Ana sayfa Edebiyat Üç Dev Şairin Ortak Dizesi: Tomris Uyar

Üç Dev Şairin Ortak Dizesi: Tomris Uyar

PAYLAŞ

 

Bir yazar, işinin başına otururken, kalemi eline ilk alıyormuş gibi bir acemiliğe kapılmıyorsa neden yazmak istesin? Bir daha hiç yazamacağı korkusunu her keresinde duymuyorsa, yazma coşkusunu hiç tatmamış demektir. Kendi adını basılı görmeyi, yaşadığının kanıtı sayıyordur yalnızca. Bu konuda sorulacak en önemli sorulardan biri şu galiba: ”Bunu yazmam neyi değiştirdi?” Yani okur bunu okuduktan sonra bir kıpırtı duydu mu içinde, bir titreşim, bir serinlik, bir açılım?” İkinci soru da şu: Ya ben şunu yazmadan edebilir miydim? Gerçekten?

 

Tomris Uyar, 15 Mart 1975’de yolun yarısına bir kala, 34. doğum gününde yukarıdaki satırlarla başladı Gündökümü‘ne.   “Eğlenceli bir kadındı. Kadındı! Ne abarttı kadınlığını ne de utandı ondan. Lise birinci sınıftaki oğluma “beni güzel buluyor musun kadın olarak? derken de kadındı; Dokuz Eylül Üniversitesinin kellifelli bir öğretim üyesinin, masanın altından bacağına dokunduğunu fark edip haddini bildirdiğinde de… İçki olsaydı rakı olurdu mesela, ona hiç kuşku yok. Ev olsaydı, sonradan görmelerin kondurdukları sütunlu mütunlu villalardan değil, bütün depremlere dayanacak, iki katlı, küçük, sağlam, taş bir bina olurdu. Çiçek olsaydı, gül, karanfil gibi herkesin bayıldığı bir çiçek değil, ancak çiçek zevki olanların arayıp bulacağı, bulunca da asla vazgeçemeyeceği bir çiçek, incir çiçeği olurdu o. İnsan oldu o. Tomris Uyar oldu. İyi ki oldu.”   demişti Tomris’i anlatırken Feyza Hepçilingirler.

 

 

Hukukçu bir ailenin kızı, politikacı bir dedenin torunudur. İlkokulu Yeni Kolej’de, ortaokulu İngiliz High School’da, liseyi Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde, üniversiteyi İstanbul Üniversitesinde tamamladı. 1962 yılında Varlık’da ilk çevirisini, 1965’de ise Türk Dili’nde ilk öyküsü yayımladı. Daha sonraki yıllarda Dost, Papirüs, Soyut, Gösteri, Yeni Dergi, Argos gibi belli başlı dergilerde çevirilerini, öykülerini ve eleştirilerini yayımlamaya devam etti. 1966’da ismini duyuran Tomris, 1970’de öycülüğün önde gelen isimlerinden biri oldu. İlk öykü kitabı 1971’de yayımlandı.

 

Lise yıllarında tanıdığı gazeteci ve şair Ülkü Tamer’le evlenmiş ancak çocuklarının bu dünyadan göçüp gitmesi üzerine evliliklerini daha fazla devam ettirememişlerdir. Bu güçlü kadının Sanatseverler Derneği’nde tanıdığı Cemal Süreya’ya olan aşkı ise Türk Edebiyatı’na büyük katkıları beraberinde getirmiştir. Küçük Prens’i Tomris ve Cemal’in çevirilerinden okumak ne büyülü bir şey! Cemal Süreya ve Tomris Uyar’ın sonlanan ilişkileri belki de Turgut Uyar’ı aradığı ilhama, kadınına ulaştıracaktır. Yedi yıldır şiir yazmayan bu şair Tomris’in iteklemesiyle tekrar şiirle tanışacak ve mükemmel eserler bırakacaktır. Turgut Uyar’ın ölümü ise tahmin edileceği üzere Tomris’de büyük yaralar açacak ve bir ilişkinin daha sonlanmasına bu sefer zorunlu yollardan sebep olacaktır. Bir de her doğum gününde ona şiirler armağan eden platoniği Edip Cansever vardır ki en güzel mısralarının esin kaynağı yine Tomris Uyar’dır. “Tomris rakıyı çok severdi, bense onu…”

 

 

Tomris, İkinci Yeni’nin en büyük esin kaynağı, üç dev şairin ortak dizesidir. Hiç şiir yazmamış ama en güzel şiirlere esin kaynağı olmuştur. Dilediği gibi yaşamış, sevgiyi, aşkı ve dostluğu iliklerine kadar tatmıştır. 62 yaşında gözlerini hayata yumduğunda yıllar önce yazdığı şu satırlar akla gelecekir:

 

”Bu toplumu haklı çıkarmadan ölmenin bir yolunu bulmalıyım diye düşünüyorum. Akciğer kanserinden ölsem çok sigara içiyordu diyecekler. Sirozdan ölsem çok içki içiyordu diyecekler. Araba çarpsa, herhalde hafif içkiliydi, şoför haklıdır diyecekler. Türkiye’de intihar da edilmez. İlaç ve içki şişelerinin kapakları açılmaz, su gelmeyebilir, havagazı gelmeyebilir, tren vaktinde gelmez, atamazsın kendini altına. ”

 

Tomris öykülerini mizahi ve ironik yollarla, bazen tomplumcu bazen bireysel bir bakış açısıyla umutlu ama eleştirel aktarmıştır. Okura öykünün öğrenilmesi gereken bir olgu olduğunu kanıtlamıştır. Zaten onun için öykü ”dünyayı anlatma ve algılama da görme biçimine en uygun dal” dır. Tomris Uyar, Türk Edebiyatı için büyük bir şanstır. Bu yüzden 76. doğumgününde bile sevgi ve saygıyla anılıyor ve anılmaya devam edecek.

 

 

 

Yorumlar