Ana sayfa Game Of Thrones Dizi Westeros’taki Haneler Arası Çekişmeler

Westeros’taki Haneler Arası Çekişmeler

PAYLAŞ

Stark ve Arryn Haneleri:

Günümüz olaylarına baktığımızda iki hane arasında 20 yıl öncesine göre ciddi bir dostluk olmasa da bundan bin yıl öncesinde iki hanenin birbirine karşı girdiği onca savaş göz önünde bulundurulunca araları iyi diyebiliriz.
Oldukça klasik bir savaş ile başladı iki hanenin rekabeti. İkisinin arasında kalan bir bölgenin kimin olacağına karar vermek.
Kızkardeşler olarak bilinen, iki bölgenin arasındaki üç adanın bağımsız olduğu dönemlerde çıkan savaşta, Stark’lar adayı başarıyla ele geçiriyor; ancak bu sırada adanın Sunderland’leri Vadi’nin Arryn’lerine bağlılık bildiriyor ve savaş çıkıyor. Vadi’nin Şahin Kralları ve Kuzey’in Kış Kralları arasındaki savaş bin yıl sürüyor deniliyor. Savaş en nihayetinde, Stark’ların adalara olan ilgilerini kaybetmesiyle son buluyor. Tabi, başka şeyler de olabilir. Mesela Gemici Brandon’ın oğlu Yangın Brandon’ın Stark donanmasını yoketmesiyle Starklar’ın savaştan geri kaldığını düşünmüştüm hep.
Savaş’ın asıl bittiği dönem ise – savaşın demeyelim de, gerginliğin- Fetih dönemidir. Kraliçe Rhaenyra’nın diyardaki düşman haneler arasında evlilik yaparak diyara barış getirme amacıyla yaptığı evliliklerden birisi genç Vadi Lordu Ronnel Arryn ile Kuzey Lordu Torhen Stark’ın kızlarından birisini evlendirmekti. Bu dönemden sonra hanelerin birbirine karşı savaşa girdiği bir olay yok. Robert’ın İsyanı itibariyle ise, Jon Arryn ve Eddard Stark arasında bir çeşit abi-kardeş ilişkisi oluşuyor.

Robert'ın İsyanı
ŞANLI İSYANCILAAR!

Son zamanlarda, Robert Arryn’in Vadi’nin başına geçmesi ve savaş vakti Robb Stark’ı desteklememesi üzerine bu ittifak bir süreliğine askıya alındı diyebiliriz.

Durrandon,Martell ve Gardener Haneleri:

Durrandon ve Martell.Bu iki haneler arasındaki rekabet de bir öncekine biraz biraz benziyor aslında. İki hanenin kaderi bu iki haneyi sınır komşusu yapıyor. Ancak hanelerin arasındaki ciddi sorun biraz bu komşuluktan kaynaklanıyor.
İki bölgenin ortasında kalan Dorne Hudutları adlı bölge için yapılan savaşlar sonucunda iki hanenin birbirine olan nefreti azalmadan büyüdü. Bu iki hane arasındaki nefretin nedeni aynı zamanda Gardener hanesi ile aralarını da açan neden de oldu ve üçlü arasında savaşlar oldu. Bu savaşlar genellikle üç tarafın tek seferde birbirine girdiği savaşlardan çok iki tanesinin ayrı ayrı giriştiği savaşlar oldu. Menzil Kralları’nın Fırtına Toprakları’nın içine kadar girdiği savaşlar da var. Bununla birlikte, Batı Kralları’nın bir çok kez bu savaşlarda Menzil ile müttefik olarak Fırtına Toprakları aleyhinde savaşa girdiğini hatırlatmakta fayda var. Martell açısından baktığımızda ise, yine küçümsenmeyecek hamleler görüyoruz. Marteller’in Highgarden’a kadar girip; Gardener’ların efsanevi kralı Garth Gardener ‘Yeşilel Garth’ın büyüyle yükselttiği tahtı ‘Oakenseat’i yaktığını ve Oldtown’ın içine kadar girip şehri yağmaladığı gözümüzden kaçmıyor. Durrandon’lardan hudutları onlarca kez almışlardır. Ancak dediğimiz gibi, hudutlar bölgesi üç hane arasında sürekli gidip gelmiştir. Hudutlar için yapılan savaşlardan en önemlilerinden birisi ise ‘Genç Durran’ ve ‘Kasap Çocuk’ lakaplarıyla anılan Kral Durran Durrandon’un Slayne nehri üzerinde Dorne’lulara yaptığı vahşi katliamdır.
Martell-Durrandon ilişkileri, Durrandon hanesi tarih sahnesinden silinene kadar düzelmedi. İlerleyen dönemde ise Martell-Baratheon ilişkileri normal olarak ilerledi. Robert’ın İsyanı sırasında Dorne’lu Elia’nın ve evlatlarının katlinden sonra Martell-Baratheon ilişkileri tekrar bozuldu ve Martell’ler ile Lannister’lar arasında da husumet başladı.
Martell-Tyrell ilişkileri ise hiç değişmedi. Dorne’un Westeros’a katılmadığı dönemlerde Targaryen hanesi’nin sancağı altında Dorne’a saldırılar düzenleyen yeni Tyrell Hanesi, ‘Genç Ejderha’ Daeron I döneminde, Kraliyet Ordusu’yla beraber Dorne’u ele geçirdi ve bu dönemde Dorne Lordluğu yaptı. Lord Tyrell’in katli iki hane arasındaki ilişkileri düzeltmedi.

