Ana sayfa Middle Earth J.R.R Tolkien Kırmızı Kitap Ve Tolkien’ın Mitoloji Hayali

Kırmızı Kitap Ve Tolkien’ın Mitoloji Hayali

PAYLAŞ

Bu yazıda, Tolkien’ın bizlere bırakmış olduğu eserlerini nasıl daha doğru anlayabileceğimize değinmek istiyorum. Tolkien Evreni Legendarium’u anlamak için, Kırmızı Kitap’ı anlamamız gerekiyor. Ne yazık ki, birçok soru işareti barındıran bu konu, gerek yerli gerekse yabancı kaynaklarda, çoğu zaman gereken ilgiyi görmüyor, hakkındaki bilgiler eksik ve dolayısıyla yanlış kalıyor. Bu yazının bir diğer amacı da, bu eksikleri kapatmak ve yine dolayısıyla doğrulara ulaşmaktır. Legendarium’a, yahut genel anılışı ile Orta-Dünya’ya meraklı biriyseniz, burada bahsi geçecek bilgilerden mahrum kalmak istemeyeceksiniz.

Kırmızı Kitap Nedir?

Batısınırları Kırmızı Kitabı, Orta-Dünya’da bulunan, kırmızı deri kaplı kurgusal bir kitaptır. Tolkien’ın Legendarium hakkında yazdığı tüm eserleri içinde barındırır. Birçok yazarı olmasıyla birlikte, ilk sahibi ve yazarı Bilbo Baggins’tir. Sonrasında varisi Frodo Baggins’e geçmiştir. Peregrin Took ve Meriadoc Brandybuck, Rohan ve Gondor’daki kaynaklarıyla birlikte, Kral Elessar tarafından sağlanan bilgiler ile, Bilbo ve Frodo’nun hikayelerindeki eksikler tamamlanmıştır. Bilbo ve Frodo Valinor’a yelken açtıklarında, orijinal kitap Shire Belediye Başkanı Samwise Gamgee’ye geçmiştir. Eşinin ölümü sonrasında, Frodo’ya katılmak üzere Valinor’a açılmadan önce kitabı kızı Elanor Fairbairn’e ve onun hanesine devretmiştir. Zaman içinde, notlar ve eklemeler ile birkaç kopyası çıkarılmış, içlerinden en önemlisi ise Thain’s Book yani Reis’in Kitabı olmuştur. İsmini Peregrin Took ve oğlu Faramir’in makamından almıştır ve Kırmızı Kitap’ın bilinen en gelişmiş formudur.

Kırmızı Kitap’ın ilk kısmı, Bilbo Baggins’in Gandalf ve Cüce kafilesi ile tanışarak Erebor yoluna koyulması ile başlayıp, Çıkın Çıkmazı’na dönüşü ile noktalanır. Tek Yüzük’ü Frodo’ya teslim etmesinin ardından Bilbo, kitabı yanına alarak Ayrıkvadi’ye gitmiştir. 3. Çağ 3003’te, oradaki kaynaklardan faydalanarak, “Elfçeden Çeviriler” başlığı altında Ainulindalë (Ainur’un Müziği), Valaquenta (Valar’ın Öyküsü), Quenta Silmarillion (Silmarillerin Öyküsü) ve Atalantë [Düşmüş Olan (Númenor’un Çöküşü)] olmak üzere, tüm Orta-Dünya tarihini yeniden kaleme almıştır. Öyle ki, Tolkien bu eserler hakkında “Bunlar büyük bir beceri ve bilgi ürünüdür.” [1] ifadesini kullanmıştır. Yüzük Savaşı sonrasında, kitap Frodo’ya geçmiştir. Bu esnada yapılan ekleme ve düzeltmelerden biri de, Bilbo’nun Tek Yüzük’ü elde edişinin gerçek öyküsü; Gollum’un kendi rızasıyla vermesindense, Bilbo’nun onu şans eseri bulmasıdır. Frodo; Pippin, Merry ve Aragorn’un yardımlarıyla Yüzük Savaşı’na değinen kısmı tamamladığı zaman koyulan başlık şu şekildedir:

 

Günlüğüm. Beklenmeyen Yolculuğum.

