Ana sayfa Haberler İTHAKİ BİLİMKURGU KLASİKLERİ

İTHAKİ BİLİMKURGU KLASİKLERİ

PAYLAŞ

 

    Ülkemiz de  bilim kurgu kitapları konusunda her zaman en önde olan ve bir çok klasik bilimkurgu kitabını Türkçe’ye kazandıran İthaki Yayınları 2015 yılında başladığı Bilimkurgu Klasikleri dizisine bu ay Robert A. Heinlein ’ın yazdığı Ay Zalim Bir Sevgilidir‘i ekledi. Son kitabın eklenmesi ile İthaki Yayınları Bilimkurgu Klasikleri dizisinde 20.kitabını da basmış oldu. 10. kitap Yıldız Gemisi Askerleri’nin yayımlandığı zaman sonraki hedeflerinin bilimkurgu klasikleri dizisine 20.kitabı eklemek olduklarını belirten İthaki Yayınları hedeflerine bu ay Ay Zalim Bir Sevgilidir‘in eklenmesiyle 20. kitaba ulaşıp amaçlarına ulaştılar.

2015 yılından beri yayınlanan kitaplar ise şöyle:

 1-DUNE

 

“Yüzüklerin Efendisi dışında bu kitapla kıyaslanacak başka bir kitap yok.” –Arthur C. Clarke

Atreides’in ailesi, evrendeki en önemli ve en değerli madde olan melanj ‘baharatının’ tek kaynağı olarak bilinen Arrakis gezegeninin kontrolünü kabul etmiştir. İmpatorluğun güçleri Arrakis’in kontrolü için birbirlerinin boğazına sarılırken, politika, din, ekoloji, teknoloji ve insani duyguların çok katmanlı, karmaşık etkileşiminden benzersiz bir hikâye doğacaktır. Frank Herbert’ın yarattığı evren, yıllar boyunca milyonlarca okurun zihninde gerçekliğini kabul ettirdi ve bugün de ayakta. İyi bir bilimkurgu ve iyi bir edebiyat yapıtı okumak isteyen herkesin yolu Dune serisinde birleşiyor…

 

 

2-Kıyamete Bir Milyar Yıl

 

Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. Henüz taslak halindeyken sansürün hışmına uğrayan Kıyamete Bir Milyar Yıl ise yazarların en sıradışı ve aykırı romanlarından biri. Bir astrofizikçi olan Dimitri Malyanov, kendisine Nobel Ödülü’nü kazandıracağına inandığı projesi üzerine yoğunlaşmak için ailesini Odesa’ya, eşinin annesinin evine gönderir. Ancak bir sorun vardır; yalnız kalmasına rağmen sürekli rahatsız edilir. Önce içi votka ve havyar dolu bir kutu, ardından da mini etekli güzel bir kadın kapısında beliriverir. Bu ziyaretler, bilim insanı olan arkadaşlarının da geçerken uğramasıyla sonu gelmez bir hal alır. Hepsi de çok büyük bir keşfin eşiğinde olduklarını ama aniden dikkatlerinin dağıldığını iddia etmektedir. Acaba karanlık bir güç, bilimsel gelişmeleri engellemek mi istemektedir? Yoksa tüm bunların daha doğal bir açıklaması mı vardır? Kıyamete Bir Milyar Yıl, edebiyatın “Sorun sende değil, kâinatta!” deme biçimi.

 

3-Maymunlar Gezegeni

 

Maymunlar Cehennemi ve diğer sinema uyarlamalarına da ilham kaynağı olan Maymunlar Gezegeni, insanlığın en derin korkularından birinin eşsiz anlatısı. Çok da uzak olmayan bir gelecekte üç uzay gezgini; verimli ormanları, yaşanabilir iklimi ve temiz havasıyla Dünya’ya fazlasıyla benzeyen bir gezegene iniş yapar. Bu gezegen her yönüyle kusursuz gözükse de aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Gerçek, çok geçmeden açığa çıkar: Bu gezegende insanlar vahşiyken, uygar maymunlar onların efendileridir. Henüz maceranın başında yol arkadaşlarından kopup tek başına mücadele etmek zorunda kalan Ulysse Mérou, bu cennet görünümlü cehennemden kurtulmanın yollarını tek başına bulmak zorundadır. Ulysse, insanlığın kurtarıcısı olmayı başarabilecek mi? Yoksa bu lanetli geleceğin son tanığı mı olacak? Maymunlar Gezegeni, insanlar gezegeninden daha insani bir satir.

