Ana sayfa Middle Earth Filmler Orta-Dünya’nın En Büyük 5 Sırrı!

Orta-Dünya’nın En Büyük 5 Sırrı!

PAYLAŞ

Orta-Dünya fantastik evrenlerin bizce şahı olup nesnel çerçevede de oldukça detaylı bir evrendir. Buna herhangi birinin itirazı olacağını düşünmüyorum. Buna binaen, bu kadar detaylı bir evrenin içinde bizlere kesinkes olarak aktarılmayan ve ucu açık bırakılmış belli başlı sırların olması kaçınılmazdır. Hatta ve hatta bazen bunu yazarların anlatımı güçlendirmek için kullandıklarını görmekteyiz. Bu yazımızda da Orta-Dünya’nın bizce en iyi saklanan 5 sırrını ufak açıklamalarıyla paylaşacağız. Afiyet olsun efendim.

1- İnsanlar’ın Karşılaştıkları Karanlık:

Silmarillion’da geçtiği kadarıyla insanların İlk Çağ’ın başlarında Hildorien’de uyandığını ve içlerinden bazılarının Batı’nın Işığı’nın peşinden gittiğini biliyoruz. Bu yolculukları sırasında elflerin en zarifi olarak bilinen Finarfin oğlu Felagund Finrod ile karşılaştıklarını da anlatıyor bize Silmarillion. Elflerin tabiriyle, “uyandıklarında kalplerine bir karanlık yerleştirilmiş” olan insanoğlu burada Finrod ile kaynaştılar ve bir çoğu Noldor’un hizmetine girerek onların gücüne güç kattılar.

Silmarillion’un bize anlattıkları bu kadar. Şimdi gelelim çevrilmeyen On İki Cilt’in belki de evren hakkındaki en önemli olanına, Morgoth’s Ring’e. Morgoth’s Ring’in dördüncü kısmında Finrod ile insanların önde gelenlerinden ve “Bilge” olarak bilinen Andreth’in münazaraları yer alıyor. Münazara’nın konusu ise “elflerin doğası, ölümsüzlük ve doğudaki karanlık” gibi konular. Tartışmanın ilerlerine doğru ise Andreth karanlık lordun onlara tesir etmesinden önce aslında insanların da bu dünyaya ölmemek için geldiklerini beyan ediyor. Bunun Melkor tarafından ellerinden alındığını da ekliyor. İnsanların batıya gelmeden önce doğuda büyük bir karanlıkla karşılaştıklarını ve ondan çok korktuklarını kendi aktarmalarından biliyoruz.

Bu konu hakkında birkaç farklı çıkarım var ama ben bunları burada iletmeyeceğim. Okumak isteyen olursa sitemiz yazarlarından Mehmet Onur Kart’ın bu konuda hakkında yazmış olduğu ve benim de faydalandığım bir yazısı var. Şöyle takdim edeyim, okumak isteyenler ulaşsın:

https://fantazya.org/insanlarin-korktugu-karanlik-ve-hobbitler/

Pin on Middle-Earth

2- İnsanların Öldükten Sonra Gittikleri Yer:

Orta-Dünya fantazyasında elflerin öldüklerinde Mandos’un Salonları’na gittiklerini ve burada geçirdikleri sürenin ardından belli başlı bireylerin tekrar Aman’a dönme, bir nevi reenkarnasyon, şansları olduğunu biliyoruz. Lâkin yine elfler gibi öldüklerinde Mandos’un Salonları’na giden insanların burada sonraki yolculukları ise meçhul.
O kadar ki Valinor lordları içinden yalnızca Mandos ve Manwë’ye malum olan bir sır. Bildiğimiz şey ise şu, elflerin ruhları bu dünyaya bağlı iken, dünyanın sınırları insanlar için bir engel değil. İnsan öldüğünde ruhu Aman’ın sınırlarına takılı kalmayıp özgürce dolaşabilmekte. Bu hal, insanlara Eru tarafından bahşedilen ve elflerce “İnsanlığın Armağanı” olarak bilinen bir durumdur. Her ne kadar insanlar Melkor’un hilelerine kanıp bunu bir lanet olarak görseler bile.

