Ana sayfa Diğer Fantazya Kralkatili Güncesi’ne Giriş (Spoilersız Tanıtım)

Kralkatili Güncesi’ne Giriş (Spoilersız Tanıtım)

PAYLAŞ

Kralkatili Güncesi, Patrick Rothfuss tarafından oluşturulmuş epik-fantezi türünde 3 ciltlik kitap serisidir.

3 ciltlik serinin de ilk iki kitabı olan -sırasıyla- Rüzgarın Adı ve Bilge Adamın Korkusu yayımlanmış, 3. kitabın da ismi Taş Yollar olarak belirtilip çıkış tarihine dair kesin bir şey yazarınca söylenmemiştir.

Ana konu kısaca Kvothe adında bir gencin macera dolu yaşamının ardından kimliğini değiştirerek Kote’ye dönüşmesinden sonra, Kote’nin Kvothe’yi anlatmasıdır.

Yazar Kralkatili Güncesi’ni 2 bölüme ayırmıştır. Birinci kısımda günlük hayat işlenir, burada Kote ve çevresindeki olaylar görülür. Bu kısımda hakim bakış açısı kullanılmıştır. İkinci kısımda ise Kote’nin anlattığı Kvothe ve çevresinde gelişen olaylar şekilleniyor. Bu kısımda da yazar Kote ağzından kahraman bakış açısını kullanmıştır.

Yazarın fantastik bir konu üzerinde durduğuna bakmayın; Rothfuss edebi yönden de sarsılmaz, güçlü bir kaleme sahiptir. Rothfuss’u bu yöne yönelmesinde etkileyenin de Tolkien olduğunu söyleyebiliriz. Yazar ilk kitabında, romana başlamadan önce “Orta Dünya olmak üzere bana bu evrenleri tanıtan anneme teşekkür ederim” ifadesini kullanmıştır.

Peki biraz da Kralkatili Güncesi’nin derinliklerine inelim, insanlarını tanıyalım ve kültürlerini inceleyelim.

Romanın geçtiği toprak bütünlüğü, Medeniyetin Dört Köşesi adı altında bir aradadır. Halk arasında insanlar kısaca Dört Köşe demektedirler. Günümüzde Dört Köşe’de önemli yerler; Vintas, Modeg, Yll, Ademre, Aturan İmparatorluğu, Ceald ve Birleşik Eyaletler’dir.

Medeniyetlere sıra sıra değinmeden önce Dört Köşe’nin ve halkının genel özelliklerine bakalım.

Öncelikle Dört Köşe’de eğitim her yerde imkan bulmamaktadır. Her köy, kasaba veya şehir halkına kapsamlı bir eğitim sunamaz. Kapsamlı bir eğitim için Üniversite bulunmaktadır, Imre’nin ilerisindedir ve tektir.

Dört Köşe’de öykülere çok daha değer verilir. Öyküler ağızdan ağıza dolaşıp, şekillenir; abartılarak her bir köşede konuşulmaya başlar. İnsanlar boş zamanlarda öyküler dinlemeye ve anlatmaya meyillidirler.

Dört Köşe’de insanlar genel olarak Aturan İmparatorluğu’na özgü Aturca dilini konuşur.

Vintas’a değinmemiz gerekirse, Dört Köşe’nin güneydoğusunda yer alan bu yerin insanları batıl inançlarına oldukça düşkündürler. Lanetler, iyiliği ve kötülüğü konu alan öyküler bu insanları daha bir etkilemektedir. Daha fazla inanır, ve inandıkları öyküye göre hareket eder ve öyküye göre de kaçınılması gerekenlerden kaçınırlar.

Yll halkı, konumundan da anlaşılabileceği üzerine denizcilik ve deniz ticareti üzerine yoğunlaşmıştır. Sahip oldukları dil ise okuması ve yazması açısından diğer dillere göre daha değişik ve zordur.

Ademre’de Ademler yetiştirilmektedir. Ademler belli bir kural örgüsü eşliğinde savunma ve saldırı sanatlarının yanında, kültürlerine göre davranmayı da öğrenirler. Dört Köşe’de yaşayan savaşçılar içinde genel manada en çevik, hızlı ve temkinli olan kişiler onlardır.

Modeg yakışıklı erkekleri ve güzel kızları ile daha çok akla gelir. Kendilerine özgü dilleri öğrenmesi fazla zor olmayan bir dildir.

Biraz da bu evrenin büyüsü olan sempatiden bahsedelim. Aslında sempati bir tür büyü değil, insanların kurduğu bağlardır. Dört Köşe halkı ise anlam veremedikleri bu oluşa büyü demeyi tercih eder. Sempati; insanın zihnini boşaltıp etki etmek istediği nesne veya kişiye dair elinde olan parçayı kullanarak nesne ya da kişi ile kurduğu bağdır. Bu bağı iki nesne arasında da kurabilir. Sempaticinin gücüne bağlı olarak zihin ikiden fazla parçaya ayrılır.

