Ana sayfa Star Wars Filmler Güç’e Dair

Güç’e Dair

PAYLAŞ

Güç’e dair görüşleri anlayabilmek için öncelikle Güç Kullanıcıları’nın üç temel kanununa yer vermek gerekir:

Jedi Kanunu:

Jedi_Order-logo-9FC4769C44-seeklogo

Duygu yoktur, huzur vardır.

Cehalet yoktur, bilgi vardır.

Hırs yoktur, sükunet vardır.

Karmaşa yoktur, uyum vardır.

Ölüm yoktur, Güç vardır…

Sith Kanunu:

the sith1

Huzur bir yalandır, sadece tutku vardır.

Tutkuyla güç kazanırım,

Güçle kudret elde ederim,

Kudretle zafer benim olur,

Zaferle zincirlerimi kırarım,

Güç beni özgür bırakır.

Gri Jedi Kanunu:

Fan yapımı bir Gri Jedi Düzeni sanat çalışması. Gri Jedi'ların bir düzeni olmadığından bu fanartı kullanalım dedik.
Fan yapımı bir Gri Jedi Düzeni sanat çalışması. Gri Jedi’ların bir düzeni olmadığından bu fanartı kullanalım dedik.

Karanlık Taraf da yoktur, Aydınlık Taraf da,

Sadece Güç vardır.

Dengeyi korumak için yapmam gerekeni yaparım.

Denge, beni bir arada tutar.

Kötülük olmadan iyilik olmaz ama kötülüğün de yayılmasına izin verilmemelidir.

Tutku da vardır, duygu da,

Sükunet de vardır, huzur da,

Kaos da vardır, düzen de,

Ben ateşin kullanıcısı, dengenin koruyucusuyum,

Meşalenin taşıyıcısı, yolun aydınlatıcısıyım,

Ateşin koruyucusu, dengenin askeriyim.

Ben dengenin muhafızıyım.

Ben bir Gri Jedi’ım…

Güç nedir?

Star Wars Evreni’nin temelinde, o büyük tablosunda, olaylara büyük ölçüde yön veren önemli bir kuvvet vardı: The Force. Türkçesiyle Güç. Güç, Obi-Wan Kenobi’nin bize daha ilk filmde tanıtımıyla: “Güç tüm canlılar tarafından yaratılmış bir enerji alanıdır. Bizi sarar, içimize işler ve Galaksi’yi bir arada tutar.” şeklinde ifade edilebilir. Elbette bu oldukça yüzeysel ve basit kalmaktadır çünkü Star Wars Evreni artık George Lucas’ın planladığından çok daha geniş bir alevle yanıp tutuşmuştur. George Lucas’ın kafasındakinden çok farklı bir evren ve Güç vardır elimizde. Biz de elbette burada Star Wars Evreni’nin o dallanıp budaklanan geniş tarihinden süzmeyi becerebildiğimiz ölçüde Güç hakkında bir inceleme yapmaya çalışacağız.

Force binds us

Ve yine ufak bir not düşelim: Star Wars’un şu anki “Canon” evreninden değil “Legends” evrenine göre bir inceleme yapmak durumundayız, Canon evren bize yeterli bilgiyi sunmamakla birlikte materyal açısından eksik kalmaktadır. Güç’e dair pek çok farklı görüş vardır.

Güç nasıl sınıflandırılabilir?

Güç temelde ikiye ayrılmaktadır. İki ayrı bakış açısını içermektedir. Ancak bu bahsettiğimiz ikiye ayrılma Aydınlık ve Karanlık Taraf değil elbette. Bunlar Yaşayan Güç ve Birleştirici Güç olarak bilinir. Bunların yanısıra Kozmik Güç ve Fiziksel Güç olmak üzere iki farklı bakış açısı daha mevcuttur. Hepsinden bahsedeceğiz.

