Ana sayfa Game Of Thrones Dizi Game of Thrones 6×3 Oathbreaker Özeti

Game of Thrones 6×3 Oathbreaker Özeti

PAYLAŞ

Game of Thrones 6×03: Oathbreaker

Game of Thrones ‘un 6. sezonu ne kadar güzel başlasa da yavaş yavaş yeniden eski sıradanlığına dönüyor diyebiliriz. İlk iki bölümdeki şok edici ölümleri ve şok edici olayların hiçbirini Oathbreaker isimli bölümümüzde göremedik ama yine de çok şaşırtıcı ve ilginç olayların olduğunu inkar edemeyiz.

Westeros’ta

Kuzey’de;

Kara Kale’de

Herkesin bildiği gibi dizinin ikinci bölümünün sonunda senaristler genel izleyici kitlesinin on aylık yalvarışlarına karşılık vermiş ve Jon Snow’u diriltmişti ve dizi Jon Snow’un gözünü açıp hızlıca soluk alıp vermesiyle son bulmuştu. Bu da izleyenlerin sonraki bölümü, yani şu an incelemesini yaptığımız Oathbreaker isimli bölümü iple çekmesine sebep olmuştu.

Oathbreaker 1. bölümde de olduğu gibi Kara Kale’de başladı, izleyenlerin ”Jon Snow dirildi ama hala aynı Jon Snow mu?” sorusunun yanıtı hemen verilmiş oldu bu Oathbreaker’da. Jon Snow hızlı nefes alıp vermeye devam ederek ayağa kalktı ve Jon’un muhtemelen soluk alıp verişini duyan Sör Davos hemen odaya geri döndü. Davos’un ”Ne hatırlıyorsun?” sorusuna ” Bıçakladılar beni.” diyerek cevap veren Jon Snow izleyenlerin merakını iki kelimeyle gidermiş oldu.

Konuşmanın devamında içeri giren Melisandre ”Sonrasında, bıçaklandıktan sonra, öldükten sonra nereye gittin?” diyerek Jon’a soru sordu, Jon’un cevabı ise ”Hiçbir şey.” oldu. Bu da sizi bilmiyorum ama benim aklıma G.R.R. Martin’in bir röportajından söylediği ”Westeros’ta inanılan tanrıların hiçbiri tam olarak gerçek değil.” sözünü getirdi, belki sizin de aklınıza ilk bu söz gelmiştir ama dizi kitaptan ayrıldığı için tanrıların gerçekten var olup olmadığını yalnızca bu söze bağlamayacağım. Geçtiğimiz sezonlarda eminim çoğumuzun hatırladığı Beric Dondarrion’un altı kez ölüp dirilmesi olayı ve her seferinde hiçliğe gitmesi de bence Westeros’taki hiçbir tanrının gerçek olmadığını kanıtlar nitelikte, tanrılar varsa ve insanları yarattıysa neden insanlar ölünce hiçliğe gitsin ki?

jon 1

Tabi bu durumu Melisandre bizim gibi düşünmüyor. Melisandre’ye göre Vadedilmiş Prens artık Stannis, değil Jon Snow imiş. Bu kadını anlamakta zorluk çeker olduk, bir öyle bir böyle olmaya başladı. Neyse biz devam edelim. Melisandre konuşmasını bitirdikten sonra Davos Jon Snow ile yalnız kalıyor ve aralarında güzel bir konuşma geçiyor. Davos Jon’un gerçekten de ölüp geri geldiğini söylüyor, Jon ise ”Neden?” diye sorarak onun tekrar dirilmesinin gerçek sebebini merak ediyor. Davos ise artık bunun bir önemi olmadığını, yapması gereken şeyi yapmaya devam etmesi gerektiğini, tekrar batırsa bile bırakmaması gerektiğini söylerek Jon’a bir nevi cesaret veriyor.

