Ana sayfa Game Of Thrones Game of Thrones’ta Bizi Neler Bekliyor?

Game of Thrones’ta Bizi Neler Bekliyor?

PAYLAŞ

George RR Martin’in 1993’te yazmış olduğu bir mektup var. Buradan tıklayarak o mektubu okuyabilirsiniz. Ardından dönüp yazımıza devam edebilirsiniz. Öncelikle mektubun orijinal resimlerini internette görme şansınız var. Çevirinin doğru olduğunu söyleyebilirim bu sebeple.

Bu mektup pek çok yönden büyük önem taşıyor. Bu yazımızda da bu mektubu bir nevi kaynak baz alarak hem A Song of Ice and Fire kitaplarının, hem de Game of Thrones dizisinin aşağı yukarı nereye gittiğini kestirmeye çalışacağız. Dizi ve kitap ayrılmış vaziyette olsa bile bazı mihenk taşı olayların sabit kalacağı düşüncesindeyim, bunların başında da Cersei’nin büyük zaferi ve Dany’nin Westeros’a gelişi gibi şeyler mevcut. Dönelim mektuba.

Beş tane baş karakterim var diyor sevgili aksakallı Martin; Jon, Arya, Bran, Dany ve Tyrion. Yani en başından beri pek çok farklı hane ve karakter destekleyerek sadece kendimizi üzmüşüz. “Renly o tahta en uygun kişiydi.” ya da “Tek gerçek kral Stannis’tir!” gibi şeyler zaten Martin’in kafasında olmayan şeylermiş. Elbette serinin en büyük özelliklerinden biri de buydu. Baş karakterler yerine pek çok farklı karakterin de fazlaca sevilebilmesiydi. Örnek vermek gerekirse benim en sevdiğim karakterler Stannis Baratheon, Jaime Lannister ve Davos Seaworth’tür. Bunda bir değişiklik yok hala benim için. Pek çok kişi de Greyjoyları sever. Victarion Greyjoy’un hayranları boldur. Aynı şekilde Renly’yi, Loras’ı, Balon’ı, Robert’ı favori karakteri seçen insanlar da çok fazla. Hatta Roose Bolton’u, Ramsay Bolton’u, Jeor Mormont’u, Oberyn Martell’i… Ancak Martin’in baş karakterlerinin saydığımız beş isim olması büyük önem taşıyor.

Eddard3

Ned Stark A Game of Thrones’un, yani ilk kitabın baş karakteri gibi olsa da, aslında tekrar okuyunca fark ediyoruz ki, baş karakterler zaten belliymiş. Jon’un macerası başlarken, Dany’nin macerası da başlıyordu. Arya büyüyor ve kılıç tutmayı öğreniyordu, Tyrion ise… eh Tyrion ise Tyrion’du ve Bran ise Üç Gözlü Kuzgun olma yolunda büyük bir “atlayış” gerçekleştirmişti ama şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, seride üç tane ana hanedan var: Stark, Lannister ve Targaryen. Targaryenlar uzakta, toplanmaya çalışıyorlar. Starklar en baştan beri hikayede varlar ve dağılıp yenildiler. Lannisterlar ise en basit manada düşmanlar. Mektupta da anlaşılabileceği gibi düşman olan onlar.

912671

Game of Thrones dizisinde de buna zemin hazırlandığını söylemek mümkün. Cersei Lannister gücü ele geçirdi ve karşısında Targaryen, Martell ve Tyrell ittifakı olacak. Dostları yok. Hatta Jaime bile Cersei’nin düşmanı olacak gibi görünüyor. Starklar toparlandı ve Akgezenlerle olan mücadeleye hazırlanıyorlar.

Yani olaylar gördüğünüz gibi mektuptaki kıvama geliyor. Elbette mektupta olacakların aynen vuku bulacağını söylemiyorum. Kafasındaki çok fazla şeyin değiştiğini biliyoruz. Yine de temelde bu üç hane arasında dönecek bir oyun olduğunu buradan anlıyoruz. Baratheonlar, Tyreller, Greyjoylar, Arrynler hep tahtadaki diğer taşlardı. Önemlilerdi evet ama oyunu bitirenler Kurtlar, Aslanlar ve Ejderhalar olacak. Game of Thrones’un kaderi üçüyle alakalı olarak belli olacak.

ned-lyanna

Mektupta yine “Jon’un gerçek ailesine dair sır” deniyor. Bu yine Jon’un kitapta da Ned Stark’ın oğlu olmadığı savını kuvvetlendiriyor. Zaten dizi de bunu gösterdi. Ayrıca bu konuda ilk kitapta da fazlasıyla ipucu bulunuyor. Bu ipuçlarını görmek için de buraya tıklayabilirsiniz.