Daeron I Targaryen ya da kendi deyimiyle 'Genç Ejderha'
Daeron I Targaryen ya da kendi deyimiyle ‘Genç Ejderha’

Stark ve Lannister Haneleri:

İki hane arasındaki ciddi nefret Lord Eddard Stark’ın Kuzey Lordluğuna geçmesiyle başlasa da, hanelerin Ejderhaların Dansı’nda zıt taraflarda olduğunu biliyoruz. Cregan Stark’ın, Visenya Targaryen’in ‘Ejderhalarla bile alamayız.’ Dediği Casterly Kayası’nı veya daha önce hiç düşmemiş olan Fırtına Burnu kalesinden en az birisini ‘yıkmayı’ istediğini de belirtelim, ama Lord Eddard’ın nefretinin bundan kaynaklanmadığını da hatırlatalım istiyoruz.
İki hane arasında, günümüz olayları itibariyle iki hanenin kavgalı olmasına neden olan ilk sürtüşme Robert’ın İsyanı’nın sonunda yaşandı. Eddard Stark’ın, Taht Odası’na atı üzerinde gelip Demir Taht’ta, korumaya yemin ettiği kralın kanının bulaştığı kılıcı tutan Jaime Lannister’ı bulması ve ona ‘Kralkatili’ demesi ile başlayan onurlu-onursuz muhabbetinden bahsetmek gerekirse kısaca kendisi bir Onur timsali olan Eddard Stark’ın, yarım milyon insanın hayatını kurtarmak adına kendisini ömrü boyunca lanetleyecek olan bir kararı alabilen Jaime ‘Kralkatili’ Lannister’dan hoşlanmayışı ve devamında bütün bir Lannister Hanedanı’nı onursuzlar ordusu ilan etmesi olarak açıklayabiliriz. Aynı şekilde Catelyn Tully-Stark’ta da benzer bir düşünce görülür.

Kral Robb Stark ve 'Kralkatili' Jaime Lannister
Kral Robb Stark ve ‘Kralkatili’ Jaime Lannister

Haneler arası savaş ise Beş Kral’ın Savaşı sırasında patlak verdi. Birbirlerine zıt taraflarda savaşa katılan Lannister ve Stark hanedanlıkları her ne kadar savaşta 3 taraf daha da olsa; ilk başlarda, birbirlerine en ciddi zararı veren taraflar olarak diğerlerinden bir süre ayrıldılar. Robb Stark’ın başarılı Fısıltılı Orman ve Oxcross’u; Lannister’ların Goldentooth ve Riverrun Savaşları ile birbirlerini katletmeye başlamaları rekabeti arttırdı. Robb Stark’ın Kızıl Düğün’de katledilmesi, iki hane arasındaki çekişmeyi Kan Davası haline getirdi. Sansa Stark’ın da Mor Düğün’de, haberi olmadan Joffrey Baratheon-Lannister’ı zehirlemesi bunu kanıtlar niteliktedir. Her ne kadar Sansa olaydan habersiz de olsa, eğer ona sorulsaydı muhtemelen kabul ederdi.

