Ana sayfa Game Of Thrones Dizi Game of Thrones 8×4 The Last Of The Starks – Spoilerlı İnceleme

Game of Thrones 8×4 The Last Of The Starks – Spoilerlı İnceleme

PAYLAŞ

Game of Thrones’un bitmesine 2 bölüm kala son sezonun 4. bölümü de yayınlandı. Şu ana kadar çıkan 4 bölüm arasından en iyisi olduğu konuşulan bu bölüm kötü geçen bir sezon için kötünün iyisi konumuna geldi. Bu bölümde, son bölümdeki Büyük Savaş’ı atlattıktan sonra gözler Son Savaş’a çevrildi.

Dördüncü bölüm, bir bölüm önce yaşanmış olan Büyük Savaş’ın etkisi ile başladı. Savaşta verilen kayıplar bu bölümde anıldı ve ölenler için cenaze töreni yapıldı. Karakterler, sevdiklerinin ölüleriyle vedalaştılar. Bu vedalaşmalardan en üzücü olanlar şüphesiz Dany ve Sansa’nın sahneleri oldu. Sansa’nın Theon’un cesedine Stark hanedanının broşunu takması, son 2 sezondur vurgulanan Theon’un affedilme durumunun son noktası oldu. Starklar ile büyüyen ve kitaplarda hep Starklar’dan biri olmak isteyen Theon için böylesi bir vedanın tam olarak istediği bir son olduğunu düşünüyorum.

Fırtına Burnu Lordu Gendry Baratheon

Son olarak Stannis Baratheon’un da ölümünün ardında dizide meşru Baratheon kalmamıştı ve köklü hanelerden biri olan Baratheon soyunun kuruduğu düşünülüyordu. Ancak bu bölümde Daenerys Targaryen, Kraliçe ünvanı ile, Robert Baratheon’un piçi olan Gendry’i meşru ilan etti ve onu Baratheon hanedanının kalesi olan Fırtına Burnu’nun lordu konumuna getirdi. Bu sayede Dany, Baratheon hanesiyle olan gerginliği sonlandırmış ve kendisine bağlı bir müttefik haline getirmiş oldu. Ayrıca Baratheon soyu Gendry ile devam edecek.

Gendry’nin yeni soyadı ve ünvanıyla yaptığı ilk iş Arya’ya evlenme teklifi etmek oldu. Ancak Arya bu teklifi reddetti. İlk sezon Robert Baratheon’un Ned Stark’a dediği gibi Stark ve Baratheon hanelerinin evlilik yoluyla birleşmesini bekleyen kişiler için üzücü bir cevap olsa da Arya karakteri düşünüldüğünde senaristlerin doğru bir karar verdiğini düşünüyorum. Arya’nın bu özgür ruhu ilk sezondan bu yana vurgulanan bir karakter özelliğiydi ve bunun korunmuş olması doğru bir karardı.

Starbucks Westeros’taki İlk Şubesini Winterfell’de Açtı

Bölümün yayımlanmasının ardından herkes tarafından en çok konuşulan şey bölümdeki Starbucks bardağı oldu. Dizi, film setlerinde bu tarz hataların yapılmaması ve unutulmaması oldukça dikkat edilen bir durumdur. Game of Thrones gibi büyük bir yapımın bu hatayı nasıl yaptığı herkes tarafından merak edilen bir konu oldu. Bazıları bu hatanın bilerek yapıldığının ve amacının internette daha çok konuşulmak olduğunu söylese de Game of Thrones gibi büyük bir ekibin bu tarz komik reklamlara ihtiyacı olmadığını düşünüyorum. Bunun bariz bir şekilde unutulup yapılan bir hata olduğu fikrindeyim.

Jaime & Brienne

Değinmeden geçemeyeceğim bir olay ise Jaime ile Brienne’in sahnesi. Bu ikili arasında sezonlardır geliştirilen ilişki sonunda bir noktaya bağlandı ama keşke bağlanmaz olsaydı. Brienne tarafından öyle olmasa da Jaime tarafından bu ilişki dostane bir ilişki olarak gözüküyordu ki böylesinin daha hoş olduğunu düşünüyorum. Ancak son bölümde aralarında geçen bu yakınlaşmanın oldukça gereksiz ve mide bulandırıcı olduğunu düşünüyorum.

