Ana sayfa Game Of Thrones Dizi Game of Thrones 6×4 ‘Book of the Stranger’ İncelemesi

Game of Thrones 6×4 ‘Book of the Stranger’ İncelemesi

PAYLAŞ

Game of Thrones 6×4 ‘The Door of Stranger’

Game of Thrones’un 6×4. yani 54. bölümü olan Book of the Stranger Pazartesi sabahı yayınlandı. Jon’un ne yapacağı, Sansa’nın ona yetişip yetişemeyeceği, Dany’nin kaderinin ne olacağı, Stannis’in yaşayıp yaşamadığı gibi onlarca soruya cevap aranan bölüm ilk iki bölümün gölgesinde kalmış gibi görünse de, dizinin hayranları bunun fırtına öncesi sessizlik olduğuna inanmak istiyor. Sezon öncesinde paylaşılan fragmanlarda gözüken Baelor Septi Kuşatması ve duyurulmuş olan Nehirova Kuşatması’na ise yavaş yavaş başlanıyor gibi görünüyor. Bu bölümün tek kelimelik özeti ise ‘ikilemler’ olurdu herhalde; çünkü neredeyse her karakter bir şekilde bir ikilemin ortasında kaldı. Bu arada şu uyarı da yapalım ki; Yazı spoiler içerir!

Özet ve İnceleme

Westeros’ta

Dorne’da;

Dorne’u ilk bölümde gördüğümüzden beri görme şansını yakalayamadık. Piçlerin Dorne’un kontrolünü ellerine aldıklarını ve bunu duyurduklarını biliyoruz ama orada neler dönüyor en ufak bir bilgi yok. Umarım daha fazla bekletmezler.

King’s Landing’de

Aksiyon sahneleri açısından Karasu Savaşı dışında savaş sahnesi barındırmayan; bazı düelloları izleme fırsatı sunan genel olarak entrika üzerine kurulu King’s Landing sahneleri son bölümlerde iyice sıkıcı olmaya başlamıştı. Şu bölümle birlikte eski günleri yad ettiğini düşünüyorum King’s Landing sakinlerinin. Olenna Tyrell’in gelişi, Lannister’ların 2 tarafa bölünmesi, kararsız bir kral, amaçsız bir üstat ve etkilenmeye müsait bir Mace Tyrell ile birlikte King’s Landing’teki entrika savaşı tekrar başlıyor gibiydi.

MV5BMTYzNjI2NjM0NF5BMl5BanBnXkFtZTgwNTkwMzg4ODE@._V1__SX1857_SY893_

King’s Landing bölümleri Baelor Septi ve Kızıl Kale sahneleriyle sınırlı kaldı bu bölümde. Aslına bakarsanız, küçük istisnalar ve bazı bahçe sahnelerini saymazsak Arya gitti gideli bütün King’s Landing sahneleri Kızıl Kale’de geçiyordu. Son iki sezondur, özellikle bu sezon dizide önemli yer tutmaya başlayan İnanç’ın; Margaery’i ikna etmeye çalışmasına şahit olduk. Ardından Margaery’nin Loras ile görüşmesine izin verildi ve Loras’ın da en az Margaery kadar, hatta ondan da kötü bir halde olduğunu gördük. Burada Margaery bir ikileme düştü işte, tıpkı yazının başında dediğimiz gibi. Ya Loras’ın da dediği gibi pes edecekti; ya da kazanmak için uğraşacaktı. Margaery’in ne yapacağı hala merak konusu.

MV5BMjAxMTM1NTQ2OF5BMl5BanBnXkFtZTgwMDEzNTI5ODE@._V1__SX1857_SY937_

Küçük Konsey sahnelerinde ve öncesindeki Tommen-Cersei konuşmasında ise Cersei sınandı. Oğlunun özellikle Margaery’nin de hapsse atılmasıyla kendisini yalnız, güçsüz ve başarısız hissettiğini farkeden Cersei, Margaery’nin kurtulması için Tyrellerle müttefiklik kurmak adına Olenna Tyrell ile de konuştu. Zekice cevapları ile, 1. sezondaki Cersei’yi anımsatan Dul Kraliçe ile kardeşi/sevgilisi Jaime, Tyrell ordusunun King’s Landing’e gelmesi konusunda Olenna Tyrell’i ikna etmeyi başardı.

