PAYLAŞ
Not: “IC”, İmparatorluk Takvimi anlamına gelmektedir, yazımdaki olayların tarihlerini İmparatorluk takvimine göre belirttim.
Cüce Bilgin Gialar Kunst, Yeşilderililer hakkında diyor ki;
“En derin ve karanlık tünellerden geldik, vurduk, kırdık, tüneller kazdık,bağırdık ve parçaladık! Görüşmeyi denemedik! Baltalar ve toplarla çarpıştık, Binlerce, binlerce yıldır onlarla savaştık ve biliyoruz, inanıyoruz yakında düşecekler… Yine de planlarımız var, bir gün eski evimizi geri alacağız, ya da hem bu evleri hem de onları kirleten kötü Orkları yok edeceğiz..!”
Yeşilderililer, Warhammer Dünyası’nın doğu kısmının büyük bir bölümünde hüküm süren oldukça ilkel, savaşçı ve barbar bir millettir. “Yeşilderililer” terimi, bu milletin çok uluslu olması sebebiyle; Orklar, Goblinler ve diğer biyolojik olarak benzer ırkların birleşik bir toplum hâlinde yaşaması üzerine söylenmiştir. Yeşilderili topluluğunun çok büyük bir bölümünü güçlü ve vahşi Orklar ile daha küçük ancak zeki ve kurnaz olan Goblinler oluşturmaktadır.
Cinsiyet kavramı yoktur, Yeşilderililer sporla ürerler, Orkların düşünce kabiliyeti yoktur, ölümüne ve korkusuzca harb ederler. Yeşilderililer, birçok uygarlık tarafından felaket olarak görülür, bu kabile savaşçıları, şiddetle ve korkusuzca durmaksızın savaşırlar, bilinen dünyanın her köşesine savaş ve barbarlığı taşırlar. Aslında, Yeşilderililerin tek güdüsü şiddettir, giderek artan bir savaş kitlesine sahiptirler.
Bununla birlikte, Yeşilderililer’in savaş isteğinin fazla olması, kendi içlerinde iç savaşlar doğurur ve bu yüzden bazen tüm güçleriyle diğer milletler üzerine saldıramaz, çok daha fazla genişleyemezler. Bu anlaşmazlıklar, onlara her ne kadar azap getirse de, Yeşilderililerin en zorlu ortamlarda bile hayatta kalma ve gelişme becerisine sahip olması, bu dünya üzerinde yok olmalarını engeller.
Çift Tanrılı İnançları vardır, Tanrılarının adları Gork ve Mork’tur. Gork, Vurma, kırma, dökme gibi şiddetli şeylerin tanrısıdır, Orklar tarafından çok sevilir. Mork ise kurnazlık, sinsilik tanrısıdır, saldırmak için düşmanın sırtını dönmesini beklemenin uygun olduğunu savunur, Goblinler ve Gece Goblinleri arasında oldukça sevilir.

Tarihçe

Yeşilderililer, tarihin belli olmayan bir zamanında dünyaya geldiler, en muhtemel açıklamalar, Yeşilderili sporlarının uzay yoluyla dünyaya geldiği ve çoğaldığı yönündedir. O zamandan beri Yeşilderililer, diğer ırklara karşı sürekli savaşan potansiyel bir düşman hâline geldiler. Varlıklarının ilk kayıtları, diğer ırklar tarafından Keder Zamanı olarak bilinen ancak Yeşilderililer için Altın Çağ olan zamanda, Cüceler tarafından belgeler hâlinde yazılmıştır.

Büyük Göç: Keder Zamanı’nın Felaketi:

Belli bir zamanda, Yeşilderililer oldukça büyümüş, Dünya’nın Doğu Yarımküresinde büyük bir alana yayılmışlardır. -1500 IC yılında ise, Dünya’yı sarsan bir Yeşilderili tufanı vardır. Doğu’da büyük volkanlar patlamış, büyük sarsıntılar olmuştur ve bu da Yeşilderilileri Batı’ya göç etmek zorunda bırakmıştır, ardından Yeşilderili kabileleri hızla Batı’ya göç etmiş ve Batı’daki ırklar üzerinde dehşet yaratmışlardır.

