Ana sayfa Middle Earth Filmler Théoden Kral’ın Hayatı Bölüm : 1

Théoden Kral’ın Hayatı Bölüm : 1

PAYLAŞ

Théoden, Ednew , Horsemaster

Irk: İnsan

Doğumu: Üçüncü Çağ 2948

Ölüm: Üçüncü Çağ 15 Mart 3019

Ebeveynleri: Thengel ve Morwen

Eşi: Elfhild

Théoden, babasının üçüncü çağın 2980. yılında ölmesi üzerine Rohan tahtına oturmuştur. Denir ki, tacı devraldığı gün, dağlardaki kötü kalpli yaratıklar silahlarını geride bırakarak birden ortadan yok olmuşlardır.

Théoden kral olunca kardeşi Théodwyn’i – diğer üç kız kardeş arasında kuşkusuz en sevdiğiydi – yanına alarak tahtını Edoras’a kurmuştur. Gençliğinin bir bölümünü Gondor’da geçiren Théoden orada elf kanı taşıyan güzel bir kızla evlenmiştir. Fakat kraliçe, Théodred’i doğururken ölmüştür.

Théoden, hükümdarlığının erken dönemlerinde güçlü, sağlıklı ve çok etkileyici bir kraldı. Çok çabuk ve iyi kararlar verir, halkının olabilecek en iyi şekilde yaşaması için çabalardı. İyi bir biniciydi. Halkının doğasında olan bir özelliği olarak uzun boylu ve mağrur yapılıydı. Oldukça güçlüydü ve Théoden’in hükümdarlığı sırasında kimse birinci kumandan unvanını alamamıştı, Théoden, Rohirrim’e kendisi kumanda ederdi. Böylelikle askerin morali hiç düşmez, zaten korkusuz olan bu halk krallarının da yanlarında olmasıyla daha bir korkusuz ve cesur olurlardı. Kuşkusuz bunun en iyi örneği de Pelennor Çayırları Savaşıdır.

Kılıcının adı Herugrim idi. Denir ki, Théoden bu kılıçla hangi orkun canını almayı arzularsa, o orkun Théoden’in gazabından kurtuluşu olmazdı.

576847_352581258161503_1393555206_n

Yüzük savaşları sırasında Théoden yaklaşık 30 yıldır hükümdardı ve yaşının belirtilerini gösteriyordu. Başdanışmanı ve Saruman’ın ajanı olan Grima Solucandil’in etkisi altında kararlarını veriyordu. Yüzük Savaşları’nın ilk dönemlerinde, hükmünün ellerinin arasından kayıp gitmesine izin vermiş ve Solucandil’in bu dönemde otoritesi oldukça güçlenmiştir. Rohan orduları da Isengard’daki Saruman’ın emrinde bulunan orklarla ve güneylilerle tekrar çatışmaya başlamıştı ve Rohan tahtının varisi Théodred, Saruman’ın orklarıyla yaptığı Isen Sığlıkları Savaşı’nda ölümcül olarak yaralanınca, yeğeni Éomer’i varisi ilan etmiştir. Théoden oğlunun ölümüne çok üzülmüştür ve hepinizin bildiği “Babalar oğullarını gömmemeli.” sözünü söylemiştir. Zira barışta çocuklar babalarını, savaşta ise babalar oğullarını gömer.

Rohan halkı henüz rahat bir nefes alabilmiş değildir. Onları bekleyen ilk büyük savaş olan Battle of Helm’s Deep ( Miğfer Dibi Savaşı ) vardır. Théoden doğru düşündüğü şeyi yapmakta niyetliydi ve Rohan halkını Helm’s Deep’e götürerek oradaki dağlara oydukları mağaralara halkını götürerek onların güvenliğini sağlamak istedi. Yola çıktıklarının ikinci günü gece vakti Isen Geçidindeki çatışmalardan sağ çıkan bir adam onlara yaklaşarak Éomer’i sordu, Isen’de olanları anlattı. Kral bu adamın etrafını çeviren kişilerin arkasında kendisini göstermeden olanları dinledi, adam hiç umut olmadığını ve Edoras’a dönmeleri gerektiğini söyledi ve tekrar Éomer’i sordu ama bu sefer kral gizlendiği yerden çıktı. Adam bir hayli şaşırmıştı, özür dileyerek kılıcını krala sundu ve kral o adama yanında yol alması için at verdirdi. Olanları baştan sona duyan Théoden Kral, derhal adamlarına yardım etmeye gitmesini söyledi fakat Gandalf bunun yanlış bir hareket olacağını bildiğinden “Sür atını Théoden! Helm’s Deep’e sür atını! Isen Geçitlerine gitme ve ovada oyalanma! Bir süre sizden ayrılmam gerekecek. Gölgeyele ve ben çok acil bir işe gidiyoruz.” dedi ve oradan ayrıldı. Amacı Erkenbrand’ı ve onun ordusunu bulmaktı. Théoden ve maiyeti de kaleye doğru yola çıkmıştı. Bu sırada Saruman, aynı zamanda onbin kişilik Uruk-hai ve içlerinde dağ insanlarının da olduğu kocaman bir orduyu Helm’s Deep’e yolladı. Ordu yanında ateş de getiriyordu ve yoldan geçtikleri her çiftlik, ağaç ve köyleri talan edip her şeyi yakıyorlardı. Neyse ki Helm’s Deep’te bin piyade ve bir sürü erzak, hayvan ve hayvan yemi stoklanmıştı.

