Ana sayfa Game Of Thrones Dizi Game of Thrones 7×2 Stormborn İnceleme

Game of Thrones 7×2 Stormborn İnceleme

PAYLAŞ

Game of Thrones 7×2 ile karşımızdaydı. Bölümün adı Stormborn yani “Fırtınada Doğan”dı (Stormborn daha farklı da çevrilebilir tabii). Gelin bölümü beraber inceleyelim. Ancak geçen sezon da yaptığımız gibi SPOILER vererek inceleyeceğiz. Bölümü izlemeden buraya bakmanızı tavsiye etmiyoruz.

Stormborn adı sadece Dany için söylenmemiş

Stormborn, Daenerys Targaryen’ın isimlerinden biri. Robert Baratheon’ın babasını tahttan ettiği sıralarda Dragonstone’daki Targaryen donanmasını parçalayan fırtına sırasında doğduğundan Dany’ye bu isim verilmişti. Bölüm de evine dönen kraliçe ile açılışı yaptı.

Ancak Stormborn adı, bölümün sonundaki savaşa da işaret ediyor olabilir.

Bu kısımda Varys ve Dany arasındaki konuşmaya bayıldığımı söylemem gerek. Varys karakterinin (oyuncusuna zaten hayrandım) aslında hep dürüst biri olduğunu tekrar idrak etmiş bulunuyoruz. Sevgili Ned Stark daha idam edilmeden onunla konuşan Varys, orada da “Diyar’a hizmet ettiğini” söylemişti. Bu anlaşılan cidden doğru. Bütün o söylediklerini Dany’nin yüzüne çat çat vururken büyük keyif aldığımı söylemeliyim. Birini körü körüne takip eden bir adam olmadığını anlamış bulunuyoruz. Sahne cidden iyi çekilmiş ve Conleth Hill’i de Varys rolü için tebrik etmek lazım.

Devamında Melisandre’yi gördük.

Kendisinden her geçen bölüm daha çok nefret ediyorum dizide. Umarım ki yine bir işlerin peşinde değildir. Artık “Diyar’ı Uzun Gece’den korumak” istediğinden pek emin değilim. Yine de Jon Snow ve Daenerys Targaryen’ı bir araya getirmek için mantıklı bir seçim olmuş. Hem Citadel’de eğitim alan Sam’in Ejdercamı’nın Dragonstone’da olduğunu bulması hem de Melisandre’nin Dany’yi Jon’a doğru sürüklemesi, zaten sızan görüntülerde de gördüğümüz Jon & Dany buluşmasını gerçekleştirmeye zemin hazırlıyor.

Savaş konseyi toplantısını çok beğenmediğimi itiraf etmeliyim. Zaten Elleria karakteri kadar itici bir karakter daha bulunamazdı sanırım. Yara Greyjoy’un (Ah güzelim Asha, seni hala anıyoruz) “Hadi Kral Toprakları’na saldırsana” ısrarı da bir o kadar itici geldi. Yine sahneyi kurtaran Olenna Tyrell oldu ve Tyrion planını anlatırken herkesin şoklar geçirmesi de pek ikna edici değildi. Savaş planı da keza, doyurucu ve “Hadi yarın başlıyoruz” kıvamında bir plan değilken, ertesi gün yola çıkmaları da bir o kadar ilginç tabii.

Missandei ve Gri Solucan mevzusuna bu bölümden sonra bir daha değinmeyeceğim, çünkü açıkça zaten az olan dizi bölümlerinin birkaç dakikasını çalmaları hoşuma gitmiyor. Gerçekten boş ve gereksizler. En azından benim düşüncem bu yönde.

Targaryen kısmını Greyjoyların yok edilişiyle tamamlamak istiyorum. Euron Greyjoy karakterinin bu kadar kötü işlenmesi midemi bulandırıyor artık desem yeri. Kitaptaki o gizemli adamın yerine, çok affedersiniz “cock” esprisi yapıp duran bir sokak delikanlısı ve kitaptaki kardeşi Victarion Greyjoy’u karıştırıp koymuşlar resmen. Kitapta Euron böyle oraya buraya dalan bir “Berserker” değil. Deniz savaşında yaptığı şey tam olarak kardeşi Victarion’un yapacağı bir şeydi. İki kardeşi birbirine karıştırıp değişik bir şey elde etmişler. Yine de o sinir bozucu Dorne’luların ve (umarım ki) Yara’nın ölmesi hoşuma gitmedi değil.

 

Dövüş sahneleri cidden çok iyi çekilmiş ve izlemesi keyifliydi. Savaş atmosferini sezonun daha başı olmasına rağmen, çok da para harcamadan, iyi yansıtmışlar. Zaten Euron Greyjoy’un Yara’yı ve kendi donanmasına göre o küçük donanmayı yenmesi şaşırtıcı olmadı ancak içinden bir Victarion çıkmasına epey şaşırdım desem yeri. Kitabı okumuş olmanın en büyük dezavantajlarından birini yaşıyoruz. Derdim tabii ki kitaptakiyle kıyaslamak değil ancak iki kardeşin ortak bir karakterde toplanması tuhaf gelmedi değil.

Gelelim Kral Toprakları’na.

