Ana sayfa Diğer Fantazya Gölgelerde Kalmış Bir Masal: Belgariad

Gölgelerde Kalmış Bir Masal: Belgariad

PAYLAŞ

Bu makalenin böyle bir isim taşıması boşuna değil; zira bir yandan Belgariad serisini incelerken, öte yandan da onun geri planda kalmaması gerektiğini açıklamaya çalışacağim. Şimdi, eğer hazırsak, başlayalım!

Açıkca itiraf edeyim ki, Belgariad serisinin ilk kitabını okurken beklentilerim hayli düşmüştü. Çünkü daha çok masalımsı bir başlangıca ve basit bir kurguya sahip gibi duruyordu. Üstelik Furkan Meriç arkadaşımızın Fantastik Yazın makalesinde bahsettiği gibiydi olay akımı; bir gezgin, kim olduğu belirsiz, fakat kötü karakter olduğundan emin olacağınız gizemli bir şahıs ve elbette bir şeyi ele geçirmek için atılmış oldukları macera. Kabul edersiniz ki, artık birçok fantastik kitapta bunları görmekten sıkıldık, hatta ve hatta çekemez hale geldik. Fakat yazarlara da kızamayız, çünkü fantastik tür diğer türler gibi geniş bir yelpazeye sahip değil maalesef (Stephen King’i bu konuda kutlamak lazım doğrusu, çünkü sonuç itibarile alışagelmiş çizgilerin dışına çıktı hikayelerinde). Yine de yazarın kendi fikirlerini yansıtması ve uslubu o eserin değerini belirliyor.

belgarion

Konudan biraz dışarı çıktık, fakat Belgariad serisinin ilk kitabını özetlemek ve incelemek için bunu yapmaya mecburduk. Üstelik ilk kitap giriş niteliğinde olduğu için biraz bilgilenmek gerekliydi, yoksa benim gibi önyargı oluşurdu mazallah. Şimdiyse seriyi bir bütün olarak ele alalım.

Belgariad serisinde ana özellik olayların bir kehanet doğrultusunda hareket ediyor olması. Fakat David Eddings kehanet konusunda da diğer yazarlardan daha farklı yaklaşım sergilemiş; zira sabit olaylar – örneğin bir savaş – vardır ve bütün geri kalan olaylar bu kehanete doğru akar. Sonucun nasıl olacağı ise “diğer olaylar” dediğimizin olayların nasıl gelişmesine bağlıdır. Ne kadar açıklayıcı olduğunu bilemem, fakat seriyi okursanız her şeyi daha geniş şekilde anlayacaksınızdır.

gods of belgariad

Seride benim en çok dikkatimi çeken şey ise büyü konusuydu. Zira birçok fantastik edebiyatta bu konu işlense de, genel olarak aynı niteliği taşıyorlar. Tabii ki Tolkien’ın büyü konusuna değişi diğerlerinden daha farklıydı, zira Legendarium’da büyü bilhassa varlıkların özüyle ilgiliydi. Fakat David Eddings Belgariad serisinde büyüye biraz daha farklı yanaşmış. Zira seride büyü denince akla iki şey gelir: İrade ve Söz. Eğer doğruca odaklanır, tüm iradeni toplar ve doğru kelimeyi kullanırsan yapamayacağın şey yoktur. Bir tek bir şeyleri yoketmek hariç. Çünkü bu zaman tüm iraden toplanır, yok etmek istedğin şeye doğru akar, fakat “yok” diye bir şey olmadığı için geri teper ve sen yok olursun. Ve elbette büyücülük doğuştan gelen yetenektir, birkaç istisna hariç. Üstelik, büyü yapılırken çıkardığı gürültü de önemlidir bu edebiyatta; zira güçlü zihinler bu gürültüyü farkeder. Bu gürültü maalesef tam olarak açıklanmıyor seride, fakat bir nevi manyetik dalgalardır muhtemelen.

 

Belgariad serisinin sonlarına geldiğimde beni adeta büyüleyen ve kalbime dokunan şey ise hiç şüphesiz sevgi konusuydu. Bu konuda fazla konuşmak istemiyorum doğrusu, çünkü kitabın içeriğini anlatmış olurum tamamen. Fakat şunu da demek isterim ki, Eddings en kötü kimselerin de sevildiğini ve aslında varlıkların sevilmeye ne kadar muhtaç olduklarını çok güzel anlatmış.

Bana göre David Eddings’in Belgariad serisi boyunca tek eksi yanı olaylar hakkında adeta spoiler vermesiydi. Çok değil, biraz dikkatli olan herkes seri boyunca neyin nasıl olacağını kesinlikle tahmin edebilir, en azından bir kısmını. Tabii ki yazar sağolsun, bizi şaşırtacak gelişmelerden de kaçınmamış. Fakat olay akımı sadece Aldur taşı macerası ile de bitmiyor elbette, zira taşın macerasından sonra esas olay, yani kehanetin gerçekleşmesi de okuyucuya çok güzel aktarılmış. Zannımca bu da Belgariad’ı diğer birçok fantastik eserden farklı kılıyor.

belgariad2

Ve bir de her edebiyatın olmazsa olmaz’ı Tanrılar. Doğrusu bu konu diğer edebiyatlardan pek farklı diyemeyiz, fakat Tanrıların ırkları sahiplenmesi ve bu ırklara bahşettikleri de özenle işlenilmiş bir konu.

Eh, Belgariad hakkında bu kadar. Umarım siz de bir gün bu masalın kitaplarını elde eder ve okursunuz. Okudukca zevk alır ve bir de beni hatırlarsınız 🙂 Ha unutmadan, eğer severseniz David Eddings’in kendi edebiyatına ait diğer kitapları da elde etmeyi unutmayın sakın!

 

Yorumlar