Sonunda Théoden Kral ve onu takip eden adamlar ( Başta Éomer –  filmde görülenin aksine gerçekte kendisi Théoden’in yanından hiç ayrılmamıştır – , Aragorn, Legolas ve Gimli ) Helm’s Deep’e ulaştı. Helm’s Deep neredeyse zapt edilemez bir kaleydi ve daha önce ele geçirilememişti. Kalenin dip surları yirmi ayak yükseliğindeydi ve o kadar kalındı ki, ancak çok uzun boylu bir adamın üzerinden bakabileceği yükseklikte bir siper ile korunan surların üzerinde, dört adam yan yana yürüyebilirdi. Birçok yerinde içlerinden ok atılabilecek delikler vardı. Bu mazgallı siperlere Boruşehir’in ( Buranın bir diğer adı da Boruşehir’dir, böyle denmesinin nedeni kalede büyük bir boru inşa edilmiştir ve bu boru çalındığında düşman korkudan titrer bütün vadi bu sesle kaplanırdı. ) dış avlularındaki bir kapıya inen bir merdivenle ulaşabiliyordu; gerideki Helm’s Deep’in surlarına da üç kat merdivenle gidilebiliyordu; fakat ön yüzü dümdüzdü ve surlardaki koca taşlar öyle büyük bir hünerle yerleştirilmişti ki, birleşme yerlerinde ayak basacak yer bulunmuyordu; surun en tepesi, denizin oymuş olduğu bir uçurum gibi havada asılı kalıyordu. Gimli, kaleye geldiğinde buraya hayran kalmıştı, Yüzük Savaşları bitince Helm’s Deep’e gelip buranın onarılmasına yardım etmiştir ve Parıldayan Mağaraların Efendisi olmuştur.

10370683_10203287281976934_1487365566_n

Isengard orduları sessizlik içinde karanlıkta ilerliyorlardı, meşaleleri her taraftan görünüyordu. Bu sırada da Batıağıl artçı kuvvetleri boş durmuyor; Uruk-hailere Rohan topraklarında meşale taşımaması gerektiğini öğretiyordu fakat bu belli bir yere kadar devam edecekti. Gece yarısında gökyüzü tamamen kararmıştı ve yağmur yağacağı barizdi. Bulutlar gözleri kör eden bir şimşekle dağlandı. Helm’s Deep’in önünde kimi bodur ve geniş , kimi uzun ve çirkin, uzun miğferli, samur renkli kalkanlı, kara kara şekiller kıpırdaşıyordu. Bu sırada vadide yağmur başladı. Pirinç borular öttü, düşman her yere saldırmaya başladı. Fakat saldırıların en yoğun olduğu yer Helm’s Deep kapısıydı, kapıya giden rampaya en iri Uruk-hailer ve Dunland kırlarının en vahşi adamları saldırıyordu. Kapı çok sıkı korunuyordu, oklar yağmur gibi düşmana yağıyor, düşman saldırıyor oklar üstlerine yağıyor ve dağılıyorlar sonra tekrar toplanıp yine saldırıyorlardı. Her seferinde daha ileriye geliyorlardı ve arkalarında okçu da getiriyorlardı. Bu okçular Rohanlı adamlara zor zamanlar yaşatıyordu. En sonunda kapıya varan düşman, yanlarında getirdikleri kalaslarla kapıya kuvvetle vurmaya başladılar.


samurukhai_by_alexson1-d82k1oq

Sesleri duyan Aragorn ve Éomer kapıya doğru yönelip, kalenin içinde surun batı tarafında, köşedeki küçük yan kapıyı kullanıp dışarıya atladılar. – Filmde Aragorn’un Gimli’yi fırlattığı kapı. Okuduğunuz üzere orada olan Gimli değildir. ) Aragorn ” Dúnedain adına Andúril “, Éomer ise “Yurt adına Guthwine!” naraları atıyordu. – Andúril ve Guthwine ikisinin de kılıçlarının adları – Düşman kapıdan sürülmüştü. Fakat geri geleceklerdi çünkü kapıda büyük tahribat vardı. Buranın düşmesi an meselesiydi. Surda da saldırılar yoğunluğunu devam ettiriyordu. Uruk-hailer yanlarında yüzlerce merdiven de getirmişti ve bunları kullanarak sura tırmanıyorlardı. Bu sırada Uruk-hailer sinsice Helm’s Deep’in tek zayıf noktası olan su birikintisinin çıktığı küçük mazgalı patlatarak surda büyük bir gedik açmıştır. Uruk-hailer bu delikten kara bir dalga gibi Helm’s Deep’e girdiler! Burada oluşturulan savunma kırışmış, adamlar kalenin içine çekilmeye başlamıştı, bazıları da hisara doğru geri çekiliyordu.