 

4-Cesur Yeni Dünya

 

Cesur yeni Dünya bizi ‘Ford’dan sonra 632 yılına’ götürür. Bu dünyanın cesur insanları kapısında “Cemaat, Özdeşlik, İstikrar” yazan Londra Merkez kuluçka ve Şartlandırma Merkezi’nde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, ‘annelik’ ve ‘babalık’ pornografik birer kavram olarak görülür. Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya uykuda eğitim ile sağlanır. Hipnopedya seyesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. “Herkes herkes içindir.”

 

 

 

5-Çocukluğun Sonu

 

Bilinmeyenin korkusu, geçmişten değil de gelecekten kalma bir hatıra olabilir mi?

1953’te yayımlanan Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke’ın bir bilimkurgu yazarı olarak tanınmasını sağlayan, yirminci yüzyıla damga vuran önemli romanlardan biri. 2015’te televizyona uyarlanarak dizi haline getirilen ve bilimkurgu takipçileri için yeniden gündeme gelen bu eserin gücü, insanlığın geleceğine dair en özgün ve düşündürücü yorumlardan birini sergilemesinde gizli.
Dünya üzerindeki uygarlığımızın kaderini, insan neslinin akıbetini irdeleyen Çocukluğun Sonu, ters köşeye yatıran bir “öteki” anlatısı, farklı bir uzaylı istilası öyküsü, ütopya ve distopya arasındaki ince çizgiye dair, kalın harflerle tarihe geçen bir bilimkurgu klasiği…

 

6-Dr. Moreau’nun Adası

 

İnsanlara bakıyorum ve dehşete düşüyorum…

Sanki içlerindeki hayvan sürekli dalgalanıp kabarıyormuş gibi geliyor.

Edward Prendick, geçirdiği bir gemi kazası sonucunda kendisini Büyük Okyanus’un ortasında, kimselerin uğramadığı volkanik bir adada bulur. Ama şansına, ada pek ıssız sayılmaz: Kendisini deneylerine adamış bir bilim adamı olan Dr. Moreau, alkolik asistanı Montgomery, onun tuhaf hizmetkârı M’ling ve Moreau’nun korkunç deneylerinin ürünü tuhaf yaratıklar.

Prendick, adanın içindeki ormanlarda pusu kuran tehlikelerin arasında çıktığı yolculuklarda garip ayinlerle, Kanun’la karşılaşacak, yeni ve tuhaf arkadaşlar edinecektir.

 

7-Dune Mesihi

 

Paul Muad’dib, gezegenlerin hakimi, kutsal savaşın görkemli galibi, prensken devrimci olan bir lider, fanatik bir dini kardeşliğin mesihi…

Fremenlerin başına geçip Dune adıyla bilinen Arrakis gezegenini kontrol etmeye başlamakla kalmayıp evrenin hükümdarı olan Paul, çağlar süren bir düzene son vermiş, bir halkın kurtuluşu olmuş ve bir gezegenin en büyük ütopyasını gerçekleştirmeye ant içmiştir. Ancak zaferinden on iki yıl sonra, tüm bu güçlere sahip olmasının sebebi olan etkenler onun için bir tehlikeye dönüşür. Paul ise öngörülerine rağmen, felaket getireceğini düşündüğü geleceği değiştirmeye kararlıdır.

 

 

8-Işık Tanrısı

 

Hint mitolojisiyle harmanlanan Işık Tanrısı ise sadece bilimkurguyu değil, tüm spekülatif kurguyu değiştiren, benzersiz bir roman. Gaiman’ın en iyi romanı olarak kabul edilen Amerikan Tanrıları’na fikir babalığı yapmakla kalmamış, tanrılar ve insanlar arasındaki isim oyunlarına da ilham kaynağı olmuştur. Martin’in epik serisi Buz ve Ateşin Şarkısı’ndaki Işık Tanrısı da ismini bu romandan alır, tıpkı Sam Tarly’nin ismini bu romanın başkahramanı Sam’den aldığı gibi.

Dünya yok olalı çok uzun bir süre olmuştur. Kolonileşmiş bir gezegendeki tüm teknolojik gücü ele geçiren insanlar ise kendilerini ölümsüz kılmış ve Hint tanrılarının rolünü üstlenerek o gezegenin kontrolünü ele geçirmiştir.
Ancak bu kötü niyetli topluluğa karşı çıkacak biri vardır: Siddhartha ya da Mahasamatman; nam-ı diğer Işık Tanrısı.
Işık Tanrısı, tanrılaşmış insanlara tanrısal bir müdahale.