Targaryen ve Blackfyre Haneleri:

Targaryen ve Blackfyre Haneleri arasındaki husumet de şimdiye kadar yazdığımız kan davalarından –Lannister,Stark hariç- yapılan bir gruplandırmada bitmiş,yokolmuş husumetlere girebilir. Çünkü, Dokuzkuruşluk Krallar’ın Savaşı sırasında gerçekleşen Basamaktaşı Muharebesi sırasında Maelys Blackfyre’ın katledilmesiyle Blackfyre hanedanlığının soyu, resmi kaynaklarda kurudu. Tabii teorilerimiz hala bize ait.
Haneler arasındaki husumet, ilk Blackfyre olan Daemon Blackfyre’ın ilk Blackfyre İsyanı’nı çıkartmasına kadar gidiyor.
Bir sürü piç evladı olmasıyla bir çeşit ün kazanmış bir kral olan IV. Aegon, ya da diğer adıyla ‘Değersiz’ Aegon’un en sevdiği evladı Daemon Waters adındaki evladıydı-hiç değilse piçleri arasında-Kuzeni ‘Cürretkar’ Daena’dan, yani kendisinden önceki krallardan yine kuzeni olan ‘Kutsanmış Baelor’un kraliçesi olmasına rağmen Baelor’un din üzerinden verdiği kararlardan bir tanesinin sonucu olarak hala bakire olan Daena’dan doğan Daemon’un babası uzun bir süre bilinmedi. Daena da oğlunu bu şartlarda büyüttü.
Kılıç kullanmaya karşı özel bir ilgisi ve yeteneği olan Daemon, Quentyn Ball tarafından bizzat eğitildi ve henüz 12 yaşındayken bir turnuvada diğer yaverlere karşı gösterdiği üstün başarı sayesinde Kral Aegon IV Targaryen tarafından şövalye ilan edildi ve Targaryen Kralları’nın kılıcı olan Valyria Çeliği’nden yapılma Blackfyre isimli kılıçla ödüllendirildi.

Aegon ve Daemon
Aegon ve Daemon

Ne olduysa bundan sonra oldu. Daemon’un, Aegon tarafından ‘kralların kılıcı’ ile ödüllendirilmesi bir takım dedikodulara yol açtı. Kraliçe Naerys Targaryen’in, eşi olan Aegon’a oranla çok daha samimi olduğu kardeşi Aemon ‘Ejderhaşövalyesi’ Targaryen’in gizli aşkı olduğu söylentisi müthiş bir hızla yayıldı. Hatta, hüzünlü ve kırılgan bir yapıya sahip olan Naerys’in sadece Aemon ve oğlu Daeron’la beraberken güldüğü de Daeron Targaryen’in aslında Aemon’un oğlu olduğuna dair bir kanıt olarak lanse edildi.
Bu durumda tahtta hakkı olmayan Daeron’un yerine kral olması gereken kişi Aegon IV’ün ölmeden önce yaptığı son iş olarak meşrulaştırdığı piçlerinden Demir Taht’a en uygunu olan Daemon’du.
Her şeye rağmen, biraz derine inilince Daemon’un aslında Demir Taht için değil de bazılarının gözünde daha kutsal bazılarının gözünde daha aptalca bir nedenden, aşkından, savaştığına dair kanıt olarak gösterilebilecek şeyler bulabiliriz. Baktığımızda Daemon’un, Daeron’un tahta çıkışından bir süre sonra isyanı başlattığını görüyoruz. Eğer gerçekten amacı taht olsaydı, doğrudan Daeron tahta çıkmadan isyanı başlatırdı. Ki bu daha iyi olurdu, zira ilerleyen dönemde Daeron’un yönettiği kimseler tarafından çok sevildiğini ve ‘iyi Daeron’ lakabını kazandığını görüyoruz. Eğer Daemon, Daeron’a tahta çıktığı gün isyan etseydi bir çok lord ikisi arasında kalacak ve rahmetli kralın Daemon’a verdiği kılıçta bir mesaj bıraktığını düşüneceklerdi.
Daemon, bu savaşta hiçbir Azam Lordu tarafından desteklenmedi, arkasında büyük bir hanenin desteği olmadı. Kızılçimen’de ölümünün ardından dağılan veya davasını desteklemek üzere uygun zamanı beklemek adına Essos’a kaçan ordusunu ‘minor’ hanelerden ve sancağını kaldırdığında onu izleyen binlerce askerden oluşturmuştu.
Kızılçimen’de ciddi bir üstünlük yakalamasına rağmen, kendinden kaynaklanan bir hata yüzünden savaşın duraksaması ve bu sırada Brynden Rivers ve emrindeki 300 okçusunun stratejik bir tepeyi ele geçirmesi ile Daemon Blackfyre ve yaverliğini Aemon&Aegon ikizler, yani oğulları Brynden Rivers tarafından oklanarak katledildi. Savaşın çıkışına neden olan –bir açıdan- Aegor Rivers ise ölen üvey kardeşi Daemon Blackfyre’ın düşmüş kılıcı Blackfyre’ı alıp Brynden Rivers’a karşı kontraya geçti. Çıkan küçük çatışmada Aegor, Brynden’ın gözünü çıkartmış olsa bile bir çoğunun gözünde bir şekilde ‘tanrı’ derecesinde sevilen Daemon Blackfyre’ın ordusu kralsız kalmanın etkisiyle dağıldı. Daemon’un, bir düşmanına merhameti; önemli komutanlarından Quentyn Ball’un savaş öncesindeki katli gibi olaylar Kızılçimen Muharebesi’nin kaderini değiştirdi.

