Ana sayfa Dizi / Film Spider-Man: Homecoming İnceleme

Spider-Man: Homecoming İnceleme

PAYLAŞ

Yönetmenliğini Jon Watts’ın yaptığı Spider-Man: Homecoming hafta itibariyle vizyondaki yerini almış durumda.

Öncelikle her zamanki gibi konusundan eleştirmeye başlayacağım. Konu olarak Marvel’ın ortalama üstü bölümünde kalacak bir yapım olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yenilmezler’den 8 yıl sonra geçen bu yapım için hem Peter’a hem de Marvel dünyasına uygun bir konu seçilmiş.

 

Bildiğiniz üzere Spider-Man çok fazla büyük düşmanla karşı karşıya gelmedi. Yani tabii Yenilmezler ile karşılaştırırsak. Civil War ile birlikte takımda yeni yeni görünmeye başladıktan sonra da birden onların bir parçası olması konuyu haliyle vasatlaştırırdı.

Onun yerine Avengers’ın ardında kalan, insanların onlar hakkındaki farklı görüşleriyle tanıştı. Bu görüşlerden doğan sonuçlar ile uğraşan karakterimize de tek desteği Tony Stark verdi.

Karakterin bir tür kendini kanıtlama sürecine şahitlik ettiğimiz Homecoming filminde bu süreç tam bir Spider-Man ruhu ile karşımızdaydı. Ekranda gördüğümüz Peter ,Marvel’ın şimdiye değin beyazperdede yarattığı kesinlikle en iyi Peter’dı. Çizgi romandaki karakterine fazlasıyla benzeyen bir Spider-Man de konuyu tadından yenmez bir hale getiriyor.

İşte Homecoming’in asıl güzel yönü: Tom Holland!

Evet evet, bu filmin en güzel ayrıntısı kesinlikle sendin Tom. Her ne kadar Marvel Spider-Man’i en iyi şekilde tasarlamış olsa da burada oyuncuya düşen sorumluluk çok daha fazla. Olması gereken yaşı da en iyi yansıtan kişinin Tom Holland olduğunu söyleyeyim.

Bu zamana dek Spider-Man’i hep olgun evrelerde gördük, oysa kendisi daha çocuk yahu. Homecoming bu açıdan büyük bir artı kazanıyor. Aynı zamanda karaktere tam da olması gerektiği gibi hayat veriyor.

Takipçilerin ise Tom Holland’dan yana ümitleri pek yoktu. Şimdiye dek Peter Parker olarak gördüğümüz karakterleri bolca karşılaştırdık ve Tom’un bu yönde pek de başarılı olduğu söylenemezdi. Homecoming’i izledikten sonra fark edeceksinizdir ki asıl Parker, Holland’ın canlandırdığıdır.

Filmde aynı zamanda Tony Stark ve Peter Parker arasındaki ilişki çok iyi yansıtılıyor. Peter’daki ışığı gören Tony onu ne tamamen içlerine katabiliyor ne de kendi başına bırakabiliyor. Hal bu olunca da Peter kendini kanıtlama çabalarına gidiyor. Tony’nin kendisine yeri geldiğinde baba, yeri geldiğinde ağabey tavrı sergilemesi de ayrı güzel.

Filmin başka bir güzel yanı da komedisiydi. “Kostüm abla” gibi Peter’dan beklenen espriler görmek seyircileri oldukça güldürdü. Arkadaş takımından Ned ve MJ’nin de kendilerine has halleri komediyi arttırıyor.

Grafik hususuna değinmem gerektiğine emin bile değilim. Kesinlikle beklenen güzellikte grafiklerdi ve filmi daha da güzelleştirdi.

Müzik olarak filme uygun güzel seçimler ile karşılaştık. Filmi daha güzel hale getiren tercihler olduğunu söyleyebilirim.

Filmin en kötü kısmı ise after credits idi. İlkini demiyorum ha, ilkinde güzel bir sahne görmüş olsak da Kaptan Amerika’nın after crediti bizi “Bu muydu yani?” demeye itiyor. Anlayacağınız filmi izlediğinizde ilk after creditten sonrasına fazla takılmamanızı öneririm. “Sabır.”

Yorumlar