Öncelikle Güç felsefesinde “Güç’ün bir tanrı olmadığını” belirtmek gerekir. Jedi ya da Sith’ler, genel olarak Güç kullancıları Güç’e tapmazlar. Güç onlar için bir yöntemdir, yararlandıkları kudretli, mistik bir güç alanı ve felsefesiyle insanlara yol gösteren büyük bir kudrettir. Evrenin en başından sonuna kadar var olduğuna inanırlar, ancak onu bir ilah olarak görmezler. Güç bir din değildir. Din olarak tapınanlar da görülse de Jedi’ların da Sith’lerin de temel felsefesinde Güç’e tapmak yer almaz.

Bunun yanında Star Wars Evreni’nde Jedi ve Sith’lerden önce yaşanan Güç Savaşları’nın öncesine gitmek lazım. Güç Savaşları’nda, en başta sadece Je’daii Birliği varken, bu birlik Denge’ye inanırken, karanlık ve aydınlığın savunucuları arasında bir savaş çıkmış, bunun sonunda karanlığın takipçileri kovularak sürgün edilmiş ve Jedi Birliği böylece kurulmuştu.

Je'daii
Je’daii

Bu Je’daii Birliği ise Güç Savaşları’ndan on bin yıl önce Galaksi’nin dört bir köşesinden kahinlerin, bilgelerin, şamanların, büyücülerin ve pek çok varlığın altta gördüğünüz resimdeki Tho Yor’larda toplanıp Tython adında Galaksi’nin merkezine yakın bir gezegene getirilmesiyle kurulmuştu. Je’daii’ları oraya getiren, Güç kullanıcı potansiyeline sahip bu kadar varlığı kim toplamıştı? Tho Yor’ları kim yapmış ve onlar için yollamıştı?

tho yor1

Mimarlar

Tho Yor’ları yapan ve yollayan “Göksel Varlıklar”dı. Diğer adlarıyla Mimarlar. Galaktik topluluğun şafağından önce var olan bir uygarlıktı. Galaksi’deki pek çok antik yapıyı, gezegenlerin sıralanış anormalliklerini, The Maw adı verilen kara delik kümesini ve galaksi boyunca görülen ırk yerleştirmesini onlar yapmıştı. Ancak haklarındaki bilgimiz az maalesef. Jedi’lar tarafından da Sith’ler tarafından da Güç’teki Aydınlık Taraf’ın ve Karanlık Taraf’ın dengesinin Mimarlar’ın rehberliği altında sağlandığı düşünülüyordu.

Mimarlar’ın yaptıklarının en iyi örneği, şu an Canon olmayan evrende, yani VII. filmin çıkmasından önce resmi kabul edilen evrende, 6.filmden 35 sene sonrasında görülen Merkeznokta İstasyonu’dur. Koskoca güneş sistemlerini hareket ettirebilecek güçte bir süpersilahtır. İkinci Galaktik İç Savaş olarak anılan savaşta, Jacen Solo’nun karanlık tarafa yenik düştüğü ve en sonunda ikiz kardeşi Jaina tarafından öldürüldüğü savaşta, Merkeznokta İstasyonu önemli kilit noktalardan biri olmuştu.

“Üzgünüz. Mimarları nasıl daha iyi açıklayacağımızı bilmiyoruz. Onlar, ölümlülerin algısının çok üstündeler.”

Thuruht, bunu Apocaylpse adlı romanda söylemişti. Apocalypse, İkinci Galaktik İç Savaş’ı konu alan Fate of the Jedi serisinde önemli bir kitaptır.

Geriye bıraktıkları şeylerden dolayı “devasa” varlıklar oldukları düşünülüyor. Şekil değiştirebildikleri de görüşler arasında. Pek çok teorisyen de Mimarların binlerce nesil önce Güç’le bir olarak o zamandan beri galaksinin kaderine rehberlik ettiklerini düşünüyorlardı.

Mimarlar bir nevi ilahsal güç olarak kabul edilebilirler, ancak onlar da mutlak yaratıcı değiller.

Corellia Sistemi’ni, Hapes Sistemi’ni vb. onlar yaratmıştı.