Bu halkların yanında Kralkatili Güncesi’nde ve Medeniyet’in Dört Köşesi’nde belli bir yerleri yurtları olmayan gezgin kumpanyacılar da bulunmaktadır. Kumpanyacılar yer yer dolaşarak gidilen bölgenin halkını eğlendirir, onlara şarkılar söyler, tiyatrolar sergiler ve öyküler anlatırlar. Geçimlerini de bu sayede sağlamaktadırlar. Kasaba ve köylerde bunu yapabilmek için kralın izni ve koruması ile yol alırlar.

Krallar kumpanyacıları himayeleri altına alırlar çünkü kendi eğlencelerinde onu ve davetlilerini eğlendirecek birilerine ihtiyaçları vardır. Genel olarak kumpanyacılar Edema Ruh’tur. Ancak maalesef Edema Ruhlardan Medeniyetin Dört Köşe’sinde pek de iyi bahsedilmemektedir.

Bunun nedeni gittikleri yerlerde hırsızlık yapmak, olay çıkarmak vb durumlardandır. Lakin Edema Ruhlar aslında bu tür işlere bulaşan kişiler değildirler. Bir kumpanyacı olarak güvenli ve rahat bir şekilde kasabalara girip oradan haklarından fazlasını almak isteyen hırsızlar, haydutlardır. Kumpanyacıların geneli ve başarılısı Edema Ruh olarak bilindiğinden ve kumpanyacılar tarafından verilen zararlar Dört Köşe’de iyice yaygınlaştığından, Edema Ruhlara karşı büyük bir önyargı vardır.

Ayrıca Dört Köşe’de tanrıya, insanlar Tehlu olarak seslenmektedirler.

Dört Köşe’yi kasıp kavuran bir kısma gelelim; Chandrialılar. Chandrialılar, yüzyıllarca insanları öldürmüş, gittikleri yerde mavi alevlerden kalma küller bırakan bir topluluktur. Onları tuhaf kılan ise, insan formunda buz kadar soğuk, keskin ve beyaz birer yaratık olmalarıdır. Vintas vb yerlerde bu tür öyküler insanları gerçekten korkutsa da, Üniversite vb yerlerde çocuk masalı olarak görülür.

Chandrialılar dışında insanlara ümit veren güzel öyküler de bulunmaktadır. Mesela, Ulu Taborlin. Ulu Taborlin her şeyin adını bilmektedir; Ulu Taborlin duvara yıkıl der, yıkılır. Ulu Taborlin her şeyin adını bilmektedir; Ulu Taborlin rüzgara seslenir, ve rüzgar onu taşır.

Dört Köşe; insanları ve kültür, inançlarından bahsettikten sonra biraz da ana karakterimiz ile onun özelliklerine dikkat çekelim.

Her şeyden önce Kvothe tahmin ettiğiniz gibi bir kahraman veya bir Ulu Taborlin değildir. Kvothe, ailesinin başında bulunduğu kumpanya ile Dört Köşe’yi gezen, Edema Ruh olmasının gereğinden müzik ve rol yapmasını çok iyi bilen sıradan bir çocuk olarak yetiştirilmiştir.

Onu farklı yapan; alev gibi kızıl saçları, bıçak gibi keskin zekası ve hiçbir şeyi unutmayan güçlü hafızasıdır. Kvothe’nin sivri zekasından kaynaklanan biraz da hazır cevap biri olduğunu söyleyebiliriz. Edema Ruh olmaktansa zerre utanmayan, bunun yanında gittiği yerlerde Edema Ruhlara dair yanlışları düzeltmeye uğraşan biridir. Irkına oldukça bağlı bir Ruh.

Kote, Kvothe’nin hikayesini bir tarihçiye 3 gün söz vererek anlatır. Kote, Kvothe’nin öykülerden arınmış gerçek hikayesini anlatır. Kote, insanların ağızlarında dolaşan Kvothe’nin nasıl oluştuğunu anlatır. Kote, Kvothe’nin öykülerden ziyade yaşadığı olaylarda hissettiklerini anlatır.

Son olarak da diyebileceğim tek şey, eğer fantastiği doruklarında yaşamak ve bunu edebiyatla süslemek istiyorsanız; Kralkatili Güncesi sizin için harika bir doz. Tanıtımı da Kvothe’nin ağzından kendini anlatan o cümleler ile bitirelim;
“Uyuyan höyük krallarından prensesler kaçırdım. Trebon kasabasını yakıp kül ettim. Felurian’la bir gece geçirdim ve hem canıma hem de aklıma mukayyet olabildim. Çoğu insanın kabul edildiğinden çok daha küçük bir yaşta Üniversite’den atıldım. Bazılarının gündüz gözüyle ağızlarına bile almaktan korktuğu yollardan ay ışığı altında geçtim. Tanrılarla konuştum, kadınlar sevdim ve ozanları ağlatan şarkılar yazdım. Benim adım Kvothe, belki beni duymuşsunuzdur.”

Yorumlar