Ana sayfa Game Of Thrones G.R.R Martin NED STARK’ın gözünden LYANNA, ROBERT ve RHAEGAR

NED STARK’ın gözünden LYANNA, ROBERT ve RHAEGAR

PAYLAŞ

Sizlere bu yazıda yıllardır dillere pelesenk olan R+L=J denklemine, Lyanna, Robert ve Rhaegar’ın Eddard gözünden anlatımlarına ve bu denklemlerin çözümüne katkı sunacak kitaptan alıntılara yer vermek istiyorum. Herhangi bir “hane”ci olmadığımı en baştan belirtmek isterim. Seriyi ikinci kez okumaya başladığımdan beri bazı ayrıntıları daha güzel yakalamaya başladığımı fark ettim. Bu konuda da ilk kitapta Eddard gözünden alıntılarla böyle bir incelemede bulunmak istedim.

Öncelikle kitaba fanatiklik derecesinde belirli bir hane penceresi dışında bakmayan arkadaşların buradaki somut verilere de kulak asacağını varsayarak bu incelemeye başlıyorum. Biliyorum ki özellikle gözleri kör Baratheon destekçisi arkadaşlar serinin yaratıcısı G.R.R. Martin’den bile iyi bildiklerini ve kendilerince durumun böyle olmadığını iddia etmeye devam edeceklerdir.

Kuzeyin Koruyucusu Eddard Stark ve Kişiliği

Eddard Stark’ ı hepimiz biliyoruz, onuruna aşırı düşkün Kuzeyin Koruyucu Lordu. Hatta onuruna o kadar düşkün ki saflık derecesinde karşısındakilerin de onurlu olduğunu varsayarak kendi sonunu hazırlıyor. Seri boyunca anlatılanlarda zaten Eddard gibi bir adamın eşine ihanet edebileceğine inanmak güç.

Robert Kral Eli olduğunda arkadaşının piçlerini keşfediyor ve onları görmeye gidiyor.

400px-Ryan_Barger_City_of_Secrets

Robert’ ın genelevde 15 yaşında fahişeden peydahladığı bebeği görmek için geneleve gittiği sahnede, aşağıdaki alıntı bize bir fikir verebilir:

“Kız gülümsedi. Gülümsemesi o kadar heyecanlı ve o kadar tatlıydı ki, Ned kalbinin ikiye bölündüğünü hissetti. Jon Kar’ ın tıpkı kendisininkine benzeyen yüzü gözlerinin önüne geldi. Madem tanrılar piçlere bu kadar çatık kaşlarla bakacaktı, erkekleri neden önüne geçilemez şehvetlerle doldurmuşlardı ki?”

İnsanların piç çocuklara sahip olmasına böyle bir bakışı olan adamın gidip de bir piç peydahlamış olmasına inanmak gerçekten güç. Kaldı ki burada düşüncelerini belirtirken kendisi gerçekten hiç piç sahibi olmamış gibi ifadeler bırakmış. Martin burada esasında o duyguyu iyi yansıtmış ama ilk okumada anlaşılması güç olabilir. Jon Snow’ un yüzünün kendisine benzediğini vurgulamış gibi gözükebilir ama çocuğun anne tarafına yani dayısına benziyor olması da Eddard’ ın Jon’ a ayrı bir sevgi beslemesine hem de sırrını kolayca saklamasına sebep olmuş olabilir.

Jon Snow diyarda Eddard’ ın piçi olarak biliniyor. Bu sebeple Kışyarı’nda yarı yetim gibi büyüyen Jon bir de Catelyn Stark’ ın onaylamaz ve nefret dolu bakışlarına muhatap olmak zorunda kalıyor. Bütün bunlar karşısında Eddard hep mahcup bir şekilde susuyor. Kimseye Jon’ un annesi hakkında soru sordurtmuyor. Bedeli ne olursa olsun kati biçimde cevaplamıyor.

