Ana sayfa Oyunlar Vranlar (The Witcher)

Vranlar (The Witcher)

PAYLAŞ

Vranlar, zamanlarının en üstün medeniyetini yönetmiş, üstün zekalı, vücutları bir kertenkeleyi andıran bir ırktır. Bazı iddialar, onların hem gnomlardan hem de umacılardan (werebbubb) önce dünyada bulunduklarını iddia eder, fakat gnomlara dair yazımda da belirttiğim gibi, dünyada ilk kimin bulunduğu konusu bulanıktır. Sadece keşfedilen en eski izler gnomlara aittir. Detaylı olarak sadece Kuzey Diyarları’nı bildiğimiz için, tüm dünya adına bir çıkarımda bulunamayız.


Dış Görünüşleri, Kişilikleri ve Yetenekleri

Vranlar, oldukça uzun bir boya ve kuyruğa sahip insansı canlılardır. Ortalama uzunlukları tam olarak bilinmese de, en kısa boyluları insanlarla aynı boylardadır. Böyle olanların atlara binmekte zorlanmadığını söylememe de gerek yoktur herhalde.

Pullarla kaplı olan derilerinin renkleri bireyden bireye farklılık gösterebilir. Genellikle görülen renkler sarı, yeşil, gri veya kahverengimsi bir renk olur. Bu renkler hem dişide hem erkekte görüldüğünden, onları dış görünüşlerine göre ayırt edebilmek mümkün değildir. (Burada kastedilen yüz ve vücut yapıları sanırım, kastedilen dış görünüşe genital bölgeler de dahil mi, bilmiyorum.) Yakut gibi kıpkırmızı olan gözleri, karanlıkta başka canlıların vücut ısısını görebilme yetisine sahiptir. Azıdişleri tıpkı bir yılanınki gibi zehirli, pençeleri uzun ve ölümcüldür.

Loc Muinne’in gizli odalarının birinde bulunan bir Vran heykeli.

Vranlar, oldukça zeki olmalarının yanı sıra duygusuz ve ruhsuz canlılardır ve bu yüzden onlarda bir tanrı inancı var olmamıştır. Merhamet ve sempatiden yoksundurlar, buna rağmen insanların şiddete bu kadar meyilli oluşunu anlayamamışlardır. Tabii bu vranların pasifist bir politika sergiledikleri anlamına gelmiyor, mecbur kaldıklarında insanlarla ve elflerle karşı karşıya geldikleri olmuştur ve onlara karşı kullandıkları silahlardan biri de zehirli oklardı.

Üstün bir medeniyete hükmettiklerinden bahsetmiştim. Modern zamandakilerle bile rekabet edebilen su kanalları ve kanalizasyon sistemleri kurmuşlardı (Elfler bunları keşfedenlerin kendileri olduğunu iddia eder bu arada). Vranların kendilerine ait ismini bilmediğimiz karmaşık bir dilleri vardı ama Ortak Dil’i de akıcı bir şekilde konuşabilirlerdi. Son olarak büyülü varlıklara komut verebilmeleri dışında, medeniyetlerine dair daha fazla kayıt yok.

Vranlar büyünün hiçbir türünü kullanamazlar, lâkin büyülü varlıkları kontrol edebilmeyi bir şekilde başarmışlardı. Öyle ki Loc Muinne’deki varlığı kesin olmadığı düşünülen vran hazineleri, Assassins of Kings‘e kadar, bu büyülü varlıklar sayesinde binlerce yıl bir sır olarak kalmıştır. Bir büyücünün/büyülü varlığın gücü akıldan gelir; bu hazineleri binlerce yıl saklamayı başarmış varlıkları kendi iradelerine bağlamayı beceren vran ırkının ne kadar bilge olduğunu artık siz düşünün.

Operatör, açtığı portallarla nereden ve hangi zamandan geldikleri bilinmeyen gargoyllar çağırabilirdi.

Not: 2. oyunda karşımıza çıkan Operatör ile Muhafız‘ın çoğunluk tarafından vran oldukları zannedilir. Bu yanlıştır. Oyunun görev notlarında bu büyücüler, ‘Vranlar tarafından hayata getirilmiş gizemli varlıklar’ olarak tanımlandırılmışlardır.

 


Tarihleri

Antik bir medeniyet olduklarından dolayı, vran tarihi hakkında fazla bir kayıt bulunmamakta. Onlar hakkında bildiğimiz neredeyse her şey teorilerle kısıtlı. Bilinen tek bilgi, anavatanlarının Mavi Dağlar‘ın doğusunda bulunması (bu Loc Muinne’in de doğusu oluyor).