Daemon'un Ölümü
Daemon’un Ölümü

Blackfyre İsyanı hakkında daha çok bilgi için TIKLA.

Lannister ve Reyne Haneleri:

İki hane arasındaki rekabetin nedeni zengin Batı Toprakları. Batı Toprakları’nı binlerce yıldır yöneten Lannister hanedanlığı, ve Lannister’ların tacını kaybetmesiyle zayıflamasını fırsat bilip Blackfyre İsyanı gibi ciddi isyanlarda zıttını destekleyen Reyne hanedanlığına karşı.
Öncelikle, Reyne Hanesi’nin Batı Krallığı’na katılmasına bakalım. Görüyoruz ki, Kral Loreon I, bir Reyne kızıyla evlenerek Castamere’i krallığına katıyor. Muhtemelen, daha önceki dönemlerde atalarının savaşla yapamadığını evlilikle yaptı. Yani Reyne Hanesi ile Lannister Hanesi arasındaki rekabetin ilk filizleri Kahramanlar Çağı’nda atılmış olabilir. Tabi bu sadece bir teori. Belki de Loreon I, Castamere’in efendileriyle herhangi bir siyasi ilişkileri yokken bir anda kızla evlenerek Castamere’i krallığına dahil etmiştir, bunun hakkında pek bir bilgimiz yok. Ancak dediğim gibi, muhtemelen Loreon I, atalarının çelik kılıçlarla yapamadığını yumuşak kılıçlarla yapmaya karar verdi.
Blackfyre İsyanları’nda Blackfyre’ları hiçbir ‘major’ hane desteklemedi demiştik. Evet. Lannister’lar, söz konusu savaşlarda Kraliyet destekçisi oldu. Ancak diyarın en zengin hanelerinden olan Reyne’ler isyancılarla taraf oldular. Hatta dönemin en iyi şövalyelerinden birisi olan Robb Reyne, Blackfyre ordusunun önemli savaşçılarından birisiydi.
İsyan çıktığında, Blackfyre’larla bir olan Reyne’lerin; Daemon’un davasını destekleme nedeninin Daemon’a olan inançları olduğunu pek düşünmüyorum açıkçası. Şahsi görüşüm, Reyne’lerin Blackfyre’ları destekleme nedeni Batı Toprakları idi. Eğer, Daemon Blackfyre başa geçerse isyankar olan Lannister Hanesi’ni cezalandıracaktı ve böyle bir durumda boşa çıkacak olan Batı Toprakları’nı en sadık hizmetkarlarından olan Reyne’lerden başka kime verecekti?
Reyne’ler ile Lannister’lara arasındaki husumet, Lord Tywin Lannister’ın ilk büyük zaferi olarak ‘Dişsiz Aslan Dönemi’ sırasında iyice huysuzlaşıp küstahlaşan Reyne’leri ve müttefikleri Tarbeck’leri kaleleriyle beraber yok etmesiyle son buldu. Reyne’lerin yokoluşunun şerefine yazılmış olan ‘Rains of Castamere’ şarkısının Lannister’ların imzası gibi düşünülmesi yanlış olmaz. Zaten baktığımızda Walder Frey’in Kızıl Düğün sırasında, sözleri söylenmeden bu şarkıyı çaldırdığını görüyoruz. Bunu anlamayanlar için, Tywin Lannister’ın Reyne ve Tarbeck İsyanlarını bastırdıktan sonra, huzursuzluk çıkaran Lord Farman’a bir elçi değil de bir şarkıcı yollayıp Castamere Yağmurları şarkısını çaldırdığını ve şarkı sonucunda Lord Farman’ın af dilediğini belirtelim.

