Ana sayfa Game Of Thrones Dizi Robert’ın İsyanı

Robert’ın İsyanı

PAYLAŞ

Bazen Robert’ın İsyanı, bazen İşgalci’nin Savaşı olarak anılır. Westeros’un 8.000 yıllık tarihindeki en önemli savaşlardan birisidir. Ve Aegon’un Fethi’nden sonraki en büyük, en kanlı isyanlardan birisidir. Aynı zamanda tek başarılı isyandır. (Ejderhaların Dansı’nda tahta her ne kadar Rhaenyra’nın oğulları geçse de o savaşı, Aegon II kazandı varsayılır.)

İsyanı tam olarak anlayabilmek için geçmişe gitmek gerekir. Neden taraflar bu halde şekillendi?

Herkes, olayın Lyanna yüzünden çıktığını bilir. Ancak tıpkı 1. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi, Lyanna sadece savaşı fiilen başlatan kişiydi. Bundan önce de bir savaş söz konusu idi. Özellikle Lord Tywin Lannister ile, Deli Aerys arasında.

Tywin ile, Aerys. İki dost. Kardeş. Stepstones’da Maelys Blackfyre’ın isyanının en büyüdüğü yerde Canavar Maelys’in adamlarına karşı beraber kılıç sallayan iki silahtar. Peki, bu ikisi nasıl o hale geldi de, Diyar’ın kan ağlamasına neden olan savaşta karşı karşıya geldiler? Bu ikiliyi kim bu hale getirdi?

Tywin ile Aerys’in arasındaki ilk ciddi tartışma Duskendale Muhalefeti sonrasında yaşandı.

Duskendale Muhalefetinden kısaca bahsetmek gerekirse, Duskendale , direk olarak Taht’a bağlı olan bir ticaret kasabasıdır. Ve oldukça iyi getirisi vardır. Kasaba zengindir ancak, Aerys’e vergi yetiştiremiyordur. Bunu neden olarak gösteren Lord Darklyn, tahta isyan eder.

Tahta geçtiği ilk günden beri, halkı adalet ile yönetmeye hevesli olan, hükümdarlığın babası Jaehaerys’in kendi hükümdarlığında yaptığı gibi tahtta oturup ona buna emir vermekten ibaret olmadığını düşünen Aerys, isyancıları bastırmak için, küçük bir orduyla sefere çıktı.

Bir takım şanssızlıklar sonunda Aerys ve yanındaki beyaz Pelerinli Kral Muhafızı Gwayne Gaunt esir düştü. Daha sonra Aerys’in Beyaz Pelerinlisi Gwayne Gaunt öldürüldü, ancak Aerys’e yapılan işkenceler sürdü. Bu sırada ise, Tywin Lannister bir kraliyet ordusu ile birlikte, Duskendale surlarının önündeydi.

marc_simonetti_aris_with_darklinami_and_hollardami

Lord Darklyn , Tywin’i defalarca Aerys’i öldürmekle tehdit etti. Ancak, Tywin geri dönmedi. Zira, Aerys son zamanda çılgınca hareketler yapıyordu. Yine, Duskendale surlarından aşağı bir geri dönün yoksa Aerys’i öldürürüz tehdidi geldiğinde Lord Tywin Lannister, eğer istiyorsanız onu öldürün. Bizim burada daha iyi bir kralımız var, diyerek Prens Rhaegar’ı gösterdi. İşte ikili arasındaki ilk ciddi ayrılıklardan birisi buydu.

Aradan kısa bir süre geçtikten sonra ‘Cesur’ lakaplı Barristan Selmy, kralı kurtardı. Ve, elinde koz kalmayan Kasaba Tywin tarafından yağmalandı. Bu, Tywin Lannister’ın henüz ciddi bir savaş yaşamış olmamasına rağmen gerçekleştirdiği 3. Büyük fetihti. (Castamere, Tarbeck Hall, Duskendale)

Duskendale Sonrası

Bu sırada, Kuzey’de üstat, hepimizin tanıdığı Üstat Luwin değildi. Lord Rickard’a akıl danışmanlığını Üstad Walys yapıyordu. Catelyn Tully ile, Brandon Stark’ın nişanlandırılması, tek kızının Robert Baratheon’a verilmesi. Ortanca oğlunun Robert ile birlikte Lord Arryn’e yaver olarak verilmesi. Bunca fikir hep ondan çıkmıştı. Bu fikirler, bazıları tarafından (Leydi Dustin) hoş karşılanmasa da uzun vadede önemli ittifakların oluşmasını sağlamıştır. Merhum Lord Rickard ise bu çalışmaların meyvelerini toplayacak kadar uzun yaşamadı.

