Ana sayfa Edebiyat SİDDHARTHA | KİTAP YORUMU

SİDDHARTHA | KİTAP YORUMU

PAYLAŞ

Yazar Adı : Hermann Hesse

Yayın evi : Can Yayınları

Sayfa Sayısı : 148

Basım Tarihi : 1.Basım 2002 / 45. Basım Şubat 2018

Özgün Adı : Siddhartha: Eine indische Dichtung

Yazar Hakkında :

Hermann Hesse ;2 Temmuz 1877, Calw; 9 Ağustos 1962, Montagnola, İsviçre. Almanya’da doğmuş İsviçreli yazar ve ressam.

20. yüzyılın en önemli yazarlarından biridir. İlk şiirini yirmi beş yaşında yazmıştır. 1904’te serbest yazarlığa başlamış olup romanları, öyküleri, denemeleri, şiirleri, politik makaleleri ve kültür alanındaki eleştirel yazılarıyla tüm dünyada 100 milyonu aşkın okura ulaşmıştır. Kendini kanıtlama, kendi olma, yazarın kendini yansıtması, bireyin kendini aşması gibi temaları içeren Bozkırkurdu, Siddharta, Peter Camenzind, Demian, Narziss ve Goldmund, Çarklar Arasında ve Boncuk Oyunu romanları yazarın en tanınan edebi eserleridir.

1946’da Nobel Edebiyat Ödülü olmak üzere 1954’te de bilim ve sanat alanında Pour le Mérite Ödülü’nü almıştır.

Tanıtım Bülteni :

“Genel olarak herkesçe kabullenilmiş Buddha imgesini aşan bir Buddha yaratmak, daha önce eşine rastlanmamış, büyük bir başarıdır. Siddhartha, benim gözümde, Kutsal Kitap’tan kat kat üstün bir ilaçtır…” 20. yüzyılın en büyük romancılarından Henry Miller ‘a bu sözleri söyleten Siddhartha, 1946 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Alman yazar Hermann Hesse’nin baş ­yapıtıdır. I. Dünya Savaşı ‘nı izleyen yıllarda insanları yaşamlarını yeniden kurmaya çağıran, Doğu gizemciliğini yücelten Siddhartha, kuşaklar boyunca neredeyse bir “kutsal kitap” gibi okunmuştur. Siddhartha’da Buddha’nın yaşamının ilk yıllarını şiirsel bir üslupla anlatan Hesse, insanın öz benliğini bularak uygarlığın yerleşik biçimlerinden kurtulmaya çalışmasını işler. “Bu kitapta,” der, “tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerinde ortak olan yanı, tüm ulusal ayrımları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım.”

Kitap Hakkında :

1946 yılında Nobel ödülü almış Hermann Hesse’nin bu kitabı 1922 yılında yayımlanmış ilk kez. Genç Prens’in, her şeyini; prensliğini, malını ve babasını geride bırakıp;anlam arayışı, gerçek bilginin peşinde ilerleyişini ve bu uzun serüvendeki yaşadıklarını anlatıyor; Siddhartha. Siddhartha’nın bu yolculuğunda;fazlasıyla sorgulamaya, düşünmeye ve anlamaya ortak oluyorsunuz; yeri geldiğinde bazı sözleri, cümleleri düşünüyorsunuz kendi içinizde, bu bakımdan çok güzel bir deneyim. ‘Deneyim.’ dedim çünkü bu kitabın bana deneyim kattığını ve bir çok konu hakkında bilgi verdiğini düşünüyorum. Baş karakterimizin tam “yolculuğu bitti.” dediğimizde bambaşka yollar karşına çıktığını, okuyoruz ve buda kitabı soluksuz ve merakla okumamızı sağlıyor.

Kitabın ilerleyişi, konusu, yazarın dili her şeyini çok sevdim ve çok beğenerek okudum. Kitapta beni tatmin etmeyen tek şey,sonuydu. Daha farklı, daha çarpıcı bir şekilde bitmesini beklerken hiç beklemediğim şekilde bitti. Bu konuda beni biraz üzdü. Fakat şununda notunu düşmek istiyorum. Eğer aklınızda okumak varsa; sonu pek tatmin edici değil, diye okumamazlık etmeyin hatta aklınızda okumak yoksa da yinede bir göz atın, alın okuyun hatta.Çünkü ben kitaplarda daha çok çarpıcı bir son seviyorum ve Siddhartha’dan da beklentim bu yöndeydi,beklentimi karşılamayınca bir miktar hayal kırıklığına uğradım, tabi ki bu kitaptan nefret eder derecesinde olmadığım için önerimdir.

Özellikle; Hint kültürüne, felsefesine merakınız varsa kitabı gerçekten çok seveceğinizi düşünüyorum.

Kitaptan Alıntılar :

  • “… Hastaydı dünya çünkü ve yaşama katlanmak zordu…”
  • Bir kimse arıyorsa, gözü aradığı şeyden başkasını görmez, bir türlü bulmasını beceremez, dışarıdan hiçbir şeyi alıp kendi içine aktaramaz, çünkü aklı fikri aradığı şeydedir hep, çünkü bir amacı vardır, çünkü bu amacın büyüsüne kapılmıştır. Aramak, bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiçbir amacı olmamak.
  • Geçmişte olan, gelecekte olan hiçbir şey yoktur; her şey vardır sadece, şu an içinde varlık sahibidir.
  • Yazmak iyidir, ama düşünmek daha iyi; akıllılık iyidir, ama sabretmek daha iyi.
  • …yumuşak sertten güçlüdür, su kayadan güçlü, sevgi zorbalıktan güçlüdür.
  • İnsanların büyük çoğunluğu Kamala, düşen bir yaprak gibidir, kapılıp gider rüzgarın önüne, havada süzülür, dönüp durur, sağa sola yalpalar vurarak iner yere. Pek az kişi de vardır, yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur, hiçbir rüzgar varamaz yanlarına, kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar.
  • “Anlamını çıkarmak istediği bir yazıyı okuyan biri, işaretleri ve harfleri küçümsemez; yanılsama, rastlantı ve değersiz bir kabuk diye bakmayıp okur, inceler ve sever onları, her harf karşısında böyle davranır.”

 

Yorumlar