Ana sayfa Oyunlar Diğer Oyunlar Modern Bir Distopya: Bioshock

Modern Bir Distopya: Bioshock

PAYLAŞ

Bioshock serisinin bundan tam 11 yıl önce çıkan başlangıç oyunu. Rapture’un hikayesi…

Tarih 2007 ve o yıl çıkan yüzlerce oyun arasından sıyrılıp kendisini başarı ile gösteren bir oyun var; Bioshock. Tasarım konusunda eşsiz olan bu oyun sizi atmosferiyle Rapture dünyasından biriymiş gibi hissettirmeyi çok iyi başarıyor.”Big Daddy” denen şeylerin bile tasarım konusundan 19. yüzyıl Fransız dalış suitlerine benzetilmesi bile eşsiz bir ayrıntı.11

Big Daddy’lerden bir tanesi

Bunlardan ziyade oyuna gelicek olursak:
Oyun tam anlamıyla bazı şeyleri size düşündürtüyor ve şehre ilk indiğinizden itibaren ne dönüyor burada diye merak etmenizi sağlıyor ”ama” bunu o kadar kötü bir şekilde yapıyor ki sürekli savaştan savaşa koşuşturuyorsunuz.Nefes aldırmıyor oyun size ve gerçekten bu bir yerden sonra cutscene bile görmeyince can sıkıcı bir durum olabiliyor,hikayeyi takip etmenizi engelliyor.Her şeye rağmen sorarsanız gördüğüm en güzel hikayelerden biri diyebilirim. Aşırı güzel bir hikayeye ve backstorye sahip. Oyun dediğim gibi gerçekten sağlam bir hikayeye sahip olmasa ve sizi merak ettirmese görev yapısı yüzünden bazı bölümlerde bir daha oynamamak üzere oyunu kapatabilirsiniz. Görev yapısı çok lineer ilerliyor. Oyunda silah ve özel güçlerinizin çeşitliliği gerçekten fazla ve silah veya özel güç kullanımı tekrara düşmüyormuş gibi geliyor bu çeşitlilikten dolayı.

Oyunda sahip olduğumuz ilk silah

Hikaye anlatımı ve onun işlenişi konusu…
Oyun size ne kadar az cutscene verse de veya hikaye anlatımı konusunda ne kadar kötü olsa da sizi atmosferiyle ve etrafta bulduğunuz kaset kayıtlarıyla o dünyanın bir parçası yapıp içine çekiyor. Oyunda cutscene veya bir görüntüden çok ses duyduğumuz için şu yorumu da yapmadan geçemiyeceğim seslendirenler gerçekten muazzam bir iş çıkartıp sanki yaşıyormuşcasına seslendirmişler. Oyunun bana göre bir eksisi birazcık daha kısa olabilirmiş gibime geliyor. Gerçekten bir yerden sonra ”artık bit”,”ne olur bit”,”sonunu görmek istiyorum” gibi sözler söylettiriyor kendine ve bu gerçekten can sıkıyor. Bir de iyi son,kötü son muhabbeti var ve bunu cidden sizin elinize çok güzel bırakmışlar.

Andrew Ryan

“A man chooses a slave obeys”
-Andrew Ryan

*Buradan sonrasını spoiler yemek istemeyenlerin okumasını tavsiye etmiyorum.*
Tabi konu böyle bir oyun olunca en çarpıcı yerinden bahsetmemek de olmaz: Hikayenin sonu.
En başından beri aslında bize emirler veren kişinin aklımızı zehirlediğini öğrendiğimiz o an.
En başından beri “Would you kindly” cümlesinin bu kadar tehlikeli olduğunu düşünmememiz. Emir aldığımız kişileri hiçbir zaman sorgulamamamız. Kendimize sahte bir gerçeklik yaratan ve sahte hedefler koyan insanlardan emir alırken asıl gerçeğe karşı gözlerimizin bağlı olması. Sadece oyunda değil günümüz dünyasına da çok güzel dersler barındırıyor bu oyunun bu muhteşem sonu.
Andrew Ryan’ın son anına kadar bize söylediği “A Man Chooses A Slave Obeys” sözü o kadar değerli ki. Vermek istediği anlam o kadar derin ki.
Dediğim gibi bu oyun sadece lineer bir fps değil o sadece bir kılıf.
Bu oyunun sonu felsefi bir manifesto.
Siz de kimlerden kimlere karşı emir aldığınızı bir daha düşünmek isteyebilirsiniz…

Yorumlar