Lord Rickard ve oğlu Brandon, Darklyn hanesi basta olmak üzere, soylu veya köylü bir çok kişinin katili olan Aerys ise, her geçen gün kontrol alınamaz hale geliyordu. Genellikle, yargılamayı Tywin’e bırakan Aerys, birisi suçlu bulunduğunda suçunun ne olduğuna bakmadan ateşe başvuruyor insanları yakıp kül ediyordu. Hatta Lord Tywin’in Kırmızı Pelerinli’lerinin Komutanı olan Sör Ilyn’in dilini söylediği bir söz yüzünden kızgın kerpetenle söktürmüştür.

Bu sırada, iki çocuk babası olan Rhaegar Targaryen ise büyümüştü. Turnuvadan turnuvaya gidiyor, oradan oraya giderken zaferler kazanıyordu. Ancak, Aerys bir şekilde oğlunun bir hain olduğuna inanmaya başlamıştı. Bir çoklarınca ise Aerys, küçük oğlu Viserys’i tahtın varisi olarak görüyor ve Rhaegar’ı varislikten atmayı planlıyordu.

İşte bu soğuk ortamda Harrenhall’daki o turnuva düzenlendi. Bazılarına göre, Veliaht Prens Rhaegar Targaryen, Kral Muhafızları’ndan Sör Oswell Whent’e gitmiş ve Harrenhall’daki amcasına bir mektup göndermesini ve bu turnuvayı düzenlemesini söylemişti. Eğer, o gün daha büyük bir sorun olmasaydı, diyardaki Targaryen İç Savaşları’na bir yenisi eklenecekti. Çünkü tıpkı Ejderhaların Dansı’nın ilk zamanlarında olduğu gibi taraflar belirleniyordu. Prens Rhaegar Targaryen kendi adamları ile Turnuvaya gitmişti. Kral Aerys ise kendi adamları ile.

torneio_de_harrenhal

Harrenhal Turnuvası

İşte ne olduysa bu turnuvada oldu. Turnuva ilk baslarda oldukça heyecanlı idi. Genç Aslan lakabıyla tanınan Jaime Lannister, Kral Muhafızları’na kabul edildi. Ancak daha sonra, Aerys: Jaime’nin burada ciddi bir zafer kazanmasını istemediği için onu Kings’ Landing’e yolladı.

Harrenhall Turnuvası aslında, Gülen Ağaç Şövalyesi’nden tutun, Sessiz Kurt’un Ashara Dayne’e yaklaşma çabalarına kadar apayrı bir hikayedir. Ancak, burada bizi ilgilendiren asıl konu Turnuva’nın sonunda olanlardır.

Turnuva’nın sonunda güzelliği ile tanınan Ashara Dayne’i ‘Aşk ve Güzellik Prensesi’ ilan etmek isteyen kişilerden birisi de Barristan Selmy idi. Rhaegar’ı yenebilecek kapasitede olan Barristan Selmy, bir nedenden(Ölene kadar kraliyet ailesini koruma görevi) kendisini fazla zorlamayarak prense yenildi. Herkes, Gümüş Prens’in zaferini kutluyordu. Bunların başında belki de Elia Martell geliyordu. Ancak, prens karısına sadık kalamadı ve güzelliğinden etkilendiği Lyanna Stark’ın başına kış güllerinden yaptırmış olduğu tacı taktı.

