Ana sayfa Middle Earth Kitaplar Öfke Savaşı’na Dair

Öfke Savaşı’na Dair

PAYLAŞ

Öfke Savaşı Birinci Çağ’ın 545.yılından 587.yılına kadar Orta-Dünya’nın gördüğü en büyük orduların savaştığı ve Birinci Çağ’ı bitiren son savaştır. Valar tarafından Morgoth’un karanlık ordularını yenmek ve Orta-Dünya’da kötü durumda olan Eldar’ı ve Edain’ı kurtarmak adına Eönwë’nin yönettiği ordu Morgoth’un ork orduları ve ejderhalarıyla savaşmış, savaşın sonunda Valar’ın ordusu büyük kayıplar vererek ve Eärendil’in gelişi sayesinde zafere ulaşmıştı. Öfke Savaşı, üstat Tolkien’in Silmarillion adlı eserinde kısa bir yer tutmakta ve hakkında az detaya sahibiz.

Öncelikle savaşla ilgili bazı yanlış anlaşılmaları düzeltmek gerek. Savaşın tek bir muharebeden ibaret olduğu gibi bir algı oluşabiliyor. Savaşın kırk iki sene sürdüğünü hesaba katarsak bu elbette mümkün değil. Savaş, Eönwë’nin yönetimindeki ordunun Teleri kuğu-gemilerinden Orta-Dünya kıyılarına inmesiyle başlıyor. O sırada Eglarest ve Brithombar gibi bazı yerlerin Sayısız Gözyaşı’ndan beri Morgoth’un elinde olduğunu da biliyoruz. Ordunun Hithlum’a saldırdığını düşünmemiz çok yanlış olmaz, çünkü Edain’ın savaşta mücadele ettiği kesin ve bir kısmı Hithlum’da esaret altındaydı o yıllarda. Morgoth’un yıkıcı zaferinin ardından pek çok İnsan esir edilmişti. Hithlum baskı altındaydı. Ayrıca Elros ve Elrond da savaşa katılmış olabilirlerdi, ama onlar da Maedhros ve Maglor’un yanındalardı –ki iki Fëanor oğlu savaşa katılmamıştı- Buradan da Elrond ve Elros’un da savaşa sonradan dahil olduğunu gösterir, tabi eğer dahil oldularsa. (Bu tamamen teoriktir. Pek çok kişi yaşlarının tutmadığını söylese de savaşın sonlarına katılmış olma ihtimalleri mevcut)

Şunu da sormamız lazım: Tolkien neden bu denli önemli savaşa daha çok yer ayırmadı? Birinci Çağ’ın önemli savaşlarının nispeten daha çok detay verilerek anlatıldığını görebiliyoruz. Dagor Aglareb (Şanlı Muharebe) tek bir paragrafta geçilmiş olsa da Dagor Bragollach (Ani Alev Savaşı) ve Nirnaeth Arnoediad (Sayısız Gözyaşı) detaylıca işlenmişti. Öfke Savaşı’nın ne kadar yıkıcı bir savaş olduğu Beleriand’ın çökmesinden anlaşılabilir. Mavi Dağlar’ın batısı sular altında kalmış ve tarihin en büyük iki ordusu çarpışmıştır.

Savaşın kırk iki sene sürmesi Tolkien’in çok detaya inmemesinin başlıca sebebi olabilir. Kırk iki sene süren ve koca bir kıtanın kuzeybatısının yıkılmasına sebep olan bir savaşı detaylı anlatmaya kalksa Tolkien’in buna ayrı bir kitap ayırması gerekebilirdi.

Bunun yanında, Silmarillion bir Elf’in yazdıklarından yapılan bir çeviridir. Nasıl, Hobbit ve Lord of the Rings, Bilbo Baggins’in yazıp Frodo ve Sam’in devam ettirdiği Kırmızı Kitap’tan yapılan bir çeviriyse, Silmarillion da böyle bir kitap (Ainulindalë’yi Rúmil, Quenta Silmarillion’ı Pengolodh, Akallabeth’i Elendil kaleme almıştır). Öfke Savaşı’nda savaşan Elfler’in neredeyse tamamı Valinorluydu ve savaş bitince döndüler. Üstüne üstlük Orta-Dünya’daki Elflerin arasından da Valinor’a dönen pek çok Elf oldu, ne de olsa Ñoldor affedilmişti.

Tolkien pek çok sebeple Öfke Savaşı’nın detaya inilemeyecek kadar büyük olduğunu düşünmüş olabilir. Böylesine devasa bir savaştan çağlar boyunca anlatılacak pek çok kahramanlık hikayesi çıkmalı, dehşetin gözler önünde canlandığı ve savaşın şiddetinin her yanından hissedildiği pek çok an olmalıydı. Orta-Dünya’da pek Elf kalmadığından ve ileride de Numenor çöküp savaşın anıları ve mirasları kaybolduğundan bunları anlatacak kişi geriye pek kalmamıştı ve sadece Elrond’un bilebilecekleri ya da Numenor’dan kalabilecekler Öfke Savaşı’nın iyi bir şekilde belgelenebilmesi için yetersizdi. Savaş bu sebeple hakkı olduğu üzere adam akıllı belgelenebilecek bir savaş olmaktan uzaktı.