Gittim ve Geldim. Ve Sonra Olanlar.

Beş Hobbit’in Maceraları.

Bilbo Baggins’in kendi gözlemlerinden ve arkadaşlarının anlattıklarından

derlediği Muhteşem Yüzük’ün Öyküsü. Yüzük Savaşı’nda Neler Yaptık.

(Burada Bilbo’nun el yazısı bitiyor ve Frodo’nun yazısı başlıyordu)

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ’NİN DEVRİLİŞİ

VE KRALIN GERİ DÖNÜŞÜ

(Küçük Halk tarafından görüldüğü şekliyle;

arkadaşlarının anlattıkları ve Ariflerin bilgileriyle

bütünlenmiş Shire’lı Bilbo ve Frodo’nun anılarıdır.)

Bilbo’nun Yarmavadi’de çevirmiş olduğu İrfan Kitaplarının özetiyle birlikte.

Kırmızı Kitap 1
Gittim ve Geldim – Bilbo Baggins Tarafından, Bir Hobbit’in Öyküsü

Frodo Orta-Dünya’dan ayrılmadan önce kitabı Samwise’a devretmiş ve son sayfalarını onun için boş bırakmıştır. Sam ise karısı Gül öldükten sonra kızına devretmiş ve Valinor’a ulaşmak üzere yelken açmıştır. Orjinal Kırmızı Kitap bu şekilde sona ermiştir. Daha sonra basılan kopyalarıyla ortaya “Reis’in Kitabı” çıkmıştır. Bu kitap Peregrin ve oğlu ile Gondor’a gelmiş, orada Kral Elessar’ın anlatımıyla hikayelerde ve isimlerde düzeltmeler yapılmıştır. Çok sonralar Gondor’lu Faramir’in torunu Barahir tarafından kitaba “Aragorn ve Arwen’in Öyküsü” eklenmiştir. Kırmızı Kitap’ın bilinen en son hali budur.

Tolkien’ın Mitoloji Hayali:

J.R.R. Tolkien, Yüzük Kardeşliği’nin ilk basımının önsözünde, Yüzüklerin Efendisi’ni nasıl yazdığıyla ilgili hikayesini anlatırken, Kırmızı Kitap’ı Westron yani Orta-Dünya’nın ortak dilinden bizim İngilizcemize çevirdiğini iddia etmiştir. Önsözden bir kesit olarak şu sözleri bunu doğrulamaktadır:

“Çok önceleri Shire’ın harika 1418 ve 1419 yıllarına göre daha karanlık ve uğursuz olmayan ileri çağdaki insanlara sunulan Batısınırları Kırmızı Kitabı’nı çevirme ve ayarlama konusunda uzun bir emek üstlenilmişti.”

Burada ileri çağ olarak bizim şu an yaşadığımız çağ kastedilmektedir. Sözün orjinal hali de şu şekildedir:

“It was in that hope that this long labour was undertaken; for it has required several years to translate, select, and arrange the matter of the Red Book of Westmarch in the form in which it is now presented to Men of a later Age, one no less darkling and ominous than were the great years 1418 and 1419 of the Shire long ago.”

Fakat Tolkien’ın bu önsözü neden kaldırdığı hakkında net bilgi olmamakla beraber , benim bu konuda bir iddiam var ki, şöyle açıklayacağım:

Önce Silmarillion’da geçen şu cümleye bir bakalım:

“İnsanlarla Elflerin ilişkisi, sonraki Çağlara dair bir göndermede bulunuyor aslında, ayrıca, İnsanların içinde (şimdi olduğu gibi)Elfler’le bir soy ve “kan” bağı olduğuna ve İnsanların sanatlarıyla şiir geleneklerinin büyük ölçüde bu ilişkiye dayandığına dair sıkça tekrarlanan bir temadan da söz etmeliyiz”

