Ana sayfa Middle Earth Filmler Gandalf (Olórin)

Gandalf (Olórin)

PAYLAŞ

“Gandalf diğer ikisine göre daha kısa boyluydu; ama uzun ak saçları, ortalığı süpüren gümüş sakalı ve geniş omuzlarıyla, kadim efsanelerin bilge kralları gibi görünmekteydi. İhtiyar yüzünde kocaman karlı kaşları altındaki kara gözleri, aniden alev almaya hazır kömür parçaları gibi ışıl ışıldı.”

– Frodo Baggins Gandalf’ı Tarif Ederken[1]

Kısaca:

Gandalf, 3.Çağ’da Valar tarafından Orta-Dünya’ya gönderilen 5 Istar’dan biridir. Valinor’da Olórin olarak bilinir. 3.Çağ’da Sauron’un yenilgisinde önemli rol oynamış, insanlara bilgeliğinden dağıtmış ve onları cesaretlendirmiştir. Gandalf aslen gri cübbelidir ve Saruman’dan sonra Büyücüler’in ikinci lideri gibidir. Moria’daki düşüşten sonra, Orta-Dünya’da ak olarak tekrar canlanır ve bu sefer Büyücüler’in başıdır. Hobbitler’e olan ilgisi önemlidir.

İlk Zamanları:

Istari’nin en bilgesi olarak bilinen Gandalf, Ilúvatar tarafından Ainur’un Müziği’nden önce yaratıldı. Zamanın başlarında Eä’ya ilk gelen Ainur arasındaydı. Burada Manwë, Varda, Irmo ve Nienna’nın birer Maia’sı oldu ve Nienna tarafından Olórin olarak isimlendirildi. Nienna sayesinde acımayı ve sabrı öğrendi.

3.Çağ’da Sauron’un karanlık kötü ruhu Orta-Dünya’ya yayılırken, Manwë bir Valar Konseyi toplamaya karar verdi. Bu doğrultuda 5 Istari, Orta-Dünya’ya gidip, insanlara kötüyle savaşmada yardım etmek ile görevlendirildi. Oromë Alatar’ı (Beraberinde Pallando), Yavanna Aiwendil’i (Radagast), Aulë Curumo’yu (Saruman) ve Manwë Olórin‘i seçti. Manwë önce Sauron’dan korktuğundan Olórin’in gitmesini istemedi. Ancak sonradan bunun, gitmesini istemesini sağlayacak bir sebep olduğunu söyledi. Üstelik, Sauron’un gücünün çoğu olan Tek Yüzük’ün yeri bilinmiyordu

Olórin Manwë’nin emrini kabul etti ve 3.Çağ’ın 1000 yılında Orta-Dünya kıyılarına vardı. (Istari’nin beraber veya ayrı ayrı Mithlond’a varış tarihleri hakkında net bilgi olmamakla birlikte, var olan ayrıntılı bilgi için bknz; Istari) Gandalf diğer 4 Büyücü’den sonra, tahminen Ölümbüyücüsü’nün Kuyutorman’da belirdiği tarihlerde geldi.

Orta-Dünya’ya Varışı:

Olórin, tıpkı diğer büyücüler gibi yaşlı bir adam görünümü aldı. Griye büyündü ve gezgin, danışılan biri olarak bilindi.

Valinor’dan Mithlond’a geldiğinde dostu Glorfindel ve gemiyapıcısı Círdan tarafından karşılandı. Círdan Olórin’deki gücü ve iradeyi hissetti ve taşıdığı üç güç yüzüğünden biri olan Narya’yı ona verdi. Círdan, Gandalf’ın gelecekte kötülere karşı direneceğine dair öngörülerde bulundu ve Narya’nın gerektiği zaman bir destek ve yardım olacağını söyledi.

Gandalf ve Círdan
Gandalf ve Círdan

            “Alın bu yüzüğü efendim, çünkü sizin uğraşınız çok zorlu olacak; ama bu yüzük, üzerinize alacağınız yorgunluk içerisinde size destek olacaktır. Bu ateş yüzüğüdür, bununla birlikte, belki, giderek soğuyan bu dünyadaki yürekleri tutuşturabilirsiniz. Ama ben, benim yüreğim denizle birlikte ve son gemi yelken açana dek gri sahillerde yaşayacağım, orada sizi bekliyor olacağım.”

– Cirdan[2]

Böylece Gandalf Orta-Dünya’da yapacağı yolculuklarına başladı. Saruman’ın aksine Gandalf, doğuya gitmedi ya da belirli bir yeri kendine mesken edinmedi. Genelde seyahatlerini batı topraklarına, Sauron’a karşı duran Dúnedain ve Elfler’e yaptı. Orta-Dünya’da kaldığı yıllar boyunca pek çok farklı isimle tanındı: Elfler tarafından “Mithrandir”, “Gri Seyyah”; Arnor’lu İnsanlar tarafından “Gandalf” denildi ve bu, en bilindik ismi haline geldi. Ayrıca doğulu insanlar tarafından “Incánus” ve Cüceler tarafından “Tharkûn” isimleriyle de anıldı.