 

9-Yıkım’a Giden Adam

 

Tarihteki ilk Hugo Ödülü’nün kazananı.

24. yüzyılda, evrenin en güçlü adamlarından biri olan Ben Reich, yetmiş yıldır adı bile duyulmamış bir suç işlemeye karar verir: Cinayet. Esper adı verilen zihin okuyucuların, daha düşünce halindeyken suçları engellediği bu dünyada, Reich’ın amacına ulaşması neredeyse imkânsızdı.
Hükümdarlık adındaki şirketinin, rakip şirket D’Courtney’le girdiği mücadeleyi büyük ölçüde kaybetmesinin ardından başka bir çaresi kalmadığını düşünen Reich, bir yandan da kâbuslarında asıl korkusu Yüzü Olmayan Adam’la uğraşıyordu.
Tüm bunlara rağmen Ben Reich pes etmemeye kararlıydı. Aklında yıkımla, Yıkım’a hazırlandığının farkında değildi.

 

10-Yıldız Gemisi Askerleri

 

Hugo En İyi Roman Ödülü

“Silahlar tehlikeli değildir; insanlar tehlikelidir.”
İnsanoğlunun başka gezegenlerde koloniler kurduğu ve karşılarına çıkan rakip türlerle savaştığı bir gelecek zaman. Ve Ordu’da iki yıl gönüllü askerlik yapanların vatandaş olup oy kullanabildiği Terra Federasyonu. On sekiz yaşındaki Juan Rico, vatandaşlık hakkını kazanmak (ve bir de çok sevdiği uzayda seyahat etmek için) iki yıl süren askerlik hizmetine yazıldığında ne Rasczak’ın Bıçkınları’ndan biri olacağını ne de ‘Böcek Savaşı’nda müfreze liderliği yapmak zorunda kalacağını biliyordu. Ama öğrenecekti…

 

11- Sürgün Gezegeni

 

Galaksinin karanlık tarafındaki Sürgün Gezegeni’nde iki büyük halkın mücadelesi hep süregelmiştir: Alterralılar ve Tevarlılar. Gezegenin yabancıları ve “ötekileri” olan Alterralılar –diğer adıyla yabansoylular– eski güçlerini kaybetmiş, nüfusu gittikçe azalan bir halktır.

Tevarlılar –diğer adıyla izcanlılar– “ötekiler”den hoşlanmayan, muhafazakâr, geri kalmış, ilerlemeye kapalı bir topluluktur.

Güney Göçü başlayıp Gaallar güneye doğru ilerleyince büyük savaş kapıya dayanır. Alterralılar ve Tevarlılar bir araya gelip ortak düşmana karşı savaşacak ya da yaklaşan uzun kışla birlikte felakete sürükleneceklerdir. Rolery ve Agat’ın sıradışı hikâyesi de işte bu süreçte başlar.

 

 

 

12- Pazartesi Cumartesiden Başlar

 

Her şey bilgisayar mühendisi Saşa Privalov’un iki otostopçuyu arabasına almasıyla başlar. Bu iki otostopçu imkânsızın sıradanlaştığı, sonsuzluğun sadece bir pazartesi gününden ibaret olduğu, mitolojik karakterlerin koridorlarında cirit attığı YOKHİÇ Enstitüsü’nde çalışmaktadır. Privalov da büyü araştırmalarının ciddi bir iş olduğu bu tuhaf dünyanın ister istemez içine çekilir. Strugatskiler’in bilim üzerine kurguladıkları büyü akademisi, J. K. Rowling’in Hogwarts’ına, Patrick Rothfuss’un Üniversitesi’ne yıllara öncesinden gelen bir esin. Strugatskiler’in isterlerse Kafka olabileceklerini ama büyük bir mutlulukla kendi yollarını çizdiğini gösteren bu kitap, yazılmış en benzersiz satirlerden de biri.

 

13- Arcturus’a Yolculuk

 

J.R.R. Tolkien, C.S. Lewis, Alan Moore ve Michael Moorcock gibi 20. yüzyıl spekülatif kurgusunun en büyük isimlerini büyüsü altına alan Arcturus’a Yolculuk, her gizemli hikâye gibi, bir toplantıyla başlar. Ardından her arayış hikâyesinde olduğu gibi, kahramanımız uzun ve zorlu bir yolculuğa çıkar. Yine de Arcturus’a Yolculuk’ta karşılaşacağınız bu akıl almaz anlatıyı başka hiçbir kitapta bulamazsınız.