-J.R.R Tolkien’in Milton Waldman’a Yazığı Bir Mektuptan, 1951[2]

Silmarillion’dan yaptığım bu alıntı, kesin olarak Tolkien’in bireysel sözleridir. Zaten alıntının geçtiği bölüm Tolkien’in arkadaşı yayımevinde editörlük yapan Milton Waldman’a bir mektubudur. Dolayısıyla Tolkien’in fikirlerini birebir yansıtır. Burada parantez ile belirtilen bölüm, yine Tolkien’in mektuptan kendine ait yazmasıdır, benim eklemem değildir. Yani Tolkien’in bu sözlerle anlatmak istediği şey; Elf ırkının bir zamanlar dünyada bulunduğu, hala da insanların damarlarında elf kanı olabileceği ancak aradan geçen uzun zaman sonrası bunun çok azaldığı ve insanların sanat, şiir geleneklerinin bu ilişkiye dayandığıdır.

Belki bu düşünceyi saçma bulabilirsiniz. Ancak Tolkien yine aynı mektupta İngiliz geleneğinin bir mitoloji ihtiyacı olduğundan, İskandinav mitlerini saymazsak bu konuda büyük eksiklik duyduğundan bahseder. Tolkien başlarda bu düşünceyle kafasında Orta-Dünya’yı tasarlamaya başlamış, sanırım daha sonra çocuk hikayesi olarak yazdığı Hobbit’le bağlama fikrini kullanmıştır. Fakat Hobbit basılıp, İngiltere’de çok az satılmasına rağmen Yüzüklerin Efendisi ile birlikte Amerika’da büyük yankı uyandırması muhtemelen onu ülkesi için bir mitoloji oluşturma fikrinden vazgeçirip, bir efsane yazmaya yöneltmiş. Bunlar çerçevesinde Yüzüklerin Efendisi’nin ilk basımında var olan önsözü halkının anlayamayacağı ve onun istediği biçimde kabullenemeyeceği için sonraki basımlarda kaldırmıştır. Aynı şekilde Orta-Dünya’yı dünyamızın eski versiyonu gibi düşünmesi ve coğrafi koşullara göre insanların yaşayış biçimleri ve kültürlerinin şimdikilerle benzerlik göstermesi de aslında Tolkien’in tüm kurguyu milletine armağan edecek bir Mitoloji olarak biçimlendirmesinden kaynaklanır.

Biraz önce kanıtlarla açıkladığım Tolkien’in düşüncelerinden açıkça anlaşılıyor ki; o, Orta-Dünya ve hikayelerini bizim dünyamıza bir geçmiş olarak düşünmüştü. Kendisi de hikaye gereği eskilerden bir kitap olan Kırmızı Kitap’ı ilk defa keşfeden biriymiş de onu eski zamanlarda konuşulan Westron’dan günümüz İngilizcesine çevirmiş gibidir.

Şunu kesin olarak idrak etmişseniz, Kırmızı Kitap’ın ne olduğunu anlamışsınız demektir:

Kırmızı Kitap; Hobbit’tir, Yüzüklerin Efendisi’dir, Silmarillion’dur, Hurin’in Çocukları’dır, Bitmemiş Öyküler’dir ve ismini sayma gereği duymadığım henüz Türkçeye çevirilmemiş diğer Orta-Dünya Tarihi kitaplarıdır. Tüm bunlar Kırmızı Kitap’ı oluşturur, Kırmızı Kitap da onları. Tolkien bize böyle bir dünya yaratmış ve onu kağıt üstünde bırakmamıştır. Onu gerçek yapacak unsurlar eklemiştir. O unsur Kırmızı Kitap’ın ta kendisidir. Bu kitap bizim Orta-Dünya’ya açılan kapımızdır ve o kapıdan baktığınız zaman ona hakettiğini vermeliyiz. Normal bir roman okur gibi değerlendirmemeliyiz, ancak bu şekilde olması gerektiği gibi Kırmızı Kitap’ı anlayabiliriz. Şimdi başta bahsettiğim asıl konumuza gelebiliriz. Orta-Dünya’yı nasıl ele almalıyız?