Ayrıca The Clone Wars animasyon dizisinde gördüğümüz The Ones, yani Baba, Oğul ve Kız’ın da Mimarlar’la ilişkileri vardı. Mimarlar’dan geldikleri düşünülüyordu. Tam olarak ilişkilerinin ne olduğunu bilmiyoruz ancak Mimarlar, Baba, Oğul ve Kız’ın bir zamanlar yanında yaşamış olan Hizmetkar’ı, yani Abeloth’u, delirdiği ve galaksiyi tehdit ettiğinden Maw’a hapsetmişlerdi. Aralarındaki ilişkiyi tam bilmemekle beraber, Baba’nın da bir Mimar olduğunu, en azından onlarla yakından ilişkisi olduğunu düşünmekte yanlış bir şey yoktur. Baba, karanlığı temsil eden oğlunu ve aydınlığı temsil eden kızını dengede tutuyordu.

Oğul - Baba - Kız
Oğul – Baba – Kız

Birleştirici Güç

“Birleştirici Güç, yıldız ve gezegenleri tüm uzay ve zamanda birbirine bağlar. Bu Güç sayesinde bir Jedi geçmiş ve geleceği görebilir.”

-Sabla Mandibu

 

Birleştirici Güç’ün Jedi Düzeni içerisinde Yaşayan Güç’e kıyasla daha az takipçisi vardır. Güç’ü tek bir varlık olarak ve sonsuz kozmik bir güç olarak kabul eder. Karanlık ya da aydınlık bir tarafı yoktur, insanları seçmez ve herkese eşit olarak davranır. Birleştirici Güç’ün takipçileri daima bir gözlerini gelecek ihtimallerine açık tutarlar. Bu da onları daima bir kehaneti önlemeye ya da gerçekleştirmeye çalışmaya iter. O anki mekana ve zamana odaklanmaktan alıkoyar, ki bu Yaşayan Güç’ün takipçilerinin yaptığı bir şeydir.

Gelecek görüntüleri, Birleştirici Güç’ün takipçileri için belirli bir önem ve anlam taşırlar. Yoda, gelecek görüntülerinin dikkate alınmasının en sıkı savunucularından biri olsa da, Birleştirici Güç’le yaygın olan görüşlerden hiçbirini kabul etmemiştir. Pek çok Jedi da benzer bir felsefeyi paylaşmışlardır. Zamanın akışına bir bütün olarak bakmış, Yaşayan Güç’ün temel görüşünü göz ardı etmişlerdir.  Daha sonraları “An için yaşa” görüşü benimsense de Birleştiri Güç’ün felsefesi sebebiyle Jedi Düzeni’nin Galaktik İmparatorluk’un yükselişine engel olamadıkları düşünebilir. Jedi Düzeni geleceğe bakmaya kendini kaptırıp önündeki olayları analiz etmeyi ihmal etmişti. Yoda daha sonraları Yaşayan Güç’e yakın bir felsefe benimsemişti. Özellikle de Luke’u Dagobah’ta buna göre eğitmişti.

İlginçtir ki Palpatine de Birleştirici Güç’ü benimsemişti. Güç’ü tek bir varlık olarak görürdü. Sith’lerin farkı ise Güç’ü sonuca giden bir araç olarak görmekti, Jedi’lar ise Güç’ü direkt sonucun kendisi olarak görürdü. Sith’lerin amacı Güç’ü kullanarak amaçlarına ulaşmaktı, Jedi’lar Güç’ü amaç olarak görüyorlardı Palpatine’e göre.

Ayrıca Vergere da bu inancı benimsemişti, Jacen Solo’ya karanlık tarafın da aydınlık tarafın da olmadığını gösteren kişi. “Güç her şeydir ve her şey de Güç’tür.” demişti. Güç’ün tarafı yoktu ve taraf tutmazdı. Ama Darth Plagueis bu görüşe katılmıyordu. Güç üzerine çalışmaları ona Güç’ün karanlık ve aydınlık olarak kesin ve net bir biçimde ayrıldığını göstermişti.