Ayrıca bir efsane der ki; Gandalf’a, yolculuğuna çıkmadan Yavanna tarafından, Elflere götürmesi için bir hediye verilmişti. İşte Gandalf’ın Elflere, Valar’ın onları unutmadığını göstermek için Eärendil’in Elftaşı’nı getirdiği söylenir. Gandalf bunu Galadriel’e vermiştir ve ona, gelecekte “Elessar (Elftaşı)” ismiyle anınan birinin karşısına çıkacağını ve ona vereceğini söylemiştir.

İlk Seyahatleri:

3.Çağ 1100 yılı civarlarında Istari ve Elfler, Kuyutorman’daki Dol Guldur harabesinde bir kötülüğün hayat bulduğunu farkettiler. Karanlık gölgeler ormanda dolaşıyor ve ağaçlara bulaşıyordu. Kimileri bir Nazgûl’un dönmüş olabileceğini düşündü, kimileri ise yeni bir Güç’ün yükseldiğini. Gandalf emin değildi fakat Sauron’un geri dönmüş olabileceği ihtimalinden korkuyordu.

Sonraki iki yüzyıl boyunca kötülük kaynağından güç alarak yayılmaya devam etti. Orklar Puslu Dağlar’da veya başka yerlerde çoğalıyorlardı. Cadı-Kral (Nazgûl’lerin en kudretlisi) kuzeyin ıssız topraklarındaki Angmar’da bir kale inşa etti ve Arnor Krallığı ile bitmek bilmeyen savaşlar yaptı. Bu arada Moria ve Minas Ithil de karanlıkta kaldılar ve Orta-Dünya’nın her yerinde savaşlar, felaketler yayıldı.

Gandalf 2063’te Dol Guldur’a kötülüğü keşfetmek için gitti. “Ölümbüyücüsü” diye bilinen bir varlık Gandalf onu tanımlayamadan kaçtı. Gandalf’ın baskınından sonra kötülük geri çekildi ve böylece birkaç yüzyıl sakin geçti.

Tetikte barış süreci uzun sürmedi. Yaklaşık 400 sene Ölümbüyücüsü saklandı ancak bu sürede Nazgûl, efendisinin dönüşü için hazırlık yapıyordu. Tâ ki 2460 yılına kadar… Kötülüğün geri dönüşünün gerçekleşmesiyle, Bilgeler (Celeborn, Elrond, Istari, Galadriel, Círdan, Glorfindel, Thranduil) üç sene içerisinde Ak Divan’ı topladı. Galadriel, Gandalf’ın Divan’ın başı olmasını istedi. Ancak bu rütbeyi daha bilge olması sebebiyle Saruman aldı. Gandalf ise özgürlüğünü kısıtlayacağı için reddetti.

Eriador’daki gezilerinde Gandalf, yalnız ve gizemli bir halk olan Hobbitler ile memleketleri Shire’da tanıştı ve dost oldu. 2758’deki Uzun Kış’ta Gandalf yardımlarına geldi. O zamanlar Gandalf’ın, Hobbitler’in acıma duygusu ve cesaretlerine tanıklık edip onlara imrendiği zamanlar oldu.

Yalnız Dağ’ın Kralı II. Thráin zamanında Erebor yolunda kaybolan bir cüceyi aramak için Khazad-dûm’a gitti. Aramalarından sonra Durin’in Kapıları’ndan çıktı, ancak bu tecrübe büyülü kapının nasıl açılacağı konusunda bir yardım sağlamadı.

2850’de yolculuğu bir kere daha Dol-Guldur’a oldu, ancak bu sefer gizlice gitti. Gandalf’a Erebor’un haritası ve anahtarını veren Thráin’i zindanlarda buldu. Daha önemlisi, o gün Ölümbüyücüsü’nün bir Nazgûl değil, Sauron’un bizzat kendisi olduğunu öğrendi. Ayrıca Yedi Cüce Yüzüğü’nden 4’ü ejderha ateşiyle yok olmuştu. Sauron kalan 3 yüzükten 2’sini muhtemelen Tek Yüzük’ü bulabilme umuduyla toplamıştı fakat son Cüce Yüzüğü’nü Gandalf Thráin’den aldı.

Dol Guldur'da Gandalf
Dol Guldur’da Gandalf

Gandalf Dol-Guldur’dan kaçtı ve Ak Divan’a geri döndü.   Keşiflerini Divan’a anlattı ve Sauron Tek Yüzük’e sahip       değilken saldırılması gerektiğini söyledi. Ancak Saruman;   bu öneriye karşı, Tek Yüzük’ün çoktan Anduin Nehri’nden Büyük Deniz’e ulaşmış olacağını söyleyerek bekleyip           görmeyi önerdi. Konsey’in çoğu da Saruman’a katıldı.   Rivendell lordu Elrond, daha sonra Gandalf’a özel olarak, önsezileri ile, Yüzük’ün bulunmuş olabileceğini ve yakında 3.Çağ’ı kapatacak bir savaş yaşanacağını söyledi. Aslında bir de, savaşın kötülüğün galibiyetiyle sonlacağını hissettiğinden bahsetti. Gandalf ise onu, “tuhaf rastlantılar” olabileceğini söyleyerek teselli etti ve cesaretlendirdi.