Bu teorilerin bazıları, vran ırkının Kürelerin Birleşimi‘nin bir ürünü olduğunu iddia eder; fakat bu ne kanıtlandı, ne de tersi ispatlandı. Ve ilginç bir şekilde, vranlar dünyada elflerden daha önce bulunmuş olmasına rağmen, elf kayıtlarında onlara dair hiçbir şeye rastlanmaz, ki ben bu kayıtları bilerek yok ettiklerini düşünüyorum, nedenini açıklayacağım.

Loc Muinne’deki vran izlerine değinmeden önce, vranların bir zamanlar insan şehirlerinde de yaşamış olduklarını söylemekte fayda var. 13. yüzyıla gelindiğinde Kreve inananları tarafından soykırılmadan önce, Riverdell’de, Yukarı Sodden’da ve Lyria’daki insan yerleşkelerinde bulundukları doğrudur. Soykırımlardan sonra vranların bir kısmı anavatanlarına kaçmak zorunda kaldı, geride kalanlar da umacı ırkıyla beraber insan olmayanlar için ayrılan yerleşkelerde tutuluyordu ve ayrılmaya kalkışan avlanıyordu. Bu yerleşkelerin 3. oyuna kadar ayakta kalıp kalmadığı bilinmiyor, ama söz konusu Kuzey Krallıkları ise, geçen zaman içinde bu ırkların başına ne geldiğini hepimiz tahmin edebiliriz.

Not: Ayrıca ilk oyunda, Vizima yakınlarındaki bataklıkta vranlara ait bir lahit bulunmaktadır. Vizima da bildiğimiz gibi bir elf şehri. Acaba elfler Vizima’yı yaratma şerefini kendilerine armağan etmiş olabilirler mi?

Şimdi Loc Muinne’in tarihini genel olarak inceleyelim.

Loc Muinne, Mavi Dağlar’ın eteklerindeki bir gölde bulunan, oldukça yaşlı bir şehirdir. Vranlar tarafından kurulmuş, onlar yok olduktan sonra da elfler tarafından yeniden inşa edilmiştir. Geoffrey Monck’un yanında getirdiği insan öğrenciler burada elfler tarafından eğitilmiş, bundan birkaç yıl sonra da Redanyalı Mareşal Milan Rauppenneck tarafından şehir talan edilmiştir. Bu saldırı sonrasında insanlar ve elfler arasındaki ikinci büyük savaş başlamış, dişi elf Aelirenn‘in isyanıyla savaş son bulmuştur. Assassins of Kings’te de kuzeyin büyük krallıkları burada toplanmış, birçok büyük olayı başlatan politik kararlar almışlardır.

Loc Muinne Şehri

Fakat bizi şuan sadece şehrin vranlara ait olan geçmişi ilgilendiriyor. Buranın vranlar tarafından kurulduğunu ve elfler tarafından yeniden inşa edildiğini söyledim. Ayrıca elf kaynaklarında, vranların adının bile geçmediğinden de bahsettim. Ancak elfler, kaynaklarında ‘hiç bahsetmedikleri’ bu ırkın sonunu neyin yol açtığını kesin olarak biliyormuş gibi davranıyorlar.

Elflere sorulduğunda Loc Muinne’deki vranların sonunu insanların getirdiğini söyleyeceklerdir. İnsanlar gemileriyle dünyaya ayak bastıklarında, yanlarında vranların tanımadığı hastalıkları da getirmişlerdi. O zamanlar da Loc Muinne’in kışı hiç alışılmadık kadar soğuk geçmişti. Vranlar yemek kıtlığından ve daha sıcak yerlere yerleşme amacıyla ovalara indiklerinde, yabancı oldukları bu insanlarla ve onların hastalıklarıyla karşılaşırlar ve yok olurlar. Elfler Loc Muinne’e vardıkları zaman da tek karşılaştıkları bir hayalet şehirdir.

Tabii birçok insan bunun daha farklı gerçekleştiğini düşünüyor. Vranların sonunu getiren şeyin hastalık değil, savaş olduğu savunuluyor. Bulunan vran iskeletlerinde, elf silahları tarafından açılan yara izleri bulunduğu iddia ediliyor.