Yaşayan Güç

“Yaşayan Güç Jedi’ın etraflarındaki dünyayı mesken edinen bitki ve hayvanlarla bağlantı kurmasını sağlar.”

-Sabla Mandibu

 

Yaşayan Güç çağlar boyunca Jedi’ların pek çoğu tarafından kabul görmüş bir görüştür. Yaşayan Güç pek çok canlının içinde olduğunu, onlara işlediğini ve etraflarını sardığını kabul eder. Jedi’lar Yaşayan Güç’ün içgüdülerine güvendiğini ve onların çevrelerine uyum sağlamalarını kolaylaştırdığını düşünüyorlardı. Geleceği düşünürlerdi, geçmişi de unutmazlardı, davranışlarının gelecek üstündeki etkilerini ve sonuçlarını bir kenara atmazlardı ama “o ana” odaklanırlardı. Yaşayan Güç’te karanlık ve aydınlık taraf vardı. Jedi’lar bu yüzden karanlıktan kaçınmaya çalışırlardı. Yaşayan Güç’ü takip eden bazı Jedi’lar bu sayede fiziksel ölümlerinin ardından Güç’le bir olarak Güç Hayaleti şeklinde kendi benliklerini korumayı başarabilmişti. Bunu keşfeden Qui-Gon Jinn’di. Pek çok Jedi ve Güç kullanıcısı Yaşayan Güç’ün önemini “anı yaşamak” olarak değerlendirirlerdi. O anki durumları değerlendirmenin, canlıların hassasiyetinin önemini görmenin bir kehenati gerçekleştirmek veya gerçekleşmesini önlemekten daha mühim olduğunu düşünerek Birleştirici Güç’ün temel prensibini reddederlerdi.

Yaşayan Güç’ü kullanan Güç kullanıcılarının kehanet peşinde koşmadan daha çok içgüdülerine göre hareket ettiklerinden o an içinde bulunulan tehlikeler konusunda daha doğru hareket ettikleri görülmüştür.

Fiziksel Güç ve Kozmik Güç

 

Fiziksel Güç, adından da anlaşabildiği üzere Güç’ün fiziksel evren üzerindeki tesirini anlatmaktadır. Güç Kullanıcıları’nın çevresindeki objeleri etkileyebilmesine dayanır. Yaşayan Güç’le bağlı olduğu kadar Birleştirici Güç’le de alakalıdır.

Kozmik Güç ise Qui-Gon Jinn’in şu sözleriyle birlikte anlaşılabilir: “Yaşayan Güç’teki tüm enerji, şu ana kadar yaşamış olan her şey Kozmik Güç’ü besliyor, her şeyi birbirine bağlıyor ve midi-chlorianlar sayesinde bizimle iletişim kuruyor. Bu sayede seninle konuşabiliyorum.” Bunu Yoda’ya demişti.

Yani Kozmik Güç, şu ana kadar yaşamış olan her şeyin bir arada toplandığı ve Fiziksel Güç dışında kalan her şeyin toplandığı Güç görüşü olarak değerlendirebilir. Yaşayan Güç’le beraber Kozmik Güç, Güç Hayaletleri’nin oluşmasına katkı sağlar.

Güç’ün Aydınlık Tarafı

ending

Güç’ün Aydınlık Tarafı Jedi’lar tarafından kullanılan, pek çoklarına göre “iyi” olan taraftır. Merhamet, sevgi, neşe, koruma gibi temel duyguları içinde barındırır. Daha çok bilgi edinme, savunma, bilgelik, iyileştirme, cömertlik gibi şeylere dayanırken, ön yargılara, öfkeye ve zarar vermeye karşı durur.