Orta-Dünya’yı Nasıl Ele Almalıyız?

Şimdi sadece Tolkien’in tüm eserlerinde geçen olay ve yerlerin geçmişte var olduğunu biliyormuşçasına düşünün. Madem Tolkien bunları bizim için çevirdi, gerçek yazarları ise eski zamanların insanlarıdır. Hatta bunların bir kısmı Bilbo’nun çevirileridir ki, Tolkien bu çevirilerin çevirilerini yapmıştır. Öyleyse bu kitapların doğruluğu nasıl ve ne kadar tartışılabilir? Şimdi bunu iki aşamada anlatacağım.

Birinci Aşama: Anlama

“Valaquenta”, “Ainulindalë”, “Quenta Silmarillion” ve “Atalantë “ Ayrıkvadi kütüphanesinde bulunan çok değerli irfan kitaplarıdır. Çok eski günlerde kalmış eski çağları dahi içine alır. Peki bunların yazarı kim yada kimlerdir?

Elflerde Lambengolmor (Dil Üstadı) denilen, ingilizce olarak “Loremaster of the Tongues” yani Dilbilimci Üstad’lar vardı. Bu elfler, çok eski tarihlerden beri büyük icadlar yapmışlar ve dil konusunda ustalık sergileyerek bu ünvanı almışlardı. Başlıca bilinen isimler; Rúmil, Feänor, Pengolodh’dur. Bizi ilgilendiren kısım Pengolodh’un tuttuğu Beleriand yıllıklarıdır. Pengolodh, annesi Sinda babası Noldo olan bir bilgedir ve elflerin dahil öğrenmesinin çok zor olduğu Cüce Lisanı Khuzdul’u bilmektedir. Pengolodh uzunca bir süre Beleriand Yıllıklarını tutmuş, ayrıca yazılarına yaşlı Noldor bilgelerinden edindiği Ainur’un yaratılışı ve Valinor’da Noldor’un yaşadıkları hakkında öğrendiklerini de eklemiştir. Bu sayede Orta-Dünya’da Ainulindale, Quenta Silmarillion gibi başlıklı hikayeler yazılı olarak saklanmıştır. Pengolodh Valinor’a yelken açtığı zaman ve Bilbo’nun yazmaya başladığı zaman arasında kalan kısımda tarihi belgeleyen Elendil olmuştur.

Kırmızı Kitap 2
Uzun zamandır dünyanın tarzı değişti ve yaşamış olduğumuz Antik Batı artık bizim varlığımızın en büyük anısı olarak Dünya’dan tamamen silindi. Bu yüzden bizler eskisini muhafaza etmek yerine, yeniden yapmayı tercih ettik. -Pengolodh

Elendil Akallabeth kısmını yazarak buradaki eksikleri doldurmuştur. Bilbo’nun çevirisini yaptığı elfçe eserler bunlardır ve bu kitapların hepsi sadece efsaneleştirilmiş diliyle birer tarih kitaplarıdır.

İkinci Aşama: Yorumlama

Bu kitapların doğruluğu nasıl ve ne kadar tartışılabilir?

Tarih bilimi geçmişte yaşanan olayları sistemli bir disiplinle ve neden-sonuç ilişkisine dayandırarak inceler. Ancak böyle olsa da tarihi oluşturan ve temelinde yatan insandır. Bu yüzdendir ki, her tarih kitabı aynı doğruları yazmaz ve tarih bilim olarak nesnel olsa da bazı öznel olgular içerebilir.