rhaeg_lyanna-winterfelll

Starkların Katledilmesi

Ve, onu kaçırdı. Eğer bazılarına inanırsak da yanında gelmesine izin verdi. Bu sırada, Brandon Stark’ın kulağına ise kaçırıldığı haberleri fısıldandı. Kayınpederi Lord Hoster Tully’in bütün uyarılarına rağmen silah arkadaşları ile Kings’ Landing’e at süren Brandon Stark, Rhaegar Targaryen’den kız kardeşini istedi ve onu dövüşe davet etti. Aerys Targaryen ise bunu Veliaht-Prensin hayatına yönelik bir tehdit olarak kabul etti. Brandon Stark’ı ve yanindaki Kuzeylileri esir alıp babalarını oğullarının yaptıklarına karşı yargılamak üzere şehre çağırdı.

Şehre gelen kişilerden en önemlisi hiç şüphesiz Rickard Stark’tı. Kuzey Muhafızı ve Kuzey Azam Lordu. Bununla birlikte Rickard Stark, oraya diplomatik bir görüşme için gitmemişti. Bunun en büyük kanıtı üstündeki zırhı idi.

Lord Rickard, dövüşle yargılanma talep ettiğinde ise Aerys, o herkesin bildiği meşhur sözleri söyledi. ”Targaryen Hanedanının Şampiyonu ateştir.Tek yapman gereken yanmamak.” Aerys II, babasını gözünün önünde diri diri yanarken oğlu Brandon Stark’ı da bir aletle boğdurdu. Ardından, yeni Kuzey Azamı olan Eddard Stark ve Fırtına Toprakları Azam Lordu olan Robert Baratheon’un kellelerini bu iki gence vasilik yapan Jon Arryn’den istedi. Jon Arryn, kelleleri vermeyi Red ettiğinde ise isyan resmen başlamış oldu.

aerys_rickard_brandon

İsyan Başladı

Turnuvayı ve sonrasında olanlari biraz daha kenara bırakıp, neden bazı taraflar azam lordunu desteklemedi sorusunun cevabını arayalım. Moat Cailin’in güneyine neredeyse hiç gitmemiş olan Kuzeylilerin Azam Lordları, Eddard Stark’a ihanet etmesine neden olacak bir bağları yoktu güneyle. Tywin Lannister’ın ona ihanet edenleri cezalandırma yöntemlerini iyi bilen Batı’nın soylu Lordları tıpkı Lordları Tywin Lannister gibi sessiz kaldı. İsyanı yürüten kişi olan Robert Baratheon’un karadaki en büyük güçlerinden Akbaba Tünek’inin Connington Hanedanlığı, o sıradaki Lordları Jon Connington’ın isteği ile tahtı destekledi.

İsyan sırasında bir dönem Kral Elliği yapan Lord Connington’ın tahtı desteklemesindeki en büyük neden Prens Rhaegar’la arasındaki dostluktu. Hatta Jon Connington’ın Gümüş Prens’e duyduğu aşk. Özellikle Martin’in kısa süre önce bir POV (Point of View) karakterinin eşcinsel olduğunu açıklamasıyla hayranlar, Jon Connington’ın, Prens Rhaegar’a karşı hislerinin dostluktan öte olduğunu anladı.

rhaegar_targaryen_and_jon_connington_by_g_skywalker-d8a0v1r

Azam Lordu’nun aksini destekleyen bir diğer hane ise, Vadi’deki en büyük şehir olan Gulltown’ın yöneticisi konumundaki Grafton Hanedanlığıydı. Lord Randyll Grafton, Jon Arryn’in çağrısına karşı koyarak Vadi’deki diğer Lordlar ile Gulltown’da toplandı. Amaçları, Robert Baratheon’u esir almaktı. Ancak planları tutmadı ve Lord Randyll Grafton, Robert Baratheon tarafından birebir bir mücadelede katledildi. Bu, Robert Baratheon’un ne büyük bir savaşçı olduğunu gösterirken: Martı Kasabası’nın düşüşünden sonra Vadi’den ayrılan Robert, Fırtına Toprakları’nda kendi ordusunun başına geçti.

young_robert_baratheon_by_ntanq-d61tw1e

Robert Baratheon

İsyanı, aşkı yüzünden çıkardı ancak kana olan arzusu ve dövüşmeye olan hevesi sayesinde ayakta tuttu. Belki bir Arthur Dayne ya da Barristan Selmy değildi lakin, sahada tam bir ölüm makinesiydi.

