Ana sayfa Edebiyat İntiharın Kıyısında Bir Yaşam: Cesare Pavese

İntiharın Kıyısında Bir Yaşam: Cesare Pavese

PAYLAŞ

Kadınlara olan düşmanlığı, sorunlu ilişkileri ve ölüm saplantısıyla tanınan Pavese ona ününü getirecek günlüğüne ”Artık sabahı da kaplıyor acı.”  notunu düşerek 1950 yılında intihar etti. Daha çocukken kaybettiği babası ve yaşamı boyunca ona kötü davranan kadınlar nedeniyle karamsar olduğuna inanıyordu.

Çocukluğu yolsulluk içinde geçen şairi lise yıllarında intihar eden iki arkadaşı çok etkiledi. Mussolini iktidarına karşı yazdığı yazılarıyla hapis yatan, İngilizceden İtalyancaya yaptığı çevirileriyle tanınan Pavese intihar ettiğinde sadece 42 yaşındaydı. Yalnız Kadınlar Arasında romanı ile İtalya’nın en önemli edebiyat ödülü olan Strega Ödülü’nü almıştı. Ödülünü aldıktan sonra günlükleri dışında bütün eselerini yok etti ve küçük bir otel odasında içtiği uyku haplarıyla intihar etti.

Yaşamı boyunca yayınladığı kitaplarıyla yakalayamadığı ünü ise 15 yıldır tuttuğu günlükleri sayesinde yakaladı. Bu günlükler ‘Yaşama Uğraşı’ adı altında yayımlandığında şiirlerinden ve romanlarından daha çok tutuldu.

 

Günlüğünde 1936 yılında yıllar sonra eyleme dökeceği intiharı şu kelimelerle anlatacaktı:

“Ne zaman bir güçlükle ya da acıyla karşılaşsam, hep intiharı düşünmeye yargılı olduğumu biliyorum. Beni korkutan da bu: Temel ilkem intihar, gerçekleştiremediğim, hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceğim, ama düşüncesi duyarlığımı okşayan intihar… En beylik, en umutsuz anlamıyla bir enayiyim ben. Nasıl yaşayacağını bilemeyen, ahlaki olgunluğa ulaşmamış, kendini bir şey sanan, intihar düşüncesinden bir şeyler uman, ama bunu gerçekleştiremeyen bir adam.”

Sizlerle ona ait eserlerden ve günlüğünden birkaç alıntı paylaşmak istiyorum. Bu alıntılarda yaşama dair bir şeyler bulabilmeniz dileğiyle.

 

“Sen yalnız kalmak istedikçe, peşini bırakmazlar, ama elini uzattığın zaman da, yüzüne bile bakmazlar; bu da böyle sürüp gider.”

 

”Kaderin amansız oluşu değildir sorun; çünkü insan bir şeyi inatla isterse onu elde eder. Korkunç olan istediğimiz şeyi elde ettikten sonra ondan bıkmamızdır. O zaman suçu kaderde değil, kendi isteğimizde bulmalıyız.”

 

 

 

”Her şey insanın çocukluğundadır, o anda şaşırtıcı bir irkiltti gibi duyulan geleceğin büyüleyici niteliği bile.”

 

 

”Yaşama sanatı, yalanları bilme sanatıdır. Bunun korkunç yanı, doğrunun ne olduğunu bilmememize karşın, bir yalanın yalan olduğunu hala anlayabiliyor olmamızdır.”

 

 

”Hayatın alaycı yasalarıdan biri de şudur: Sevilen kimse, veren değil, alan insandır. Sevilen kimse sevmez, çünkü seven, verir. Bu da anlaşılmayacak bir şey değildir; çünkü vermek almak kadar kolay unutulmayan bir zevktir; kendisine bir şey verdiğimiz insan bizim için gerekli, yani sevdiğimiz bir insan olur. Vermek bir tutku, neredeyse bir kusurdur. Kendisine bir şeyler verebileceğimiz bir kimsemizin olması gerekir.”

 

 

 

 

Yorumlar