Ned Stark ve Lyanna Stark

Eddard kız kardeşini çok seviyor. Öldüğü an ve sahne gözlerinden hiç gitmiyor:

“Ned hâlâ kız kardeşinin sesini duyuyordu zaman zaman.

“Bana söz ver Ned.” Odası kan ve gül kokuyordu.

“Bana söz ver Ned.”

Ateş bütün gücünü almıştı ve sesi bir fısıltıdan bile zayıf çıkıyordu ama Ned’in verdiği sözü duyduğu anda bütün korkusu kaybolup gitmişti. O anda kız kardeşinin nasıl gülümsediğini hatırlıyordu Ned. Sonra Lyanna hayata tutunmaktan vazgeçmişti. Avuçlarından gül yaprakları döküldü yere. Siyah ve ölü. Ned bundan sonrasını hatırlamıyordu. Onu sessiz bir acıyla kız kardeşinin bedenine sıkıca sarılmış halde bulmuşlardı. Kısa boylu ada adamlarından biri olan Howland Reed ayırmıştı iki kardeşin birbirine kenetlenmiş ellerini. Ned bunların hiçbirini hatırlamıyordu. “Ben Lyanna’ya yine çiçek getireceğim, o çiçekleri çok sever,” demişti.”

Yine başka bir POV içerisinde;

“Bana söz ver Ned”, diye fısıldadı kız kardeşi yattığı kan yatağında. Lyanna kış güllerinin kokusunu severdi.”

ned_lyanna

Eddard’ ın kız kardeşi Lyanna’ yı andığı her seferinde “Bana söz ver, Ned” haykırışları kulağından, benliğinden hiç gitmiyor. Eddard kardeşine nasıl büyük bir söz vermiş olabilir ki o sırada yanında bulunan Howland Reed dışında kimsenin bundan haberi yok? Bu kadar gizli bu kadar hayati neyin sözünü vermiş olabilir? Ortada bir piç olduğunu bırakırsak, diyelim ki bir saldırı sonucu yaralanmış olsa, Lyanna bu kadar büyük bir söz olarak Ned’ den ne isteyebilir? Verecek cevabım yok. Aşağıda yine Eddard’ ın bir rüyasından alıntı yapmak isterim:

“Eski rüyalarından birini gördü. Beyaz pelerinler içinde üç şövalye, çoktan düşmüş bir kale ve kandan yatağında yatan Lyanna.”

IMG_9211

Lyanna, Tower of Joy’da kraliyetin en iyi şövalyelerinden üç tanesi tarafından korunurken ne sebeple ölümcül bir yara almış (kandan yatağında?) olabilir? Bu kadar iyi koruma altında iken? Özellikle Rhaegar tarafından sıkı sıkı korunması istenirken… Saldırı dışında diyarın durumu ele alındığında bir kadının ölmek üzere olması akla Lyanna’ nın o sırada hamile olduğu ve belki de Ned ulaştığında yeni doğum yapmış olabileceğini akla getiriyor. Doğum sırasında aşırı kan kaybından gerçekleşmiş olabilecek bu ölüm öncesinde Lyanna kardeşinden sıkı sıkı tembihleyerek ne istiyor? Tabii ki evladının ne pahasına olursa olsun yaşamasını. Rhaegar’ ın bir oğlu olduğunun asla bilinmemesini. Lyanna biliyor ki gözünü nefret bürümüş bir Robert sırf Rhaegar’ ın oğlu olduğu için ona da kıyar. Bunu Eddard da biliyor ki canı pahasına bu sırrı koruyor ve kardeşine verdiği sözü kendi onuruna leke sürmek pahasına tutuyor.

Tower-of-Joy

Burada şahsi yorumlarımı da bulaştırmış olabilirim ama “görünen köy kılavuz istemez” atasözümüzü hatırlatmak isterim.