Bununla birlikte, Robert Baratheon’u, büyük bir komutan yapan şey elinde savaş çekiciyle yaptıkları değil, cesaretiydi. Coşkulu bir sesi vardı. Güçlü bir vücudu ve insanları ölümüne bile seve seve götürebilecek bir bağlayıcılığı. İsyan boyunca, bir gün onu öldürmeye çalışanlar ertesi gün, Robert için ölüyordu. Robert’ı Trident’de zafere götüren şey bu idi. Büyük bir komutan olması. Belki iyi bir taktisyen değildi ama, yürekliydi be abi!

adsiz

Rhaegar Targaryen

Gümüş Prens, bir çok açıdan Robert’ın olmadığı her şeydi. Şairdi. Sakin, sessiz. Romantik. Ve, Anti-Robert kesimin, Robert’da olmadığını ancak Rhaegar’da olduğunu iddia ettiği şey: bir insana bağlılık.

Bir çokları, diyarın her bir yerinde piçi olan Robert’ın bir insana bağlanamayacağını iddia eder. Peki, iki tane çocuk babası -ki birisi tahtın gelecekteki varisi- olan Rhaegar Targaryen’in, nişanlı bir kadınla ortadan kaybolması? Bu tarz sorular cevaplarını asla bulamayacağımız sorulardır hiç şüphesiz. Bununla birlikte cevabı ne olursa olsun bu Gümüş Prens’in kötü birisi olduğu anlamına gelmeyecektir. Rhaegar Targaryen, çok büyük bir savaşçı olma kapasitesine sahip olsa dâhi kan dökmekten asla hoşlanmadı. Ve bir insanın sahip olması gereken şeylerden birisidir bu!

tumblr_mue1xxnau01sh566ao1_1280

Bir Günde üç Zafer: Summerhall Muharebeleri

Biz, azam lordu isyancı olduğu halde kraliyeti destekleyen hanelerden bahsettik ve sıra Fırtına Toprakları’na geldiğinde Connington’ları örnek verdik. Zira bunlardan aralarında en güçlülerinden birisi ve Aerys’in gözünde en yükseğe çıkmayı başaran oydu. Ayrıca savaşın sonuna kadar Aerys’i destekledi. Bununla birlikte isyancıya isyan eden tek o değildi. Bunlardan üçü Fell, Grandison ve Cafferen hanedanları idi. Üç hane, bir ittifak kurarak, Fırtına Burnu’nu almaya karar verdi. Ordularını, Summerhall’da toplama kararı aldılar ancak bu bilgi Robert Baratheon’un eline geçti ve Robert, hepsinden hızlı bir şekilde Summerhall’a ulaştı. Lordlar ayrı ayrı üç zamanda geldiler ve Robert o gün üçünü de yenmeyi başardı. Lord Fell’i şahsen katletti. Bu olanlara rağmen bile, Robert’ın komutanlığından etkilenen ‘Gümüşbalta’ lakabıyla bilinena ve Merhum Lord Fell’in oğlu olan birbaşka Fell, Robert’ı meşru kralı olarak kabul etti. Ve sabah öldürmek için fırsat kolladığı adamın hayatını korur oldu.

battleofsummerhall

Geyik Avcısı: Lord Randyll Tarly ve Müthiş Ashford Zaferi!

Lord Randyll Tarly, acımasız olmasına rağmen adildir. Bir çokları Samwell yüzünden onu pek sevmez ancak, Lord Randyll Tarly; sadece iyi bir varis isteyen kudretli bir adamdır. Aynı zamanda sahada çok yeteneklidir. Bunun en büyük kanıtı ise hiç şüphesiz Ashford Zaferi’dir.
Bu savaş her şeyden önce, Kraliyet ordularının kazandığı tek zaferdir. Aynı zamanda Robert Baratheon’un kaybettiği tek savaştır.
Randyll Tarly’i övmeden geçmek mümkün değil şöyle bi anda. Robert ve onun Fırtına Toprakları’nı geçip gelmiş ordusuna karşı durdu ve geri çekilmesini sağladı. Eğer Robert geri çekilmeseydi muhtemelen ordusu parçalanacaktı.