Savaşla ilgili en önemli konulardan biri de nasıl olup da koskoca Beleriand’ın sular altında kaldığıdır. Elbette Beleriand’ın tamamı batmadı. Tol Morwen, Tol Himring, Lindon gibi yerler ayakta kaldı ama koskoca bir toprak parçası suların altına gömülmüştü. Bunun sebebi Eldar ya da Edain’ın gücü değildi. Fëanor ya da oğullarının dağları yerinden oynatıp sular altına gömebilecek gücü olsaydı savaşların kaderi çok farklı olurdu şüphesiz.

Bu sayede büyük yıkımın sebebinin Tolkien tarafından bahsedilen diğer güçlerle alakalı olduğunu düşünebiliriz. Bunların başında Morgoth’un hizmetkarları var. O sırada hala hizmetinde Balroglar vardı ve savaşın sonunda da kanatlı ejderhaları gökyüzüne salmıştı. Kara Ancalagon’un başında olduğu ejderha güruhu Beleriand’ı yok edecek kadar güçlü olabilir mi? Belki de olabilir. Elimizde kanatlı bir ejderhanın saldırısına dair tek bir kanıt var. O da Smaug’un Göl Kasabası’na ve Erebor’a saldırısı. Smaug Yalnız Dağ’ı yok etme amacı gütmüyordu ama çevresine verdiği zararın büyüklüğü şüphesiz. Ejderhaların en büyüğünün de Ancalagon olduğunu düşünürsek kanatlı bir ejderha ordusunun belki de dağları yıkacak bir güce bile sahip olacağınız düşünebiliriz ancak bu bence, kulağa biraz mantıksız gelmekte.

Eönwë’nin ordunun başında olduğunu düşünürsek savaşta Balroglardan ve Sauron’dan başka da Ainu olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Bunun yanında Valar’ın bizzat kendisinden de savaşa katılanlar olmuş olabilir. Tulkas ya da Oromë’nin savaşta Morgoth’la yüzleşmek istemesi pek şaşırtıcı olmazdı. Aulë bile gelmiş olabilirdi. Tulkas’ın olmasa da, Oromë ve Aulë’nin kendisine hizmet eden pek çok Maia’sı var, onlar da savaşa katılmış olabilir. Valar’ın müdahelesi işin içine girerse koca bir kıtanın sular altında kalması o kadar da şaşırtıcı olmaz.

Ama iş su ve denizlerin bir kıtayı kaplamasına gelince bunda Ulmo’nun parmağının olduğunu da düşünebiliriz. Suların Efendisi’ydi Ulmo ve kuşkusuz ki Valar’ın Ñoldor’u affetmesinden önce de onlara büyük yardımlarda bulunmuştu. Turgon’a Gondolin’i inşa ettirmiş, Tuor’un Gondolin’e gitmesini sağlamıştı. Sürgünler’i asla aklından çıkarmamış ve onlar için hep üzülmüştü. Ancak bunlardan daha büyük bir müdahalesi yoktu, Ñoldor tek başına bırakılmıştı. Valar tarafından müdahale kararı alındığında Suların Efendisi’nin de derinlerdeki sarayından çıkarak, zaten dolaylı yoldan büyük yardımlar yaptığı Sürgünler’e ilk elden destek vermiş olabilir, ki Ulmo’nun Suların Efendisi olduğunu da düşünürsek ardından devasa dalgalar ve koskoca bir su kütlesiyle gelmiş olması da yüksek ihtimal.

Elbette Valar işin içine girdiyse savaş neden kırk iki sene sürdü? Morgoth’un Balroglar ve Sauron’dan başka da pek çok düşmüş Maia’ya sahip olduğunu biliyoruz. Bunların arasında Maiar’a ya da Valar’ın bizzat kendisine kafa tutabilecek, en azından yavaşlatacak güce sahip olanlar olabilir. (Pek akla yatkın değil ama) Aynı zamanda savaşın yavaş ilerleme sebeplerinden birinin de Valar’ın masumların hayatına verdiği önemle alakalı. Ulmo ya Aulë’nin dikkatsizce Morgoth’un kalesine saldırması pek akla yatkın değil.

Valar’ın Morgoth’un düşmanlarıyla savaşmak için pek çok değişik strateji geliştirmiş olma olasılığı da mevcut. Ordularındaki ya da çevredeki insanların, cücelerin, elflerin zarar görmelerini istemediğinden depremler, seller, doğal afetler gibi yöntemler kullanmış olabilirler, bu da dolayısıyla savaşı uzatan sebeplerden bir tanesidir.

Diğer bir ihtimale gelince, bu büyük yıkımın savaşın bir neticesi olması. Morgoth’un yenilerek kulelerinin yıkılması ve Karanlıklar Efendisi’nin o topraklardan koparılıp götürülmesiyle biten o yıkıcı savaşın yan etkilerinden biri. Depremler, seller ya da koca bir kıtayı batıran her türlü doğal afet savaştan sonra olmuş olabilir.

Elbette bunların hepsi birer teori. Kesin olarak bir şey söyleyebilmemiz mümkün değil. Valar’ın savaşa bizzat katılıp katılmadığını bilmediğimiz gibi, ejderhaların cidden ne kadar güçlü olduklarını ya da Melkor’un diğer hizmetkarlarının niteliklerini bilemediğimizden yazdıklarımızın hepsi birer teoriden ibaret kalacak.

Yorumlar