Ana sayfa Game Of Thrones Dizi Jaime Lannister’ı anlamak

Jaime Lannister’ı anlamak

PAYLAŞ

“O Jaime Lannister’dı. Kral Muhafızları’nın şövalyesiydi, Kral Katili’ydi. Ona daha önce kimse korkak dememişti. Başka şeyler söylemişlerdi, evet; yemin bozan, yalancı, katil… Onun zalim olduğunu bile söylemişlerdi, tehlikeli, pervasız. Ama asla korkak dememişlerdi.”

Kibir, ikizi ile ilişkisi, Bran Stark’ı öldürmeye çalışması ve arkasından söylenen onca kötü laf. Jaime’den nefret edebilmeniz için yeterince çok şey var aslında. Ama birde bunları Jaime’nin gözünden bakmaya çalışalım.

“Öz kardeşinin ırzına geçen, kralını öldüren, masum bir çocuğu ölüme iten bir adam bundan başka bir isim hak etmez.”

Masum? O sefil çocuk bizi gözetliyordu. Jaime’nin bütün istediği, Cersei’yle başbaşa geçireceği bir saatti. Kuzeye yaptıkları yolculuk uzun bir işkenceye dönüşmüştü; onu her gün görmek, ona dokunamamak, o gıcırtılı büyük arabanın içinde Robert’ın her gece sarhoş bir halde onun yatağına girdiğini bilmek.

Tyrion, Jaime’nin moralini yüksek tutmak için elinden gelen her şeyi yapmıştı ama yeterli olmamıştı. “Cersei’den bahsederken saygılı olacaksın fahişe.”

Jaime’nin Bran’i öldürmeye çalışması hataydı. Ama aşkından kör olmuş bir adam var karşımızda. Sevdiği kadın, üç çocuğu, kardeşi ve babası kısaca tüm hanesi  yok olabilirdi.

Dalkavuk. Doğruyu söylemek gerekirse, Brandon Stark’ı o pencereden aşağı ittiği için pişmanlık duymuştu Jaime. Cersei ona sonsuz bir kahır çektirmişti daha sonra, çocuk ölmeyi reddettiğinde. “Yedi yaşındaydı Jaime,” diye azarlamıştı onu. “Gördüğü şeyi anlamış olsa bile, onu korkutup susturabilirdik.”

“Ben düşünmedim. İstediğinin…”

Jaime’nin pervasızlığı en büyük düşmanlarından biriydi. Pek akıllı da sayılmaz. En azından Bran’i öldürmeye çalışmasından pişman olduğunu öğreniyoruz.

Kız kardeşi, Tyrion doğduğu andan beri değişmeyen, tiksinti dolu delici bakışlarıyla baktı. “Kral hiç yatmadı. Lord Eddard Stark’la birlikte. Onların acısını çok derinden paylaşıyor,” diye yanıtladı.

“Robert’ımızın çok büyük bir kalbi var,” dedi Jaime tembel bir gülümsemeyle. Jaime’nin gerçekten ciddiye aldığı hemen hemen hiçbir şey yoktu ama Tyrion onun bu özelliğini kabullenmişti.

Zorlu ve acı dolu çocukluğu sırasında, ona az da olsa saygı ve şefkat gösteren tek kişi Jaime olmuştu. Sırf bu yüzden onun yaptığı her hatayı affetmeye gönüllü oluyordu Tyrion.

Jaime, dikkatsiz ve kibirli bir adam olmasına rağmen her zaman önceliği Cersei olmuştur. Hiçbir şekilde ensest ilişkilerinden utanmıyor. İnsan kimi seveceğini seçemiyor. Bunlara karşılık Cersei  her daim onu manipüle edip, saçma kararlar almasını sağlayan en büyük etken olmaya devam ediyor.

Belki de Stannis Baratheon ve Starklar ona iyilik etmişti. Ensest hikâyelerini Yedi Krallık’ın dört bir yanına yaymışlardı, gizlenecek hiçbir şey kalmamıştı artık. Neden Cersei’yle resmen evlenip her gece yatağını paylaşmayayım? Ejderhalar her zaman kız kardeşleriyle evlenirdi. Rahipler, lordlar ve alt tabakadan insanlar, yüzlerce yıl boyunca Targaryenlar’ın ensestini görmezden gelmişti, aynı şeyi Lannister Hanedanı için de yapabilirlerdi.

Biraz daha geçmişe dönelim.

Gelmiş geçmiş en genç kral muhafızı. Daha 15 yaşında bu görev için çağrılmıştı.

Kral Aerys, Jaime’nin atama törenini büyük bir gösteriye dönüştürmüştü. Jaime, diyarın yarısı onu izlerken, beyaz zırhıyla yeşil çimenlerin üstünde diz çökmüş ve kralın çadırının önünde yemin etmişti. Sör Gerold Hightower, ayağa kaldırdığı Jaime’nin omuzlarına beyaz pelerini serdiğinde, Jaime’nin bunca yıl sonra hâlâ hatırladığı bir tezahürat yükselmişti. Ama Aerys aynı gece hırçınlaşmıştı,

Harrenhal’da yedi Kral Muhafızı’na ihtiyacı olmadığını söylemişti. Jaime’ye, kalede kalan kraliçeyi ve küçük Prens Viserys’i korumak üzere Kral Topraklarina dönmesi emredilmişti. Beyaz Boğa, Jaime’nin Lord Whent’in turnuvasında yarışabilmesi için vazifeyi almayı önermişti ama Aerys bu tekliϐi reddetmişti.

