Ana sayfa Oyunlar Outlast Hikayelerinin Esinlenildiği Gerçekler

Outlast Hikayelerinin Esinlenildiği Gerçekler

PAYLAŞ

Oyun dünyasında son zamanlarda adından gerek başarılar gerek hayal kırıklıkları ile bahsettiren Outlast serisi, bu yazıdan sonra sizi biraz daha ürkütebilir.

Red Barrels’ın üzerinde bir hayli uğraştığı seri, korku türüne ismini altın harflerle kazıdı. Oyuncuları en çok etkileyen yönü bir yerde grafikleri de olsa, hikayesinin ve oynama mekaniğinin de çok büyük katkıları var.

Aynı zamanda karakterimizin onca caniliğin arasında sadece kaçabileceğini biliyor olmamız da gerginliğimizi arttırıyor. Çoğu oyuncu yalnızca kaçış konusunda şikayetlerde bulunsa da, bunun oyunu korku mantığına oldukça yaklaştırdığı bariz.

Tabi oynama mekaniği Outlast 2’de pek beğenilmemişti lakin iki oyunun da hikaye ve grafik yönünden toz kondurulmaz olduğu kesin. Ancak ya bu hikayelerin gerçek olduğunu söylersek?

Yapımcı firma iki oyunu da yaparken dünyada daha önce yaşanmış olaylardan esinlendi ve bu olayları oyuna döktü. 

Peki nedir bu gerçekler?

Outlast 1 ile başlayalım. Hepimiz hikayenin, baş karakter olan gazeteci Miles Upshur’ın araştırma merakı üzerine başladığını biliyoruz. Miles hastaneyi boş sanıyordu, ancak tabii işler pek umduğu gibi gitmedi. Delirmişlikten de öteye giden çılgınlar, ne idüğü belirsiz alışılmadık katiller ve yaptığından bolca zevk alan caniler.

Gerçek hayatta, 1950 civarında sona eren bir olay; bilim adamlarının, üzerlerinde onlarca akıl almaz deney yaptığı insanlar. Bilim adı altında gerçekleştirilen bu felakette amaç, insanların beynine geleceği görebilecekleri bir fonksiyon eklemek ya da yaratmak veya zaten var olup da keşfedemediğimizi açığa çıkarmak.

Başlangıçta kamuya açık yapılan (gelişmelerden halka ve devlete bilgi verilmesi) bu deneyler elbette beklendiği gibi gitmedi ve insanlar delirdi, çıldırdı veya hayal edilemeyecek şekillerde öldüler. Ve niyahetinde de deneyler hakkında bilgi aktarımı durduruldu.

Bir müddet sonra devlet bu deneyleri yasaklamak mecburiyetinde kaldı ve plan askıya alındı -gibi gösterildi-.  Ancak CIA’in bu deneyleri gizlice devam ettirdiğine dair şüpheler yayılmaya başladı, yani halk bitti sanırken deneyler tam takır devam ediyordu.

Bunu da kamu oyu, yıllar sonra boş olması gereken deneylerin yapıldığı hastaneye giden bir araştırmacının gerçekleri öğrenmesi ile kavradı.

Outlast serisinin ilk oyununda her şeyi açığa çıkaran bu araştırmacı da Miles Upshur. DLC oyunu ile Miles’ın olayın öğrenilmesine vesile oluşunu görmüştük.

Bu olay aynı zamanda Adam Fawer’ın Olasılıksız adlı kitabında da geçmektedir.

Bir korku oyunu olan Outlast için harika bir seçim.

Outlast 2’ye gelecek olursak?

Outlast 2 ilk oyununa göre beğeni açısından düşük de olsa bunun temelini oynanışa bağlayabiliriz. Bölüm geçişleri konusunda tamamen o anki şansımıza bağlı oluşumuz daha doğrusu deneme-yanılma yöntemini zorunluluk haline getiren bir sistem, oyuncular için işin korkusunu kaçırmış gibi.

Yine de hikayesine bakarak değerlendirildiğinde hiç de altta kalır bir yani yok. Koca bir ormanda hem birbirini hem de bizi sevmeyen psikolojisi altüst olmuş yamyamlar arasında kalmıştık. Ara sıra birden hikaye okula bağlansa da bunu karakterin psikolojisini yitirmesine bağlıyorum.

Asıl hikaye ise Güney Amerika’da konumlanmış Guyana Ormanları bölgesinde yaşanıyor ve olay Jonestown Katliamı olarak geçiyor. Burada kendisine bir din kuran Jim Jones, kıyametin yakın olduğunu ve insanları yalnızca intiharın kurtarabileceğini düşünüyor.

Çevresindeki insanlardan destek bekleyen Jim, bazılarının desteğini kolayca kazandı, kendi kitabını yazdı ve düşüncelerini oldukça yaydı.

Tabii herkes kendi isteğiyle bu dine mensup olmadı. Jim insanlara psikolojik ve fiziksel işkencelerde bulundu, cinsiyet ayırt etmeden cinsel istismar uyguladı. Onun bu davranışları kendisine inananları arttırsa da, bölgede ona karşıt bir grup oluşmasına da sebep oldu. Zamanla bu iki grubun paranoyak canilere dönmesiyse uzun sürmedi.

18 Kasım 1978 adlı tarihte de Jim Jones önderliğinde kurulmuş bu grup bariz bir üstünlük sağladı, ve 910 kişiyi aşan rakamlara ulaşmış bir toplu intihar gerçekleştirildi.

Bu konu hakkında belgeseller de, esinlenilmiş filmler de bulunmaktadır.

İkinci oyunun hikaye bağlantısı Outlast 1’e göre az da olsa, yine çok iyi bir tercih olduğunu söyleyebiliriz.

Yorumlar