Savaş için planlar yapılırken Jaime’nin Brienne ile Kuzey’de kalacağı söylendiğinde hayal kırıklığına uğramıştım. Çünkü Jaime ile Cersei arasındaki ilişki sıradan bir ilişki değildi. Öyle ki Jaime, Cersei’ye olan aşkı için Kral Robert Baratheon’dan tut diyardaki herkesi karşısına alabilecek biriydi. Bu durumdan bu kadar çabuk kurtulup Brienne ile göl kenarı bir eve çıkıp orada yaşlanmaları fikri Jaime karakteri için oldukça hayal kırıklığı ile dolu bir son olurdu. Ancak bölümün sonunda Brienne ile konuşmaları ve sonrasında Kral’ın Şehri’ne doğru yola çıkmasından memnun oldum. Jaime’nin gelecek savaşta hangi tarafta olacağı ve ne yapacağı merak konusu. Her ne kadar Cersei’ye öfke dolu olsa da karnında çocuklarının olduğunu düşünüyor ve kendisinin de dediği gibi hayatı boyunca yaptığı her şeyi Cersei’ye olan aşkı için yaptı. Ayrıca Jaime’nin Kuzey’e gelmesinin sebeplerinden biri de Cersei’nin karnındaki çocuklarının geleceği için de savaşmaktı.

Bu duygu karmaşasının sonucunun ne olacağı merak konusu: acaba Jaime, Valonqar kehanetindeki gibi Cersei’yi öldüren kişi mi olacak yoksa Cersei’nin tarafında durup babası Deli Kral Aerys’i öldürdüğü gibi Deli Kraliçe olma yolunda ilerleyen Daenerys’i de mi öldürecek?

Geçmişten Günümüze Sansa Stark

Son iki sezondur yaptıklarına bakıldığında Sansa, dizideki en büyük karakter gelişimlerinden birine sahip bir karakter haline geldi. İlk sezonlarda tek hayali biricik Joffrey’i ile evlenmek olan minik kuş Sansa bu uğurda karşılaştığı kişilerden ve çektiği acılardan o kadar çok şey öğrendi ki şu anki halini alabildi. Bu kişileri saymak gerekirse entrikaları ve sinsilikleriyle ünlü Cersei Lannister ve Margaery Tyrell, diyardaki en zeki karakterlerden ikisi Baelish ve Tyrion, Joffrey ile birlikte dizideki en zalim karakterlerden olan Ramsay Bolton ve daha niceleri..

Bu olaylar yaşanırken Sansa’nın Kral’ın Şehri’nde düştüğü rezil durumlarda yardımına koşmuş ve aralarında güçlü bir bağ oluşmuş Sandor Clegane (Tazı) ile yıllar sonra karşılaşması ve aralarında geçen konuşma bölümün en güzel anlarından biriydi. Geçmişten konuşmaları bizi de adeta o günlere götürdü. Ayrıca burada, Sansa’nın karakter gelişimini bizzat kendi ağzından dinledik.

“Serçeparmak, Ramsay ve diğerleri olmasaydı, hayatım boyunca o minik kuş olarak kalırdım.”

Son Starklar

Bölümün adını aldığı, hayatta kalan son dört Stark’ın buluşması gerçekleşti. Ned Stark’ın yetiştirdiği çocuklardan hayatta kalan son dört çocuğu beraber görmek ve babaları Ned Stark’ın her zaman görmek istediği Jon’a yapılan “üvey değil öz kardeşimizsin” vurgusu mutluluk vericiydi. Kardeşlerinin de gerçeği öğrenmesini isteyen Jon, Targaryen kimliğini onlara açıkladı. Jon bu itirafı yapmadan önce kimseye söylememeleri için onlardan yemin etmelerini istedi. Bu yemin sırasında Sansa’nın yemini ağzında geveleyerek söylemesinden, bu itirafı başkalarıyla paylaşacağı belliydi ki birkaç sahne sonra bu gerçeği Tyrion ile paylaştı. Daenerys’e hiçbir zaman güvenmeyen Sansa, “Ya başka biri daha varsa.. daha iyi biri?” diyerek Dany’nin son umutları olmadığını ve Jon’un daha iyi bir kral olacağını söyledi. Bu hamlesi Sansa’nın stratejik olarak ne kadar geliştiğini gösterir nitelikteydi.