Randyll Tarly’in müthiş bir komutan olduğunu kanıtlayan bir diğer şey ise, onun Menzil Ordusu’nun sadece öncü kuvvetini yönettiği gerçeğidir. Zîra, Robert: Menzil Ordusu’nun ana bölgesi geldiğinde geri çekilmiştir. Hiç şüphesiz Robert, daha öncü birlikle uğraşamazken, birden bire Menzil Ordusunun geri kalan kısmını görünce şaşkınlıkla çekilmek zorunda kaldı. Robert, dostları ile buluşmak üzere Kuzey’e doğru yol alırken: Fırtına Burnu’na yürüyen Menzil Ordusu, Stannis için kötü günlerin başlangıcı anlamına geliyordu.

battle_of_ashford

Fırtına Burnu Kuşatması:

Robert Baratheon, bütün kuvvetiyle kuzeye doğru gidiyordu ancak, Fırtına Toprakları savunmasız kalmıştı. Bunu fırsat bilen Menzil Lordları bölgenin işgalinden sorumluydular. Azam Lordları Mace Tyrell ise şahsen Fırtına Burnu’nu kuşattı. Eş zamanlı olarak Paxter Redwyne, kaleye deniz yoluyla gelecek gidişleri engellemek için Gemikıran Koyu’nu kapatmıştı.

Oldukça verimli topraklardan gelen Mace Tyrell’in yiyecek sıkıntısı yoktu. Fırtına Burnu önünde ziyafetler yapan Mace Tyrell, adeta Stannis Baratheon’la dalga geçiyordu. Zîra Stannis’in, kalesinde durumlar böyle değildi. Stannis’in bu kaleyi teslim etmemesi sadece sabırlı biri olduğuna değil iyi bir komutan olduğuna kanıttır bir çoklarınca. Çünkü, artık ölüleri yiyecek duruma geldiklerinde dahi halkını kontrol etmeyi başarmıştır. Bu tarz kuşatmalarda, halk artık açlıktan isyan edecek duruma gelebilir ve kale kapılarını açmaya çalışabilirler. Bununla birlikte Stannis’in komutanlığı sırasında böyle bir şey olmamıştır.

siege_of_storms_end

Bu kuşatma sırasında bir olay olmuştur ki daha sonraları kuşatmadan daha meşhur bir hale gelmiştir. O olayın adı: Davos Seaworth’tür.

Kuşatma altındaki kaleye, gizli bir yoldan giren Davos’un gemisindeki Soğanlar ve balıklar sayesinde kuşatma Eddard Stark gelip kuşatmayı kırana kadar uzamış ve kale halkı kurtulmuştur. Bununla birlikte adil olan Stannis, daha önce kaçakçılık yaptığı için Davos’un bir elinin dört parmağını kesmiştir. Ardından da onu Şövalyeliğe yükseltmiştir. Kim demiş Stannis’te espri anlayışı yok diye?

Çanlar Savaşı: Akbaba’nın Düşüşü

Bir nedenden dolayı yaralanan Robert Baratheon, saklanmak için buraya gelmiştir. Bunu öğrenen çiçeği burnunda Kral Eli, Jon Connington ise bir kraliyet ordusu ile kasabaya gelmiş ve Robert’ı aramaya başlamıştır.