MV5BY2NhYzVmNGUtZjZmMi00OGZjLTk5NmEtNTQwMzQ4YTk5MDk5XkEyXkFqcGdeQXVyNTM0NDAwNzk@._V1__SX1857_SY893_

Vadi ve Nehir Toprakları’nda

4. Bölümde en sonunda Baelish’i görebildik. Annesinin ölümünden sonra Lord Royce’un vasiliğini yaptığı Vadi Lordu Robin Arryn’in okçuluk antrenmanlarını izlediğimiz ilk sahnelerde, Robin’in her şeye rağmen ve bütün emeklere rağmen sıkıntılı bir çocuk olduğunu tekrar anlarken Lord Royce’un, Baelish ile olan söz düellosunu da izleme fırsatı bulduk. Baelish’in, Robin üzerindeki mutlak etkisini inanılmaz bir şekilde gözler önüne seren sahnede Baelish’in, Bolton-Sansa evliliğini ayarlarken krallığa nasıl bir mazeret sunduğunu da öğrendik. Baelish’in, Royce’u alt edip Vadi Şövalyelerinin Kuzey’e gitmesini sağlaması Baelish’in zekası dışında bir kuvvet tarafından yapılamayacak bir olaydı. Vadi Şövalyelerini görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz, aynı zamanda Nehirova Kuşatmasının daha çabuk gelmesi için dua etmeye de devam ediyoruz.

MV5BZDNlNTAwMmMtMTkxNi00YWZmLThlZjEtZTljODEzZTUxZThhXkEyXkFqcGdeQXVyNTM0NDAwNzk@._V1__SX1857_SY893_

Demir Adalar’da

Theon’un Adalar’a vardığı bölümde Asha’nın Theon’a attığı sağlam bir fırçayı izliyoruz. Yarı acıma yarı nefret barındıran sert bir konuşma yapan Asha’nın kendisinin de Kral Şurası’nı kazanma ümidi olmadığı gibi bir izlenime kapıldım ben. Ha bana sorarsanız, Euron Greyjoy’u alıp Kral Şurası’nı kaybettirip yollayacak kadar seviyesizleşeceğini sanmıyorum senaristlerin. Dorne’da olduğu gibi, Doran Martell’i ekleyip sonradan adamı nasıl kullanacaklarını bilemeyip öldürürlerse iyice batırmış olurlar bence. Artık o olayda da, Doran’ı ne yapacaklarını mı bilemediler yoksa bir sabah uyanınca senaryoda Doran’ın olmaması gerektiğine mi karar verdiler bilemiyoruz. Neyse konumuzda geri dönelim. Demir Adalar’da Theon’un, Asha’ya ‘Sen yönet, ben yardım edeyim.’ demesi aslına bakarsanız oldukça mantıklıydı. Bununla birlikte tekrar diyorum, Asha’nın Kral Şurası’nı kazanmasına ihtimal dahi vermiyorum ben.

MV5BMTY2Mjc3ODM4M15BMl5BanBnXkFtZTgwNjkwMzg4ODE@._V1__SX1857_SY893_

Kuzey’de

Sur’da

Sur’da en sonunda güzel bir şey oldu. Sanırım 2-3 sezon sonra, hatta Bran ile Rickon’un birbirinden neredeyse hiç ayrılmadığını sayıp onlar bir arada oldukları için onları listeden atarsak 3-4 sezon sonra ilk kez iki Stark birbirlerine doyasıya sarıldı. Sansa’nın, özellikle kitaplarda ‘Jon’u BİLE görmek istiyorum.’ olayını oldukça güzel açıklamışlardı. Gerek Sansa’nın Jon’a, küçükken onun pek sevmediğini itiraf ederken yüzündeki ifade, gerek ona zorla kendini affettirmeye çalışması… Gerçekten etkiledi beni o sahne. Ki özünde Stark’ları, serinin gerçekçiliğine zarar verdiklerini düşündüğüm için pek sevmem.

MV5BNjQwNjEyMTkzMl5BMl5BanBnXkFtZTgwNDAzNTI5ODE@._V1__SX1857_SY893_

Sur’daki Brienne-Tormund sahneleri ise oldukça ilginçti yine. Tormund, Brienne gibi uzun bir kadın görmediği için şaşırdı mı yoksa ondan hoşlandı mı anlayamadım. Umarım ilkidir. Torriene tarzı Ship’ler için hiç havamızda değiliz sanıyorum.

MV5BMzc1NjkxOGEtZjNiMC00MjYwLTlkNjItYjg0MjQ4M2Y1ZGJhXkEyXkFqcGdeQXVyNTcxMzMwNTA@._V1__SX1857_SY893_

Sur sahnelerini anlatırken, Sur’daki ikilemden bahsetmemek olmaz. Jon Snow da bu bölümde ciddi bir ikilemde kalan karakterlerdendi. Bir yanda Efkarlı Edd’in ısrarları ve Kuzey’den gelen Akgezen tehdidi; diğer yanda yıllar sonra ailesine dair gördüğü ilk yüz olan kardeşi Sansa’nın ve kendisinin içinde yanan intikam ateşi. Sezon öncesi fragmanından anladığımız kadarıyla Winterfell’e inecek gibi duruyor. Umarız ki Sur’u unutmaz.