“Aileyiz biz.. Dördümüz.. Son Starklar’ız”

Cleganebowl

Sezonlardır beklenen Sandor Clegane (Tazı) ve Gregor Clegane arasındaki mücadele yani Cleganebowl’u önümüzdeki bölümlerde göreceğiz. Zaten sezonlardır bu mücadeleye atıfta bulunan dialoglar görürken bu bölümde birçok bariz gönderme vardı. Tazı’nın Sansa’ya: “Beni mutlu edecek tek bir şey var.” demesi ve Arya’ya: “Kral’ın Şehri’nde bitmemiş işlerim var.” sözleri bizi bu mücadele için heyecanlandırdı. Sonunda geliyor!

Mad Queen Daenerys Targaryen

Targaryen Hanesi’nden isminin birincisi Daenerys Fırtınadoğan, Büyük Çöl Deniz’in Khaleesi’si, Ejderhaların Annesi, Zincir Kıran, Andallar’ın ve İlk İnsanların Kraliçesi, Yedi Krallık’ın Hükümdarı, Diyarın Koruyucusu.. 

Ta ilk sezondan bu yana hedefi, babası Deli Kral Aerys Targaryen’dan alınmış tahtı geri almak olan Dany, bu taht uğruna akıl sağlığını yitirmek üzere. Son bölümlerde vurgulanan bu durum bu bölüm ile iyice açığa çıkmış durumda. Bölümün başındaki kutlamada çekim açılarının güzelliği Dany’nin yalnızlığı bize hissettirdi. Bir tarafta sevdiği adam ama aynı zamanda kendisinden daha yüksek bir taht iddiasına sahip Jon’un herkes tarafından sevilip yüceltilmesi, öte yandan sağ kolu olarak seçtiği Tyrion’un ondan uzaklaştığını görmesi Dany’nin iç karmaşasını ve yalnızlığını vurgular nitelikteydi.

Öte yandan Jon’un gerçek kimliği öğrenmeleri Jon ile Dany’nin arasındaki ilişkiyi de önemli derecede zedeledi. Adeta birbirlerine bakarken aralarındaki akrabalık gözlerinin önüne geliyor. Her ne kadar Jon her zaman ona bağlı olacağını söylese de Jon’un yeni kimliği sayesinde taht üzerinde kendisinden daha yüksek bir hakka sahip olması Dany’i korkutuyor. Bu noktada Dany’i sevmesem de yıllardır beklediği tahta bu kadar yaklaşmışken onu kaybetme korkutması gayet makul karşılanabilir. Ayrıca her durumda etrafındaki “zeki” danışmanlarını dinleyip hareket etmesi sonucunda sürekli kaybettiği görmek herkesi çileden çıkartabilir ki Targaryen soyundan gelen bu çılgınlığa yatkınlık durumunu da hesaba kattığımızda Dany’nin Deli Kraliçe’ye dönüşmesi içten bile değil.

Diyardaki en zeki karakterler olan Tyrion ve Varys’in arasındaki geçen konuşmalar ise özlediğimiz Game of Thrones dialoglarındandı. Ayrıca bu konuşma durumun çaresizliğini gözler önüne serdi. İkisi de Daenerys’in tabiri caizse “cinnete beş kala” olan halinin farkında fakat çözüm yolu bulamıyorlar. Aslında Varys ihanet edip taraf değiştirmeye dünden razı durumda zaten zamanında bu taraf değiştirmeyi birçok krala hizmet ederken de yapmıştı. Çünkü onun demesine göre Varys krallara ya da kraliçelere değil diyara hizmet ettiğini söylüyor. Kitapta bu motivasyonun arkası çok daha iyi doldurulurken bu iddia dizi için biraz havada kalıyor.