Lyanna’nın Robert Hakkında Görüşleri

Gelelim biraz daha marjinal gelebilecek çıkarımlara. Buradaki şahsi yorumlarımın dozunu biraz daha arttırıyorum ama kitaptan pasajlarla desteklemek üzere.

IMG_9213

Forumlarda, gruplarda hep Rhaegar’ ın Lyanna’ yı zorla kaçırdığı tecavüz ettiği aylarca alıkoyduğu anlatılıp büyük bir nefretle bu olay yad edilir. Kitaplarda ya da başka yerlerde hiçbir çıkarım olmamasına rağmen Robert ile Lyanna arasında bir aşk olduğu yanılgısı oluşturulur. Evet Robert Lyanna’ ya çok aşıktır. Halbuki Lyanna cephesinde bu konuda bir bilgi verilmeden aşağıda alıntısını yaptığım paragrafta da görüleceği üzere “babaları, Lyanna’ yı Fırtına Burnu’nun genç lorduyla evlendireceğine söz verdiği gece” gibi bir ifade vardır. Yani büyük lortlar tarafından gençler sözlendirilmiştir. Paragrafı olduğu gibi aşağıda Eddard’ ın POV ’undan alıntılıyorum:

“Uzun zaman önce Kışyarı’nda, babaları, Lyanna’ yı Fırtına Burnu’nun genç lorduyla evlendireceğine söz verdiği gece, “Robert’a tek yatak asla yetmez,” demişti Lyanna. “Vadi’ de bir yerde bir çocuğu olduğunu duydum.” Ned kız kardeşine sıkıca sarılmıştı. Kızın söylediklerini inkâr edemez, ona yalan söyleyemezdi. Robert’ın nişanlanmadan önce ne yaptığının bir önemi olmadığını ve onun Lyanna’yı bütün kalbiyle seven âşık bir adam olduğunu anlatmıştı. Lyanna sadece gülümsemişti. “Aşk tatlıdır sevgili Ned ama bir adamın doğasını değiştiremez.”

Burada görüleceği üzere Robert’in malum kişiliği dolayısıyla Lyanna’ nın bu söze şüphe ile yaklaştığı apaçık görülmektedir. Diyarın her köşesindeki kadınlarla hatta fahişelerle bile düşüp kalkmaktan imtina etmeyen ve bununla ün yapmış bir adamdan bahsediyoruz. Evet, biliyorum Robert mükemmel bir savaşçı, heybetli, yakışıklı, diyarın yarısı da ona hasta. Ancak bu kendisini karakter olarak bir kadının her şeyiyle isteyeceği bir adama dönüştürmez. Bu malumunuz günümüzde de bilinir. Hatta abisi arkadaşının arkasında durmaya çalışıp onun evlendikten sonra böyle bir adam olmayacağı konusunda kardeşini temin etmeye çalışmasını ancak Lyanna’ nın her şeyin farkında olup bunu pek de yemediğini görüyoruz. Ardından aynı POV’ da geçen bir yeri daha alıntılayalım o halde:

“Robert sonsuz aşk için söz verir ve daha sabah olmadan unuturdu. Ned verdiği sözlere sadıktı. Lyanna ölürken ona verdiği sözleri ve o sözleri tutmak için ödediği bedelleri hatırladı.”

Burada en iyi arkadaşı Ned gözünden Robert’in kadınlar konusundaki karakterini net bir şekilde ortaya konmasını görüyoruz. Böyle bir karaktere sahip bir adama bir kadının yaklaşımının büyük bir aşkla olması elbette beklenemeyebilir, burada Lyanna’ nın çekincesi anlaşılabilir. Aynı zamanda bu alıntı Ned’ in kardeşine verdiği sözü de tüm çıplaklığı ile vurgulaması açısından önemlidir. Robert’in aksine Ned’ in bedeli ne olursa olsun sözlerine sadık olduğunu belirtir. Buradaki bedeli az önce yukarıdaki paragraflarda da anlatmıştım. Hem Ned’in hem Jon’un hem de Catelyn’in ödediği bedeller. Ama en çok da Jon’un. Bu bedeller hayatı boyunca Eddard’ ın sırtında bir yük boğazında bir düğüm olarak kalmıştır.

