Ana sayfa Edebiyat M4Y4: Mutlak Gücü İçinde Bulacaksın

M4Y4: Mutlak Gücü İçinde Bulacaksın

PAYLAŞ

 

Yüksel Yılmaz’ın ilk kitabı M4Y4‘ü bir yıl önce tesadüfen keşfetmş ve okumuştum. Kitap beni o kadar çok etkilemişti ki bir devam kitabının çıkmamasının talihsizlik olacağını düşünmüştüm. Olaylar ilk kitapta noktalanmış görünüyordu ancak yazar dileğimi duymuş olmalı ki M4Y4: Nesil duyuruldu. 5 aylık bir gecikmeyle ikinci kitabı okumaya karar verdim. Ondan önce ilk kitabı tekrar okuyup, bilgilerimi tazelemeye karar vermiştim ki çok sevdiğim bu kitabın yorumunu girerken buldum kendimi. Evet, çok sevdim. Hatta o kadar çok sevdim ki yoldan geçen herkesin eline tutuşturup, kitabı zorla okutasım var.

Eh, bu kadar gereksiz bilgiden sonra kitaba gelecek olursak:

İtiraf etmek gerekirse kitabın ortalarına kadar kafanızda şu sorunun dolaşması muhtemel: ”Saklanan bu sır ne kadar değerli olabilir ki?” Çünkü uzun yıllara yayılmış olmasına ve uğruna birçok insanın feda edilmesine rağmen bu sır gözünüzde çok da büyüyemiyor. Birer ölüm makinesi gibi yetiştirilen karakterler, her şeyden habersiz büyüyen iki birey ve kendilerini inandıkları doğrulara adamış şirketlerin gölgesinde sırrın küçük kalmasından korktum. 

Ama gerçekler kitabın ortasında yüzünüze bir tokat gibi çarpıyor ve kendinize geliyorsunuz. Çok daha fazlası olabilirmiş diyorsunuz. Çünkü bu öyle bir sır ki tüm insanlığı ve hatta evreni kapsıyor, bir şekilde etkiliyor. Lise düzeyinde biyoloji bilgimle kitabı anlayamamaktan korksam da yazarın açıklayıcılığı sayesinde bu korkumun yersiz olduğunu gördüm. Yani MMRC şirketinin yaptığı genetik araştırmaların ve sonuçlarının yankısı sizi korkutmasın. Çünkü yazar okuruna fazlaca cömert davranmış ve her şeyi anlaşılır kılmış. 

MMRC şirketinin sahibi ve tüm olayların fitilleyicisi Mark Martin’in posta yoluyla Doruk ve Judith’e ulaşmasıyla serüvene dahil oluyoruz. Bu posta farklı kültürlerde yetişmiş biri fizikçi biri biyolog olmak üzere iki insanı bir araya getirecek ve ortak bir payda da buluşturacaktır. Bu payda aynı zamanda tüm insanlığın kaderini belirleyecek olaylar silsilesinin de merkezindedir.

1980 yılında bulunan bir insan fosilinde yaşamını sürdürmeye devam eden prokaryot bir canlının yol açtığı heyecan ve yıkım kitapta işlenirken çokça şaşıracak, yazarın yazım diline hayran kalacak, sayfalar arasında kaybolacaksınız. Sorgulayacaksınız. Aksiyonu bol bol hissedecek, maceraya atılacak ve ara ara soluklanıp bilimsel verilere kafa yoracaksınız. Çok da ayrıntı vermek istemiyorum çünkü kitapta beni şaşırtan her şeye sizin de hazırlıksız olmanızı istiyorum.

Kitabın çok beğendiğim taraflarının olmasının yanında eleştirdiğim brçok kısmı da oldu.

Her şeyden önce kitapta yalnızca Ahmad karakterine ısınabildim ve onunla bağ kurabildim. Diğer karakterler maalesef benim için olayların akışında anlam ifade edebilmekten öteye geçemedi. Bunun da kitabın en büyük eksikliklerinden olan karakterlerin yeterince şekillendirilmeyişinden kaynaklandığını düşünüyorum. Ahmad, hem geçmişiyle hem de içsel hesaplaşmalarıyla gerçekten ete ve kemiğe bürünebilirken diğer karakterler maalesef bundan yoksundu. Özellikle hikayelerin merkezinde olan Doruk ve Judith için daha fazla ayrıntı bekledim. Satır aralarında verilen bilgiler karakterlere ısınmama maalesef yetmedi. Ama bu demek değil ki onları sevmeyeceksiniz. Fazla fazla seveceksiniz. Ama bir portreye bakar gibi…

Kitapta yazardan kaynaklı başka hiçbir problem yok. Göze çarpan bir iki ayrıntı daha var ancak onlar yazarın başarısını ve kitabı gölgede bırakmaya yetememiş. Kitap zaten çok iyiyken bir de M4Y4‘ün yazarın ilk kitabı oluşu bu kitabı gözümde çok daha üst sıralara taşıdı. Siz de okurken yazarın ilk kitabı oluşuna eminim çok şaşıracaksınız.

Kitap 424 sayfa ancak kafadan yüz sayfa daha ekleyebiliriz. Kitapta hiçbir şekilde boş alan bırakılmamış, puntolar da diğer kitaplara oranla daha küçük.  Göründüğünden çok daha fazlası yani. Gerçi yazarın sekteye uğramayan akıcı dili sayesinde muhtemelen farkı anlamayacaksınız bile.

 

ALINTILAR

”O numune her ne ise insanların kendisini feda edebilecek kadar koruduğu ve bu acımasız adamın tüm dünyadan destek alabilecek kadar ihtiyaç duyduğu bir şey olmalı.”

.

”Hayır, efendim. Siz bir büyücü değilsiniz. Büyücüler yalanlarla doludur, doğru. Bu da bir küre değil ama o kürenin içine konduğu bir kutu olabilir. Hatta bir oda bile olabilir. Bu da sizi büyücüyü ve o yalanlarla dolu küresini bile gören biri yapmaz mı?”

.

”Bazen güzel haberler kötü zarflar içinde gelebilir.”

 

 

 

 

 

 

Yorumlar