Tyrion ise ne olursa olsun kraliçesine olan bağlılığını sürdürüyor ve Dany ile Jon’u evlendirip beraber hükmetmeleri fikrini ortaya atıyor. Bu bölüme kadar en çok konuşulan şeylerden biri olan “Ne olacak canım evlenip diyara hükmederler.” argümanına da bu bölümde son verildi. Bu argümanı karşıt 2 argüman sundular: ilki Dany’nin Jon’un halası olması ve Kuzey’de yetişmiş Jon’un ve Kuzey halkının bunu hoş karşılamayacağı, ikincisi ve daha önemli olanı ise Dany’nin otoritesinin sorgulanmasını istemediği ve Dany’nin Jon’u bastıracağı idi.

Konuşma sonucunda Varys açık bir şekilde Dany’i öldürtüp Jon’u tahta çıkarmak istediğini belirtti. İlerleyen bölümlerde bu gerçekleşecek mi göreceğiz..

Cersei Bildiğimiz Gibi

Kral’ın Şehri’ni alma planları için güneye gelen Dany, ejderhaları ile gökte mutlu mesut süzülürken ansızın gelen saldırı ve ejderhası Rhaegal’ın çığlıklar ile denize gömülmesi oldukça iç parçalayan bir sahneydi. Bu sahne televizyon olarak güzel bir sahne olmasının yanında izleyenler tarafından birçok soru işaretini de beraberinde getirdi. Bunlardan en başta geleni, ejderhalarıyla göklerde süzülen Dany’nin bulutsuz apaçık bir havada Euron’un donanmasını nasıl olup da göremediğiydi. Senaristlerin cevabı ise bizle dalga geçer gibi oldu. Söylediklerine göre Dany, Demir Donanma’nın varlığını unutmuş ve böyle bir saldırı beklemediği dolayısıyla dikkatsiz bir şekilde ejderha sürdüğü için görmediği oldu. Ama bu bölümde birkaç sahne önce savaş stratejisi yapılırken Dany’nin oraya gitme amacının şehri kuşatmak ve Demir Donanma’nın şehre yemek getirmeye çalışması durumunda o donanmayı yok etmek olduğu söylendi. Akla zarar açıklamalar yapan senaristlerin bu açıklamasına da artık şaşıramıyoruz bile.

Sahnenin getirdiği diğer sorunlar ise: ejderha öldürmenin bu kadar kolay olmasının saçma olduğu, o okların ejderha derisini nasıl deldiği, nasıl bu kadar başarılı atışlar yapıldığı, Dany’nin ejderhası öldükten sonra yaptığı hücumda o kadar oktan nasıl kurtulduğu tarzında sorulardı. Qyburn’un uzun zamandır üzerinde çalıştığı bu ballistaların amacı zaten ejderha öldürmekti. Ondan dolayı bu aletler ile ejderhaların öldürülmesini çok saçma bulmuyorum. Öte yandan tek bir ballistanın değil yaklaşık 10 tane ballistanın ateş etmiş olması ejderhayı vurmalarını sağladı. Dany’nin Drogon ile kurtulmasının ise sinematik sahne ve bir plot armor olduğunu düşünüyorum.

Bazı izleyciler saldırı sonrası neden Tyrion gibi daha önemli kişiler varken Missandei’nin kaçırıldığını soruyordu. Benim fikrim Cersei, Dany’i daha da kışkırtıp delirmesini istiyor ve bu doğrultuda Missandei’yi kaçırıp gözleri önünde öldürmesi çok daha tahrik edici olurdu ve Cersei de tam olarak bunu yaptı. Missandei’nin son sözleri olan “Dracarys” ise doğrudan Dany’e bir mesajdı. Bu mesajda Missandei, Dany’den şehri yakıp kül etmesini söyledi. Son zamanlarda en yakınındaki kişileri kaybeden Dany’nin Missandei’yi de kaybetmesiyle artık sabrı kalmadı. Bu olayın bardağı taşıran son damla olup Dany’i “Deli Kraliçe” yapıp yapmayacağını göreceğiz.

