Ana sayfa Middle Earth Filmler Neden Orta Dünya?

Neden Orta Dünya?

PAYLAŞ

Bu yazıda usta yazar, şair ve filolog olan John Ronald Reuel Tolkien’i bu konularda ne kadar ileri ve çağının ötesinde olduğu ya da kitabet yeteneklerinin ne kadar muazzam olduğu konusunda diğer yazarlarla kıyaslamayacağım. Çünkü bunları birçok kişi gayet iyi bir şekilde biliyor ve birçoğu da bilmeye devam edecek. Fakat bugün bu yazıyı yazarken okuyacak olan kişilere çok basit gözüken ama hakkında yeteri kadar düşünülmemiş bir soruyu sormak, aynı zamanda bu soruyu kendi naçizane fikrim ve düşüncem dahilinde okuyucularla birlikte cevaplamak istiyorum.

Mesela Tolkien’in yakın dostu ve onun gibi bir fantastik eser yazarı C.S Lewis’i ele alalım. Narnia Günlüklerini birçoğumuz duymuştur. Gayet tanınmış bir eser olmasına rağmen okuyucu ve izleyici kitlesi açısından Tolkien ile yarışacak bir konumda değildir. 1925-1955 yılları arasında görevli olduğu Oxford’da Tolkien ile tanışıp bir sure birlikte çalışmışlardır. Fakat Lewis’in Tolkien’den ayrıldığı çok önemli bir nokta vardır. C.S Lewis, yazdığı eserin içine çok yoğun dini öğeler yerleştirmiştir. Fantastik bir eser olmasına rağmen birçok Katolik yansımalar bulundurur Narnia Günlükleri. Halbuki Tolkien’in eserlerine baktığımız zaman direkt yada dolaylı olarak dini inanışlar bulamayız. Benim naçizane görüşüm; bu ayrılık, bu kitle yarışında büyük farklara yol açmıştır.

“Orta Dünya”yı sizin için farklı kılan şeyin ne olduğunu hiç sorguladınız mı?  Piyasada binlerce fantastik kitap mevcutken, yüzlerce yazar kendilerince birer dünya birer evren oluşturmaya çalışırken, Tolkien’i ve namını ileri taşıyan nedir? Peter Jackson tarafından çekilmiş filmler mi? Tolkien’i ve eserlerini filmler eşliğinde tanıyanların cevabı evet olabilir ama ben bu soruyu aynı zamanda bu muhteşem Orta Dünya’daki her taşın altını araştıran, sadece kelimeler gölgesinde gizlenmiş sırları çözen, kendi şeceresine bakma ihtiyacı duymayıp Orta Dünya’daki bütün soyları ezbere bilen, hayal ürünü olan fakat derin manalar yüklenmiş objelerin replikalarını toplayanlara da soruyorum.

Hissetmek…

Siz de Hobbiton’un ufak taşlı yollarında hoplarken, Yeşil Ejder Hanı’nın önünde çubuğuna tütünün doldurmuş keyifli keyifli içen Tooklar’ın size el salladığını gördünüz mü? Brendibadesi köprüsünden geçerken pırıl pırıl akan suyun şırıltısını, çalıkuşlarının eşsiz namelerini duydunuz mu? Sizde Bree Kasabası’nın batı kapısından girip, Sıçrayan Midilli Hanı’na giderken yolda konuşan ve zamlanmış ev fiyatlarının yanı sıra son zamanlarda Mordor diyarından gelen kara kara haberleri konuşanlara kulak misafiri oldunuz mu? Kasabadan çıkıp Güney Yaylaları’nın ferah ve berrak havasının tadını çıkarmak ve bu kadar yolu leziz böğürtlenli tartları yemeden gitmemiş olmak için ilerlerken Doğu-Batı yolunda, Mavi Dağlara göç eden ve yolda duydukları haberler ile huysuzlanan, mızmızlanan cücelere başınızla selam verdiniz mi? Sizde bunlar gibi belki binlerce, on binlerce olası sahneyi hissetiniz mi?

İşte cevap bu! Hissetmek! Hissetmek ve yaşamak! Tolkien’i okurlarının nazarında ileri taşıyan etmenlerin birçoğundan birisi de bu. Bu hisleri bazı okuyucular ve siz de fark etmemiş olabilirsiniz tabi. Lakin bu hisler ile kavrulan ve tutuşan, aynı zamanda bir fantazya ve hayal ürünü olan bu evreni yani Orta Dünya’yı, yaşanmışlığa bu kadar yakın kılan bu duyguları herkesin tatması kesinlikle karşı koyulamayacak türden. Ben, içkiden etkilenmediğini söyleyen ve hala kendisine inanmadığım elfe bir içki daha söylerken sizleri de bu muntazam yapıt ve daha birçok okunası fantastik eser ile baş başa bırakıyorum.

Diğer yazılarımızı okumak için:

https://fantazya.org/category/middle-earth/

Bize katılın!

https://www.facebook.com/groups/yuzuklerinEfendisi/

Yorumlar