Aydınlık Taraf’ın en yaygın kullanıcıları Jedi’lardır. Düzen’in eski zamanlarında Jedi’lar kendilerini “duygu”dan soyutlasa da -özellikle öfke, agresiflik, korku gibi duygulardan- Yeni Jedi Düzeni’nde duyguların da Jedi’ların bir parçası olduğunu düşünerek eski Jedi’lardaki “bağlanma” kuralını da uygulamamışlardı. En basitinden Luke Skywalker, Mara Jade ile evlenerek Ben Skywalker adında bir oğla sahip olmuştu.

Yine de Aydınlık Taraf kullanıcılarının felsefeleri temel olarak galaksi halkını korumak ve savunmaktı.

Luke Skywalker’ın Jedi Düzeni’ni yeniden kurduğunda Jedi Code’unu şu şekilde düzenlemişti.

Jedi’lar galaksideki barışın koruyucusudur.

Jedi’lar güçlerini savunmak ve korumak için kullanırlar.

Jedi’lar her yaşama, her şekline, saygı duyarlar.

Jedi’lar Galaksi’nin iyiliği için diğerlerine hükmektense hizmet etmeyi tercih ederler.

Jedi’lar kendilerini bilgi ve eğitim yoluyla geliştirmenin yollarını ararlar.

Özellikle “her yaşama, her şekliyle saygı duyma” kuralı, ırklar arası ayrımın olmaması gerekliliğine vurgu yapıyordu ve özellikle Jedi Düzeni’nin yenilendiği günlerde İmparatorluk’un sahip olduğu “sadece insan” politikasına da bir gönderme halini almıştı.

Yine yukarıda bahsettiğimiz gibi Aydınlık Taraf kullanıcıları, özellikle Jedi’lar, kötü düşüncelerden ve öfke, nefret, korku gibi duygulardan arınmaya çalışırlardı, bunu da genellikle meditasyonla yapmaya çalışırlardı. Ancak Luke’un yeniden kurduğu Düzen’de, kendisi de dahil olmak üzere Kyle Katarn, Jaden Korr gibi Jedi’lar karanlık taraf güçlerini de kullanabiliyorlardı. Özellikle Yeni Jedi Düzeni’nin yapısında öfkeden, korkudan, nefretten tamamen arınmak yerine onları “kontrol etme” düşüncesi hakimdi. Özellikle Jedi Düzeni’nin, 1000 BBY’deki Ruusan Reformasyonu’ndan kötü yönde etkilendiğini bu sayede düşünebiliriz. Luke Skywalker sayesinde olması gerektiği haline geri dönmüştü.

Ayrıca Aydınlık Taraf’a “maksatlı tasarımları olan yarı-duygulu bir varlık gibi” davranılırdı. Yani Güç’ün bir iradesi olduğu kanısı genelde yaygındı. Bazı Jedi’ların da dediği gibi Güç yolunu bulurdu.

Güç’ün Karanlık Tarafı

dark side

Aydınlık Taraf ve Karanlık Taraf arasındaki farkı aslında kolaylıkla anlayabiliriz. Aydınlık Taraf sakinleştirici, durağan ve içinde gizli bir gücü saklayarak akan bir nehir gibidir. Tam tersine Karanlık Taraf da kükreyen bir ateşe benzetilir; güçlü, baştan çıkarıcı ve potensiyel olarak tehlikeli. Darth Revan ve Darth Bane iki taraf arasındaki farktan bahsetmişlerdir. Aydınlık Taraf’ın Galaksi’deki tüm canlıların huzur ve merhametini temsil ederken Karanlık Taraf’ın kişisel tutku ve güce dayandığını iddia etmişlerdi. Aydınlık Taraf şu anki durumu sürdürmekle ilgiliyken, Karanlık Taraf değişim ve evrimle ilgiliydi.

Karanlık Taraf çoğunlukla kişisel çıkarlarla ilgiliydi, bu yüzden çağlar boyunca Karanlık Taraf kullanıcıları bencil olmakla sık sık suçlandılar ve Karanlık Taraf’ın daha çok amaca giden bir yol olduğu gibi bir inanç hüküm sürdü. Bunun en iyi örneği olarak Anakin Skywalker’ın karısını kurtarmak için izlediği yol da verilebilir. Karanlık Taraf’ın cazibesi oldukça çekicidir ve ondan kurtulmak genelde zordur.