            “Dünyanın tuhaf rastlantıları pek çoktur,” dedi Mithrandir, “ve Bilgeler sendelediğinde yardım çoğunlukla zayıfın ellerinden gelir.”[3]

Erebor Macerası:

Gandalf Shire’ı ara sıra ziyaret ederdi, partilerine katılırdı ve genç Hobbitleri havai fişekleriyle etkiler, onlara ejderhalar, goblinler ve prenseslerle ilgili hikayeler anlatırdı. Böylece Bilbo Baggins adında kısmen maceraperest sayılabilecek bir hobbitle tanıştı, ancak o, atılganlıktan pek uzaktı.

Gandalf kuzeyin zayıf bölgesi hakkında endişe duyuyordu. Ejderha Smaug, Cüce Krallığı Erebor’un ve İnsan Şehri Dale’in her ikisini de yok etmişti ve Gandalf, Sauron’un bu çorak toprakları kullanmasından ve Angmar’a tekrar hükmetmesinden korkuyordu. Erebor’un varisi Thorin’in Smaug’a karşı savaş açmak istediğini biliyordu ancak bunun yeterli olmayacağının da farkındaydı. 2941’de Gandalf Thorin’le Bree’de bir görüşme yaptı. Thorin’in Gandalf’ın onu aramasına karşı garip bir hissi vardı. Gandalf, Thorin’in Ejderha’yı öldürebileceği ve şehri geri alabileceği bir plan kurmuştu ancak bunun için kendisinin belirleyeceği bir “hırsız”a ihtiyaç vardı. Gandalf’ın aklına o an istemsizce “Bilbo Baggins” ismi geldi. İlk olarak Bilbo’nun Yeni Elf Yılı’nda evinde bıraktığı Holman Cotton’u buldu. Sonra kafilede olacak diğer cücelerle birlikte Bilbo ile konuştu ve hırsızın Bilbo Baggins olmasına karar verdi. Yolculukta onlara Kuyutorman’a kadar eşlik etti. Bu yolculukları sırasında birçok kez hayatlarını kurtardı.

Gandalf ve Bilbo Baggins Tanışırken
Gandalf ve Bilbo Baggins Tanışırken

İlk olarak 3 Dağ Trollünü taşa çevirerek hayatlarını kurtarmış oldu. Troll mağarasından Glamdring isimli kılıcı buldu ve onu aldı. Ayrıca Dumanlı Dağlar’da Goblinlere yakalanmalarının ardından, Yüce Goblin’i öldürerek kurtulmalarını sağladı. Bu, Bilbo’nun “sihirli yüzüğü”nü bulduğu andı. Bilbo kafileye yüzüğü Gollum denen yaratıktan kazandığını söylese de Gandalf’tan sır olarak sakladı.

Dumanlı Dağlar’dan kafileyi çıkarttıktan sonra Gandalf’ın sayesinde Yüce Kartal ve halkı onları kurtardı ve yuvaya taşıdı. Gwaihir olduğu da düşünülen Yüce Kartal, daha önceden Gandalf tarafından bir zehire karşı iyileştirilmişti ve o zamandan beri dosttular. Bir gün yuvada kalan kafileyi diğer gün kartallar, Dağ’ın öbür tarafına bıraktılar.

Daha sonra Beorn’u, evinde kalabilmeleri için ikna etti. Fakat Kuyutorman girişinde, önceki işlerinden birini tamamlamak için kafileden ayrılmak zorunda kaldı. Gandalf son bir kez kafileye orman hakkında nasihat verdikten sonra (her ne kadar ormanın bozulmuş olduğunu bilse de, başka şansları olmadığından) yolunu tekrar Dol-Guldur’a sürdü. Ak Divan zor koşullar altında tekrar toplandı ve bu sefer Saruman’ın da katılımıyla Sauron’a toplu bir saldırı kararı alındı. Sauron geri çekildi ve varlığını Mordor’a kaydırdı. Bu sırada Gandalf, kafilenin Kuyutorman’da kaybolduğu ve Orman Elfleri tarafından esir edildiği haberini alınca endişelendi ve kafileye yardım için olabildiğince çabuk dönmeye çalıştı.

gandalf11
5 Ordular Muharebesi sonrası Gandalf ve Bilbo Baggins

Sonunda, macera başarıya ulaştı; Ejderha öldürüldü, Erebor geri alındı. Ancak Gandalf Erebor’a ulaştığında, Dağ’ın önünde birleşmiş Orman Elfleri-Göl İnsanları ordusuna karşı Thorin’i Erebor’u savunmaya niyetli buldu. Bard ve Thranduil’in yanında Thorin’i sağduyuya çağırırken, 5 Ordular Muharebesi başladı. O sırada Gandalf, Ork ve Warg’lardan oluşan bir ordunun hazine için geldiğine karşı onları uyardı ve Thorin, Dain Demirayak’ı yardıma çağırdı. Sauron’a hizmet eden Ork ordusuna karşı bir İnsan-Cüce-Elf ittifakı yapıldı ve savaş kazanıldı.

Savaştan sonra Gandalf, Bilbo ile beraber dönüş yoluna çıktılar. Beorn’un evinde Yule’yi (Hobbitlerin, yılın son ve ilk gününü kutladıkları bayram) kutladılar ve Yarmavadi’ye geri döndüler. Gandalf bu maceradaki görevini tamamladığı için memnundu; Smaug ve Sauron’a bağlı birçok asker ölmüştü ve Yarmavadi ve Lothlórien etrafındaki tehlikeler azalmıştı. Ölümbüyücüsü tamamen yok olmuş olsa çok daha iyi bir sonuç olacaktı ancak Sauron’u def etme planları başka zamanlara sarktı.