gsdgsdgsd

Konuşmaları bittikten sonra Jon Snow o ihtişamlı Lord Kumandan kürkünü giyerek Davos ile birlikte dışarı çıkıyor. Önce Tormund ile sonra da Efkarlı Edd ile sarılan Jon Snow ”Cesedimi yakmayı biraz erteleyelim.” diyerek küçük bir espiri yapıyor, şakacı Lord Kumandan. Sahnelerin bu kısımları çok önemli olmasa da ben yazma gereği duydum çünkü garibime giden bir durum oldu, Tormund ve Efkarlı Edd ile sarılıp Hayalet’in yüzüne bile bakmamak da nedir Jon? Ben izlerken bayağı bir ”Şimdi Hayalet üzerine atlayacak, şimdi hayalete sarılır. Aha şimdi.” diye diye kendimi bitirdim ama Jon hiç oralı bile olmadı, tabi ben suçu Jon’a atsam da buna benzer küçük de olsa insanları duygulandıracak olayları unutması ile meşhur senaristlerimiz.

Şimdi gelelim Kara Kale’nin en can alıcı kısmına. Jon Snow odasında otururken bıçaklandığı sırada giydiği yeleğini inceliyor (Hayalet yine yanında değil), bu sırada Efkarlı Edd içeri giriyor ve ”Vakit geldi” diyor. Jon Snow odasında dışarı çıkıyor ve biz halatla boğazlarından bağlanmış 4 kişi görüyoruz. Herkesin sezon başından beri ölümünü iple çektiği 4 kişi! Sağ baştan sayarsak sırasıyla; Bowen Marsh, Othell Yarwyck, Alliser Thorne ve ve ve OLLY! Evet herkesin ölmesini dört gözle beklediği Olly de asılacak olan dörtlünün içinde ama ben şaşırdım mı, tabiki de hayır. Neden? Çünkü güzelim seriyi giderek sömüren senarist kılıklılar artık izleyici ne isterse onu yapan paragöz insanlara dönüştü. Konudan daha çok sapmadan olaylara geri dönersek Lord Kumandan’ımız bu dörtlünün son sözleri varsa şimdiden söylemesini rica ediyor. Tabi Jon Snow’un dirilmesi çok normalmiş gibi hiç şaşırmayan bu dörtlü ölümün kıyısında bile Jon’a atar gider yapıyorlar. Sonunda Jon Olly’nin de yüzüne bakıyor ve yüzündeki öfkeyi gördükten sonra daha bundan hayır gelmez diyerek kılıcını çekiyor ve halatların bağlı olduğu ipi kesiyor. 20-30 saniye sonra da bu dörtlü inandıkları tanrıların rahmetine kavuşuyor, başta Olly olmak üzere hepsinin yüzleri mosmor bir şekilde seyirciye yansıtılıyor. Karşılarında ölüp dirilmiş bir adam varken oldukça soğuk kanlı bir şekilde son sözlerini söyleyen ve göğüs gere gere ölüme giden Alliser ve tayfası unutulmayacaksınız.

4325235235235252

Kara Kale’nin son kısmı ise dizinin bu bölümümün neden ”Oathbreaker” olduğuna açıklık getirir nitelikte olmuş. Jon Snow Efkarlı Edd’e Lord Kumandan pelerinini veriyor.

”Ne yapacağım ben bununla?
”İster giy, ister yak. Ne istersen onu yap. Kara Kale senindir. Benim nöbetim bitti.”

 

Kışyarı’nda

Bana göre dizinin 3.bölümü olan Oathbreaker’ın en şok edici kısmı Kışyarı’nda geçti. Açıkcası dondum kaldım diyebilirim… Kışyarı’nın girişinde sancaklarımda Umber bayrağı dalganan bir grup içeti giriyor. Ardından Lord’un Kabul Salonu’nda bu kişinin kim olduğunu ööğreniyoruz, Küçükjon Umber. Peki Starklar’a bu kadar bağlı bir sancaktar neden burada, Ramsay’in yanında dersiniz? İşte sorunun cevabı: Küçukjon Umber’ın anlattıklarına göre yabanıllar topraklarıni yağmalıyormuş ve Jon Snow yabanılları güneye getirdiği için mücadele edemez olmuşlar, bu yüzden Umber hanesi Boltonlar’dan yardım dilenmeye gelmiş.