Karanlık Taraf’a da Aydınlık gibi “amaçları olan yarı duygulu bir varlık gibi” davranılırdı.

Karanlık Taraf, güce ve kudrete giden bir yol olsa da, Aydınlık Taraf’tan daha cömert olduğu düşünülürdü. Kudret, yetenek ve dayanıklılık verirdi, ancak tüm Karanlık Taraf kullanıcıları bu sebeple Karanlık Taraf’a geçmedi. Anakin Skywalker yine karısını kurtaracak bilgilerin peşinde olduğundan Karanlık Taraf’a geçmişti.

this is a happy moment

Ayrıca Karanlık Taraf’ı sıkça kullanmak kullananların vücudunda bozulmalara sebep olurdu. Palpatine’in yüzünün o şekilde olmasının sebebi Mace Windu’nun geri yansıttığı yıldırım değil, yıllar boyu Karanlık Taraf kullanmaktan ileri gelen bir bozukluktu, Palpatine bozuklukları güçleri sayesinde gizliyordu.

unlimited pava

Gri Jedi

aGVAWMG_700b

Gri Jedi’lar, Karanlık Taraf’ın da, Aydınlık Taraf’ın da olmadığına inanan, Jedi ve Sith’ler tarafından da aydınlık ve karanlık arasındaki çizgide yürüyen Güç kullanıcılarına verilen isimdi. Vergere gibileri Güç’ün aydınlık ya da karanlık tarafı olmadığını, Güç’e hassas varlıkların Güç’ü nasıl kullandıklarına göre değiştiğini, yani Güç’ün bir olduğunu savunurdu. Bu görüşü savunan pek çok kişi vardı. Bunlara genelde Gri Jedi’lar denilirdi. Makalemizin başında “resmi olmayan” kanunlarına yer vermiştik. Gri Jedi’ların teşkilatlı bir düzenleri yoktur. İmparatorluk Şövalyeleri ya da Potentium’a inananlar gibi bazı düzenleri olsa da tam olarak Gri Jedi felsefesini yansıtan bir birlik Galaksi’de kurulmamıştır.

Gri Jedi’ların pek çoğu karanlık tarafa düşmeden, yani karanlık tarafın Jedi’lar tarafından hoş karşılanmayan etkilerini genellikle göstermeden karanlık taraf güçlerini kullanabiliyorlardı. Vücutları karanlık taraf kullanıcıları gibi deforme olmazken Sith’ler gibi kudrete açlık çekmezlerdi ve onlar gibi “kötü” olmazlardı. Yani Jedi’lar tarafından bu sebeple tam olarak kötü görülmedikleri gibi pek çok Gri Jedi’ın Jedi’larla aynı tarafta savaştıkları bilinmektedir. Jolee Bindo, Revan’ın Malak’ın Sith imparatorluğu’na karşı verdiği savaşta Cumhuriyet saflarında savaşmıştır.

Gri Jedi’lar da yine genellikle galaksinin iyiliğini düşünerek hareket ederlerdi ve amaçları da buna uygun olurdu. Genelinin Jedi Düzeni’nden ayrılan Jedi’lardan oluşması da bunda etkilidir elbette.

Gri Jedi örnekleri neler?

Yuuzhan Vong Savaşı’ndan sonra Jacen Solo’nun ısrarıyla “Potentium” inancı da Yeni Jedi Düzeni içerisinde kullanılmaya başlanmıştı. Büyük Üstat Luke Skywalker bu inancın Gri Jedi’ların felsefesine benzediğini belirtmişti.