Halk, Jon Connington’ın da farkında olduğu üzre Robert’ı saklamıştır. İyi niyetli olan Lord Jon ise her şeye rağmen, sabırla aramaya devam etmiştir. Bu sırada ise Lord Hoster Tully ve Lord Eddard Stark ordusu kontrolündeki büyük ordu kasabaya girip Jon Connington’a saldırmıştır. İyi bir savaşçı olan Lord Connington ise, kaybedeceğini anladığı sırada Lord Hoster Tully’e saldırıp onu yaralamıştır. Vadi’nin varisi konumundaki Dennis Arryn’i ise birebir bir mücadelede şahsen katletmiştir. Bu sırada, Robert ortaya çıkmış ve isyancı askerler iyice yüreklenmiştir.

main-qimg-3a436d592287546e02b68d9860c84867

Artık tek amacı kurtulmak olan Jon Connington, tıpkı Robert’ın Ashford’da yaptığı gibi çekilmiş ve büyük bir hezimeti engellemiştir. Bununla birlikte yapılabilecek her şeyi yaptığını düşünen Lord Connington, görevinden azledilip sürgüne yollanmıştır. Yıllar sonra olayla ilgili Tywin Lannister bile daha iyisini yapamazdı. Diye düşünen Connington’a Tywin Lannister olsaydı halkı da Robert’la birlikte diri yakardı. Şeklinde. bir cevap verilmiş ve o da bunu doğru bulmuştur.

Üç Dişli Mızrak: Demon of the Trident

En sonunda, bütün gücü ve müttefiklerini bir araya toplamayı başaran Robert, isyanı en sonunda zafere taşımak ve Deli Kral’ı tahttan indirmek için Kral Toprakları’na gitme kararı aldı. Bu sırada, Rhaegar Targaryen, emrindeki bir orduyla onu karşıladı. Üç Dişli Mızrak üzerinde yapılan savaş daha sonraları gerçekleştiği yerin adiyla anıldı. Gerçekten kanlı geçen savaşın sonunda nehir bir süre kırmızı aktı. Savaşta çok fazla ciddi kayıp oldu. Dorne’un Martelleri’nden bir Prens olan Kral Muhafızı Lewyn Martell, babasını öldürdüğü Lyn Corbray tarafından öldürüldü ki eğer Prens Rhaegar’ın, Robert Baratheon tarafından katledilmesi söz konusu olmasaydı en büyük kayıplardan birisi bu sayılacaktı. Ancak, Robert Baratheon, kuzeni Rhaegar’ın göğsüne savaş çekiciyle öyle sert vurdu ki, Gümüş Prens’in zırhına kızıl yakutlarla işlenmiş olan Ejderha bile öldü.

main-qimg-5a93d2857f531e92e986dc1fe7af9480-c

Son Ejderha olarak bilinen, Rhaegar Targaryen’in bu ölümünden sonra: zırhından dökülen yakutlar hem Prens’in, hem Robert’ın askerleri tarafından toplanmaya başladı. İsyanın bir çoklarına göre bittiği bu savaş sonrası nehirin o tarafına ‘Yakut Geçidi’ denmeye başladı.

Küllerin Kralı: Dağ, Akrep ve Lord Tywin Lannister – Kral Topraklarının Yağmalanması

Lord Tywin Lannister ile Aerys’in arasındaki ciddi sorunu anlatmıştık. Ancak Rhaegar’ın diplomatik zekası, Trident’e gitmeden önce babasına son bir iyilik yaparak Kral Aerys’in, Lord Tywin’i savaşa çağırmaya ikna etti.

Güçlü durumdaki Batı Ordusu Kral Toprakları’na ulaştığında hala şehir kapılarını açıp açmama meselesi konuşuluyordu. Zîra Yüce Üstad Pycelle, kapıyı açma taraftarıyken Muhbir Başı konumundaki Lord Varys şiddetle aksini teklif ediyordu. En sonda kazanan ise Pycelle olmuştu. Doğru tahmin eden ise Varys.

Tywin Lannister, şehre girer girmez şehrin yağmalanması emrini verdi. Dağ lakaplı Gregor Clegane’i ve Sör Amory Lorch’u ise, Aegon ve Rhaenys Targaryen’i öldürmeye yolladı. Zîra, Tywin Lannister bu savaşa geç katılmıştı ve sadakatini kanıtlamalıydı.