rickon 1

Tabi Ramsay de “Siz Starklar’a bu kadar bağlıyken ve bizim varlığımızı kabul etmezken biz neden size yardım edelim?” diye soruyor. İşte tam burada izleyicileri şok eden olay oluyor, Küçukjon Umber “Sana hediye getirdim.” diyor ve Osha ile Rickon’u içeri getiriyor. Ramsay “Bunun Rickon Stark olduğunu nerden bilebilirim?” diye sorduğunda ise beni derinden üzen bir şey oluyor… Küçükjon içeriye Rickon’un ulukurdu olan Tüylüköpek’in kafasını getiriyor. Eskiler belalarını versin, söyleyecek hiçbir söz bulamıyorum. Hem senaristler hem de Umberlar 7.cehennemde yanar umarım.

Sur’un Ötesi’nde

Bran geçen bölümde olduğu gibi geçmişten kalma bir olaya gidiyor, hem de ne olay! Herkesin merakla beklediği Neşe Kulesi ve Neşe Kulesi önündeki o müthiş kapışma! Eddard Stark ve kendisine sadık 5 adamı Neşe Kulesi önünde atlarından inip Sabah Kılıcı Ser Arthur Dayne ve Kral Muhafızlarının Lord Kumandanı Gerold Hightower ile karşı karşıya geliyorlar. Olayı anlatmadan önce eminim milyonların merak ettiği bir şey takılıyor aklıma: Eddard Stark’ın 6.adamı ve Oswell Whent nereye kayboldu? Hayır yani kitaba uymayacağım diye her şeyi değiştirirsiniz anlarım da geçmişte yaşanmış ve olmuş bitmiş bir olayı değiştirecek kadar ne yaşadınız sevgili senaristler? Oysa Oswell Whent’i kendi hanesinin arması olan o yarasalı kaskıyla görmek ne güzel olurdu…

bran 2
Ser Arthur Dayne ve genç Eddard Stark arasında kitaptaki kadar olmasa da etkileyici bir konuşma geçiyor. Konuşmanın sonunda Ser Arthur Dayne ”İşte şimdi başlıyor.” diyor, Eddard Stark ise üzgün bir ses tonuyla ”Hayır, işte şimdi bitiyor.” diyor ve her iki taraf da kılıcını çekerek kapışmaya başlıyor. Hazır kılıç mevzusu açılmışken değinmekte fayda olduğunu düşünüyorum, o Şafak Kılıcı neydi öyle? Şafak demeye bin şahit ister, kitapta göz kamaştıracak kadar parlak olan bir kılıç bu kadar mı kötü yapılır? Kabzasındaki sulu boyadan yapılmış güneşimsi işaret olmasa
Şafak olduğunu bile farkedemiyeceğiz. Her neyse yine de biz senaristlerin ne olduğunu bildiğimiz için devam edelim. Kılıçlar çarpışıyor kalkanlar savruluyor vs. vs. derken ilk kılıcı yiyen kişi Eddard’ın yakın arkadaşlarından Howland Reed oluyor ama kılıcı yedikten sonra yaralandığı açıkca gösteriliyor. Sonrasında birer birer ölümler gerçekleşiyor. Eddard’ın tayfasından bir kişi ölüyor, sonrasında ise Gerold Hightower Eddard Stark tarafından öldürülüyor ve kalıyorlar dörde karşı bir.