Troll Mağarası’ndan tekrar geçişlerinde Gandalf ve Bilbo oraya gömdükleri hazineleri de alarak yollarına devam ettiler.

O zamandan itibaren, bilgeliğine rağmen Hobbitlerin Gandalf’ı tekrar şaşırtması, kendilerine tekrardan hayran kalmasına sebep oldu. Özellikle de Baggins soyuna karşı ilgisi iyice artmıştı.

Karanlığın Geri Dönüşü:

Divan’ın umutlarına rağmen, Sauron bu saldırı sonrası zayıflamadı. Yapılacak saldırıyı daha önceden sezmişti ve geri çekilmesi bir aldatmacaydı. Saldırıdan 10 sene sonra, Mordor’da Barad-dûr’u inşâ ederek varlığını tekrar gösterdi. 2953’te Ak Divan son kez toplandı ve Güç Yüzüğü tartışıldı. Saruman diğerlerini, Yüzük’ün Belegaer’de çoktan kaybolduğunu iddia ederek yatıştırmaya çalışıyordu. Bu toplantıdan sonra Saruman Gandalf’ı iyice kıskanmaya başladı ve peşine casuslar taktı. Bu casuslar Shire’ın ve Hobbitlerin huzurunu da etkiledi ve Saruman’ın, Gandalf’ın Hobbitlere olan ilgisini öğrenmesine sebep oldu.

Bu sırada Sauron tüm güçlerini, Batı’nın iyi halklarına karşı savaş açmak üzere toplamaktaydı. Doğu’dan, Güney’den, Khand’dan etkisi altındaki insanlar; orklar, troller, warglar hızla çoğalıyordu ve Anduin Nehri boyunca Tek Yüzük’e dair bir işaret aranıyordu.

2956’da Gandalf, Isildur’un varisi Aragorn’la tanıştı ve kısa sürede dost oldular. O günden sonra Gandalf ve Aragorn beraber çalışmaya başladılar.

Bu dönem boyunca Gandalf Shire’ı, özellikle dostu Bilbo Baggins’i ve kuzeni Frodo’yu ziyaret etti. Bilbo’nun ileri yaşına rağmen hala oldukça genç gözükmesi ve çok bahsetmediği şüpheli “büyülü yüzük”ü, Gandalf’ın aklını kurcalamaya ve dikkatini çekmeye başladı. Bilbo ilk başlarda yüzüğü kazandığını iddia etse de sonunda ilk olarak Gandalf’a, Gollum’dan çaldığını itiraf etti. Gandalf o zaman Bilbo’nun yüzükle çok ilgili ve kafısının meşgul olduğunu farketti. Hobbit-dışı görünen davranışları Gandalf’ın dikkatini çekmişti. 3001’de Bilbo’nun Veda Partisi’nde, ondan yüzüğü Frodo’ya

Gandalf, sihirli yüzüğün Tek Yüzük olduğunu öğrenirken
Gandalf, sihirli yüzüğün Tek Yüzük olduğunu öğrenirken

bırakmasını istedi. Daha sonra Frodo’yu dikkatlice yüzüğü kullanmaması yönünde uyardı. Gandalf artık büyülü yüzüğün, Güçük Yüzükleri’nden biri olabileceğini düşünüyordu.

Gollum hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen Gandalf, Aragorn’dan onu yakalamasını talep etti. 3017’de, Gollum’un hikayesini anlatmasıyla birlikte, Gandalf Minas Tirith’deki Tek Yüzük hakkındaki kayıtların eksik yerlerini öğrenmiş oldu. Ve Gollum’un bundan önce Barad-dûr’da olduğunu öğrenmesiyle beraber içine Frodo’nun ve Yüzük’ün güvenliği ile ilgili büyük bir korku düştü. Sauron, Gollum’a işkence ederek sadece Yüzük hakkında bilgi değil, “Shire” ve “Baggins” ismini de öğrenmişti. Gandalf aceleyle Shire’a dönmeye başlamıştı. Çünkü artık Bilbo’nun sihirli yüzüğünün sadece bir Güç Yüzük’ü değil “Sauron’un Her Şeye Hükmedecek Tek Yüzük’ü” olduğunu biliyordu.

Yüzük Savaşı Başlıyor – Saruman’ın İhaneti:

Gandalf Shire’a döndükten sonra, Frodo’ya en kısa sürede ayrılmaları gerektiğini söyledi ve Yarmavadi’ye kadar eşlik edeceğini söyledi. Frodo’ya Gollum’dan, Nazgûl’lerden ve Karanlık Efendi’den bahsetti. Daha sonra Gandalf hala üstü olan Saruman’dan tavsiye almak için ayrıldı.

” – Seni anlayamıyorum. Yani, yaptığı bütün o korkunç şeylerden sonra onu sağ bıraktığınızı mı söylemeye çalışıyorsun? En azından şimdi orklar kadar kötü biri o ve düşmandan başka bir şey değil. Ölümü hak ediyor.