Arcturus’a Yolculuk’u okurken kendinizi, iyi ile kötü çatışmasının donma noktasında, evrenin anlamı için verilen savaşın en kızgın anında bulacaksınız. Arcturus’a Yolculuk tanımlanmaya direnen bir kitap. Birinci elden tecrübe edip acı eşiğinizi güçlendirmeniz şiddetle tavsiye olunur.

14- Zaman Makinesi

 

Wells’in ilk olarak okul gazetesinde yayınladığı bir öyküden hareketle kaleme aldığı kısa romanı Zaman Makinesi, 1895’ten beri bilimkurgunun önde gelen eserlerinden biri oldu. Hem geleceği hayal etmek hem de biliminsanının karakterini göstermek adına derin saptamalarda bulunan, politik göndermelerle yüklü bu distopya, hâlâ gerçekleştiremediğimiz bir fantezinin peşinden yıllardır sürüklüyor bizi. Volkan Gürses’in Türkçeye çevirdiği Zaman Makinesi’nin bu yeni baskısı, roman tarihi ve H.G. Wells üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan akademisyen Patrick Parrinder’ın önemli makalelerinden biriyle zenginleşiyor. Elif Ersavcı’nın Türkçeye kazandırdığı bu makalede Parrinder, Wells’in Zaman Makinesi’ni yazarken, “yaratıcılık düzeyinde de olsa, kendi ölümünün ötesine geçmeyi” öğrendiğini iddia ediyor. Zamana karşı bir makinenin, ölümlülüğe karşı bir yaşamın hikâyesi bu. Wells’in en büyük üç romanından biri olan Zaman Makinesi’ni okurken, hepimiz bir Zaman Yolcusu’yuz!

 

15- 2001:Bir Uzay Efsanesi

 

Gizemli bir monolit, Ay’ın yüzeyinde gömülü halde bulunduğunda, bilim insanları büyük bir şaşkınlıkla bu monolitin en azından 3 milyon yıllık olduğunu keşfederler. Daha da hayret verici olan, ortaya çıkarıldıktan sonra monolitin Satürn’e doğru güçlü bir sinyal göndermesidir. Bu sinyalin kaynağını öğrenmek için Discovery yola çıkar. Discovery’nin tayfası en iyinin iyisidir ve yanlarında, onlara destek olması için bilinç sahibi süper bilgisayar HAL 9000 de vardır. Fakat Hal’ın programlaması insan zihnine biraz fazla benzemekte ve Discovery’nin her bir parçasının kontrolünü elinde bulundurmaktadır. Monolitin peşinden gitmek istiyorlarsa, bu psikotik bilgisayarla başa çıkmak zorundadırlar.

 

 

16- Dune Çocukları

 

İmparatorluk Takvimine göre yıl 10.216. Müeddib’in çöle gidişinin ardından imparatorluğun yönetimi Alia’ya geçer ve yeni bir dönem başlar. Ama Bene Gesseritlerin en çok korkutan şey gerçekleşir ve baskı altındaki Alia bir hilkat garibesine dönüşmüştür. Baron Vladimir Harkonnen, onun zihnini işgal ederek yeniden yaşama dönme ve nefret ettiği Atreideslerden intikamını almak için var gücüyle çalışmaktadır. Güç etrafında dönüp duran entrikalar … çöllerin derinliklerinden çıkıp gelen ve Fremenleri çürümeye karşı uyarıp eski geleneklere çağıran gizemli ve kör bir Vaiz … Müeddib’in öğretilerini korumak için kurulan rahiplik sisteminin güç sahibi olunca hızla yozlaşması … doğası değişip sulak bir gezegen haline gelmeye başlayan Arrakis’in yeni halinden hoşlanmayan tutucu Fremenler … iç içe girmiş dönüp duran çarklar… Tüm bunların ortasında Paul’ün ikiz çocuklarından Leto bilinen evreni binlerce yıl boyunca düzene sokacak Altın Yol’u yaratmak uğruna kendini feda etmeye hazırlanmakta …

 

17- Ben Robot

 

Ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov’un bilimkurguya en büyük katkısı Üç Robot Kanunu’dur. Üç Robot Kanunu’na göre;

-Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.
-Robotlar, Birinci Kanun’la çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
-Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun’la çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır.