bran 1
Arthur Dayne elinde iki kılıcıyla dört kişiye karşı mücadele vermeye başlıyor, Arthur Dayne’yi oynayan aktör bu kısmı o kadar iyi çalışmış ki iki kılıcıyla dört kişiye karşı yaptığı o savunma hareketleri ve kılıcını savurarak dört kişinin içinden sıyrılışı izleyenleri mest ediyor. Dört kişinin arasından sıyrıldıktan sonra atağa geçen Arthur Dayne sıra sıra Eddard’ın arkadaşlarını biçiyor ve sonunda Eddard Stark ile baş başa kalıyorlar.
Bu ikili kendi aralarında kapışırlarken Bran babasının zorlandığını farkedince ”Babamdan daha iyiymiş.” diyor şaşırarak, neden şaşırdığını ilk başta anlamasak da sonraki dakikalarda olayın aslı ortaya çıkıyor. Ned ile Arthur kapışmaya devam ederken Ned iyice zorlanmaya başlıyor ve sonunda Arthur Dayne Ned’in kılıcını yere düşürüyor, Bran tekrar şaşırıyor ve ”ama babam onu yenmişti, bu hikayeyi binlerce kez duydum.” diyor. Bu sırada tam Arthur Dayne Ned’e kılıcını geçirecekken yaralı olan Howland Reed Arthur Dayne’in boğazından bıçağı saplıyor ama oldukça güçlü olan Arthur abimiz kanlar için de olsa da yine de ölmüyor. Kılıcı Şafak’ı elinden düşüren Arthur Dayne Ned’in yüzüne bakıyor, Ned Arthur’un kılıcını yerden alıp Arthur’un kendi kılıcıyla onu öldürüyor. Bu da akıllara Ned Stark’ın kendi kılıcıyla ölmesini getirtiyor, artık kaderin cilvesi midir yoksa takdir-i ilahi midir orasını bilemeyiz.

bran 3
Arthur Dayne öldükten sonra Eddard Stark kardeşini kuleden çıkarmak için elinde Şafak Kılıcı’yla koşar adım merdivenleri çıkıyor. Tabi kulenin içinde ne olduğunu bilmeyen Bran ”Kulenin içinde ne var diye Brynden Rivers’a soruyor. Brynden Rivers ise ”Başka bir gün tekrar döneceğiz.” diyerek Bran’a geri dönmeleri gerektiği belirtiyor, kulenin içinde ne olduğunu gerçekten merak eden Brandon Stark Brynden Rivers’ı dinlemiyor ve babasının peşinden koşmaya başlıyor. İşte tam o anda izleyicileri şoke eden bir olay oluyor. Bran ”Baba!” diye bağırıyor ve merdivenleri çıkmakta olan genç Ned Stark arkasını dönüyor! Tabi arkasını dönse de bir şey göremeyen Ned kule merdivenlerini çıkmaya devam ediyor, Bran da peşinden koşuyor ama Brynden bir anda Bran’ın önünde beliriyor ve Bran’ı tekrar yürek ağacının yanına, gerçek hayata getiriyor.

bran 4
Ağaca geri dönen Bran ”Duydu beni!!” diye Brynden’a bağırıyor. Brynden ise ”Belki duymuştur, belki de rüzgara kulak vermiştir. Geçmiş çoktan yazıldı ve mürekkebi kurudu.” diyerek Bran’a bir ders veriyor ama bunun yanında izleyicinin aklında da soru işaretleri bırakıyor. Ned Stark gerçekten de Bran’ı duydu mu? İkilinin arasında geçen ufak tartışmanın ardından Bran geri dönmek istiyor ama Brynden geçen bölümde de tekrarladığı sözünü yineliyor ve ”Geçmişte çok uzun süre kalırsan bir daha asla geri dönemezsin.” diyor. Bran ise haklı olarak ”Neden dönmek isteyeyim ki? Tekrar sakat olmak için mi? Senin gibi bir ağaca bağlanmak için mi? diye soruyor. Brynden bu sözlerin üzerine ”Çok uzun süre burada kalmayacaksın.” diyor ve Bran’ın ağaçtan çıkacağının spoilerını izleyicilere veriyor. Bakalım ileriki bölümlerde Bran hangi zamana geri dönecek ve ne zaman ağaçtan çıkıp dünyaya açılacak.