Bununla birlikte, İnsanların bronz kılıçları, Orkların demir baltalarına karşı yetersiz kalmış, bu nedenle Orklar tarafından yenilgiye uğratılmışlardır. Bundan sonra yenilmiş, kırılmış insan toplulukları Dünyanın Kıyısı Dağları olarak bilinen sıradağların batısına göç ederek orada kurtuluş ve hayatta kalma yolu aramışlardır.

Yeşil bir gelgit gibi, Yeşilderili orduları, nihayet Dünyanın Kıyısı Dağları’nın eteklerine kadar yayıldılar. Bu uzak tepelerde Yeşilderililer, Cüceler’in kadim ve güçlü uygarlığı ile karşılaştılar. Yer üstünde ve yer altında harb ettiler, Yeşilderililer, Cüceleri de yendiler. Ardından İnsanlar ve Cüceler, Yeşilderililer’e savaş ilan ettiler, böylece “Goblin Savaşları” olarak bilinen savaş başladı.

Goblin Savaşları (-1449 ile -250 IC arası): 

Yeşilderililer hızla Cüce topraklarına saldırıya geçti, yer altından ve birçok tünelden Cüce karakollarına sızdılar ve Cüceleri dağıtmaya başladılar, ardından Cüce kalelerine saldırıya geçtiler ve ilk düşen Cüce Kalesi Karak Ungor oldu.

Gece Goblinleri, hile ve kurnazlıkları ile Cücelerin arasında bir kaos yarattılar ve Cüceleri katletmeye başladılar, ardından Cüceler tünel yollarıyla kaçmaya başladılar ancak Karak Ungor Kralı Kargsson, yanına bir Cüce birliği alarak hızla tünellere gelen Yeşilderililer’e karşı tüneli savunmaya çalıştı ve kaybetti.

Bir sonraki saldırı Karak Varn Şehri’ne oldu, Yeşilderililer burada da hızlı ve sert bir hücuma geçtiler, bu sırada Cüce ordusuna da Skavenblight Şehri’nden gelen Skaven orduları ani bir saldırıya geçti, Yeşilderililer’in de saldırması ile iki ateş arasında kalan Cüce orduları büyük bir yenilgi aldı ve Karak Varn da Yeşilderililer’in eline geçti, yalnızca bir avuç Cüce şehirden kaçmayı başardı.

Karak Varn Zaferi’nden sonra Dünyanın Kıyısı Dağları’nda Cüceler üzerine birkaç sefer daha düzenlendi ve hepsi zafer ile sonuçlandı. Duman sütunları tepelerin üzerine yükseldi. Saldırılardan kurtulan mülteci Cüceler, dağların öbür tarafına kaçmaya çalıştılar. Bu sırada yer altı tünelleri üzerinde Gece Goblinleri ve Skaven birlikleri arasında bir hakimiyet mücadelesi ortaya çıktı.

Ekrund madenleri de Orklar tarafından fethedildi ve Cüceler, Dragonback Dağları olarak bilinen zengin kaynaklı bölgeden çıktı. Gunbad’ın Altın ve Kükürt madenleri de Kırmızı Göz Kabilesi’nden, Gece Goblinleri tarafından alındı. Birkaç yıl kuşatıldıktan sonra Gümüşmızrak Dağı da Yeşilderililer’in eline geçti, bir zaman sonra Dünyanın Kıyısı Dağları’nın Doğu tarafının büyük bölümü Yeşilderililer’in eline geçecekti. Cüceler kısa bir süre içinde önemli kalelerinin birkaçını daha kaybedecekti.

Cüceler’in ikinci bir güçlü dağ bölgesi olan Karak Sekiz Mızrak da -513 IC’de Yeşilderililer’in eline geçti. Karak Azgal -493 IC’de bir Ork ordusu tarafından altüst edilerek yağmalandı. Karak Drazh, aynı yıl içinde Orklar tarafından fethedildi ve adı “Siyah Kayalık” hâlini alarak Orkların yeni üssü haline geldi. Yaklaşık bin yıl geçtikten sonra Goblin Savaşları nihayet sona eriyordu, Cüceler artık Yeşilderilileri durdurması gerektiğini düşünüyorlardı.