– Hak ediyormuş! Belki hak ediyordur. Yaşayanların birçoğu ölümü hak ediyor. Ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin? O halde öyle hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme. Çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez.”

– Frodo ve Gandalf’ın konuşması [4]

Radagast’tan Saruman’ın onu çağırdığı haberini alınca Gandalf Bree’deki Sıçrayan Midilli Hanı’na gitti. Ayrıkvadi’ye çıkılacak olan yolculuğa yetişemeyeceğini düşünerek, Frodo’ya bir mektupta onu beklememesini, en hızlı şekilde Ayrıkvadi’ye varmasını, Yolgezer adında birini bulup ona güvenmesini söyledi ve onu tanımasını sağlayacak bir şiir ekledi. Han’ın sahibi Arpaadam Kaymakpürüzü’ne mektubu verdi ve Shire’a, Bay Tepedibi takma adında birine göndermesini istedi. Ancak Kaymakpürüzü mektubu göndermeyi unuttu.

Ondan sonra Gandalf Isengard’a vardı. Saruman Tek Yüzük’e karşı olan arzusunu ortaya attı. Gandalf’a “eski dostum ve yardımcım” şeklinde hitap ederek Yüzük’ü alıp Sauron’a karşı kullanmalarını önerdi. Gandalf teklifini korkuyla geri çevirdi ve Saruman onu Orthanc’in tepesine hapsetti. Kartallar’ın Reisi Gwaihir, Gandalf’ı oradan kurtardı. Gandalf Shire’a geri dönmesi gerektiğini biliyordu çünkü artık Yüzük hem Sauron’un Nazgûl’lerine karşı hem de Saruman’ın ihanetine karşı tehlikedeydi.

Gwaihir, Gandalf'ı Kurtarırken
Gwaihir, Gandalf’ı Kurtarırken

Hızlıca kendine hızlı bir binek bulabilmek için Rohan’a hareket etti. Kral Théoden’den hediye olarak Rohan’ın en hızlı ve güçlü atı Gölgeyele’yi binek edindi. Hız kaybetmeden atını Shire’a sürdü. Ancak vardığında Frodo’nun onu beklemeden ayrılmış olduğunu ve Nazgûl’lerin “Kara Süvari” suretinde bölgeyi taradıklarını öğrendi. Korkan ve endişelenmeye başlayan Gandalf, Bree’ye giderek Arpaadam’a olanları sordu. Arpaadam özür dileyerek mektubu göndermeyi unuttuğunu ve hobbitlerin “Yolgezer” denen garip kolcu ile gittiğinden süphelendiğini söyledi. Fakat Gandalf bu haber üzerine Kaymakpürüzü’nün aksine rahatladı ve Aragorn’un yanında güvende olacaklarını düşündü. Kaymakpürüzü’nün şaşkın bakışları arasında onu kutlayıp, birasını kutsadıktan sonra Fırtınabaşına, bölgeyi gözlemlek üzere yola koyuldu.

Orada Nazgûller tarafından saldırıya uğradı fakat büyük bir savaş sonrası bir ışık ve ateş topu patlatarak galip geldi. Bu fenomenler çok uzaktan Hobbitler ve Aragorn tarafından da görüldü ve bunu yapanın Gandalf olduğunu anladılar. Ayrıca Gandalf, oradan geçtiğinden emin olabilmeleri için taşlara bir “G” rünü kazıdı.

Oradan hiç durmadan Ayrıkvadi’ye; Glorfindel’i, Aragorn’u ve hobbitleri karşıladığı yere ilerledi. Nitekim Frodo da oradaydı, ancak ağır yaralı olmasına rağmen Yüzük hala ondaydı.

Yüzük Kardeşliği:

Frodo iyileştiğinde ve hazır hale geldiğinde, Elrond hanesinde Yüzük’le ilgili kararlar alınması için bir divan topladı. Zaten tesadüfen, birçok halk ve krallıktan önemli temsilciler farklı sebeplerle orada toplanmış bulunuyordu. Gandalf ve Elrond, Yüzük’ün yapıldığı yer olan Orodruin’de yok edilmesini savundu. Diğerleri Gandalf’a başta karşı çıktılar ancak en sonunda kabul edildi. Kararlar alındı ve Elrond, Sauron’un 9 Nazgûl’une karşı, 9 kişilk Yüzük Kardeşliği’ni ilan etti. Bazıları Hüküm Dağı’na az kişiyle nasıl gidileceğini sorgulasa da, Elrond onlara ihtiyaç olan şeyin kaba güç değil, gizlilik ve iyi kader olduğu şeklinde cevap verdi. Gandalf; Aragorn, Boromir, Legolas, Gimli, Frodo, Samwise, Meriadoc ve Peregrin’in içinde olduğu Kardeşlik’in lideri seçildi.

Yüzük Kardeşliği
Yüzük Kardeşliği

Kardeşlik’in yoluna birçok kez engeller çıktı, uçsuz bucaksız Puslu Dağlar geçildi. Gandalf kafileyi Isengard yakınlarına götürmemekte kararlıydı. Güneyden Caradhras’dan geçip Puslu Dağlar’ın doğusundan çıkarak Isengard’ı atlatmak düşüncesindeydi. Ancak bu başarısız olunca, taşıyıcı Frodo’nun kararıyla Moria’dan, büyük cüce krallığı Khazad-dûm’dan geçmek kararlaştırıldı. Kafiledeki diğerleri, Moria gibi orklara ve Durin’in Laneti adıyla anılan bir yaratığa yuva olmuş labirent bir şehire girmek istemeseler de bu tek şanslarıydı.