Ben, Robot’ta, Isaac Asimov en ünlü 9 robot öyküsünü toplamıştır. Bu öyküler, gelecek nesillerin robot öyküleri için bir yol gösterici olmuş, bilimkurguda robotun ciddiye alınmasını sağlamıştır. Asimov, bu öykülerle konuşma yetisi olmayan robotlardan insanlığın iyiliğini gözeten makinelere kadar, robot tarihinin izini sürüyor.

 

18- Kaplan! Kaplan!

 

“Yüksek maceranın, zengin yaşamanın ve zor ölmenin olduğu bir Altın Çağ’dalardı… ama kimse öyle düşünmüyordu. Servet ve hırsızlığın, talan ve yağmacılığın, kültür ve ahlaksızlığın geleceği… ama kimse bunu kabul etmiyordu. Aşırıların çağındaydılar, ucubelerin büyüleyici yüzyılı… ama kimse bunu sevmiyordu.”

 

Uzayda ölüme terk edilen ve 170 gün boyunca havasız ortamda hayatta kalmayı başaran Gully Foyle, kendine geldikten sonra gemi enkazından kurtulur ve intikamını almak için yola koyulur. Tüm Dünya’yı değiştirecek bir sırrı da yanında taşımaktadır.

 

Alfred Bester Kaplan! Kaplan!’da bilimkurguya getirdiği tüm yenilikleri bir seviye ileri götürüyor ve belki de yazılmış en iyi bilimkurgu romanını ortaya çıkarıyor. Kaplan! Kaplan!, bilimkurgu edebiyatındaki Monte Kristo Kontu.

 

19- Bitmeyen Savaş

 

“Ölümcül Bir Hastalığın Oldukça Sağlıklı Kurbanlarıydık.”

 

Joe Haldeman, yalnızca tarihin en iyi bilimkurgucularından biri değil ayrıca bir Vietnam gazisi. Robert A. Heinlein’ın, “Okuduğum en iyi gelecek nesil savaşı tasviri olabilir,” diye tanımladığı Bitmeyen Savaş ise askeri bilimkurgunun antimilitarist mucizesi.

 

İnsanlığın, çökmüş yıldızlar aracılığıyla galaksinin çeşitli yerlerine anında seyahat edebildiği bir gelecekte, insanlar Tauranlar dedikleri, iletişim kuramadıkları bir uzaylı ırkla savaştadır. Dünyanın geleceği parlak gençlerinden oluşan elit saldırı takımlarından oluşan ordu, çeşitli liman gezegenlerin kontrolü için bu ırkla çatışma halindedir.

20- Ay Zalim Bir Sevgilidir

 

“Ölümcül Bir Hastalığın Oldukça Sağlıklı Kurbanlarıydık.”

 

Joe Haldeman, yalnızca tarihin en iyi bilimkurgucularından biri değil ayrıca bir Vietnam gazisi. Robert A. Heinlein’ın, “Okuduğum en iyi gelecek nesil savaşı tasviri olabilir,” diye tanımladığı Bitmeyen Savaş ise askeri bilimkurgunun antimilitarist mucizesi.

 

İnsanlığın, çökmüş yıldızlar aracılığıyla galaksinin çeşitli yerlerine anında seyahat edebildiği bir gelecekte, insanlar Tauranlar dedikleri, iletişim kuramadıkları bir uzaylı ırkla savaştadır. Dünyanın geleceği parlak gençlerinden oluşan elit saldırı takımlarından oluşan ordu, çeşitli liman gezegenlerin kontrolü için bu ırkla çatışma halindedir.

BONUS: Fahrenheit 451

fahrenheit-451

 

Belirsiz bir gelecekte, özel yanmaz giysileriye ‘itfaiyeciler’ i kimi evlere düzenledikleri baskınlarda içinde su yerine gazyağı bulunan hortumlarla evlerde ele geçirdikleri kitapları yakarlar. ‘İtfaiyeciler’in tek görevi budur. İşini seven bir itfaiyeci’ olan Guy Montag, bir gün bir genç kızla karşılaşınca kafasında o güne kadar hiç sorgulamadığı sorular uyanmaya başlar. Kitaplar nasıl şeyledir, insanların birlikte yanmayı bile göze aldığı bu kitaplarda neler vardır? Montag artık işini, eşini ve tüm yaşamını başka bir gözle değerlendirmeye başlar. Kitapları düşünür ve her kitabın arkasında bir insanın varlığını duyumsar, çünkü her kitabı bir insan düşünüp yaratmıştır. Montag bundan sonra, yakmak için girdiği evlerden kitap çalmaya başlar ve gelişen olaylar sonucunda yasa dışı, aranan bir suçlu durumuna düşer.

Yorumlar