İnsanlığa Karşı Savaş (-250 ile -1 IC arası): 

Dünyanın Kıyısı Dağları’nın doğusunu Yeşilderililer’in işgal etmesi ve Cüceler’in yenilgi üzerine yenilgi alması üzerine, Cüceler ile İnsanlar arasında bir ittifak gerçekleşti, Cüceler, demir silahları işlemenin sırlarını İnsanlara öğrettiler, ve iki millet sağlam bir dostluk kurdu.

İnsanlar için tüm umutlar tükenmiş gibi gözükürken Unberogen Kabilesi’nin yeni Lideri olan güçlü bir prens ortaya çıktı ve Yeşilderililer’i Eski Dünya denilen bu bölgeden atmak için çalışmaya koyuldu. İlk işi İnsan kabileleri ve toplulukları arasında birliği sağlamaktı, bu birlikçi kişi, güçlü ve cesur bir savaşçı olan Sigmar Kahramançekiç’ti. Bununla birlikte İnsanlar ve Cüceler arasında sağlam bir ittifak başladı.

İçinde Cüceler’in Yüce Kralı Kurgan Demirsakal’ın da bulunduğu, Cüceler’in başkenti Karaz-a-Karak’tan, Gri Dağlar’a giden bir Cüce konvoyu pusuya düşürüldü. Ork ordusu çok büyüktü ve harb çok kanlı oldu, ardından Cüce konvoyu yenildi ve Yüksek Kral, Yeşilderililer’in eline esir düştü. Ancak Cüceler burada şanslıydı, çünkü bu çarpışma bir İnsan kabilesi olan Unberogen Kabile’sinin toprakları üzerinde gerçekleşmişti, ardından Sigmar Kahramançekiç önderliğinde bir insan ordusu, Ork ordusunun üzerine hücuma geçti.

Bu çarpışma İnsanlar’ın tarihinde bir dönüm noktası olacaktı, Orkların başında Vagraz Kafaezen vardı. Ardından Sigmar saldırıya geçti, Sigmar ile Vagraz arasında sert bir dövüş başladı, Sigmar elindeki bronz kılıcı ile hamleler yaptı ancak Vagraz’ın demir baltası üstünlük sağlıyordu. Bu sırada Cüceler’in Yüce Kralı Kurgan Demirsakal, kendisi esir tutan bağlardan kurtuldu ve Ghal-Maraz isimli büyük çekici Sigmar’a fırlattı, ardından Sigmar bu çekici yakalayıp Vagraz’ı öldürdü, liderleri ölünce Orklar dağılmaya başladı ve savaşı İnsanlar kazandı, Kurgan esaretten kurtulmuş oldu ve kadim bir cüce çekici olan Ghal-Maraz’ı Sigmar’a hediye etti.

Yaklaşık on yıl sonra, Sigmar tüm İnsan kabilelerini Yeşilderililer’e karşı birlik olmaları hususunda ikna etti ve tüm kabileleri birleştirdi. Bir süre sonra, büyük bir Yeşilderili ordusunun, İnsan ve Cüceler’i yok etmek üzere Kara Ateş Geçidi’ne girdiği haberi geldi, ardından Sigmar, tüm kardeş krallarını, Kral Siggurd’un altın salonlarına çağırdı, tarihe geçen büyük bir toplantı yaptı ve Onbirler Konseyi kuruldu. Burada, Yeşilderili tehdidine karşı tüm İnsan ordularının Sigmar’ın emrine verilmesinde karar kılındı.