Dağ’ın batı eteklerindeki Durin’in Kapıları’nda, biraz gecikmeden sonra Gandalf anahtar sözcüğü söyledi ve kapı açıldı. Biraz zorlandıktan sonra Gandalf yolları pek hatırlamasa da Mazarbul Odası’na ulaştılar. Gandalf, Balin’in yazdığı kayıtları okudu ve ardından orklar tarafından saldırıya uğradılar. Sonunda odadan kaçmak zorunda kaldırlar ve Gandalf kafileyi doğu çıkışına doğru hızlıca ilerletmeye koyuldu.

Ne yazık ki, Khazad-dûm Köprüsü’nde Durin’in Laneti onları yakaladı. Legolas ve Gandalf o zaman onun Morgoth’un Balrog’larından biri olduğunu farkettiler. Büyük bir cesaret gösterek Gandalf onları korumak uğruna asasından çıkarttığı ışık büyüsüyle köprüyü kırdı ve Balrog’un düşmesini sağladı. Tam sevinmek üzereyken Balrog’un kırbacı Gandalf’ın dizlerine dolanarak onu aşağı çekti. Gandalf düşerken “Kaçın aptallar!” diye bağırdı ve karanlığın içinde kayboldu.

Ancak Gandalf henüz ölmemişti. Balrog’la Arda’nın en dip yerlerine kadar dövüştü. En sonunda Sonsuz Merdivenler’in en ucuna, Zirakzigil Zirvesi’ne kadar Balrog’u götürdü ve son kalan gücüyle onu aşağıya attı. Gandalf’ın ruhu bedenini terketti ve böylece kendini Yüzük Kardeşliği uğruna feda etmiş oldu.

"Buradan Geçemezsin!"
“Buradan Geçemezsin!”

Ilûvatar’ın Lütfu – Ak Gandalf:

Evet, Gandalf ölmüştü. Ancak ruhu Orta-Dünya’yı sonsuza dek terketmiş değildi. Beş Istari’den görevine sadık olan (ya da öyle düşünülen) tek Büyücü olduğundan, Eru-Ilûvatar tarafından ölümlü topraklara görevini tamamlaması için, aynı vücut ile geri gönderildi. Artık içindeki Maia gücü ve kudreti, eskisinden daha fazlaydı ve daha çok kendini belli ediyordu. Bu gücünü nadiren kullansa da, o zamanlar Sauron’un hizmetkarlarından pek azı karşısında durabilirdi.

Dağın zirvesinde çıplak bir halde yatarken, Gwaihir bir kez daha Gandalf’ı kurtarmak için geldi ve onu Lothlórien’e bıraktı. Galadriel tarafından giydirilen Gandalf, burada yepyeni bir asaya kavuştu. Gandalf daha sonra Frodo ve Sam’in Kardeşlik’ten ayrıldığını ve Hüküm Dağı’na yalnız ilerlediklerini öğrendi. Sonra çabucak Fangorn’a, Aragorn, Legolas ve Gimli’yle buluşmaya gitti, onlara Galadriel’den mesajlar getirdi. Gölgeyele’yi çağırarak birlikte Edoras’a ilerlediler. Orada Saruman’ın casusu Grima Solucandili ortaya çıkardı, Kral Théoden’i iyileştirdi ve Saruman’a karşı savaşmaları için ikna etti. Gandalf 3.Çağ’ı bitirecek savaşın başladığının ve Saruman’ın Rohan’a hükmetmesi dahilinde Gondor’un yalnız kalacağının farkındaydı.

Gandalf’ın cesaretlendirmesinden sonra Théoden, Miğfer Dibi’nde savunma savaşı yapmaya karar verdi. Bunun üzerine Gandalf destek için Batıağıl’ın komutanı Erkenbrand’ı aramaya koyuldu. Savaş sırasında bu yardım ile Miğfer Dibi galibiyete dönüşdü ve aynı zamanda Pippin ve Merry’nin Entleri ayaklandırmasıyla Isengard’ın sonu kısa sürede gelmiş oldu. Savaştan sonra Gandalf; Théoden, Aragorn ve küçük bir grupla beraber Orthanc’e gitti. Saruman Gandalf’ın çağrısını reddetti. Gandalf Saruman’ın asasını kırdı, onu Ak Divan’dan ve Arifler Meclisi’nden attı. Gandalf Entlerden Isengard’a göz kulak olmalarını, Théoden’den ise Gondor’a yardıma gitmelerini istedi. Büyücü’nün aklı çoktan Gondor’a gerçekleştirilecek büyük saldırıdaydı.