Kışyarı’nda

Kışyarı, oldukça sakindi dersek işe mizah karıştırmış olsak da pek yalancı konumuna düşmeyiz. Şöyle bir baktığımızda kalenin lordu ya da Prensleri öldürülmedi, kale birkaç adamla düşürülmedi ya da benzeri şeyler olmadı. Seride ölen karakterlerin ne kadar önemli karakterler olduğuna bakarsak Osha’nın ölümü basit bile sayılabilirdi. Bu sahnede anlatılmak istenen şey daha çok Ramsay’in basit bir adamdan fazlası olduğuydu bence. Basit numaralara kurban gitmeyeceği mesajı verilmişti. Yanlış hatırlamıyorsam benzer sahneler daha önce de olmuştu dizide. Hatta Smallville dizisinin yanlış hatırlamıyorsam 5. sezonunda Lana, Lex’e karşı kullanmıştı aynı taktiği.

MV5BMTUxMjAwMzQwOF5BMl5BanBnXkFtZTgwNjAzNTI5ODE@._V1__SX1857_SY893_

Sur’un Ötesi’nde

Bu bölümde Sur’un Ötesi’ni görmedik. Ama gelecek bölümde göreceğimiz kesin. Onun bilgisini de verelim

Essos’ta

Meereen’de

Meereen’de de Tyrion kendi ikilemini yaşadı. Politikacı gibi düşünerek Köle Ustalarıyla barış yolu arayan Tyrion muhtemelen Grey Worm’dan veya Missandei’den destek alacağını düşünüyordu ama alamadı. Alamadığı gibi tapınağa gelip şikayetini bildiren halk da Tyrion’dan şikayetçi oldu. Grey Worm’un açık açık senden emir almam dediği Tyrion’ın Köle Ustaları’na köleliği kaldırmak için 7 yıl süre vermesi ve karşılığında para önermesi büyük bir başarısızlık gibi görünse de özüne bakıldığında oldukça mantıklı bir hareket. Çünkü Daenerys’in ‘çocuk yaştaki’ ejderhalarıyla ne kadar başarılı olabileceğini bilmiyoruz.

MV5BZThiNDc3ZjctMzA2MC00ODkyLTliYzYtZjExNzc1Y2ZiYWQwXkEyXkFqcGdeQXVyNTM0NDAwNzk@._V1__SX1857_SY893_

Dosh Khaleen’de

Daenerys’in, Jorah’ın ve Daario’nun Dosh Khaleen’i yakışına sahne olduk orada da. İnanılmaz mantık hatalarıyla dolu bir sahneydi.  Dothrakilerin, esirlerinin elini bağlama gereği duymaması; herkesin kafasına tavan düşerken Dany’in düşmemesi, yere düşürülen ateşlerin herhangi bir şekilde sönmeye yaklaşmadığı gibi doğrudan odanın alev almasını sağlaması.. Ve tabii ki sonunda bütün Dothrakilerin kutsal mabedlerini yakan Daenerys Targaryen’e diz çökmesi. Daenerys yine aklını kullandı ve aklı olmayanları başarıyla alt etti. Artık çok daha güçlü. Ejderhalarının yanı sıra ordusu da var. Gerçi zaten vardı ama şuanda kesinlikle daha güçlü oldu. Khal Drogo, Khalasar’ını denizden geçirebileceğini iddia ediyordu, bakalım Dany de bunu yapabilir mi…

MV5BMTU3NTY0ODQwNF5BMl5BanBnXkFtZTgwMzAzNTI5ODE@._V1__SX1857_SY893_

Bölüme Puanım

6/10

  • 2. Bölüm incelememde de demiştim (okumadıysan da bakmak istiyorsan tıkla) ‘Eğer 2. bölüm böyleyse altıncı, yedinci bölümü hayal bile edemiyorum,’ diye. Pek de öyle olmadı. 2. Bölüm ve 1. Bölüm mükemmel bölümlerdi ve hepimizi fena halde umutlandırmışlardı. Müthiş bir sezon bizi bekliyordu. Öyle ummuştuk, ama 3. bölümde ve 4. bölümde aksiyon olarak düşüş bitti gibime geldi. Buna katılmayanlar da olacaktır. ‘Aksiyon sahneleri arttı, ne demek aksiyon bitti?’ diyenler olacaktır, haklılar da aksiyon sahneleri arttı ama Game of Thrones dizinin önceki sezonlarında bu denli ünlenmesini sağlayan şey şok edici ölümleriydi. Her bölümde skandal bir ölüm olsun diye de beklemiyorum ama ilk 2 bölümde çıtayı arttırdıktan sonra birden böyle bir düşüşe geçmek gerçekten sıkıcı oldu.

5. Bölüm ‘The Door’ Fragmanı

 

Yorumlar