İnsanlar'a Bahşedilmiş Hediye: Gift of Men | Fantazya

3- Tom Bombadil:

Yüzüklerin Efendisi’nin kitap serisini okuyan hemen hemen herkesin aşina olacağı, unutulacak türden olmayan bir karakter Tom Bombadil. Tek Yüzük’ü sanki Orta-Dünya’nın kaderini kati anlamda belirleyecek bir cisim değilmiş de sıradan bir metalden yapılma adi bir yüzükmüşçesine parmaklarında dolaştıran, daha sonra da gülerek Frodo’ya geri veren birisi. Peki kim bu adam? Koca kralların, kralları bırakın Maiar’ın en bilgesi Olórin’in bile aklını bulandıran bu cisim nasıl oluyor da bu varlığa zerre etki etmiyor?

Bu yazıda olan diğer maddeler gibi bunun da bir cevabı yok. Kendi ağzından:

“Ben neyim biliyor musun, en yaşlı olanım. Lafıma mim koyun dostlarım; Tom, nehir ile ağaçlar henüz yokken buradaydı: Tom ilk yağmur damlasıyla ilk meşe palamudunu hatırlıyor. O büyük Ahali’den önce patikalar açtı ve Küçük Ahali’nin gelişini gördü. O, krallardan, mezarlardan ve Höyüklü Kişiler’den önce de buradaydı. Denizler eğrilmeden elfler batıya geçtiklerinde, Tom çoktan burada vardı.

Daha önce dediğimiz gibi, bunun kesin bir cevabı yok. Ama şahsen benim bir fikrim var. Kendisi eşi Altınyemiş’in tabiriyle:

“Frodo, Altınyemiş’e sorar: “Tom Bombadil kim?” “O işte…” der güzeller güzeli Altınyemiş.”

Velhasıl kelam, Tom Bombadil’i herhangi bir sınıfa sokmaya gerek yoktur. O basitçe O’dur. Tom Bombadil’dir.

In the House of Tom Bombadil — CenterForLit

4- Karanlık’ın Örümceği Ungoliant:

Antik günlerde Orta-Dünya’nın Karanlığı’ndan geldiği dışında kökeni hakkında pek bir bilgi olmayan bir varlıktır Ungoliant. Gücünün sınırlarının ulaştığı seviyeler her ne kadar inanılmaz düzeylerde olsa da kendi yıkımını kendi getirmiş, o önlenemez açlığını giderememiş ve en nihayetinde kendini tüketerek yok olmuştur.

Kendisi hakkında birkaç ay önce detaylı bir yazı yazmıştık. Bu vesileyle bu maddeyi de detaylıca açıklamayı gerekli görmüyor, sizi o yazımızı okumaya davet ediyorum.

5- İki Silmaril’in Kaderi:

Quenta Silmarillion’un sonundan bildiğimiz üzere efsanevi mücevherler olan Silmariller’in birisi Denizci Eärendil’in alnında Orta-Dünya’nın semalarında geziyor. Diğer ikisinin ise kaderi meçhul. Birisinin Meadhros tarafından kendisiyle birlikte yanardağın içine atıldığını, ikincisinin ise Maglor tarafından acılarına dayanamaması hasebiyle denize fırlatıldığını biliyoruz.

Yanardağa düşen Silmaril’in bir şekilde Arkentaşı ile alakalı olduğuna dair belli başlı teoriler var fakat şahsen bu teoriler bana pek mümkün gelmiyor. Keza suya karışan mücevher de Númenor’un Düşüşü’nde karşımıza çıkabilirdi belki. Ama bu sır da artık bilinemeyecekler sınıfına alınıyor.

Feanor, Melkor and Silmarils by Kaprriss on DeviantArt

Yazımız burada sona eriyor. Maddelerin önem sırasına göre olmadığını belirtmekle birlikte bizim gözden kaçırdığımız başka şeyler varsa yorumlarda iletmenizi istirham ederiz. Son cümlelerimi yazarken yazımı Quenta Silmarillion’un sonuyla sonlandırmak istiyorum. Son madde beni biraz hüzünlendirdi de.

“SILMARILLION burada sona eriyor. Eğer yüce ve güzel olandan, karanlığa ve yıkıma geçiverdiyse, bu, Bozulmuş Arda’nın yazgısındandır ve eğer bir değişiklik olacaksa ve Bozulan yerine konacaksa, bunu ancak Manwë ile Varda bilebilir, ama bunu açıklamadılar ve böyle bir şey Mandos’un hükümlerinde de bildirilmedi.”

Diğer yazılarımızı okumak için:
https://fantazya.org/category/middle-earth/

Bize katılın!
https://www.facebook.com/groups/yuzuklerinEfendisi/

Yorumlar