Yeşilderililer Kara Ateş Geçidi’ni geçerken, Sigmar önderliğinde İnsanlar ve Cüceler’den ani bir saldırı aldı, ardından Yeşilderililer geri çekilmeye başladı. Bu sırada Yeşilderili ordusunun lideri Urgluk Kanlıdiş, Yeşilderili ordusunu tekrar topladı ve yeniden saldırıya geçti, ardından Urgluk ve Sigmar savaşın ortasında karşı karşıya geldiler, Sigmar, Urgluk’u elindeki kadim çekici ile öldürdü ve liderleri ölünce Yeşilderili ordusu dağılmaya başladı, ardından İnsanlar ve Cüceler, Yeşilderililer’e katliam yaparak Kara Ateş Geçidi’nde kocaman bir Yeşilderili ordusunu yoketmiş oldular.

Savaşı İnsanlar ve Cüceler’in kazanması üzerine Oniki Kabile’nin topraklarının güvenliğini sağlamış oldular, ardından Cüceler’in lideri Kurgan Demirsakal oniki bıçak yaptırdı ve İnsan lordlarına hediye etti, bu bıçaklar günümüze kadar aktarılan Ründişi olarak bilinen bıçaklardır. Savaştan sonra Sigmar’ın şöhreti arttı ve yayıldı, bu İnsan zaferinden sonra İnsan kralları ve kabileleri Sigmar önünde diz çöküp onu mutlak kralları ilan ettiler.

Bundan sonra, İmparatorluğun başkenti Reikdorf’ta, Ar-Urlic isimli rahip, Sigmar’ın başına altın ve fildişinden bir taç yerleştirerek onu İnsanların İmparatoru ilan etti. Yeşilderili akınları durdurulmuş oldu.

Kötü Şöhretli Savaş Şefleri: Yeşilderililer’in Haaarb!’ı:

Kara Ateş Geçidi Savaşı’nı kaybettikten sonra Yeşilderililer biraz geri çekildi ve İnsanlar ile Cüceler topraklarının bir kısmını geri aldı, Yeşilderililer, Dünyanın Kıyısı Dağları’nın bir kısmından da geri çekildi ancak Karak Ungor, Karak Varn, Karak Sekiz Tepe, Siyah Kayalık ve daha birçoğu yüzyıllar boyunca Yeşilderililer’in elinde kalmaya devam etti.

Bundan sonra da İnsan ve Cüce topraklarına Yeşilderililer’in küçük akınları devam edecektir, ancak birkaç büyük Haaarb! daha olacaktır ve bundan sonraki Yeşilderili tarihi bu ana Haaarb!’lara bölünerek incelenecektir.

BİYOLOJİLERİ:

Yeşilderililer, büyük çoğunlukla Orklar, Goblinler ve Toparlaklardan oluşur, Yeşilderililer diğer ırklardan farklıdır. Teoriye göre Yeşilderililer hem hayvan hem de bitki özelliklerini bir arada barındırır ve bu da onlara birçok konuda avantaj sağlar. İmparatorluk bilim adamları, Yeşilderililer’in yeşil ten renginin, yosun ve mantarlardan geldiğini iddia etmektedir. Ayrıca vücutlarında yaralanan bölgeleri hızlı ve dayanıklı metabolizmaları sayesinde iyileşebilmektedir, bu da Yeşilderililer’i daha güçlü kılar.

Orklar ve Goblinler her ne kadar benzese de iki ırkın da farklılıkları vardır. Orklar, uzun kollar, kısa bacaklar, güçlü kaslara sahiptirler, ayrıca bıldırcın kırmızısı gözleri vardır, doğal olarak keldirler, genelde altı fit uzunluğundadırlar ancak yedi fit uzunluğuna kadar da büyüyebilirler.

Karşılaştırıldığında Goblinler, Orklara göre daha küçük ve zayıf kalır ancak bu açıklarını kurnazlık ve zekaları ile kapatırlar. Doğal olarak korkaktırlar ancak neredeyse her ortama son derece uyumludurlar. Köle veya istemsiz görevli olarak sıklıkla kullanılan Goblinler, yine de Yeşilderili toplumunda önemli rol oynamaktadırlar. Silah üretebilecek, yiyecek bulabilecek ve evler kurup genişletebilecek kadar zekidirler. Orklar dövüşmek dışındaki işlere hantal ve tembel kalırlar, bu yüzden Orklar ile Goblinler arasında ilişki olması zorunludur. Bu eşleşme, Orklar’ın istikrarlı ve güvenilir bir iş gücüne sahip olmasını sağlarken, Goblinler’in de dış güçlere karşı korunmasını sağlar.

