 2 tane arkadaşı vardı. Bence olaylar ve durumlar farklı olsaydı, Harry ve Draco iyi arkadaş olabilirlerdi.

Bir çoğumuz Draco karakteri ile tanıştığımızda asla sevmedik, hala sevmeyenler elbette vardır ama aslına bakarsak Draco asla gerçek karakterini belli eden biri olmadı, ta ki Dumbledore’u öldürme emri verilene kadar.

Kendini her zaman sert, asabi ve her zaman her şeyi yapmaya hazır gibi gösteren Draco asla ama asla bu görevi yapmaya uygun bir kişiliğe sahip değildi. Görevi aldıktan sonraki halleri ile bunu bize göstermektedir. Bu sebeple görevini yerine getiremedi. Bu görevi kabul etmesinde bana göre iki sebep vardı: İlk sebep, Lord Voldemort’a hayır diyememesi, ikinci sebep ise yine babasının gözüne girmek için eline fırsat geçmesi. Ama gelin görün ki bu işi bitiremedi ve bu sebeplerin hiçbirinin önemi kalmadı. Hatta içinde yaşattığı insan ona bir yerden sonra Harry’i korumayı bile tercih ettirdi.

Draco’nun içinde her zaman iyi bir yan vardı ve bu iyi yanını her şeye rağmen kaybetmedi. Babasının tüm baskısına rağmen ne Ölüm Yiyenler’e tam anlamıyla katıldı ne de bu hayatı kabullendi. Bana göre içten içe düzgün ve güzel bir hayat sürmeyi isteyen bir insandı. Ben hikayenin finaline kadar asla iyi olmayacağını, her zaman kötü yolda gideceğini ve tek başına kalacağını düşünmüştüm. Hikayenin finalinde bir aile kurmuş olması beni fazlasıyla şaşırtmıştı. İşte o zaman Draco hakkında düşüncelerim değişerek şekillendi ve bana göre çok mantıklı bir hal aldı.

Draco asla kötü olmayı seçmedi, her zaman bir mecburiyeti vardı. Ama içindeki iyi Draco’yu öldürmeyerek en sonunda kendine iyi bir hayatın kapılarını açtı. Hatalarından ders çıkararak kendi mutlu sonuna ulaştı.

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
6