Ana sayfa Harry Potter Daha Üstün Bir Doğruluk için: Gellert Grindelwald 

Daha Üstün Bir Doğruluk için: Gellert Grindelwald 

PAYLAŞ

Gellert Grindelwald, Harry Potter serisinde yer alan ve hemen hepimizin ilgisini az da olsa çekmiş olan bir karakterdir. Hakkında olan bilgilerimiz kısıtlıdır. Büyücü dünyasının Voldemort’tan önce bilinen en büyük karanlık büyücüsüdür. Okuduğu okul olan Durmstrang’den altıncı sınıfta kovulmasının nedeni; kara büyüye olan aşırı ilgisidir. Okuldan kovulduktan sonra büyük teyzesi Bathilda Bagshot ile birlikte yaşamak için gittiği Godric’s Hollow’da Albus Dumbledore ile arkadaş oldu. Büyü üzerindeki hükmetme güçlerini fark eden arkadaşlar herkesin iyiliği için mugglelara hâkim olma macerasına atılmak, ölüm yadigârlarına hükmetmek istediler.

Ailesini kaybettikten sonra Dumbledore’un Godric’s Hollow’a yerleştiği yıl Bathilda Bagshot yeğeni Gellert Grindelwald’ı yanına almayı kabul etti. Dumbledore gibi büyüye karşı özel yetenekleri olan Grindelwald’ın ilgisini ödüller kazanmak değil başka konular çekmekteydi. Bathilda Bagshot’un onu, Albus Dumbledore ile tanıştırmasıyla aralarında büyük ve kısa sürede kurulan bir dostluk gelişti. Bathilda, “Evet, bütün günü tartışmayla geçirdikten sonra bile –ikisi de öyle zeki genç çocuklardı ki, ateşteki kazan gibi kaynaştılar- bazen Gellert’in odasının camında Albus’tan bir mektup getiren baykuşunun tıkırtısını duyardım! Aklına bir fikir gelirdi ve anında Gellert’e bildirmek zorundaydı!”  şeklinde dostluklarını özetliyor. Bu mektuplar, gerçekti ve tehlikeli fikirlerle dolup taşmaktaydı. On yedi yaşında olan Albus Dumbledore’un en yakın arkadaşına düşüncelerini yazdığı mektup şu şekildedir:

Gellert –

MUGGLE‘LARIN KENDİ İYİLİĞİ İÇİN

Büyücü baskınlığı hakkındaki söylediklerin için – bunun önemli bir konu olduğunu düşünüyorum. Evet, bizbire güç bahşedildi ve evet, bu güç bize hükmetme hakkını veriyor, ama ayrıca bize, hükmedilenler üzerinde sorumluluklar veriyor. Bu konunun üstünde durmalıyız, inşa edeceğimizin temeli olacak bu. Bize karşı çıkanlar olduğunda -kesinlikle olacağı için- bütün karşı tartışmalarımızın esası bu olmalı. “DAHA ÜSTÜN BİR DOĞRULUK” için kontrolü ele alıyoruz. Ve bununla birlikte direnişle karşılaştığımızda yalnızca gerekeni dayatmalıyız, ama daha fazlasını değil. (Senin Durmstrang‘deki hatan buydu! Ama şikâyet etmiyorum, çünkü eğer kovulmasaydın, asla tanışamazdık.)

Albus

Muggle’lara hükmetmek için ciddi planlar yapan bu iki arkadaşın aralarının bozulmasının Ariana Dumbledore’un ölümüyle başladığı düşünülüyor. Henüz dostluklarının ikinci ayında birbirini bir daha görmemeye karar veren ve büyük düellolarına kadar da bu karara sadık kalan arkadaşları ayıran bu ölüm, Dumbledore’un hayatın derinden etkilemişti. Ariana’yı öldüren lanetin kimin asasından çıktığı bilinmediği için Aberforth ve Dumbledore arasında sürekli bir kavgaya ve anlaşmazlığa sebebiyet veren bu durum Ariana’nın tabutunun başında kavga etmeleri ve Gellert’in cenazeye gelmemesi ile de dikkatleri çekmişti. Kimselerin cevaplayamadığı ve çok az kişinin bildiği bu tabutun yanındaki kavga akıllara “Ariana’nın DAHA ÜSTÜN BİR DOĞRULUK İÇİN ölen ilk kişi olup olmayacağı” düşüncesini getiriyor.

Godric’s Hollow’dan ayrıldıktan sonra ‘en büyük kara büyücü’ olarak ün salan Grindelwald, Dumbledore’dan çekindiği için İngiltere’ye gitmemiştir. Gregorovitch’den çalmış olduğu Mürver Asa’yı kullanarak dünyayı kaplayan karanlık bir ordu kurmuştur. Ölüm Yadigarlarının peşine düşme hevesiyle yanıp tutuşmasına ve tüm büyü gücüne rağmen asla hepsine sahip olamamıştır. 1945’de yaptıkları büyük düellodan sonra yenilen Grindelwald’ın ölümüne kadar Nurmengard’da hapsolduğu ise tüm büyücü dünyası tarafından bilinen bir gerçektir. Yıllar sonra kendisinden daha büyük bir büyücü olan Voldemort tarafından Mürver Asa’nın yerini öğrenmek için işkenceye uğramıştır. Son anlarında asaya asla sahip olmamış gibi yapıp Dumbledore’da olduğunu söylemeyi reddetmiştir. Bunun üzerine Nurmengard’daki hücresinde Voldemort tarafından öldürülmüştür.

grindelwald

Onun ardından binlerce büyücü Ölüm Yadigârlarının uğrunda aklını ve canını yitirdi. Ölümün Efendisi olmak, o yola gözünü diken herkesin aklını başından alarak kendini kaybetmesine neden oldu. Onunla aynı hedefi taşıyan sayısız büyücü oldu ancak hiçbiri onun kadar güçlü ve kararlı değildi. Son yıllarında pişmanlık duyup, vicdan azabı çektiği söylenir. Gücün tutku ve zayıflığa dönüşüp daha nice akılları çelmemesi dileğiyle…

 

Yorumlar