Rhaegar’e Dair Düşünceler

Gelelim denklemin üçüncü bacağına. Rhaegar Targaryen ile ilgili olarak çeşitli rivayetler dolaşır. Diyardaki en asil şövalyelerden biri olduğu, tüm asil ya da halktan kadınların hayranlık beslediğinden bahsedilir. Gayet iyi bir savaşçı olmasına rağmen Robert kadar olmadığı da gerçekleşen karşılaşmalarından anlaşılmaktadır. Bahsedildiği kadarıyla soyunun sahip olduğu deli bireylerden ayrı olarak diyarda sevilen asil bir prens olarak bilinir. Babası deli kralı Aerys’ in bile ondan çekindiği tahtında gözü olduğu paranoyalarına kapıldığı bilinir. Herhangi bir yerde babasının deli, tutarsız hareketlerinin onda bulunduğundan bahsedilmez. Diyarın iyiliği için (Lyanna’da olduğu gibi) söz kesilerek Dorne kızı Elia ile evlendirilmiştir. İki tane de çocukları olmuştur. Yaşanan olaylardan anlaşılıyor ki onun da eşine âşık olduğu söylenemez.

Robert, Lyanna, Rhaegar, Elia
Robert, Lyanna, Rhaegar, Elia

Genel olarak bakıldığında Rhaegar Targaryen’ in âşık olduğu kızı kaçırması gün gibi ortada. Diyarın asla beklemediği bir anda asla beklemediği olayları doğuran malum turnuva gerçekleşir ve ne olursa orada olur. Turnuva galibi Rhaegar çiçeği alenen gidip Lyanna’ ya verir. Lyanna’ nın buna ne tepki verdiği bilinmez ama Robert ve Lyanna’ nın abisi Brandon’ ın deliye döndüğü söylenir. Turnuva sonrasında Rhaegar Lyanna’ yı kaçırır ya da beraber kaçarlar. İşin detaylarını yaşlı moruk zahmet eder de kitapları bitirirse öğreneceğiz ama önümüzdeki kitapta mı son kitapta mı belli değil. Belki bizi deli etme niyetine onu bile yapmayabilir. Okura karşı zalimane bir tavrı var, malum. Rhaegar âşık olduğu kızı kaçırmış olabilir ama yukarıda bahsettiğim sebeplerle Lyanna’ ya tecavüz etmiş olabileceğine eldeki verilerle inanmak amiyane tabirle gaza gelmek olur. Yine Eddard Stark’ ın garip bir şekilde Rhaegar’ a dair fikirlerine erişebileceğimiz kısa bir bölümden alıntı yapalım. Burada Rhaegar’ ı en yakın dostu Robert ile kıyaslamaktadır:

“Yıllardır ilk kez Rhaegar Targaryen’ i hatırlıyordu. Rhaegar’ ın da devamlı gittiği genelevler olup olmadığını düşündü. Her nasılsa, olmadığını biliyordu.”

Bir de Eddard’ ın gözünden turnuva sonunda yaşananlara bir göz atalım:

“Veliaht prens son karşılaşmada Sör Barristan’ ı yendikten sonra, şampiyonluk tacını almak üzere alanda zafer turunu atarken, Robert, Jon ve yaşlı Lord Hunter’ la şakalaşıyordu. Ned bütün kahkahaların kesildiği anı dün gibi hatırlıyordu. Prens Rhaegar Targaryen atını koşturdu, karısı Dorne Prensesi Elia Martell’ in yanından duraklamadan geçti, güzellik kraliçesi tacını Lyanna’ nın kucağına bıraktı. Ned buz mavisi kış güllerinden yapılmış tacı hâlâ görebiliyordu.”