Miğfer Dibi'nde 5. Günün Şafağında
Miğfer Dibi’nde 5. Günün Şafağında

Minas Tirith Kuşatması ve Pelennor Çayırları Muharebesi:

Gandalf, Pippin’i bir Palantír’e bakmasının “ödülü” olarak yanına aldı ve Minas Tirith’e, batının son kalesine doğru Gölgeyele’ye atlayarak yola çıktı. Vardığında Vekilharç II. Denethor’la konuşmaya gitti ve onun büyük oğlu Boromir’in ölümü yüzünden umutsuzluğa yaklaştığını farketti. Pippin, Boromir’in ölümünden onun ve Merry’nin sorumlu olduğunu düşünerek Vekilharç’a bağlılık yemini etti. Daha sonra Vekilharç Denethor’un küçük oğlu Faramir geldiğinde, Osgiliath’da bir Nazgûl tarafından saldırıya uğradıklarını, orada Frodo ve Sam’le karşılaştıklarını ve onların hayatta, Mordor yolunda olduklarını anlattı.

Osgiliath şehri artık Cadı-Kral tarafından yönetiliyordu. Faramir’in geri saldırısı da başarısız oldu ve zehirli bir ok tarafından yaralandı. Gandalf şehre yağan alevli güllelere rağmen askerlere cesaret dağıtmaya çalışırken, kalan son oğlu Faramir’i ölü gibi gören Denethor umutsuzluğa ve bir miktar deliliğe düşerek komutayı bıraktı. Hal böyle olunca şehrin savunmasını Gandalf üstlendi. Devasa koçbaşı Grond Minas Tirith kapısını kırdığında, Gandalf şehrin girişinde yalnız başına yer aldı. Daha sonra Cadı-Kral siyah bir at üstünde karşısına geldi ve Gandalf’ı ölümle tehtit etti. Ancak Gandalf Gölgeyele’nin üzerinde hiç hareket etmedi ve Sauron’un en güçlü fedailerine meydan okudu. Sabah olup Rohan’ın gelişi ile Rohirrim’in borularının sesi duyuldu ve Cadı-Kral ayrıldı.

Minas Tirith Kuşatmasına Komutanlık Ederken Gandalf
Minas Tirith Kuşatmasına Komutanlık Ederken Gandalf

Fakat Gandalf düşmanını takip etmedi. Bu sırada Pippin koşarak geldi ve ona; Denethor’un delirdiği, yüksek kulede intihara teşebbüs ettiği ve tıpkı eski putperest kralların yaptığı gibi oğlu Faramir’le beraber kendisini bir odun yığını üzerinde ateşe vereceği haberlerini getirdi. Kederin ve umutsuzluğun aklına üstün gelerek deliren Denethor’u değil, oğlu Faramir’i ölmeden kurtarabilmek için Gandalf hızlıca harekete geçti. Denethor yanarak öldü ancak Faramir yanmadan kurtarıldı. Sonra Gandalf, Denethor’un deliliğin sebebinin delirmeden önce, daha önceler Sauron’la bir nevi konuşarak mücadele etmesini sağlayan Palantír aracılığıyla ülkesini yakıp yıkan Mordor güçlerini görmesi olduğunu öğrendi. Bir Palantír asla yanlış göstermezdi ancak Denethor bu savaşın galibiyetle kazanılacağını düşünememişti.

Yine de, tüm umutsuzluğa rağmen kuşatma kırılmıştı. Rohan’ın kızı Éowyn ve Meriadoc Cadı-Kral’ı öldürdüler ve onun son çılığındaki acizliği çok kişi duydu. Yakın zaman sonra Aragorn, Sauron’un güneyden gelen desteğini engellediği Umbar korsanlarının gemileriyle geldi. Sauron’un savaşta kullandığı güçleri ise tamamen yok edilmişti. Uzun zamandır böylesine büyük ve kahramanca bir zafer kazanılmamış olmasına rağmen Gandalf’ın şimdi daha bilgece, dikkatli planlar yapması gerekiyordu.

Son Savaş:

Minas Tirith saldırısı Sauron’un Ora-Dünya’ya hükmetme planlarından sadece biriydi. Diğer orduları bu zamanda Erebor’la, Kuyutorman Krallığı’yla, Lothlórien’le ve Anduin çevresindeki noktalarla savaş halindeydi. Yine de Gondor’a, Edain soyunu kurutmak ve umutları yoketmek amacıyla tekrar saldırı yapma hazırlığı içersindeydi.

Minas Tirith’te Gandalf; Aragorn, Èomer, Imrahil gibi batılı lordları son savaşta komutan olarak seçti. Bunlar artık Gandalf’ın Orta-Dünya’daki çabalarının son noktasıydı. Herkes batının kaderinin Frodo’ya bağlı olduğunun farkındaydı. Bu yüzden Gandalf birlikleri Kara Kapılar’a sürerek Sauron’un gözünü Frodo’dan uzak tutmayı önerdi. Bu önerinin sayıca çok az olmalarından ötürü umutsuz bir intihar olduğu herkes tarafından biliniyordu, ancak bu Frodo’nun başarılı olması için tek şanstı.

Gandalf ve Aragorn’un liderliğinde ordu Anduin’den karşıya geçirilerek güneye yöneldi. Bazen durularak geldiklerinin belli olması için elçilerle mesajlar gönderildi. Kara Kapılar’a varıldığında durdular ve savaş hazırlıkları başladı. Sauron’un Ağzı denilen bir adam Kara Kapılardan, konuşmak için geldi ve yanında getirdiği Frodo’nun Mithril zırhı ile Arnor kılıcını göstererek adamlarını yakaladıklarını ve işkence ettiklerini söyledi. Batının güçlerine teslim olmalarını iste ancak Gandalf korkusuzdu ve teklifi reddetti. Sauron’un Ağzı Kara Kapılar’a geri döndü ve kapılar açılarak içeriden ork ve troll karışık bir ordu dışarı çıktı. Amaçladıkları tuzak başarıya ulaşmıştı.

