Ana sayfa Edebiyat İNSAN ÇÜRÜMEYE BAŞLADIĞINDA | KİTAP YORUMU

İNSAN ÇÜRÜMEYE BAŞLADIĞINDA | KİTAP YORUMU

PAYLAŞ

Yazar Adı : Mustafa Becit

Yayınevi : Küsürat yayınları

Sayfa Sayısı : 212

Basım Tarihi : Birinci Baskı Kasım 2017

Yazar Hakkında :

1990 doğumlu Mustafa Becit , İstanbul Üniversitesi psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik mezunu. Eğitimini kitabının içerisinde başarılı bir şekilde harmanlamış yazar. Kendisi ayrıca bazı dizilerin senarist ekibi içerisinde de yer almış.

Tanıtım Bülteni :

“Adalet insana öyle ya da böyle bir bedel ödetir. Ama insan çürümeye başladığında adaletin bir önemi kalmaz. Ben çürümemin son noktasındayım ve Allah’ın bana biçtiği adalet bu.”

Cinayet büro hareketliydi. Masalardan masalara uçuşan dosyalar, telsizlerden duyulan anonslar, çalan telefonlar, bitmek bilmeyen sorgulayışlar… Birileri aranıyordu bu masalarda. Dosyalarda resimleri, isimleri, hikâyeleri vardı. Tutulmuş tutanaklarda gizliydiler, delil poşetlerinde yaşıyorlardı. Yakalansalar bile meçhuldüler, gerçeğin içinde birer gizdiler.
Adalet neydi? Herkes bu dünyada hak ettiğini bulur muydu? Bir cinayet en fazla kaç hayata uzanabilirdi? İnsan ne zaman çürümeye başlardı? Başkomiser Rauf, Taksici Muhsin, Doktor Taner ve diğerleri…  Mustafa Becit, ikinci romanı İnsan Çürümeye Başladığında ile çürümenin, en dibe çöküşünün denizinde kulaçlar atıyor.

Kitap Hakkında :

İnsan çürümeye başladığında; uzun zamandır çok sık gördüğüm ve çokça merak ettiğim bir kitaptı.Bu kitap sayesinde de Mustafa Becit’in kalemi ile de tanışmış oldum. İyi ki tanışmışım; konusu ve anlatışı ile sizi kendine çeken bir yazar; Mustafa Becit.

Kitap; polisiye kitabı. Çok fazla polisiye okumadım fakat klasik olarak nedir; bir suçlu vardır, bir katil vs vs. fakat İnsan Çürümeye Başladığında da;”Suçlu kim? Kime göre suçlu, neye göre suçlu?”, “Cezayı hak ediyor mu?”, “Cezayı hak etmiyorsa bu cinayet cinayet değil mi?” ve bunlara benzeyen bir sürü cümle kurmadan edemiyorsunuz. Yazar farkını, cinayet sebebi ile ortaya koyuyor. Okurken, empati yaptım faka işin içinden çıkamadım açıkçası. Bu kısımda da yazar, okuyucuya adalet kavramını çok derin bir şekilde sorgulatıyor.

Kitabın birinci kısımda; gayet gündelik konuşmaları okuyoruz. Komiser Rauf’un iç dünyası ve gündelik yaşamına şahit oluyoruz, cinayetin ilk kısımları da bu kısmımda yer alıyor. Benim en sevdiğim ve midemi bulandıran bir bölümdü. En sevdiğim karakter; Komiser Rauf olduğu için en sevdiğim bölümdü, belkide. Maktulün durumu öyle bir şekilde anlatılmış ki, etkilenmemek elde değil. maktulün üzerinde ve olay mahallinde bir yere bağlanması imkansız gibi görünen mesaj dolu detaylar var ancak konuyu ele alış biçimi tamamen farklı olmuş yazarın.

Kitabın ikinci kısmında;sanki bambaşka bir romana başlamış hissi veriliyor fakat ikinci kısımda ilerledikçe, olaylar yavaş yavaş çözülmeye başlıyor. Kitabın son kısmında ise; bombalar patlıyor.Olaylar çözülüyor çözülmesine fakat işin en zor kısmı da burada başlıyor. Tam olarak burada, adaleti sorguluyoruz.

İçinden çıkamayacağımız,bir polisiye romanı; İnsan Çürümeye Başladığında. Ben çok severek okudum. Kesinlikle önerimdir.

Kitaptan Alıntılar :

  • Kadınların kendilerine has dünyaya küsüşleri vardır.Saçları kadar ince matemlerini gözlerinden okursunuz. Omuzlarında yaşamın tüm yükü,geçmiş ve geleceklerinde hep bir bekleyiş vardır. Kadınların umut edişleri de çektikleri acılar da hep kendilerine hastır.Sırtları dönüktür mesela dünyaya veya bir türlü açılmak bilmeyen koca kapılara. Yüzlerinin en ücra köşelerinde bir rüzgar uğultusu dolanır da uzaklık nedir öğretirler bize.
  • Kendinle olan mesafede anlaşılmayı bekleyemezsin.
  • …hayat nedir, diye sormuştu kendisine; doğmak ile ölmek arasındaki anların toplamı…
  • Sessizliğin elle tutulabilir,gözle görülebilir bir sureti olmasa da kim inkar edebilir ki var olmadığını ?
  • İnsan diye fısıldamıştı kendisine, bir anda ölmez,her gün biraz biraz ölür.
  • “Dalından koparılan bir elmaya, ‘Sen niye çürüyorsun?’ diye hesap sorabilir misin?”
  • “Ben de böyle yaşayabiliyorum,” sözü zihninde yankılanıp durdu. İnsan gerçekten de böyle yaşayabilir miydi? Bir yalana tutunup onu kendisine hayat gayesi yapabilir miydi? hiç gerçekleşmeyeceğini bildiği halde yine de sabırla ve inatla bekleyebilir miydi ?
  • “İnsan zifiri bir karanlıktır,”
  • Bizim düşüncelerimizin doğruluğu, karşımızdakinin düşüncesinin sınırı kadardır.

İyi Okumalar…

Yorumlar