Eski Şehir Yolu’nda

Fırtınalı bir gecede gemide yolculuk eden Gilly ve Sam’i görüyoruz. Cümlelerime çok da önemli olmayan ama bana biraz garip gelen bir durumla başlamak istiyorum. Sam’in gemi tutmasından dolayı sürekli kusması ama Gilly’nin hiç gemiye binmeyen birisi olarak rahatsızlık çekmeden yolculuğuna devam etmesi açıkcası bana oldukça değişik geldi, hayatında bırakın gemiye binmeyi gemi bile görmemiş birisinin gayet normal davranması baya dikkatimi çekti.

sam 1

Aslında dizinin Sam ve Gilly’yi bu kısımda gösterme amacı ”Sam’i de unutmadık.” demek ve Gilly’ye ne olacağı hakkında bilgi vermek olmuş, oldukça boş bir kısım olmuş açıkçası. Gilly Eski Şehir’de yaşayacağı için oldukça heyecanlı olduğunu söylüyor fakat Sam Hisar’a kadınların alınmadığını ve Eski Şehir’de Gilly için yer olmadığını söyleyerek Gilly’nin hayallerini kırıyor. Gilly Sam’e onu nereye götüreceğini söylediğinde Sam ”Evim” diye karşılık veriyor. Boynuz Tepe’de Gilly’nin mutlu olacağını ve annesi ile kız kardeşinin Gilly’ye oldukça iyi davranacağından emin olduğunu söylüyor. Gilly ilk başlar da ”Hani biz hiç ayrılmayacaktık” vs. gibi ergence şeyler söylese de Sam onu ikna etmeyi başarıyor.

 

Essos’da

Meereen’de

Varys Harpiya Oğulları’na yardım eden kadını tespit ediyor ve onu sorguluyor. Müthiş zekasıyla da kadını bülbül gibi şakıtıyor. Ardından Tyrion, Gri Solucan ve Missandei’nin yanıma gidip kadının konuştuğunu söylüyor. Kadının anlattıklarına göre Harpiya Oğulları’na parayı sağlayan kişiler Yunkai’nin bilge sahipleri, Astapor’un iyi sahipleri ve Volantis’li dostlar imiş. Gri Solucan bu şehirleri daha önceden fethettikleri gibi şimdi de fethedebileceklerini söylüyor. Tyron da sanırım başka şansları olmadığını söylüyor. Savaş yakın diyebiliriz.

grey wiss

Dosh Khaleen’de

Dany, Khal’ın ilk bölümde söylediği gibi Dosh Khaleen’e getiriliyor. Burada eski khal karılarını görüyor, Dosh Khaleen’in sorumlusu kadınla aralarında ufak bir konuşma geçiyor. Kadın Dany’ye “Neden zamanında burada olmadın” diyor, Dany her zamanki gibi lakaplarını sayıyor ama kimsenin umrunda olmadığı gibi kadının da umrunda olmuyor. Dany Dosh Khaleen’e gelmediği için suç işlemiş sayılıyor, kadın onun Dosh Khaleen’de kalıp kalamayacağını belirlemek için Khalasarlar’ın önüne geleceğini söylüyor.

dosh khaleen 1

Braavos’ta

Arya’nın çok ama çok sıkı bir eğitimden geçtiğini görüyoruz. Her gün kör gözleriyle sopayla dövüş ettiğimi alıyor, her gün dayak yiyor ama yılmıyor. Sonunda Arya’ya önceden kim olduğu, nereden geldiği ve ailesi soruluyor. Arya önceden Arya Stark olduğunu, önceden Kışyarı’na ait olduğunu ve önceki ailesini teker teker sayıyor. Sonunda şu an kim olduğunu soruyor ve Arya milyonlarca kez söyleyip de inandıramadığı cümleyi tekrar ediyor “Hiç kimse.”