Jon’un gerçek ailesi demek eğer Jon’un Targaryen kanına sahip olması demekse, şöyle bir teori dönüyor etrafta. Jon bir dragonrider olacak. Yani ejderha sürücüsü. “Neden?” diye soracak olursanız şöyle anlatabilmek mümkün: Jon’un Rhaegar Targaryen ve Lyanna Stark’ın çocuğu olmasının bir anlamı olmak zorunda, yani ana hikaye kurgusunu etkileyecek bir şey. Bu yıllardır öne sürülen bir teori. Jon’un ejderhanın başlarından biri olması. Zamanında çok çocukça ve peri masalımsı gelirdi bana. Ancak olay buna doğru gidiyor gibi görünüyor. Eğer Westeros’u Rhaegar Targaryen’ın kanına sahip olduğuna ikna etmesinin tek bir yolu varsa, o da ejderhalardan birinde hakimiyet kurmasıdır kesinlikle.

jon snow1

Tahta Jon & Daenerys evlenerek geçer mi bilemem ama bu yolda büyük adımlar göreceğimiz kuşkusuz. Zaten Daenerys Targaryen’ın tahta geçmesi o kadar da imkansız bir şey değil. Daha doğduğu günden beri Aerys Targaryen’ın meşru kızı olduğu kesin ve tahttaki iddiası su götürmez bir gerçek. Kimsenin bunda bir kuşkusu yok. Bu yüzden zaten Baratheon kalmayan bir diyarda (aslında Baratheon olmayan ama soyadı Baratheon olan bile kalmadı) Daenerys Targaryen’ın tahtta kabul görmesi normal bir durum.

Yine bir teoriyle devam edelim: Cersei’nin Dany’ye nasıl bir şehir bırakacağı da tartışılır. Lannister ordusu hala kuvvetli evet ama Dany’nin sahip olduğu ittifaka karşı dayanabileceğini zannetmem. Euron Greyjoy’la ittifak olsa bile. Bu yüzden Kral Toprakları’nı alevler içinde bırakarak, Daenerys Targaryen’a mahvolmuş bir şehir bırakabilir. İkinci sezonda Dany’nin gördüğü kehaneti hatırlayabiliriz burada, o da Kral Toprakları’nı mahvolmuş bir halde buluyordu.

cersei1

Deli Kral’ın yapamadığını Cersei Lannister yapabilir ve bu kez Kral Katili, Kraliçe Katili de olabilir; ancak bu defa engel olamayabilir. Ne de olsa Game of Thrones bu. Göreceğiz.

got-s6-cersei-jaime

Tabii Martin dönen teorilere bakıp “Bunlar yerine başka bir şey yapacağım.” da diyebilir. Çünkü “sonunu bildiği şeylere ilgisini kaybettiğini” söylüyor. Kitabın sonunu senaristlere söylemiş olsa da, bu kitapta farklı bir sona gitmeyeceği anlamına gelmiyor. Senaristler sürekli teorilerde dönen, Dany’nin ya da Jon’un hükümdarlığıyla bitecek bir sonu duymuş olabilirler Martin’den. Diziyi de zaten ona göre ısındırdıklarını da görebiliyoruz.

Şimdi yine gelelim Martin’in başka bir açıklamasına. Martin Yüzüklerin Efendisi gibi “acı-tatlı” bir son düşündüğünü söylemiş. Tolkien’in harika bir son yazdığını, Yüzük’ü yok etme görevleri başarılı olmasına rağmen Shire’a döndüklerinde, Hobbitlerin, Shire’ın Saruman’ın adamları tarafından ele geçirildiğini gördüklerini, sonradan da Frodo’nun Orta-Dünya’yı terk ederek acı-tatlı bir son ortaya koyduğunu söylemiş. “Bir görevi bitirip sonradan hayat mükemmelmiş gibi davranamazsınız. Hayat o şekilde işlemez.” şeklinde de eklemiş.

Yani bunun “Martincesi”, bana kalırsa mutlu bir sona ulaşacağız ama o mutlu sona ulaşırken çok şeyler kaybedilecek ve bir yandan son için mutlu olurken, arkada ölüp gidenler, ya da olan olaylar için gözyaşı dökeceğiz. Ayrıca “herkesi öldürmeyi” planlamadığını da eklemiş. Zaten bu öldürme olayını “karakterlerin güvende olmadıkları” hissiyatını vermek için yaptığını biliyoruz. Ki bunu mektupta da belirtmiş, bunda oldukça da başarılı olduğunu söylemek elbette ki mümkün.

grrm

Yine de dizinin gittiği noktadan anlıyoruz ki; Jon, Arya, Bran, Tyrion ve Dany son olaylarda yine önemli karakterler olacaklar ve acı-mutlu bir sonda onlardan hepsini olmasa da bir iki tanesini göreceğiz ve Buz ve Ateşin Şarkısı umarız tatmin eden bir sonla bitecek.

Kuşkusuz pek çok kişinin endişesi, sonun tatmin edici olmayacağı. Teorilerden biri tutarsa bunun etkileyici olmayacağı. Eh, illa ki George Martin her şeyi şaşırtıcı yapmak zorunda değil, Star Wars’ta da Ölüm Yıldızı’nın eninde sonunda yok olacağını biliyorduk ama ona rağmen izledik. Sonuçta önemli olan, yolun sonu değil, yolculuğun kendisidir.

Yorumlar