Ana sayfa Diğer Fantazya Mitoloji Romus ve Romulus Anlatısı: Prestij Mitosu ve Kardeş Rekabeti

Romus ve Romulus Anlatısı: Prestij Mitosu ve Kardeş Rekabeti

PAYLAŞ

Romus ve Romulus kardeşleri anlatısını ele almadan önce, bu anlatının geçen yazımızda ele aldığımız Sümer kardeş rekabeti mitinden şöyle bir farkının olduğunu görürüz: Sümer mitosundaki kardeş rekabeti anlatısını ritüel mitosu olarak ele alabiliyorken Roma mitosundaki kardeş rekabeti anlatısını prestij mitosu olarak ele alabiliyoruz. Yani biri mevsimlerin dönüşümünü açıklarken ve ritüellere kaynaklık ederken diğer anlatı ise halk kahramanlarının, kentin kurucularının hikayelerini anlatır.1 Bunun yanı sıra Sümer medeniyetinin aksine Roma medeniyetinde mitoloji ve tarih birbirlerini dışlamazlar; aksine birlikte yer alır, nesilden nesile aktarılan hikayeler/mitoslar(EY)/fabllar(Lat) ile tarihsel bir mitoloji ortaya koyar.2 Geçen yazımızdaki anlatı ile burada bahsedeceğimiz anlatının farkına değindiğimize göre Romus ve Romulus kardeşleri anlatısına geçebiliriz. Bu yazımızda bahsettiğimiz anlatıyı Timothy Peter Wiseman’ın Roma Mitleri metninden faydalanarak ele alacağız.

Alba Krallığının kralı Prokas’ın ölümü ile oğulları Numitor ve Amulius krallığı paylaşmıştır. Paylaşımda kardeşlerden biri saltanatı alırken diğeri de zengin olan hazineyi alır. Böylece kılıç ile sermayenin ayrıldığını görürüz. Fakat bu durum kısa bir süre sonra krize döner ve bunun sonucunda da taht Numitor’dayken Amulius tahta el koyar ve kardeşini öldürtüp kendisini kral ilan eder. Gelecekte yaşayabileceği varis sorununu engellemek için Numitor’un kızını bakireliğe yemin eden Vesta rahibelerinden yapar. Böylece gelecekte Numitor’un soyundan kimse olmayacağı için taht hakkı zarar görmeyecektir.

Numitor’un kızı bakireliğe yeminli Vesta rahibesiyken bir gece tanrı Mars tarafından Romus ve Romulus ikizlerine hamile bırakıldı ve sonrasında da anlatımızın başkahramanlarını doğurdu. Numitor’un hayatta kalan tek soyunun hamile kalıp doğum yaptığını öğrenen kral Amulius, çocukların öldürülmesini emreder. Rahibe zincire vurdurulur. Çocuklar ise Tiber nehrine bırakılacakken nehrin taşmasından ötürü sel suyuna bırakıldılar. Sular çekilince çocuklar bir incir ağacının altında kaldılar.3

Daha sonra bir dişi kurt4 geldi ve çocukları besledi, onlara baktı. Çocukları bir çoban ve eşi(belki de dipnotta bahsettiğimiz “dişi kurt” lakaplı fahişe) büyüttü. Anlatının sonrası ile, olayların nasıl geliştiği ile ilgili birkaç versiyon mevcuttur. Fakat biz burada ortak noktalarına değineceğiz: Romus ve Romulus kendi soyları hakkındaki gerçeği öğrenirler ve sonrasında amcaları Amulius ile mücadelede onu yenip tahtı ondan geri aldılar ve dedelerini tahta oturttular. Hikayeye devam etmeden önce Wiseman’in değindiği bir noktaya göz atmamızda fayda var: Romulus ismi(Roma şehrinin ismi gibi) “güçlü” anlamına gelirken Romus(Remus) ismi “temkinli” anlamına gelir.

Hikayeye devam edersek, tahtı ele geçiren ikiz kardeşler bir gün bulundukları incir ağacının olduğu yere kent kurmaya karar verirler. Fakat kenti iki tepeden(Palatin ve Aventin tepeleri) hangisine kuracaklarında ve ismini Roma mı(Romulus’dan geliyor) yoksa Remora mı(Romus/Remus’tan geliyor) koyacakları konusunda uzlaşmaya varamıyorlar.5 Bu sorunu çözmek için tanrılara danışmaya karar veriyorlar. Bunun sonucunda tanrılar güneş batmadan önce iki tepeden birini seçmek için kuşlar gönderiyor. İlk olarak Romus’un tepesine altı kuş konuyor, sonrasında ise Romulus’un tepesine 12 kuş konuyor. Bundan dolayı anlaşmazlık devam ediyor. Bunun sonucunda Romulus(adı gereği “güçlü” olan, kardeşi gibi “temkinli” “ehemmiyetli” değil) kendisini tek kral ilan ediyor ve Roma şehrini Palatin tepesine kurmaya başlıyor. Sonrası için çeşitli anlatılar mevcut: Birine göre Romulus’un sağ eli Celer(“Hızlı” anlamına gelir) Romus ile tartışırken onu öldürür. Diğer bir anlatıda ise Romus, Romulus ile alay etmek için o sur inşa ederken surun üstünden atlayıp durur. Bunun üzerine Romulus Romus’u öldürür ve suru ondan habersiz, izinsiz geçecek olanlara bir uyarıda bulunmuş olur.

Bahsettiğimiz anlatının haricinde Wiseman bize Romalılar için surun inşası, surun kendisi ve surdan içeriye girmenin bir kutsallığa sahip olduğunu6 ve Roma kentinin koruyucu surları için Romus’un kurban edilmesi gerektiğini belirtir. Çünkü Roma’nın selameti için tanrılara ölüm sunmak gereklidir. Dolayısıyla mitoloji de buna uyarak Romus’u kurban eder.7

1Hooke, Samuel Henry, Ortadoğu Mitolojisi, Çevirmen: Alâeddin Şenel, Ankara: İmge Kitabevi, 2002, sayfa 18

2Wiseman, Timothy Peter, The Myths of Rome, Exeter: University of Exeter Press, 2004, sayfa 11

3a.g.e., sayfa 140

4Dişi kurdu betimlemek için kullanılan “Lupa” kelimesinin Latincedeki karşılığı “Kurt” olmasının yanı sıra aynı zamanda “Fahişe” anlamına da gelmektedir. Mitik anlatımdaki dişi kurdun yanı sıra burada çocukları emzirenin ve onların bakımıyla üstlenen kişinin “dişi kurt” lakaplı bir fahişe olabileceği de karşımıza çıkıyor. Bkz: Wiseman, Timothy Peter, The Myths of Rome, Exeter: University of Exeter Press, 2004, sayfa 140. İkinci kaynak: https://www.etymonline.com/search?q=lupa

5Wiseman, Timothy Peter, The Myths of Rome, Exeter: University of Exeter Press, 2004, sayfa 141

6a.g.e., sayfa 141

7a.g.e., sayfa 142

Yorumlar