Toparlaklar ise, Yeşilderili toplumunun benzersiz bir şekilde ayrı fakat biyolojik olarak benzer bireyleridirler. Toparlaklar, ışıksız ortamları daha çok beğenirler, genellikle büyüdükleri ortama uyarlanmış gibi görünürler, sıçrayarak hareket ederler, muhtemelen karanlıkta yaşadıkları için görüş alanları kısadır, hareketleri belirgin bir düzende değildir, yiyecek bulabilmek amacıyla rastgele yönlere sıçrayabilirler.

Yeşilderililer’in fizyolojisi de ilgi çekicidir, ne kadar çok harb ederlerse vücutları o kadar adrenalin hormonu üretir ve böylece hızla güçlenip büyürler.

ÜREME SİSTEMLERİ:

Yeşilderililer yarı bitki yarı hayvan üreme sistemine sahiptirler, üreyecekleri zaman vücutlarından sporlar çıkar ve hızla etrafa dağılır. Bu sporlar köklendiğinde, yeşil bebekleri de oluşur, daha sonra büyümeye başlarlar ve mantar şapkalarından çıkarak doğarlar.

Yeşilderili ekosisteminin temelinde ise; İlk olarak Toparlaklar vardır, daha sonra Yeşilderili yerleşim yerlerini kuran Goblinler ve son olarak Orklar oluşmuştur. Yeşilderililer, nereye giderse gitsin, Haaarb! ilan edildiği zaman hızla ürerler, böylece köle, yiyecek ve diğer kaynaklara da bolca sahip olurlar.

Ork Türleri

  • Temel Ork: Bu tür, Orklar arasında en yaygın olanıdır, geniş ve kaslı vücutları vardır, kemikleri ve vücutları son derece sağlamdır, temel benliklerinin ötesinde neredeyse tamamen akılsızdırlar. Savaş Şeflerine itaat eden bu Orklar, Goblin kardeşlerini çelimsiz olarak görür ve küçümserler. Genellikle basit bir yakın dövüş silahı ve adi bir zırh ile silahlanırlar.
  • Vahşi Ork: Bu Orklar, ilkel kabilelerde yaşayan en vahşi Orklardır, bu ilkel kabileler de Kırgıbayır’ın güney taraflarında yaşarlar. Vahşi Orklar, uzun süre aşırı sıcaklığa maruz kalarak oluşurlar, böylece zaten küçücük olan Ork beyinleri, daha da ilkel bir hâl alır.
  • Kara Ork: Kara Orklar, köle olarak kullanılmak üzere başlangıçta Kaos Cüceleri tarafından yaratılan Orkların daha güçlü bir cinsidir, ancak daha sonra isyan ederek esaretten kurtulmuş ve normal Yeşilderili toplumunda yerlerini almışlardır. Normal Orklardan daha iri ve daha güçlüdürler. Adları, derilerinin siyah ve yeşilin karşımı bir renk olmasından gelir. Bu adın verilmesinin başka bir nedeni de, siyah renkli zırhları ve kötü kokuları olabilir. Ayrıca diğer Orklara göre daha zekidirler.