Gregor Clegane, Prenses Elia Martell’i ve babasının ölümünden sonra Demir Taht’ın varisi konumuna geçen genç ve Babasının gözünde geleceğin kahramanı konumundaki Aegon’u öldürdü. Genç Aegon’u annesinin önünde duvara fırlatarak,kafasını parçalayarak, öldüren Gregor Clegane,Dorne Prensesi olan Elia Martell’e defalarca tecavüz etti ve onu da öldürdü. Bu sırada Amory Lorch, babasının yatağı altına saklanarak babasından yardım isteyen Prenses Rhaenys’e saldırdı. Rhaegar Targaryen’den sonra, onu güldürmeyi başaran tek insan da ölmüş oldu. Hiç şüphesiz Dorne’lular savaşçı insanlardır. Anne tarafından yarı Dorne’lu olan Küçük Rhaenys ölmeden önce kaçmak için herşeyi yaptı ve onu öldürmek için elli bıçak darbesi anca yeterli oldu. Genç Aegon’un ve onun cesur ablası Rhaenys’in bu haince katli Dorne’da asla unutulmadı çünkü borcunu unutmayan tek hane Lannister’lar ve hatırlayan tek ırk Kuzeyliler değildi.

The Kingslayer

Bu sırada Kral Toprakları’ndaki Jaime Lannister tek kral Muhafızı olarak Aerys’in yanındaydı. Aerys’in El yaptığı Rossart’a söylediği meşhur ‘Kanların ve Küllerin Kralı olsun.’ sözünü duydu. Rossart gittikten hemen Sonra Aerys’in emriyle hareket ederek babasını öldürmeye gönderilen Genç Aslan önce Rossart’ı ardından, Aerys’in emrini yerine götürme potansiyeli olan diğer Ateş Üstadları’nı öldürdü ve ‘madde’ de denilen Çılgınateş’in yakılmasını engelledi. Ardından Taht Odası’na geri dönen Jaime’yi gören Aerys, ona kılıcındaki kanın Tywin’e ait olup olmadığını sordu. Kılıcındaki kanın Aerys’in Kral Eli’ne ait olduğunu söyleyip Aerys’i öldüren Jaime Lannister daha sonraları bir bakıma Şehrin Kurtarıcısı da olsa kralını öldüren ilk Kral Muhafızı olarak Kralkatili olarak bilindi.

300px-jaime_aerys_michael_komarck

Tywin Lannister’dan önce şehre varmayı planlayan Eddard Stark en sonunda şehre ulaştığında Taht Salonu’nda kızıl pelerinli Lannister Aslanları ve Demir Taht’ta Jaime Lannister bulunuyordu. Eddard Stark, Jaime’ye Kralkatili diyen belki de ilk kişidir.

Ejderhakayası: Geyik’ten Kaçan Ejder, Yalvaran Kral, Ejderhakayası Fâtihi

Stannis Baratheon, Fırtına Burnu’nu bir yıl boyunca teslim etmeden savunmuştu. Ancak kuşatma kırıldığında Stannis ödüllendirilmedi.

Kral Toprakları Yağması sırasında katledilen küçük Aegon ve Prenses Rhaenys’in cesetlerini Robert’a Lannister renklerini anımsatan bir pelerinle Robert’a sunan Tywin Lannister yüzünden tartışan iki eski dost’tan Eddard, Robert’a bu yapılanın sadece çocuk katli olduğunu söylemiş ancak Robert ona Benim gördüğüm tek şey Ejderha Yumurtası demiştir. İşte bu olayla aralarında tartışma çıkan ikiliden Eddard, peşinde getirdiği bir orduyla Fırtına Burnu kuşatmasını kırmaya gitti. Önce Rhaegar’ın, ardından Aerys’in ölümüyle kuşatma iyice anlamsızlaşmıştı ancak ne Mace Tyrell kuşatmayı kaldırmış ne de yapıldığı ilk günden bu yana (Sur’dan yaklaşık 20-25 yıl önce yapıldığı tahmin ediliyor.) ne kuşatmayla ne de saldırıyla düşürülmüş bir kale olan Fırtına Burnu’nu teslim eden ilk kişi olmak istemeyen Stannis kaleyi teslim etmemişti. En sonunda Eddard Stark, kuşatmayı kırmaya geldiğinde Mace Tyrell savaşmadan teslim oldu. Stannis ise, derhal Ejderhakayası’na, Deli Kral’ın oğlu, yeğeninin ve ağabeyinin ölümünden sonra tahtın varisi ve hatta babasının ölümünden sonra Kral olan Viserys’i yakalamaya yollandı.

