Ana sayfa Middle Earth J.R.R Tolkien Tolkien’in Kurgusunda Ruh ve Beden; Fëa ve Hröa:

Tolkien’in Kurgusunda Ruh ve Beden; Fëa ve Hröa:

PAYLAŞ

Orta-Dünya kurgusal evreni, tüm fantastik evrenler içerisinde, bilhassa Tolkien’in kendi kurguladığı alfabeler, bu da yetmezmiş gibi bu alfabeler için oluşturduğu dillerle belki de en ayrıntılı olandır. Bu kadar detaylı olan bir evrende canlılığın nasıl var olduğunu ve soyut olan ruh kavramı ile somut olan beden kavramı arasındaki ilişkiyi de düşünmüştür Tolkien. Buyrun yazımızda inceleyelim.

Fëa, çoğul haliyle fëar, Quenya’da Ruh; hröa, ya da çoğul haliyle hröar ise Beden anlamına gelir. Bu iki kelimenin Sindarin karşılığı ise “fae” ile “rhaw”dır. Ilúvatar Çocukları, yani insanlar ve elfler, iki kısımdan oluşurlar: Birincisi direkt olarak Ilúvatar’ın kendisinden gelen Gizli Ateş kaynaklı olan ruhtur. İkincisi ise Arda’daki materyallerden imal edilmiş olan bedendir.

Bu iki kısım birbirinden ayrıldığı zaman, ölüm hali oluşur, ki bu durumda Fëa’nın artık evsiz olduğu ya da sürgün edilmiş olduğu söylenir. Elflere göre; fëa, hröa olmadan tamamen kuvvetsizdir. Sahip olduğu irade kuvvetini maddesel aleme geçirecek bir formu yoktur. Aynı bu durum gibi ruhsuz bir beden de haliyle ölmüş olacaktır. Yalnızca bu iki kavram bir arada olduklarında Ilúvatar Çocukları tam bir varlık olabilirler. Bundan dolayı da onlar için “cismanîler” tabiri kullanılır. Buna binaen, sadece cismanîlerin ruhları fëar olarak anılabilir. Ainur gibi özünde bir bedende vuku bulmaları olmayan ruhlara “ëalar” denilmiştir.

Ilúvatar Çocukları’nın fiziksel özellikleri gibi ruhsal özellikleri de birbirinden farklıdır. Bu yüzden de elfler ile insanların ruhlarının akıbeti aynı değildir. Bu iki farklı olaylar silsilesini ayrı başlıklar altında inceleyelim.

ELFLERDE RUH VE BEDEN

Silmarillion Bölüm 1: Ainur'un Müziği

Elflerin ruhları Ilúvatar tarafından, Arda var olduğu sürece varlığını koruyacak bir şekilde tasarlanmıştır. Bu yüzden de elfler için bazı durumların gerçekleşmesi şartıyla reenkarnasyon olayından söz edilebilir. Bu özellikleri de elflerin ruhlarının, bedenleri üzerine olan hakimiyetinin daha kuvvetli olmasını sağlar. Aynı zamanda bedenleri de insanlarınkinden daha güçlüdür. Öyle ki, insan bedeni için ölümcül olan bir yara, elf bedeninde çok daha kolay iyileşebilir.

Her ne kadar ruh, dünya üzerinde yok edilemez bir varlık olsa da, beden savaşlarda yahut başka nedenlerle katledilebilir, yas gibi nedenlerden yaşama isteğini tüketebilir ve bu şekilde bir varlık bedenî çerçevede ölebilir. Beden öldükten sonra ruh Mandos’un salonlarına gider ve burada yargılanır. Beden ise Arda’nın taşına toprağına karışır. Mandos’un salonlarında bir süre bekleyen ruh, daha sonra Mandos’un uygun gördüğü takdirde eski bedenin aynısı olan bir bedende yeniden canlandırılabilir. Bu yüzden elflerin, her ne kadar bizim bildiğimiz tanıma tam olarak uymasa da, reenkarnasyon gibi bir seçeneği vardır. Daha önce de dediğimiz gibi, bu olay yalnızca Mandos’un iradesindedir, elflerin böyle bir şeyi kendi başlarına yapma güçleri yoktur.

Ölümün Bekçisi: Mandos | Fantazya |



Bunun yanında bir ruhun yeniden canlanmayıp salonlarda ebediyen kalmak gibi bir seçeneği vardır. Dünyadaki hayatında kötü işleri ağırlıkta olanlar ise yeniden canlandırılmazlar. Burada da Tolkien kurgusundaki günah-sevap olayının işleyişi görülmektedir. Tolkien’in de dediği gibi, bu yapıtlar Katolik eserlerdir.

Silahla, azapla yahut da kederle; sonra da yersiz yurtsuz ruhlarınız Mandos’a gelecek. Uzun bir müddet kalacaksınız orada ve bedenlerinizin hasretini çekeceksiniz ve katlettiğiniz bütün o canlar sizin adınıza yalvarsalar da pek az merhamet göreceksiniz. Ve dünya büyük bir yüke dönüşerek, Ortadünya’da kalıp Mandos’a dönmeyenleri bezdirecek ve bunlar tükendikçe tükenecekler ve artlarından gelen genç ırkın önünde pişmanlık gölgeleri olacaklar. Valar konuştu.

Katledilmiş olan ruhlar için Mandos’un Salonları’na gitmek bir gereklilik değil, bilakis bir seçimdir. Bir ruh çağrıyı reddedip Orta-Dünya’da dolaşmayı seçebilir ama bu seçimi yapanlar hiçbir zaman Salonlar’a gidemeyeceğinden yeniden canlanamazlar. Çağrının reddedilmesi Valar’ın Yargıcı olan Mandos’tan geldiği ve bizzat onların otoritesini temsil ettiği için ruhun kirlenmiş olduğuna yorulur. Bu reddetme olayı için, Karanlık Lordlar Sauron ve Melkor’un bir çok ruhu Mandos’tan korkuyla kaçırması bir neden olarak gösterilebilir. Bu şekilde çağrıyı reddeden bir çok ruhun Karanlık Lordlar’ın karşı-çağrısına yenik düştükleri ve onların hükümranlığı altına girdikleri bilinmektedir. Zaman ilerledikçe haliyle çağrıyı reddeden ruh sayısı da artmış ve önceki hayatlarında dolaştıkları yerlere gidip oraları ruh halleriyle tekrar mesken tutmuşlardır. Bu ruhların çoğu zaman kötücül niyetleri, başka ruhların bedenlerine girmek gibi, olduğu için yaşayanların ölülerin ruhları ile iletişim kurması yasaklanmıştır. Sauron’un unvanlarından biri olan “Ölüm-büyücüsü” ise onun bu evsiz ruhları iradesi altına alması ve onları kendi amaçları için kullanmasından dolayı verilmiş olabilir.

Orta-Dünya’da yaşayan elfler burada uzun zaman yaşadıkları takdirde bedenleri zayıflar. Bu zayıflama eninde sonunda bedenlerinin ruhları tarafından özümsenmesi ile sonuçlanır ve varlığın tayf formuna geçmesine neden olur. Bu sıkıntıyı yaşamamaları için elflerin Orta-Dünya’yı terk edip Aman’a geri yolculuk etmeleri gerekir. Yüzüklerin Efendisi’nde gördüğümüz ve genel çaptaki elflerin Batı’ya göçünün asıl nedeni budur. Yani kısaca, Orta-Dünya’da uzun süre kalan elflerin bedenleri gitgide zayıflarken, Valinor’da yaşayan elfler için böyle bir durum söz konusu değildir.

İNSANLARDA RUH VE BEDEN

HD wallpaper: arda the silmarillion the hobbit the lord of the ...

İnsanların durumu elflerden çok başkadır. Bir insan ruhu Arda’da yalnızca bir misafirdir ve en nihayetinde kaçınılmaz olarak beden öldüğünde, ruh Arda diyarını tamamen terk eder. Bu nedenden ötürü, insanların elfler gibi Arda’ya bağlı olmadığı ve zamanın ta kendisinden muaf olacakları söylenir. Bu durum elfler tarafından İnsanların Armağanı olarak bilinir ve bu kader yalnızca ama yalnızca onlara özgüdür. Elflerin bu “hediye” görüşünün aksine, insanlar elflerin ölümsüz olup da kendilerinin böyle olmamalarını bir lanet olarak görmüştür. İnsanların bazı hikayelerinde ise kendilerinin de elfler gibi ölümsüz oldukları -ya da en azından ömürlerinin daha uzun olduğu- ama bunun Melkor tarafından yozlaştırılmalarından sonra değiştiğini söyleyen ifadeler geçmektedir.

İnsanların ölümden sonraki akıbetleri Valar’dan birkaç kişi haricinde herkese meçhuldür. Valar içindekilerin bilip bilmediği de kesin değildir. Elflerin söylediğine göre insanlar da öldükten sonra Mandos’a gidermiş ve burada Eru’ya dönerlermiş. Lâkin dediğimiz gibi, bunlar elfler arasında dolaşan hikayelerden ibarettir.

İnsanlardan bazıları Arda’ya bağlanmışlardır. İsildur tarafından lanetlenmiş olan ve Üçüncü Çağ’da tekrar Elessar’ın kontrolüne giren yemin bozanlar da bunlara örnektir.

Yarı elflere ise kendi kaderlerini seçme sansı tanınmaktadır. Bu seçim haliyle ruhu ilgilendiren bir seçimdir. Misal; Lúthien Tinúviel, her ne kadar yarı insan yarı elf olmasa da, Beren için elf hayatından ve ölümsüzlükten vaz geçmiştir. Bu yüzden de ruhu öldüğünde halkının arasında dönmemiştir.

Manwê sonunda Lûthien’e seçenekler sundu. Çabaları ve kederi yüzünden Mandos’tan çıkıp Valimar’a gelecek ve yaşamında tattığı tüm acıları unutarak Valar arasında dünyanın sonuna dek yaşayacaktı.

Her ne kadar insanların Arda’ya bağlı olmadıkları bilinse de Mandos’un elflere, insanların Ainur’un ikinci müziğinde yer alacaklarını söylediği bilinmektedir.

Yorumlar