Son olarak burada dikkat çeken bir nokta ise Tyrion’un bebek ile ilgili konuşmasıydı. Bu konuşmanın yapılmasıyla Euron’un Cersei’nin karnındaki bebeğin (tabi eğer gerçekten böyle bir bebek varsa) kendisinden olmadığını anlaması gerekiyor. Çünkü Euron ile Cersei’nin yaşadığı ilişki yakın bir zamandaydı ama Tyrion ile Cersei’nin konuşması çok daha önceydi. Tyrion’un bebeği biliyor olması bu aylar önceki konuşmadan geliyordu. Bakalım yeni bölümde Euron bu konuyu açacak mı yoksa unutulan birçok şey gibi bu da unutulup gidecek mi..

Ve Garip Ghost..

Son sezonlarda en çok haksızlığa uğrayan karakterlerin belki de başında gelen Ghost daha ne kadar rezil edilebilir derken yönetmenler adeta sesimi duymuş.

Her ne kadar bir noktadan sonra dizinin kitap ile olan bağlantısını kopardığını kabul etmiş ve kitap ile kıyaslamayı bırakmış olmama rağmen bu durumda ufak bir değineceğim. Seride ulukurtlar, ejderhalar gibi büyülü varlıklardır. Sahibi ile önemli bağ kurarlar ve bir takım özel güçlere sahip oldukları, onları Eski Tanrılar’ın yolladıklarına inanılırdı. Kitapta Jon ile Ghost arasındaki bağ o kadar kuvvetlidir ki Jon uykularında Ghost’u warglayıp onun gözlerinden etrafı görürdü. Jon’un en yakını olan, uyurken bile yanından ayırmadığı, herkesten daha çok güvendiği ve hatta ölürken son sözlerinde adını söylediği ulukurdu Ghost son sezonlarda Jon ile yan yana gösterilmedi bile.

Bir önceki bölümde sıradan bir yaratıkmış gibi en önden ölüme yollanan Ghost oradan sağ çıkmış ve bu bölümde vücudu yaralar ile kaplı, tek kulağı kopmuş bir şekilde karşımıza çıktı. Ulukurtları ilk bulduklarında Ned Stark’ın, “onları asla yanınızdan ayırmayacaksınız öldüklerinde siz gömeceksiniz” sözlerini hiçe sayan Jon, Ghost’u Tormund’a vermeye karar verdi. Aralarındaki bağı çöpe atıp, “onun yeri duvarın kuzeyi” tarzı bomboş bir argüman ile Ghost’u yollamasının, seriye bir hakaret olduğunu fikrindeyim. Bazıları bu hareketin sebebinin Jon’un artık Targaryen olduğunu ve Stark’lıktan uzaklaşması anlamına geldiğini söylüyor. Hayatı boyunca Kuzey’de büyümüş ve en büyük arzusu meşru bir Stark olmak isteyen Jon’un birkaç günde böylesine değişeceğine inanmak komik.

Senaristler, geçtiğimizde sezon, Battle of Bastards bölümü için ufak bir Ghost sahnesi çektiklerini ancak bütçe sebebiyle koymadıklarını açıklamışlardı. Senaristlerin bütçesizlikten dem vurması da bana çok mantıklı gelmiyor. Zira bazı gereksiz ejderha sahnelerine ayrılan CGI bütçesinden çok daha düşük bir bütçe ile Ghost’a hak ettiği sahneler çekilebilirdi diye düşünüyorum. Ghost’un o tek kulaklı hali ve üzgün ses tonunu görüp başını bile okşamayan Jon’a ise kelimeler kifayetsiz kalıyor.

Bazı fanlar, serinin sonunda Jon’un tekrardan kuzeye (Tormund’un demesiyle gerçek kuzeye) gideceği ve Ghost ile buluşacağını düşünseler de senaristlerin durumuna bakıldığında bu konudan çok da umutlu değilim açıkçası.

Son olarak…

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry