Ana sayfa Dizi / Film Resident Evil: Son Bölüm İnceleme (Spoiler)

Resident Evil: Son Bölüm İnceleme (Spoiler)

PAYLAŞ

Resident Evil, yönetmenliğini Paul W.S. Anderson’ın yapmış olduğu oyunlarından farklı bir hikayeye sahip film serisidir. Son filmi olan The Final Chapter ile de en azından şimdiye kadar gelen kurgu bir sona vardırılmıştır. Neden “en azından” dediğimi ise yazının sonunda anlayacaksınızdır.

Resident Evil: Retribution filminin kaldığı yerden devam eden eser Washington DC’de başlıyor. Uzun zamandır kendisini göremediğimiz Alice de burada karşımıza çıkıyor. Fakat tabii harap olmuş dünyanın en berbat şansına sahip ana karakterimizin ne idüğü belirsiz zombiler ile karşılaşması da çok zaman almıyor. Fakat zombilerin karşımıza çıkma sahnelerini çok kolay tahmin edebilmek mümkün. Fondaki müziğin kesildiği, sakin ,gereğinden fazla sakin, anlarda kendilerine özgü sesleri ile ekrana fırlayıveriyorlar. Bu yönden filme bir eksi verdiğimi itiraf etmeliyim.

Washington’daki kısa ve soluklu aksiyonların ardından karakterimiz ilk filmden de tanıyor olduğumuz Red Queen ile karşılaşıyor. Evet hemen hemen çoğu kişi bunun büyük bir bela açacağını düşünmüştür. İlk izlenimlerin etkisi büyük elbette. Fakat Red Queen Resident Evil’ın bu bölümünde en azından benim beklemediğim bir dönüş yaparak Alice’e yardım ediyor.

Red Queen’in bunu yapma amacını kendisi de açıklamıştı, her ne kadar Umbrella Şirketi için yaratılmış olsa da aynı zamanda insanlık için de yaratılmıştı. Program kendi içindeki ikilemden kurtulduğunda ise Umbrella’ya zarar veremediği için bir ortağa ihtiyacı vardı. Umbrella’yı bile yıkabilecek bir ortak. Resident Evil’ın kraliçesi.

Red Queen’in yapmış olduğu bu davranış Resident Evil’ın son bölümünün ana kurgusunun oluşmasını sağlıyor. Peki Red Queen’den gelen bu davranış ne kadar mantıklı? Bu şekilde sorulduğu vakit “kurgu çıkarmak için bir şeyler uydurulmuş işte” gibisinden yanıtlar verilebilir. Fakat onun da ikileme düşmesini sağlayan bir gerçek var.

10 yıl önce, Dr. Isaacs’in Umbrella Şirketi yüksek sorumlularına yaptığı bir konuşma. Alicia Marcus, bu konuşmanın ve toplantının yapıldığı veriyi gizlice Red Queen’e yüklüyor. Çünkü kendisi de Red Queen’in ne olduğunun ve neyi seçeceğinin farkında. Yani ilk gizli iş birliği Alicia Marcus ve Red Queen arasında sağlanıyor.

Peki kimdi Alicia Marcus? Project Alice’in orijinal formu. Umbrella Şirketi’nin yarı yarıya ortağı ve T-Virüs’ünün yaratıcısı James Marcus’un kızı. T-Virüs’ünün bulunma sebebi. Her ne kadar yaşlı görünse de henüz yetişkinliğe ulaşmamış şirketin yarı yarıya hisse sahibi. 10 yıl boyunca Dr. Isaacs’i yıkmak içinse zaman kollayan biri. Resident Evil’ın film kuşağını başlatan çocuk.

Alicia Marcus’un yumuşak başlı, iyi biri olmasından çok Isaacs’in babasını öldürmüş olması onun bu amacında büyük bir öncü. Aynı zamanda tüm bunlardan kendini sorumlu tutması onu artık bir şeyler yapmaya itiyor. Bu yönden Alicia Marcus Residen Evil’a artı bir etki katmış.

Ana kurguya dönelim. Red Queen gizlice kendisine yüklenmiş olan veriden sonra eline geçen ilk fırsatta Alice ile bağlantıya geçiyor. Ona 48 saat süre tanıyarak, Raccoon City’de yer alan yer altı üssü Hive’a çağırıyor. Nedeni ise burada bir tedavinin yer alıyor olması. T-Virüs’ünü yok edecek bir antivirüs.

Peki bu antivirüs neyin nesi? 10 yıl önceki toplantıda Umbrella Şirketi dünyanın küresel ısınma, yok olan doğal kaynakların açacağı savaşlar vb nedenlerden zaten dünyanın kısa bir sürede yok olacağı kanısına varıyor. Fakat kendileri de bu yok olmanın beraberinde gitmek istemiyorlar. T-Virüsü ile herkesi, her şeyi ortadan kaldıracak; ardından antivirüsü yayarak kendileri için yer yüzüne tekrar çıkabilecek bir ortam hazırlayacaklar. 10 yılın sonunda ise dünyada kalan yaklaşık son 5.000 insana da son darbeyi vurmaya hazırlanmaktadırlar.

Bu açıdan bakıldığı zaman antivirüsün oluşturulmuş olması mantıklı bir nedene bağlanıyor. Zaten Umbrella Şirketi’nin tüm filmler boyunca izlediği politikalar, sanılanın aksine yaptıkları göz önüne alınacak olursa bunun mantıklı olduğunu söylemek mümkün. Bu neden önceki diğer filmlere herhangi bir karşıt oluşturmadığı için filme bir eksi katmamış.

Red Queen’den aldığı bilgi ve 48 saati kapsayan kısa bir süresi ile Alice Washington DC’den Hive’a, yani Raccoon City’e yolculuğa başlar. Her zamanki gibi de bu yolculuk kolay geçmeyecektir.

Öncelikle yol üstünde Umbrella Şirketi’nin birkaç sürprizi ile karşılaşır. Ağır silahları yetmiyormuş gibi bir de silahlı adamlarıyla uğraşmak zorunda kalan Alice için bu o kadar da zor olmuyor.

Fakat burada büyük bir eksi var. Şimdi öncelikle Alice Umbrella tarafından ilk kez, bayıldığı zaman fark ediliyor. Fakat bu bayılmadan önce Raccoon City yolunda hazırda bekleyen 4-5 adet silahlı adam bulunuyordu. Elbette Umbrella’dan. Fakat madem Alice bayıldıktan sonra fark edildi ve askerler ile mücadelesi bayılmasından önce oldu, bu askerlerin orada pusu kurma nedeni neydi?

 

Belki bu soruya, Raccoon City önemli bir yer olduğundan oraya giden yolların kontrol altında tutulmak istenmesi gibi bir cevap verilebilir. Ki bu cevap da benim açımdan en mantıklısı olur lakin bu bile yeterli değil.

Çünkü zaten dünyada 5.000’e yakın insan kalmış. Raccoon City’de ise zaten gizli bir Umbrella ajanı var. Kuş uçmaz kervan geçmez bir yere, Umbrella’nın Alice’i ölü biliyorken asker dikmesi pek de mantıklı gelmedi bana. Bu filmin eksi yönlerinden biri olmuş.

Ardından Alice Dr. Isaacs’in içinde bulunduğu (birçok klonundan sadece biri) ve ardında koca bir zombi ordusunu getiren tankta esir edilir. Tabii Alice Dr. Isaacs ile kısa bir kavgadan sonra buradan kurtularak onlardan çok daha hızlı bir şekilde Hive’a olan yolculuğuna devam eder.

Bir diğer eksi de buradan kaynaklanıyor. Bir zombi ordusu? Hem de Raccoon City’e? Sebep? Mıh. Bir tane de değil, ilk ordunun ardında 2 koca ordu daha var. Buna da “orada direnişe devam eden insanları yok etmek için bir ordu getirildi” denebilir. Bu da verilebilecek en mantıklı cevap olur. Fakat zaten 48 saat sonunda geri kalan tüm insanları öldürebilmek için büyük bir hazırlı yapıldı ve gerçekleştirilmeye sokuldu. Böyle bir çalışma varken ve olabilitesi kesinken bir değil, iki değil tam üç zombi ordusunu şehre sokma amacı nedir? Kurgudaki ikinci hata da buradan kaynaklanıyor.

Raccoon City’e vardığında eski dostu Claire ile karşılaşan Alice, Claire’ın da içinde bulunduğu yeni ekibe hemen uyum sağlıyor. Grubun içinde yaşlılar ve yaralılar olduğu için kaçmak imkansız olduğundan grubun ilk orduyu savurması şart. Aksiyon dolu güzel sahnelerden sonra Alice’in kurduğu grubun gerçekleştirdiği “pişirme” işlemi yapılıyor ve savundukları binadan ateş şelalesi oluşturuluyor. Bu sahnenin benim favori sahnem olduğunu söylemem gerek. Fakat bozguna uğrayan ilk ordunun ardından gelen ordular için grubun ne enerjisi ne de edevatı bulunuyor. Ve birden hep beraber Hive’a gitmeye karar veriyorlar.

Ve üçüncü eksi de buradan çıkıyor. Şimdi ilk çatışmanın yapılma sebebi grubun yaşlılara ve yaralılara sahip olmasından ötürü yer değiştirememesiydi. Ama ilk dalga atlatıldığı zaman yola koyulmalarında bu yaşlılar ve yaralılar birden unutuldu.

Şimdi elbette onları mecburen bırakmaları gerekti çünkü savunma yapamayacakları bariz ve zamanları daralıyor. Fakat tek bir kişi için bile orduyu arkasından getiren bir kadına kapıyı açan Alice için birçok yaşlı ve yaralı adamı hiç lafını etmeden 2 koca orduya bırakmak biraz zor. Bu yaşlı ve yaralı olayının güzel bir aksiyon olacak olan bir çatışmaya bahane olduğu çok bariz. Ekibin bunu unutması benim için eksi bir yöndü.

Sonrasında ekip bulundukları yeri terk ederek Hive’a yol aldı. Ve eski filmlerden şimdi karşımıza çıkan da Albert Wesker. Bu seride ölmek sanıldığı kadar kolay değil.. Wesker Alice’den esir edildiği andan beri haberdar ve sıkı takipte. Hive’a girene dek, Hive’ın içinde dahi ona sorunlar çıkarıyor.

Peki neden bu sorunları Red Queen yerine Wesker çıkartıyor? Aslında bunun şüphelenmek ile pek de alakası yok, Wesker bu sefer Red Queen’e güvenemiyor çünkü önceki denemelerinde başarısızlıkları var. Red Queen de eli bağlı onun emirlerine uyarak kontrolü bırakıyor.

Ancak hangi engel durdurur Alice’i? Karşılaştığı sorunlardan sonra kendisine eşlik eden doktorun köstebekliğinden şüphelenmeye başlayan Alice ona şarjörü boş silah vererek yine kıvrak zekasını konuşturuyor. Her şeyin bitmesine az zaman kala Alice doktor ile antivirüsün bulunduğu odaya giriyor. Ve yine karşısında orijinal Dr. Isaacs var. Claire da Wesker tarafından yakalanarak aynı odaya getiriliyor.

Herkesin eli kolu bağlı, tüm ipler Isaacs’in elinde derken dondurucu kapsülünden çıkıp aralarına katılan Alicia dünyanın kaderini belirleyen hareketini yapıyor.

Wesker’ın kendisine çalışmayacağını çok iyi bilen Alicia Marcus, onu kovduğunu söyleyerek ilk adımı atıyor ve onu bacağından yaralıyor. Ardından gelişen olaylardan sonra Isaacs antivirüs ile kaçıyor. Ve elbette Alice ile Claire da peşinden gidiyor.

Üçlü arasında güzel bir dövüş dönerken, Alicia odada kalıyor ve tüm anılarını, çocukluğunu, onu Alice’den ayıran en büyük özelliği bir lense aktarıyor.

Devam eden aksiyon sahnelerinden sonra antivirüs Alice’in elinde. Fakat onu havaya karıştırmadan önce kısa bir tereddüt yaşıyor çünkü Red Queen ve Alicia Marcus bu antivirüsün onu yok edeceğini söylüyorlar. Bunu bilerek ise Alice kapsülü kırarak havaya karışmasını sağlıyor. Diğer zombilerin yanına yığılan Alice, gözlerini günışığına açıyor.

Peki neden Alicia Marcus ve Red Queen antivirüsün onu öldürmeyeceği gerçeğini Alice’den gizlediler? Sözde ve senaryoda bu Alice’in dünyanın hayrına canını feda edebileceğini gözler önüne sermek içindi. Fakat hepimiz biliyoruz ki bu seyircileri heyecana kaptırmak ve duygu karmaşasına sokmak adınaydı.

Fakat şahsen burada bazıları aksine eksi bir yön gördüğümü söyleyemem. Evet biraz klasik, ama oluru olan bir yöntem. Ki işe yaramadığını söylersem de yalan söylemiş olurum.

Antivirüs havaya yayılıyor evet, ama tüm dünyayı etkisi altına alması yıllar sürecek. Bunun nedeni 10 yıl önceki teknolojide olduğu gibi tedavinin yayılmasını hızlandıramayıp bunu dünyanın doğal yöntemlerine bırakmak. Filmin birden dünyayı düzeltmeyip saçma bir sona bağlamaması güzel bir artı olmuş çünkü filme girerken çoğu beklenti bu yöndeydi.

Alice için de kritik noktaya geleyim. Alicia Marcus, anılarını lense kaydettikten sonra onu Red Queen’e vermiş, kendisi ve Wesker içindeyken de Hive’ı patlatmıştı. Red Queen antivirüs başarıyla yayılmaya başladıktan sonra bunu Alice’e takdim ediyor ve ana karakterimizin her şeyden çok kendi için olan asıl isteği başarıya ulaşmış oluyor.

Şimdi burada neden yazının başında “en azından bu kurgu üzerinde film bitti” gibi bir cümle bıraktığımı açıklayayım. Çünkü dünya hala T-Virüsü’nün etkisi altında. Yani antivirüs yayılana kadar başka bir kurguda yeni filmler açığa çıkabilir.

Kurgusal olarak yapılmış olan hatalar olsa da senaryo genel olarak güzel ve uygun olmuş.

Filmin müzikleri ise her zamanki gibi yerinde ve güzeldi. Aksiyonuna ise değinmeme hiç gerek olmadığını düşünüyorum çünkü aksiyon açısından kesinlikle tam puan verebilirim. Beklenen Resident Evil tadını kesinlikle bu aksiyonlarda bulabilirsiniz. Alice ve arkadaşlarının da zaten tadından yenmiyor. İnsanlara sadece Alice ve Claire bile yeter elbette. Fakat Ada gibi diğer karakterlerin de sonlarını görebilseydik fena olmazdı tabii.

Şimdi kurgusal açıdan çok fazla gömmüşüm gibi olmasın, filmden kesinlikle zevk aldım ve tekrar dahi gidebilirim. Kurgusal hataları çoğu filmde zaten buluyoruz, bu filmdeki dolu dolu geçen aksiyon sahneleri size bu kurgusal eksiklikleri hissettirmemiştir diye düşünüyorum. Çünkü ben de filmin sonunda hayran kalmıştım ve etkisi yazıyı yazana dek sürmüştü. Yani kurgusal olarak üstüne iyice düşmediğimiz müddetçe film hakkında çok iyi yorumlar yapılabilir.

Yorumlar