İlk aşamada Bilbo’nun çevirisini yaptığı kitapların birer tarih kitabı olduğundan bahsettim. Bu kitaplar oldukça nesnel yazabilecek kişiler tarafından kaleme alınmıştır. Pengolodh’un annesi ve babasının farklı elf soyundan olduğunu bu yüzden özellikle belirtmiştim. Bu durumda Pengolodh’un Ağaçların Yılları’nı kaleme alırken her iki soyun anlattıklarını dinleyip değerlendirerek yazdığını varsayabiliriz. Ancak durum böyle de olsa işin içine bir şekilde öznellik girmektedir. Silmarillion’u incelersek, ilk kısımların bir çok yerinde öznel yorumlarla karşılabiliriz. Bunlar kişilerin bakış açısına göre değişir ve hikayeler efsaneleştirildiği için bambaşka bir hal alır. Melkor’u apaçık kötüleyen bir tabir bile, onun safını seçmiş bir insan için yanlış olmaz mı?

Öyleyse şimdi şu soruları sorma hakkı hepimize doğmuş oldu: Silmarillion ve onun gibi diğer Orta-Dünya tarihi kitapları %100 doğru olabilir mi? Silmarillion’da geçen öznel yargıların ne kadarı kesin doğru kabul edilebilir? Tolkien’in eski ve yeni notlarına göre değişkenlik gösteren bazı meseleler, acaba Elfçe Çeviriler’in ilgili tarihi metinlerinin yanlış yazıldığı veya zamanla yanlış aktarılabildiği anlamına mı gelmektedir?

Silmarillion gibi tüm Orta-Dünya Tarihi kitaplarının hepsi, her tarih kitabının olduğu gibi kesin doğru değildir. Çünkü dediğim gibi bizim okuduğumuz bu kitapların çoğu çevirilerin de çevirileridir ve her halükarda bu yazıların 3 farklı elden geçmiş olduğu anlamına gelmektedir. Hatta sadece o da değil, Pengolodh Birinci Çağ’da kendisi doğmadan ve yıllıkların yazıcılığını üstlenmeden önce yaşanan olaylar ona hep ikinci ağızlardan aktarıldığı için, 3 farklı değil belki yüzlerce farklı kişinin görüşünü içerebilir. Pengolodh etrafından duyduklarını süzgeçten geçirip en doğru şekilde birleştirecek kadar zeki bir adam da olsa, Silmarillion’daki açıkça yer alan öznel görüşler birilerinin şahsi fikrini yansıtmaktadır. Kaldı ki bu kişi Bilbo Baggins bile olabilir. Bu yüzden şu sonuca varabiliriz: Bu hikayeler bir çok ağızdan ortak toparlandığı için doğruluğu tartışmaya açık değildir, kesin kabul edilmek zorunludur; ancak öznel kısımların doğruluğu okuyucunun inisiyatifindedir.

Ek bir kanıt olarak da; tüm eserlerin, mektupların ve notların Tolkien’e ait olmasına rağmen, Tolkien’in bazı konularda sonradan fikrinin değiştirmesini verebiliriz. Aslında hikayenin içinde Kırmızı Kitap gibi bir bağlantının olması, bu fikir değiştirmelerin bir anlamda üstünün örtülmesidir. “O bu tarihi metinlerin sadece çevirmenidir ve metinlerin ters düştüğünü farketmiştir” gibi yorumladığımız takdirde Tolkien’ın fikir değiştirmediğini varsayabiliriz. Bunlar da Tolkien’in eski ve yeni kitaplarındaki farklılıklarla sonuçlanmıştır. Örneğin Mavi Büyücüler; eski yazımlarında Orta-Dünya’ya Gandalf ve Radagast’la beraber gelmiş ve sonunda doğuda büyü kültleri oluşturmuşken, en son yazılarında diğer tüm Istari’den önce gelmiş ve iyilik yolunda savaşlarına devam etmişlerdir. Bir olguda sadece bir doğru olabiliceğine göre bu iki ihtimalden biri mutlaka yanlıştır.