rhaegar

Lyanna neden çiçeği kabul etsin? Neden Rhaegar ile birlikte gitsin? Bizim hiç bilmediğimiz karanlık alanlarda turnuva zamanı ikisi arasında bir görüşme oldu mu? Herhangi bir şey yaşandı mı? Buralar biraz muallakta. Evet, kabul ediyorum Martin’in fantazyasında hiçbir şeyin garantisi yok. Kendi çıkarımımı yaptığımda tamamen şahsi şu yorumda bulunabiliyorum; Lyanna ve Rhaegar âşık olmuş olabilir. Asi bir kız olduğu biliniyor, tamamen başına buyruk. O da Rhaegar’ ı sevdiyse zorla evlendirilmektense bu maceranın peşinden gitmiş olabilir. Lyanna’ yı da kaşarlıkla vs suçlayan bazı et kafalı arkadaşlar olabilir ama bugünün bakış açısıyla böyle görülmesini belki de es geçmeliyiz. Şunu biliyoruz ki diyarın başına ne geldiyse de bu ikisinin yüzünden geliyor. Biri evli iki çocuk babası veliaht prens, diğeri pek de istemediği bir adamla nişanlandırılmış asi ve güzel Stark kızı. Kim bilir. İkisini de desteklediğimden değil ama hikaye bu işte. Ve bence de tam da bu Fantazyaya uygun bir olay örgüsü.

Robert öfkelenmekte, diyarı ve Targaryenleri dümdüz etmekte (çoluk çocuğu katlettiği yer hariç) haklı görülebilir. Ben Robert’ın asıl öfkesinin kendisi Lyanna’ ya büyük bir aşk beslerken onun Rhaegar ile gitmiş olması olduğunu düşünüyorum. (Ama isteyerek ama zorla, Lyanna’ nın Rhaegar ile birlikte olduğunu düşünmek adamı öfkeden deliye çevirmiştir muhakkak) Buna dair de yine Eddard povlarından birinde Robert ile konuşmasında Robert’in bu konudaki haykırışına şahit oluruz:

Robert_vs_rhaegar

“Rhaegar… Rhaegar kazandı. Lanet olsun. Onu öldürdüm Ned. Dikenli baltamı siyah zırhına öyle bir vurdum ki balta zırhı geçip o kara kalbine çarptı ve adam ayaklarımın dibinde öldü. Adıma şarkılar yazdılar. Ama yine de o kazandı. O şimdi Lyanna’ ya sahip, ben de bu kadına.”

Belki her şey güllük gülistanlık olsa “can çıkar huy çıkmaz” sözünden hareketle de Lyanna’ yı da belli bir süre sonra aldatacağını ve diyarda yine birçok piçi olabileceğini düşünüyorum. Cercei’ den tiksinmesi mevcut durumda çok fazla piçi olmasına sebebiyet vermiştir.

Sonuç itibariyle okuduklarımdan derlediğim bir değerlendirmeyi sizlerle paylaşmak istedim. Belki çok tepki çekecek belki nefret edilecek ama belki de görmeyen gözlere kitaptaki detaylara dikkat edildiğinde, olduğu düşünülen olayların bambaşka arka planlar içerebileceğini gösterebilecektir. Esas vurgu yapmak istediğim kitapta Eddard’ ın bahsi geçen karakterlere dair görüşleri ve kendi aldığı yükümlülüğü idi. Tüm bunlar sonrasında yüzde yüz emin olduğum tek şey Eddard’ ın onurundan bir an bile şüphe edilemeyeceği. Martin Usta kurgusunu burada çok iyi işlemiş. Ben de burada bu onurlu adamın mevzu bahis karakterlere olan bakışını sizlere iletmeye çalıştım.

Sürç-i lisan ettiysek af ola.

Yorumlar