Ana sayfa Doctor Who Hafızalarımızda İz Bırakan 10 Efsanevi Doctor Who Bölümü

Hafızalarımızda İz Bırakan 10 Efsanevi Doctor Who Bölümü

PAYLAŞ

Doctor Who, her bölümünde bizlere bir şeyler anlatan, aktif takip ettiğimiz her dönemde yeni bölümleri için günler saydığımız bir dizi. Bu yazımızda, modern serinin bizi en çok etkileyen 10 bölümünü ve nedenlerini kaleme aldık. Sizleri geçmiş sezonların en güzel anlarına götüreceğiz. İyi okumalar!

1) Human Nature / Family of Blood

Büyük bir olayı anlatan büyük bir bölüm. Doktor insan olsaydı? İşte bunu anlatıyor bu bölüm bize. Zaman Lordu olmuş olmanın verdiği getiriler olmadan, bütün duyguları sonuna kadar hisseden bir insan var karşımızda. Adı ise John Smith. Kendisinin bilmediği ve inanmak istemediği, sadece hayal olarak düşündüğü güçlerini ”Aile”ye kaptırırsa evren bunla başa çıkabilecek mi? İşte tam da türümüzün cesaretine ve fedakarlığına yaraşır bir şekilde John Smith, aşkını unutmak pahasına Doktor haline geri dönüyor. Ve ”Zaman Lordu’nun gazabı” tam olarak gerçekleşiyor. Merhamet ediyormuş meğer… Görsel efektlerin zamana ve bir diziye göre üstün olması, senaryonun muazzam olması ve oyunculukların üst düzey olması ile gerçek bir Paul Cornell efsanesi.

DW1

2) Blink
Doctor-lite bir bölüm olmasına karşılık modern serinin kimine göre en iyi bölümüdür. Gerilimi, atmosferi… Her şeyi ile muazzam bir bölüm olmak ile birlikte, Sally rolünü oynayan Carey Mulligan’a ne kadar teşekkür etsek az. Tabii Doctor-lite dedik, hiç yok demedik. O ”Göz kırpma, kırparsan ölürsün.” konulu ses kaydı yok mu… Bölüm bildiğimiz, profesyoneller tarafından çekilmiş, kaliteli bir korku filmiydi. Ayrıca Ağlayan Melekler’i de ilk kez görmemiz de cabası. Doctor-Who tarihinin en azılı ve acımasız katili Steven Moffat’ın en başarılı işi şüphesiz.

DW2

3) Midnight
Bütün bölüme sadece bir duygu hakimdi. Korku. Peki neden mi korku? Neden mi korktuk veyahut neden Doktor korktu? Çünkü korkmamızın nedenini ve neyden korktuğumuzu bilmiyorduk, bilmiyoruz. Yolculuk başladıktan sonra istisnasız herkeste bir tedirginlik ön plana çıkmıştır. Haksız mıyım? Ve bu bölüm boyunca gitti. Ve en büyük olaylardan biri ise David Tennant’ın mükemmel ötesi oyunculuğu. Sesi gittiğinde kendini ifade etmeye çalışması, bölüm sonunda Donna’nın ”Molto bene” demesi üzerine ”please don’t” demesi yok mu… Bölüm biterken bile içinizi kemiren duygular ile ekrana veda ediyorsunuz. Russel T Davies’in zirve noktasıdır bu bölüm. Gerçek bir Doctor-Who efsanesi.