Legendarium’un yazılışını Dış Tarih başlığı altında 3 döneme ayrabiliriz. Bunlar; Erken, Orta ve Geç Dönem’dir. Erken Dönem’de Tolkien, tahmin edeceğiniz üzere kitapların basılmasından evvel notlar tutmuş ve yayıma hazırlamıştır. Orta Dönem, Tolkien’ın kitaplarını bastırdığı ve kendi düzenlemeler yaptığı dönemdir. Geç Dönem ise özellikle yaşamının sonlarına doğru köklü veya küçük oynamalar yaptığı ancak bunları basamadığı ve C. Tolkien’ın babasının ölümünden sonra notları üzerinde çalıştığı zamanlardır. Tolkien sık sık fikir değiştirmiştir ve bu fikir değiştirmeler bazı sorunlar doğurmuştur. Tolkien’in Silmarillion’u tamamlayamadan yaşamını yitirmesi, kitabı derleyen oğlu Christopher’ın çalışmasında bir çok soru işaretinin belirmesine sebep olmuştur. Christopher Tolkien, babasına ait notların bir kısmını kitabın basımından sonra keşfederek, yayınlanmış halindeki belli fikirlerden vazgeçildiğini öğrenmiştir. Bu yüzden de o tip hataları düzeltmek için yeni çalışmalar ve düzenlemelerle uğraşmaktadır. Legendarium çok geniş bir evrendir ve Tolkien’ın azımsanmayacak kadar çok ve karmaşık notları olduğundan Tolkien’ın oğluna bıraktığı miras aynı zamanda ağır bir yüktür. Toparlarsak, bu yüzden az önce örnek verdiğim Mavi Büyücüler gibi sorunsallarda “en yeni” olanı doğru kabul etmemiz en mantıklısı olacaktır. Çünkü bunlar sırf Cristopher Tolkien’ın yaptığı hatalar değildir, J.R.R. Tolkien’ın da kendi yanlışlarını düzelttiği zamanlar olmuştur. Aslında Kırmızı Kitap’ın varlığı da burada devreye girip büyük problemleri ortadan kaldırmaktadır. Bizler Kırmızı Kitap’ı asıl kitap ve Tolkien’ın eserlerinin çeviri olduğunu kabul ettiğimiz zaman bu yanlışları da, aradan geçen uzun zamanın hikayelerde oluşturduğu bozukluklar ve çelişkiler olduğu şeklinde yorumlayabiliriz.

Kırmızı Kitap 3

Evet, Tolkien dünyasını böyle bir denge üzerine oturttuğunda bunu kendisi için yapmadı. Aslında yazıda bir kısmına yer verdiğim, daha sonradan yayımdan kaldırılan Yüzük Kardeşliği ilk basım önsözünü okursanız bu eserleri kimler için, nasıl ve hangi düşüncelerle yazdığını daha iyi anlayabilirsiniz. O böyle bir dünyayı gerçekçi yapacak etkenleri hikayenin içine yerleştirerek; bizim onun dünyası üzerinde tartışabilmemizi, olasılıklar üzerine konuşabilmemizi ve olaylara onun baktığı açıdan bakabilmemizi istedi. Eğer bunun aksini arzulamış olsa, tanrısal bakış açısından yazabilirdi. Fakat ne yazık ki onun asıl yapmak istediği şey yeterince anlaşılmamış olabilir. Yazımın en başında belirttiğim gibi bu konu yabancı ve özellikle de yerli kaynaklarda yeterince konuşulup üzerinde düşünülmemiş. Ben de bu yüzden uzun uğraşlar sonucu elimden geldiğince bu konuyu işlemeye çalıştım. Merak ettiğiniz şeyleri profilimde bulabileceğiniz e-mail’imden veya site içi yorumlar bölümünden soracağınız her soruyu itinayla cevaplandıracağım. Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Arda’nın yaratılışından beri tarihin yazılışı ve diğer Lambengolmor üyeleri hakkında ayrıntılı bilgi için bknz: “Arda’nın Tarih Yazarları ve Lambengolmor” Bu makeleyi de okumanız durumunda Profesör Tolkien’ın çevirilerinin ona nasıl ulaştığını tam anlamıyla keşfetmiş olacaksınız.

[1] Yüzük Kardeşliği; Sayfa 31
[2] Silmarillion; Sayfa 26
Yorumlar