Savaş başladığı sırada Sam ve Frodo Hüküm Dağı’na ulaşmışlardı ve Frodo çatlakta duruyordu. Yüzüğün atılma tartışması sırasında Frodo yüzüğü parmağına taktı, böylece Nazgûl’lerin ve Sauron’un dikkati oraya çekildi. Yüzüğü yok etmeyi amaçladıkları anlaşılmıştı.

Gandalf’ın daha önce Gollum hakkında öngördükleri doğru çıktı: Gollum yüzüğü Frodo’dan almasına rağmen Hüküm Dağı’nın alevlerine düşerek Tek Yüzük’ün yok olmasını sağlamış oldu. Hüküm Dağı patlamaya başladı, Barad-dûr yıkıldı. Yüzük Tayfları göktaşları gibi yanarak öldüler ve Sauron’un ruhu hiç bir zaman Orta-Dünya’ya hükmedemeyecek şekilde zayıfladı ve başıboş kaldı.

Gandalf insanlara Sauron’un yenildiğini müjdeledi. Kartal Gwaihir üçüncü kere Gandalf’ı aldı, Frodo ve Sam’i kurtarmak için dağa doğru uçtu. Onları aldılar ve böylece savaş sona ermiş oldu.

Son Zamanları:

Savaşın bitiminden sonra Gandalf ve diğer kardeşlik üyeleri Minas Tirith’te tekrar birleştiler. Aragorn’un taç giyme töreninde Gandalf, tacı Kral’ın başına takarak, “Artık Kral’ın günleri geldi, Valar’ın hâkimiyeti devam ederken o günler kutlu olsun!” diye bağırdı. Böylece insanların hüküm süreceği çağların başladığı ilan edilmiş oldu.

Gandalf, Kral II.Elessar'a Taç Giydirirken
Gandalf, Kral II.Elessar’a Taç Giydirirken

Aragorn ve Arwen’in düğününden ve taç giyme töreninden sonra Gandalf ve kalan kardeşlik üyeleri eve dönüş yolu için ayrıldılar. Gandalf için bu, Orta-Dünya’da yaptığı son uzun yolculuk oldu. Görevi sona ermiş ve Sauron yenilmişti. Dört hobbit kalana kadar tüm arkadaşlarına veda etti. Shire sınırlarına geldiklerinde Gandalf, geriye kalan dağılmış kötülük onu endişelendirmediğinden Tom Bombadil’le konuşmak için geri döndü.

Bundan sonraki iki senede Gandalf’ın ne yaptığı bilinmiyor ancak Bombadil’le “uzun konuşma” yaptığı düşüncesi muhtemeldir. 29 Eylül 3021’de Frodo ile Mithlond’da buluştu. Aman’a yelken açmaya hazırlandı. Narya’yı parmağında hala taşıyordu ve muhtemelen atı Gölgeyele de gemide onunla birlikteydi. 2000 seneden uzun bir zaman sonra eve dönecekti. Hobbitlere veda ettikten sonra; Bilbo, Frodo, Elrond, Galadriel ve Círdan’la beraber büyük denize açıldılar. Düz Yol’u kullanarak gemi Valinor kıyılarına vardı ve Gandalf bir kez daha Olórin olarak anılmaya başlandı. Orta-Dünya’da yaptıkları, ve halkların gönlünde taht kurması; şüphesiz Maiar’ın en bilgesinin zaferi idi.

Son gemi Orta-Dünya'dan ayrılırken
Son gemi Orta-Dünya’dan ayrılırken

Karakteri:

Yüzüklerin Efendisi’nde Gandalf çok kere çabuk sinirlenen ve çabuk gülen biri olarak tarif edilmiştir. Derin bilgeliği Valinor’da öğrendiği sabırdan dolayı, iyi mahluklara olan ilgisi ise zayıflara acımasından gelir.

Etimoloji:

Legendarium’da Gandalf kelimesinin Mannish yani insan dilindeki Wand-elf ya da Cane-elf kelimelerinden geldiği düşünülmektedir. Her ikisi de “Bastonlu/Asalı Elf” anlamına gelmektedir. Maia olduğu bilinmeyen insanlar tarafından yaşlı bir insana benzetilse de, ölümsüzlüğü ve büyü kullanımı sebebiyle elfe benzetilerek bu ismi almıştır.

Hobbit’in ilk taslaklarında adı Bladorthin olarak geçer. Daha sonralar ilk defa Thorin için kullanılan Gandalf ismi Olórin’e geçmiş, Thorin için ise şimdiki bilinen ismi türetilmiştir.

[1] Yüzük Kardeşliği; Sayfa 276

[2] Yüzüklerin Efendisi – Ek B

[3] Silmarillion – Güç Yüzüklerine Dair

[4] Yüzük Kardeşliği – Geçmişin Gölgesinde

Yorumlar