Witcher evreninde her zaman olduğu gibi, doğruluk, iddia edilenlerin ortasında bir yerde bulunuyor ve bu konu da bir istisna değil. Loc Muinne’deki gizemli bulmacaların birinde, Aep Dearhenna adında bir insan büyücünün notlarıyla karşılaşıyoruz (İsminin Elfçe olmasını, elflerin ona taktığı bir lakap gibi düşünebiliriz). Bu notlar, vran ırkını neyin öldürdüğü konusuna ışık tutuyor.


Vranların Felaketi

Büyücü Dearhenna, vranların felaketini getiren şeyin bir bakteri olduğunu doğrular, ancak bu bakteri insanların taşıdığı hastalıklardan en ufak bir iz bulundurmamaktadır. Bu bakteriler, çiçek hastalığı kadar çabuk yayılmıştır fakat saldırdığı yer eşeylik organıydı. Vranları öldüren şey çiçek hastalığı veya veba değil, kısırlık olmuştur. Lâkin büyücü, bakterinin doğal yollarla bu hâle gelemeyeceğinden kesinlikle emindi; bakteriyi birilerinin mutasyona soktuğunu düşünüyordu.

Notlarının devamını bir büyüyle mühürlemiş olan büyücü, araştırmasında daha karanlık şeyler keşfeder. Dearhenna, şehrin tarihinin yazılı olduğu metinlerde, şehirle ilgili birçok önemli olayın kayıp olduğunu ve vranlara dair hiçbir bilgi bulunmadığını belirtir. Araştırması en sonunda şifreli bir dille yazılan bir dökümanla umut bulur. Goeveth adında biri tarafından yazılan bu dökümanın içeriğinde ‘sürüngen’ lafı geçmekteydi ve bir yer tarifi verilmişti.

Goeveth’in bahsettiği yere gidince, karşılaştığı tablo ile büyücünün en büyük korkuları gerçek olur; Dearhenna, kertenkele adamlara ait iskeletlerle dolu kafesler bulur. Kafeslerle birlikte karşılaştığı yeni belgelerde de, bakterinin nasıl mutasyon geçirdiği açıklanmıştır. Aep Dearhenna bu olayı kendi gözleriyle kayıt altına alabilmek için, bakterinin mutasyon prosedürünü tekrardan canlandırmıştır, tabii bakterinin yayılmaması için öncesinde büyülü bir bariyer yaratmıştır.

Araştırmalarının sonucunda büyücü, bakterinin hem vranlara, hem de aşılı olmayan Aen Seidhe elflerine bulaştığını öğrenir. Bakterinin vücuda bulaşması halinde etkisi çabucak kendisini gösteriyor, kişinin üreme dokularını çürütüyordu.

Ama büyücü, bu keşiflerinin elfler tarafından farkedildiğinden endişelenmeye başlar. Canını kurtarmak için Serikenya‘ya kaçmadan önce, labaratuvarındaki sırlarını koruması için görevlendirdiği, ikinci oyunda karşılaştığımız ‘Konuşan Golem’i yaratır. Bu olayların ardından hiçbir yerde büyücünün bahsi geçmez.

Görünen o ki, elfler vranları asıl öldüren şeyin ne olduğunun kimse tarafından keşfedilmesini istemiyordu. Bu yüzden kertenkele adamlara dair her şeyi ortadan kaldırmış, onlardan miras kalan bazı şeyleri kendi eserleri ilan etmişlerdi. Loc Muinne’de vranlara dair karşılaştığımız bilgiler de bilindiği üzere büyülü güçlere sahip nöbetçiler tarafından korunmakta. Elflerin bu bilgileri ortadan kaldıramamasının sebebi, en başta onlara ulaşamamış olmaları olabilir.

İşin kötü tarafı, bu elflerden sonra gelmiş jenerasyonlar da vranların ‘insanların taşıdığı hastalıklardan dolayı’ öldüklerine inanıyor (bk. Iorveth), bu yalana ya kendileri de inanmış, ya da daha beteri, onlar da bu yalanı sürdürüyor.

Anlaşılacağı üzere, soykırımları gerçekleştirenler sadece insanlar değildir. Elfler bir zamanlar vranlara yaptıkları şeyleri, insanlar onlara yapınca şikayetlenen bir halktır ve yaptıkları ironinin farkında bile değillerdir. Tabii burada insanların yaptıklarını haklı bulduğum anlaşılmasın, ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; elfler ne ektiyse onu biçmiştir ve bu döngü birisi ‘dur’ demeden tekrarlanmaya devam edecektir.

Yorumlar