Ancak Potentium inancı bazılarına göre Gri Jedi felsefesinden farklıydı ve “çarpık”tı. Potentium inancına sahip olanlar kötülük diye bir şeyin olamayacağını, Aydınlık Taraf denilen şeyin Güç’ün zaten kendisi olduğunu, bu sebeple kötülüğün tamamen kişilerin davranışı ile alakalı olabileceğini iddia ediyorlardı. Güç zaten temelinde iyiydi ve içinde kötülük ya da karanlık diye bir şey yoktu. Güç’ün içinde kötülük olmadığından karanlık taraf tekniği ya da yeteneği diye bir şey de yoktu. Jedi’lar hepsini, amaçları iyi olmak şartıyla, kullanabilirlerdi. Ancak Potentium’a inanalar Naboo Savaşı’ndan neredeyse yüz yıl önce Düzen’den kovulmuşlardı.

Bu inancın Jedi’lar arasında ayrılık yaymak isteyen Sith temelli bir görüş olduğunu düşünüyorlardı. Güç’ün limitlerini araştırırken sapkınlığa gidebiliyorlardı. Bu inanç kötülüğü tamamen yok sayarak bunun varlıkların bir hatası olduğunu söylediğinden sağlam bir kaynak olan “Power of the Jedi Sourcebook” bu görüşü yozlaşmış olarak kabul etmektedir.

Nitekim ana Gri Jedi felsefesi Potentium’dan farklıdır. Güç’ün bir olması yönünden Birleştirici Güç’e benzese de kullanıcıları arasında daha çok Yaşayan Güç’e bir yöneliş vardır.

Özetlersek Gri Jedi felsefesi bir Güç kullanıcısının karanlık ve aydınlık arasında dengede olması gerektiğini savunur. Karanlık taraf da yoktur, aydınlık taraf da, kötülük olmadan iyilik olamaz ancak kötülük de yayılmamalıdır, Güç kullanıcıları kendi içlerinde dengede olmalıdır. Tamamen kötülüğe teslim olmamaları gerektiği gibi Jedi’lar gibi kör olmamaları da gerekmektedir. Gerektiğinde saldırabilmesine, öfkenin de zaman zaman yararlı olabileceğine, bunun dengede olması gerektiğine ve Güç’ün her nimetinden faydalanmaya dayanır.

Özellikle Luke Skywalker’ın dengeye büyük bir önem verdiğini unutmamak gerekir.  Abeloth’un dönüşü sırasında, 44 ABY’de, Büyük Üstat Luke Skywalker, babası ve ustasının Mortis’teki görevlerine dair Jedi Arşivleri’nde yer alan raporları okumuştu. Thuruht kovanından aldıkları bilgilerle birleştirince, Luke babasının Denge’nin Muhafızı olma görevini reddetmesinin pek çok feci olaylar zincirinin başlangıcı olduğunu fark etti. Tek Olanlar’ın ölümüyle galaksi kaosa sürüklenmişti, 65 senedir bitmek bilmeyen mücadeleler bunun kanıtıydı. (Klon Savaşları’ndan bu yana Galaksi’de kargaşa da savaş da asla bitmemişti, özellikle şu an canon olmayan evrende Yuuzhan Vong Savaşı adında galaksideki trilyonlarca kişi hayatını kaybetmiş pek çok yıldız sistemi yaşanmaz hale gelmişti.)

chosen one

Abeloth’un Luke ve Darth Krayt tarafından yok edilmesinin ardından Luke, Jedi ve Sith’lerin yeni Tek Olanlar olması gerektiğini düşünmeye başladı; Denge’yi kendileri muhafaza etmelilerdi.

Yeni Jedi Birliği, bu yapısı sayesinde Gri Jedi’lığın Denge felsefesine yakındı, üstelik pek çok yeni Jedi karanlık taraf güçlerini de kullanıyorlardı. Buna rağmen elbette Gri Jedi değillerdi ancak, şahsi görüş olarak, Güç’ü çok daha iyi tanıdıklarını düşünüyorum, Jedi’ların olması gereken, onların olduğu haliydi. Jedi’lar Luke Skywalker’la gerçekten de dönmüştü.

 

Yorumlar