DW3

4) The Empty Child/The Doctor Dances
Tarihler 1941’i gösterirken, kendimizi Londra’da İkinci Dünya Savaşı sırasında buluyoruz. Haliyle savaş olduğu için atmosfer oldukça karanlık. Ve bu karanlığa Jamie adındaki, gaz maskeli çocuk eklenince gerçekten insan geriliyor. Dilimize acayip bir şekilde takılan ”Are you my mummy.” sözü ise bu bölümde geçiyor. Bu sözün bir diğer önemi de, sanki Doktor’un lanetiymiş gibi onu takip etmesi. Çoğunuzun bildiği gibi bölümden sonra bile replik, dizide sıkça kullanılır oldu. Neyse, konuya dönelim; bu küçük çocuk ”içi boşcasına” annesini ararken Rose’un gözlerine takılır ve durumdan haberdar olan Doktor çocuğun peşine düşer. Ürkütücü bir hayat süren çocuk bütün bu olanların ardından annesini sonunda bulduğunda ise gerçekten hepimiz duygusala bağlamıştık.
Jack Harness’i ile, Doktor’u ile, Rose’u ile büyük bir Steven Moffat efsanesi.

DW4

5) The End of Time Part One/ Two
Mü-kem-mel! Tek kelimeyle; mükemmel.. İlk defa izleyecek olanlara tavsiyeler, bu bölüm ağlatacak derecede güzel şeyler barındırır.. Ve de gerçekten ağlatan şeyler. Kusursuz saçlı doktorumuz, 10. Doktor David Tennant’a veda ettiğimiz bu özel bölümde, Doktor ve “Usta” rolündeki John Simm versus’u görüyoruz. Daha önceki bölümleri izleyenlerin “Ee Bu Usta ölmüştü, noldu şimdi?” deyip ekrana bakakaldıkları , Usta’nın tüm dünyada etkisini attırmasıyla iyice çileden çıktıkları, bölümün 2.partında Donna’nın büyük babasını kurtarmak için kendini radyasyona bırakmasıyla gözyaşların sel olup aktığı, Rejenerasyonuyla beraber kalp krizi geçirdikleri ve en sonunda Doktor’un tüm yol arkadaşlarının bölüme katılmasıyla beraber inanılmaz bir “hype” etkisine kapıldıkları bu bölümün sonunda, birkaç Selpak paketini ellerimizde sırılsıklam buluyoruz…İnanılmaz bir bölüm, inanılmaz oyunculuklar,inanılmaz bir hikaye..

DW5

6) Vincent and the Doctor
Bu bölüm bizlere aslında o kadar çok şey öğretti ki. Bilmeyene Van Gogh’un eşsiz dünyasını, dostluğu ve vefayı. Bölüm, Doctor Who izlemeyenler ve izleyenleri bir araya getiren belki de tek bölümdür. Sebebi ise Van Gogh. Ve iç dünyası öylesine iyi yansıtılmıştır ki, birçok insan diziye bu bölüm vesilesi ile başlamıştır. ”Acıyı resmetmek kolaydır, fakat muhteşem dünyamızın coşkusunu ve neşesini resmetmek için kullanmak… Bunu daha önce kimse yapamamıştı.” repliğinden de anlıyoruz zaten bölümün ne kadar yoğun duygular içerdiğini.

Vincent Van Gogh rolünü üstlenen Tony Curran’ın oyunculuğu muazzam ötesi. Her ifadesi suratımıza işliyor sanki. Jony Campbell’in acılar ile dolu, buruk ama daha önce kimsede bulunmadığı kadar canlı bir hayata sahip olan Van Gogh’u anlattığı bu bölüm gerçek bir efsanedir.

DW6

7) Silence in The Library/ Forest of the Dead
River Song’u ilk defa gördüğümüz, ayrıca ölümünü gördüğümüz, Doctor Who izlemeye 11.Doktor’dan başlamış olanlar için, 10.Doktor’un River’a olan davranışlarının kalpleri paramparça ettiği bir bölümdür. Doktor ve pek sevdiğimiz Donna, bir gezegenin tamamını kaplayan bir kütüphaneye giderler ve terk edilmiş olduğunu görürler. Kısa bir süre sonra, River Song’un liderlik ettiği bir arkeolog ekibi olaya dahil olur. Kütüphane ziyaretçilerinin 1 asır önce esrarengiz bir biçimde ortadan kayboluşunu incelemeye başlarlar. Ve böylelikle Vashta Nerada’yı keşfederler..Yani gölgelerde yaşayan etoburlar…Bu bölümden sonra gölgenizden korkmaya başlayabilirsiniz..