Stannis bir donanma inşa ederek Ejderha Kayası’na doğru açıldı.

Bu sırada Ejderhakayası’nda, Kraliçe Rhaella kızı Daenerys’i dünyaya getirmişti. Daenerys’in doğduğu gün büyük bir fırtına koptuğu için Daenerys’e aynı zamanda Fırtınadadoğan deniliyordu. Aynı fırtına, Targaryen donanmasını batırdığı için kale garnizon hariç savunmasızdı.

Rhaella Targaryen, doğum sırasında öldü ve talihsizliklerle dolu hayatı sona erdi. Tecavüzden doğma kızı doğarken. Aerys, son zamanlarında bir insanı yaktığında coşkuyla karısının yanına gidiyor ve onunla zorla birlikte oluyordu. Bu olay en son gerçekleştiğinde kral ile kraliçenin kapısında olan Jaime Lannister, ertesi gün apar topar Ejderhakayası’na gönderilen kraliçenin nedimelerinden kadının göğüslerinin çiğnendiğini ve her yerinin yara bere içinde olduğunu duymuştu. Kraliçe Ejderhakayası’na vardıktan bir süre sonra ise hamile olduğu duyulmuştu. Şanssız bir hayat yaşadığı herkesçe kabul edilen Rhaella’nın ne yazık ki kızı da talihsiz bir hayat yaşamak zorunda kaldı. Aynısı oğlu için de geçerli oldu. Mekanları Yedi Cehennem’den uzak olsun.

Bununla birlikte şanssız olan tek kişi Rhaella da değildi. Hakkı, Fırtına Burnu ve Fırtına Diyarı Azam Lordluğu olan genç Stannis’e kraliçeyi ve çocuklarını kaçırdığı için çok kızan yeni kral ona Ejderhakayası’nı henüz çocuk yaştaki kardeşi Renly’e ise Fırtına Burnu’nu verdi.

800px-dragonstone

Neşe Kulesi: Hüzün

Fırtına Burnu’ndaki kuşatmayı yaran Eddard Stark, artık savaşı tamamı ile bitirmek için kardeşi ve müstakbel kraliçe Lyanna Stark’ı kurtarmak için esir olduğu ,bazılarına göre konakladığı, Neşe Kulesine 6(Howland Reed,William Dustin, Ethan Glover,Mark Ryswell, Theo Wull,Martyn Cassel) arkadaşı ile beraber gitti.

Neşe Kulesini ise dönemin en iyi savaşçısı ve bu unvanı hemen onun ardından taşıyacak iki kişi duruyordu. Sabah Kılıcı Arthur Dayne, Kral Muhafızları Lord Kumandanı Gerold Hightower, Harrenhall’un Kara Yarasası Oswell Whent.

Savaş, Lyanna Stark’ın çığlıkları altında gerçekleşti. En sonunda Arthur Dayne, Eddard Stark’ı öldürmek üzereyken Arthur Dayne’i sırtından vuran Howland Reed ile Eddard Stark’tan başka kimse savaştan sağ kurtulamadı. Eddard Stark, ölenlere bir mezar yaptırdı. Ardından, Efsanevi kılıç Şafak’ı, Arthur Dayne’in kızkardeşine vermek üzere Yıldızgeçidi’ne giden Eddard Stark, acı haberi Ashara Dayne’e şahsen verdi. Ashara Dayne bu yüzden intihar etti. (Bazılarına göre, Eddard Stark’ın gitmeden önce yaninda götürdüğü bir Kar tanesi yüzünden.)

nese-kulesi-karsilasma

Eddard Stark, Lyanna’nın ölüm haberini Robert’a götürdüğü sırada ikili arasındaki gerginlik bitti. Robert, Cersei Lannister ile evlendi ve Kaya ile müttefiklik kurdu.

Yorumlar