Bu sırada Théoden Kral çıkageldi ve Aragorn ile konuştular. Hisarda mahsur kalan adamlar beraber at sürmeye hazırlanıyordu. Şafağın sökmesine az kala büyük bir sesle Uruk-hailer irkilmişti. Korkunç bir biçimde Helm’s Deep’in borusu ötüyordu. Uruk-hailerin çoğu kendilerini yüzüstü yere atıp pençeleriyle suratlarını kapadı. Helm’s Deep’ten üst üste boru sesleri geldi, sanki her bir uçurum ve tepede kudretli bir haberci duruyormuş gibi. Fakat surda savaşmaya devam eden adamlar yukarı bakıp merakla dinlediler; çünkü yankılar bitmek bilmiyordu. Boru sesleri durmadan tepeler arasında dolaşıyordu; artık daha yakından ve daha yüksek olarak birbirlerine cevap veriyorlar, hiddetle ve özgürce bağırıyorlardı. “Miğfer! , Miğfer!” diye bağırıyordu Rohan Süvarileri. “Miğfer uyandı ve savaşmak için geri geliyor. Théoden Kral için Miğfer geliyor!” ve Théoden Kral geldi. Atı kar gibi beyazdı, kalkanı altındandı ve mızrağı uzundu. Bir tarafında Aragorn vardı, Elendil’in varisi; onun arkasında Genç Eorl Hanedanından beyler geliyordu. Gökyüzü aydınlandı, gece uzaklaştı. “İleri Eorloğulları!” (Forth Eorlingas) diyerek büyük bir gürültüyle saldırdılar. Kapılardan coşarak – ve coşturarak  – aktılar, geçidi temizlediler ve Isengard orduları arasından otların arasındaki yel gibi geçip gittiler. Arkalarında Helm’s Deep’ten, mağaralardan çıkan ve düşmanı süren adamların naraları duyuluyordu. Kaya’da bırakılan bütün adamlar akmaya başladı. Ve tepelerde çalınan boru sesleri durmadan yankılandı. Atını sürmeye devam etti  Théoden Kral ve yoldaşları. Önlerindeki komutanlar ve savaşçılar düşüyor ya da kaçıyordu. O gün orada onların karşısında ne bir ork ne de bir insan durabildi.

Theoden_leads_the_attack

 

Böylece çıktı Théoden Kral Helm’s Deep Kapısı’ndan ve yolunu Büyük Hendek’e doğru yararak açtı. Grup orada durdu. Etraflarındaki ışık parlaklaştı. Güneşin mızrak gibi ışıkları doğu tepeleri üzerinde alevlendi ve mızraklarının üzerinde oynaştı. Fakat onlar atlarının üzerinde sessizce oturdular ve Helm’s Deep’e baktılar. Orada aniden tepenin sırtından bir atlı belirdi; beyazlara bürünmüştü doğan güneşle parlıyordu. Daha alçak tepelerde borular çalınıyordu. Onun gerisinde yamaçtan aşağı aceleyle inen bin kadar piyade vardı; kılıçları da ellerindeydi. Tam ortalarında uzun boylu ve güçlü bir adam yürüyordu iri adımlarla. Kalkanı kırmızıydı. Vadinin kenarına gelince büyük siyah bir boruyu dudaklarına götürdü ve gür bir sesle üfledi.

 

 

capture-20140607-141654

 

Süvariler “Erkenbrand! Erkenbrand!” diye bağırdı. “Ak Süvari’ye bakın!” diye bağırdı Aragorn. “Gandalf yine geldi! Mithrandir Mithrandir!” dedi Legolas. Isengard orduları gürledi bir o yana bir bu yana savrulup, korkudan korkuya yönelerek. Yeniden boru çalındı kuleden. Kralın grubu Hendek’teki gedikten saldırdı. Batıağıl’ın efendisi Erkenbrand tepelerden sıçradı. Aşağı sıçradı Gölgeyele, dağlarda kendinden emin adımlarla sıçrayan bir ceylan gibi. Ak Süvari tepelerine indi, onun gelişinin yarattığı dehşet düşmanı çıldırtmıştı. Helm’s Deep Savaşı sona ermiş kesin Rohan mutlak bir zafer kazanmıştı. Fakat Saruman halen Isengard’daydı. Bunu bilen kafile Gandalf’ın önderliğinde derhal Isengard’a yola çıkmıştır.

Fotoğraftaki Erkenbrand'dir.
Fotoğraftaki Erkenbrand’dir.

 

İkinci Bölüm için ; Théoden Kral’ın Hayatı Bölüm : 2

Kaynak :

Yüzüklerin Efendisi : İki Kule
Yüzüklerin Efendisi : Kralın Dönüşü

Bitmemiş Öyküler

Yorumlar