Cersei’nin vaatleri yerinde ve mantıklıydı. Lena Headey zaten her bölüm karakterini efsane canlandırıyor ancak bu kısmın çok önemli başka bir karakteri var: Tabii ki Randyll Tarly.

Onu geçen sezon Sam’in itici, korkutucu ve nemrut babası olarak tanıdık ancak Lord Tarly’yle alakalı en önemli şeyi Jaime Lannister söyledi: “Robert Baratheon’ı yenmeyi başarmış tek kişi sizsiniz.”

Robert’ın İsyanı sırasında, Robert tek bir savaş kaybetmişti. O da Randyll Tarly’ye karşıydı. Robert’ın o savaşı kaybetmesi Storm’s End’in kuşatılmasının önünü açmıştı ve Robert da neredeyse esir düşüyordu ve isyan daha başında bitiyordu. Randyll Tarly, Stannis ve Tywin’in de ölümüyle, açık ara serideki en iyi komutan. Kitapta dizide olduğundan daha aktifti, kalesinde oturmuyor, Nehir Toprakları’nı düzene sokuyordu. Jaime ondan generali olmasını istediğine göre Lord Tarly üzerinde duracaklar, geçen sezon korktuğum gibi, sadece kalesindeki nemrut bir lord olarak göstermek yerine, savaş kumandanlığının da üzerinde durulacak gibi. Dizinin ihtiyacı olan karakterlerden biri olduğunu hep düşünmüşümdür, kesinlikle savaşta da önemli bir rol oynayacağı aşikar oldu.

Tabi artık dizide çok şaşrımayı beklemiyoruz. Yani Cersei’nin kazanacağını zannetmiyoruz. Ama savaşın sonuçları çok farklı noktalara gidebilir ve büyük bir ittifak kurulabilir. Tabi bu Cersei öldükten sonra da gerçekleştirilebilecek bir şey ama öncelikle Stark & Targaryen & Lannister savaşını izlememiz gerekecek gibi duruyor.

Ejderhaların yenilmesi konusuna da değindiler. Aegon’un Fethi sırasında, Aegon’un kızkardeşi/karısı Rhaenys Targaryen’ın, ejderhası Meraxes’le bir Dorne seferi yaptığını ve ejderhasının burada öldürüldüğünü biliyoruz. Tam da gözüne isabet eden bir mızrakla. Ejderhalara ne olacağı konusu ise pek tabii gizemini koruyor. Ayrıca Balerion beklediğimden biraz küçük olmuş ama bu tamamen tercih meselesi.

Gelelim Kuzey’e.

Jon Snow, mantıklı bir harekette bulunarak Dragonstone’a gitmeyi düşünüyor. Sansa’nın sürekli olarak ortalık yerde Jon’a o şekilde karşıya çıkması biraz irrite edici ve Jon’un gitmesiyle de Kuzey biraz karışacak gibi duruyor.

Jon’un Serçeparmak’ı boğmaya çalıştığı yerde de “Like father like son” diye düşünmemiz istenmiş açıkça. Acaba Jon’un o hareketi sadece babasına benzediğini göstermek için mi yapılmış yoksa Jon da tehlikede sinyali mi veriyorlar, merak etmiyor değilim. Ama Stark erkeklerinin açık bir problemi var: Serçeparmak’ı kızdırmak. Üstüne üstlük Jon, hayatını Lord Petyr’a borçluyken.

Şimdi de Citadel’e gelelim. Samwell, beni nedense duygulandıran bir şekilde, Jorah’ı iyileştirmeye karar verdi. Güzel bir sahne olduğunu düşünüyorum. Sam’in samimi tavırları ve romu içişinden tutun da Jorah’ın kabullenmiş ama yine de şüpheci halini seyretmek keyifliydi. Jorah, yaşayacak gibi duruyor ve belki de kraliçesine Sam’le birlikte döner, kim bilir?

Sam’in yakalanıp Citadel’den atılacağını düşünüyorum, en azından bende öyle bir izlenim oluştu. Jon’a ve kuzeydeki savaşa erkenden dönecekse, bu şekilde kovulması epey mantıklı olur.

Arya’yla Hot Pie’ın tekrar karşılaşması da tatlı olmuş, geçen bölüm Arya’nın neden Kuzey’e gitmediğini merak ediyordum, meğer haberi yokmuş olan bitenden. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim ama sağ kalan Stark çocuklarının bir araya gelişi yakın gibi duruyor. İçimden bir ses de Arya’nın Serçeparmak’ı listesine alıp karşılık olarak da yüzünü alacağını söylüyor. Nymeria’yla ile karşılaşması da tatlı bir sahneydi, Arya’nın da warg olmasına vurgu yaparlar diye bekliyordum ancak olmadı. Dizide pek görmesek de Arya, rüyasında Nymeria’yı görüyordu ve Braavos’ta da kedilerin zihnine giriyordu.

Genel olarak bakarsak ilk bölüme kıyasla izlemesi açık ara daha keyifli bir bölümdü. İlerleme kaydedildi ve bir savaş dahi gördük. Dizi temposunu buldu gibime geliyor. Missandei & Gri Solucan sahneleri gibi şeylerle vakit kaybetmezlerse güzel bir sezon olacağa benziyor. Umarım yanılmayız.

Yorumlar