“Burada hiçbir zafer kazanmayacak,” demişti kral. “O artık benim, Tywin’in değil. Ben nasıl uygun görürsem öyle hizmet verecek. Ben kralım. Ben emrederim, o boyun eğer.”

Jaime ilk kez o zaman anlamıştı. Ona beyaz pelerini kazandıran, kılıç ve mızrak kullanmaktaki mahareti ya da Kral Ormanı Kardeşliği’ne karşı gösterdiği kahramanlık değildi. Aerys, Jaime’yi, Lord Tywin’i incitmek için seçmişti, onu vârisinden mahrum bırakmak için.

Jaime yeni beyaz pelerininin içinde boş bir kaleyi korumak üzere güneye giderken dayanılmayacak kadar ağır olan bu düşünce, bunca yıl sonra bile çok acıydı. O gün, yapabilseydi, o pelerini hemen oracıkta yırtıp atardı Jaime ama geç olmuştu. Diyarın yarısı onu izlerken ant içmişti ve bir Kral Muhafızı bütün ömrü boyunca hizmet ederdi.

Deli kral Tywin’den çıkartmak istediği hıncı oğlundan çıkarmaya başlamıştı.

Jaime, Deli Kral’ın tüm dehşetine tanık olmuş biri; insanları yakması, şehre çılgın ateşler saklaması; kraliçesini dövüp tecavüz etmesi gibi nice kötü şeyler ve Jaime POV’larını okudukça onun bundan ne kadar rahatsızlık duyduğunu ama diğer muhafızların “kralı yargılamak bize düşmez.” sözleri yüzünden sesini çıkartamadığını biliyoruz.

Anlaşılan o ki o da böyle durumlarda kendi içine kaçmayı ve kibirli bir maske takıp hiçbir şeyi umursamaz, her şeyle dalga geçen biri olmayı alışkanlık haline getirmiş ve elbette zamanla bu üstüne yerleşmiş.

Kralın Rossart’a, hainler şehrimi istiyor, dediğini duydum, ama onlara küllerden başka bir şey vermeyeceğim. Targaryenlar ölülerini gömmez, onları yakarlar.

Aerys, gelmiş geçmiş en büyük cenaze ateşini yakmaya niyetliydi.


Kızıl Kale’yi savunmak bana düşmüştü ama kaybettiğimizi biliyordum. Aerys’e bir adam gönderip anlaşma yapmak için rızasını istedim. Adamım bir kraliyet emriyle birlikte döndü. ‘Eğer bir hain değilsen bana babanın kafasını getir.’ Aerys teslim olmayacaktı. Adamım, Lord Rossart’ın kralla birlikte olduğunu söyledi. Bunun ne anlama geldiğini biliyordum.

Jaime Rossart’ı ve Aerys’i öldürdü. “Kral Katili” “Yemin Bozan” lakaplarını bu olaydan sonra aldı.

Çoğumuzun yapacağı şeyi yapıp binlerce masumun hayatını kurtarmıştı Jaime.

Jaime karakterini daha çok tanıdıkça yavaşta olsa sempatimizi kazanmaya devam ediyor. Yaptığı kötülüklerin (çoğunu kendi istediği için yaptığını düşünmüyorum) bedelini ödüyordu Jaime.

“Kesik bileğimin görüntüsü seni bu kadar çok mu rahatsız ediyor?” diye sordu Jaime. “Memnun olmalısın. Kralı öldüren elimi kaybettim. Stark çocuğunu kuleden iten elimi. Kız kardeşimi ıslatmak için bacaklarının arasına soktuğum elimi.” Kesik bileğini kızın yüzüne dayadı.

Zamanla Jaime, Tyrion’un da uyandırmasıyla, Cersei’nin ne olduğunu anlamaya başladı ve artık yavaştan ona katlanamaz hale geldi. Onun birlikte olma tekliflerini kabul etmedi, Kral El’i olma talebini reddetti ve Cersei yardım için mektup gönderdiğinde mektubu yaktı.

“O çocuk Sör Arthur Dayne olmak istedi ancak bir şekilde Gülümseyen Şövalye oldu.”

“O kadar çok yemin ettim ki. Sürekli yemin ettirirler; kralı koru, krala itaat et, babana itaat et, masumları koru, zaıyfları savun… Ya baban kralı hor görüyorsa? Ya kral masumları katlediyorsa? Çok fazla yemin var; ne yaparsan yap birini bozuyorsun.”

“Sanırım hiç göstermediğim bir nezaket için sevileceğimi ve en iyi hareketlerimden birinin kötüleneceğini hiç düşünmezdim.”

Sizin için Jaime nasıl bir karakter?