 bravoos 1

Bunun ardından Arya Yüzsüzler Odası’na Eskiler’e dua etmeye gidiyor. Arya dua ederken Jaqen zehirli kuyunun yanına geçiyor ve Arya’yı yanına çağırıyor. Arya’ya kim olduğunu soruyor ve Arya her zamanki gibi “Hiç kimse.” diyor. Jaqen kuyudan bir tas su alıyor ve Arya’ya veriyor, Arya korkmaya başlayınca Jaqen “Bu kız hiç kimse ise endişelenecek bir şeyi de yok demektir.” diyor. Jaqen bunları söyleyince Arya gaza geliyor ve suyu kafasına dikiliyor. Ve sonunda suyu içen Arya’nın gözleri açılıyor!

 

Kral Toprakları’nda;

Qyburn’ın Odası’nda

Qyburn, Varys’in minik kuşlarını buluyor ve bu kuşların aslında küçük çocuklar olduğunu öğreniyoruz. Qyburn Varys’in küçük kuşlarını şeker vererek kendine bağlıyor ve Cersei’nin hizmetine veriyor. Olaya tüm sezonları baz alıp bakarsak oldukça saçma bir olay, çünkü Varys her zaman küçük kuşlarının ona ihanet etmeyeceğini söyleyip duruyordu, şimdi de bir şeker yüzünden ihanet edeceklerini sanmıyorum. Küçük kuşların odadan ayrılmasının ardından Cersei, Jaime, Gregor ve Qyburn odada yalnız kalıyor ve önemli bir olay olan inanç hakkında konuşuyorlar. Cersei konuşmanın sonunda dövüşle yargılama yapacağını söylüyor.

qyburn 1

Küçük Konsey’de

Cersei ve Jaime’nin zorla Küçük Konsey’e girme çabası dışında boş bir kısım. Cersei ve Jaime zorla masaya oturunca diğer konsey üyeleri ergen tribine giriyor ve odadan ayrılıyorlar. Bu arada Konsey’de Kevan Lannister’ı görmek sevindirici oldu.

333

İnanç Tapınağı’nda

Tommen Cersei’nin cenazesine neden alınmadığını sormak için Yüce Rahip’in yanına gidiyor fakat Yüce Rahip Tommen’ın aklını nasihat vererek çeliyor diyebiliriz. Hatta Tommen artık İnanç’ı hoş görüyor bile olabilir.

Game of Thrones 6×04 Book of The Stranger Fragmanı

4. Bölümden Beklentiler

Sansa fragmanda da görüldüğü gibi Kara Kale’ye varmış, yani dizinin birinci sezonundan beri birbirlerinden ayrı düşen Stark ailesinden en azından ikisi tekrar bir araya gelecek, duygusal anlar yaşayacağımız kesin. Ardından fragmanda Petyr’ı görüyoruz, Robert Arryn’a Sansa’nın Boltonlar tarafından kaçırıldığı yalanını söylüyor. Büyük ihtimalle Vadi ordusunu ilk kez toplu halde göreceğiz, ordu kuzeye yürüyecek gibi duruyor. Sonra Theon’u görüyorız, sonunda evine varmış ama Yara’nın tavırlarına bakarsak evine vardığına pişman olacak gibi. Margeary ve Loras’ı uzun bir aradan sonra adam akıllı tekrar görebileceğiz gibi, Menzil ordusu sezon başı trailer’ında da gördüğümüz gibi İnanç ile savaşacak büyük ihtimalle. Ve son olarak Daario ve Jorah’ı görüyoruz. Gizlice Dosh Khaleen’e sızmaya çalışıyor, bana kalırsa başarısız olacaklar.

Oathbreaker Bölümü Puanı

7/10 çünkü hala izleyicilerin 6.sezondan beklentilerini karşılamış değiller, olacak şeyler için bekliyoruz ama her seferinde olacak şeylere bir yenisi ekleniyor ama sorun şu ki beklentilerimiz üst üste bindiği halde hiçbirisi gösterilmiyor. Sanırım büyük olayların hepsi üst üste olacak.

Yorumlar