Goblin Türleri

  • Temel Goblin: Bu tür, Goblinler arasında en yaygın olanıdır. Oldukça küçüktürler. Orklara göre daha zekidirler. Genelde işçi ve inşaatçı olarak çalıştırılırlar.
  • Orman Goblini: Eski Dünya bölgesinin ormanlık alanlarında yaşarlar, Vahşi Orklar gibi ilkeldirler ve savaş boyaları sürüp tüyler giyerler.
  • Gece Goblini: Bu tür, Dünyanın Kıyısı Dağları’nın birçok tünel ve mağarasında yaşayan bir Goblin türüdür. Gece Goblinleri, diğer Goblinlerin aksine ışıktan nefret ederler. Genelde ciltlerini ışıktan koruyabilmek için koyu ve siyah giysiler giyerler.
  • Gnoblar: Gnoblarlar, ufak boylu ancak oldukça acımasızdırlar. Onları diğer Goblinlerden ayıran en belirgin fark, geniş ve yağlı burunları ile mavi-yeşil arası ten renkleridir.
  • Sümüklü: Sümüklüler, Goblinler arasında en ufak olanlarıdır, her Yeşilderili toplumunda bulunabilirler, genellikle taşıma gibi basit işlerde kullanılırlar.
  • Av Goblini: Av Goblinleri, Warhammer Dünyası’ndaki en kötü ırklar arasındadır, diğer Goblinler’den daha uzun ve daha incedirler. Bazıları tam yetişmiş bir Ork’un boyuna ulaşabilir, ayrıca son derece kurnaz, kötü ve bazen hainlik içindedirler. Hain olarak bilindikleri için hiçbir Yeşilderili topluluğunda artık Av Goblinleri bulunmaz. Bunlar yalnızca, Kaos Cüceleri ile beraber veya Doğu Stepleri’nin Av Goblini Hanlığı’nda yaşarlar.

Toparlak Türleri

  • Mağara Toparlağı: Toparlak türleri arasında en yaygın olanıdır.
  • Büyük Mağara Toparlağı: Mağara Toparlakları’nın daha büyük bir versiyonudur.
  • Devasa Toparlak: Toparlak türleri arasında en büyük olanlarıdır.
  • Toparlak Gobba: Düşmanlarını zehirli bir sıvı ile vuran, tuhaf bir Toparlak türüdür.

TANINMIŞ BAZI YEŞİLDERİLİ LİDERLER:

  • Gorbad Demirpençe: Gorbad, tüm Ork Savaş Şefleri arasında en şöhretli olanıdır. Zamanında, İmparatorluk’u neredeyse ezip devasa bir istila başlatmıştır. Orduları ile İmparator Sigismund’u öldürmüş ve İmparatorluk’un Solland bölgesini haritadan silmeyi başarmıştır. Gorbad, Demirpençe kabilesinin lideri olarak ünlenen bir Ork’tur ve ayrıca, büyük bir Ork yerleşkesi olan Demir Kaya’yı inşa eden kişidir.

  • Azhag Katliamustası: Azhag, yakın tarihin en meşhur Ork Savaş Şeflerinden biridir. Eski Dünya bölgesinin kuzey topraklarında büyük bir yıkım yapmıştır. Kafasının üstünde, tarihe karışıp giden, onun taktik ve dövüş tecrübesine layık bir demir taç bulunmaktadır. Bu taç, Azhag’a bir Haaarb! ordusu komuta etme yeteneği ve daha birçok yetkiler vermektedir.

  • Grimgor Demirpost: Şimdiye kadar en şiddetli Ork Savaş Şeflerinden biridir. Ordularını, tüm Eski Dünya bölgesini almak üzere yönetmiştir.

  • Göbek Grom: Grom, şimdiye kadar gelmiş en büyük ve güçlü Goblin değildir ancak en büyük Yeşilderili Savaş Şefleri arasındadır. Ulthuan gibi uzak ülkelere bile Yeşilderililer’in şiddet ve yıkımını götürmüştür. Grom’un ihtişamlı hikayeleri her Goblin kampında dikkat çeker ve en büyük Goblin bile ona son derece saygı duyar.

  • Skarsnik: Çarpık Ay Kabilesi’nin lideridir ve Dünyanın Kıyısı Dağları’ndaki en güçlü Gece Goblini Savaş Şefidir. Skarsnik, Yeşilderililer arasında, kurnazlığı, strateji zekası ve hırsızlığı ile ünlüdür.

Okuduğunuz için teşekkürler, sonraki yazılarda görüşmek üzere…

Yorumlar