DW7

8) Heaven Sent
Moffat usulü, beynimizin yandığı, ama muhteşem olan bir bölüm Heaven Sent. Daha önce çok defa paradokslar karşımıza çıktı dizide. Ama bunlar gece gündüz gibi birbirini kovalıyordu. Bu bölümde ise sonsuza kadar süren bir macera gördük.
Clara’yı kaybetmenin acısıyla ve tuzağa düşürülmüş olmanın verdiği ruh haliyle, Doktor iyice sinirlenir. Ve bu onun milyarlarca yıl boyunca evrendeki en güçlü elması yumruklamasını sağlar. Kovalamacalar asla sonra ermez, her seferinde de Doktor kendisini öldürür, ve bilerek aslında kendisini kurtarır.
Doktor’dan başka hiçbir karakter olmamasına rağmen muhteşem bir etki yaratan ve her anında bize tırnaklarımızı ısırtan bu bölümü listeye koymadan geçmek olmazdı.

DW8

9) The Wedding of River Song
Sezonun ilk bölümünde, Doktor’u ölürken görünce ne düşündünüz? Bahse varız, buralara geleceğini öngörememiştiniz.
Yaşlı Doktor’umuz ölür, daha genç haline ve arkadaşlarına bir mektup yollayıp onları 1969’da bir göreve gönderir. Bir yandan da aklını hep Sessizlik’ten aldığı ölüm tarihi kurcalar. Her zaman yaptığı gibi kaçar, ancak eski dostu Brigadier’in ölüm haberini alınca, zamanın herkese bir gün yetişeceğini anlar. Ve Sessizlik Gölü’ne gider.
Karşısında ise, daha önceki sezonlardan iyi bir adamı öldürdüğü için hapis yattığını bildiğimiz River Song vardır. Gerçekliğin bildiğimiz kadarında, River o anda Doktor’u öldürür. Ama alternatif gerçekliğe geçtiğimizde ise, River silahlarını boşaltır. Doktor’u öldürmeyi reddeder. Ve zamandaki sabit bir nokta, gerçekleşmemiş olur. Ve bir bakarız ki, tarihin her noktası aynı anda yaşanıyor.
En sonunda ise, Doktor bu sonuçta yapar diyeceğimiz üzere, kendisi zamanı aldatır. Herkes Doktor’u öldü zannederken, o kendisini öldürecek olan kadına bu sıfatı yakıştırmaz, bundan sonra ise Doktor’la evlenen kadın olur.
River Song’un düğününde, müthiş bir sezonun kurgusu tamamlanmış halde karşımıza çıkar.

DW9

10) The Girl in The Fireplace
Rose gönülsüz olsa da, teneke köpek olmak istemeyen Mickey’nin de dahil olduğu bu macera, en duygusal bölümlerden bir tanesi.
Steven Moffat imzası taşıdığına şaşırmadığımız bu bölümde, belki de dünyanın en güzel ve güçlü kadınlarından birisi Doktor’la tanışır. Doktor onu hayatının her döneminde takip eder. Madame de Pompadaur’un da dediği gibi, kendisi ağır ağır bu yoldan ilerlerken, Doktor bir gün bile yaşlanmadan, bu kitabın sayfaları arasında yolculuk eder.
En sonunda kendisine güvenen bu kadını kurtarmak uğruna, geri dönüş yolunu kapatır ve onun yanına gelir. Kurtarır da. Ama TARDIS’e döndüğünde ve tekrar onun yanına geldiğinde, artık bir hayat solmuş olur.
Doktor’un başından her zaman geçen hikayelerden bir tanesi de belki de bu. Rose’a dediği gibi, belki de bu zaman lordlarının laneti…

DW10

Yorumlar