Tytos Lannister ve Tywin Lannister
Tytos Lannister ve Tywin Lannister

Stark ve Bolton Haneleri:

Stark ve Bolton Haneleri arasındaki rekabet de Kahramanlar Çağı’na ve belki de çok daha öncesine kadar uzayan bir rekabet.
Bildiğimiz en uzak geçmişten, ‘Uzun Gece’den başlayalım. Uzun Gece sırasında Kuzey’den gelip bütün Diyar’a musallat olan Akgezenler’in Bolton’ların işi olduğuna, ve hatta Bolton’ların büyücü olduğuna dair teoriler var. Kısa bir süre sonra buraya da çeviririz hatta o teorileri.
Daha günümüze yaklaşırsak, ‘Gece Kralı’na geliriz. Gece Kralı’nın kim olduğu büyük bir merak konusu. Bu adam kim? Hangi haneden? Gerçekten de aşkı için mi bir ölüyle evlenmiş? Amacı ne? Onu akgezenlerle müttefik olmaya iten şey ne?
Teoriler,teoriler.. Seri içerisindeki karakterlere göre baktığımızda bile en olası iki seçeneğe göre Gece Kralı’nın Stark ya da Bolton Haneleri’nden birisine mensup olduğunu anlarız. Stark olması bence olasıdır. İntikam için yanıp tutuşan bir erkek kardeş olabilir. Eğer Robb ölmeseydi, Jon vs. Robb tarzında bir şey görebilirdik biraz önce dediğim doğruysa; bir nedenden dolayı dışlanmışlıktan bıkan veya Kuzey Tahtı’nın kendine ait olduğunu düşünen Jon kendisini Gece Kralı ilan eder ve Robb’la savaşır.
Tabi, Robb öldü. Ve kimse Jon’dan böyle bir şey beklemiyor.

Sonsuza dek genç kalacak.

Bir Bolton olabilir mi? Evet, evet. Bir Bolton olabilir. Hatta bir Bolton olmalı bu Gece Kralı. Kuzey için yapılan bir isyanda daha başarısız olup Sur’a gönderilen bir Bolton Lordu, umutsuzlukla ve intikam arzusuyla Akgezenler’le anlaşma yapar ve diyara musallat olur. Neden olmasın?
Tabi ben burada, Bolton’ları müthiş kötü kalpli yaratıklar gibi göstersem de gerçekten önemli,gerçekten mantıklı nedenlerle bir Bolton Lordu’nun Gece Kralı olduğu gerçeği güzel olabilirdi(bir nebze).
Bana sorarsanız, bu biraz kötü olurdu ama mantıksız olmazdı. Kötü olurdu diye düşünmemin nedeni ise Roose’un, Robb Stark’a ihanet etmesinin nedeni sadece Kan Davası olacaktı ki bu benim gözümde Roose’un prestijini düşürürdü. Aynı zamanda GRRM’in gözümdeki prestiji de düşerdi, çünkü Roose Bolton sadece isyan etmek için isyan etmiş olurdu; bu da GRRM’in karakterine 5 kitaptır kazandırdığı, ‘hatalı davranışları durdurmak adına isyan etmiş olan Roose Bolton’ karakterini de yokederdi.

Peake ve Manderly Haneleri:

Bu haneler arasındaki düşmanlık, Gardener’ların Menzil’in efendisi olduğu, 7 Krallık dönemi’ne dayanıyor.
Olayı basitçe özetlemek gerekirse, Menzil Kralı olan Kral Garth Gardener X, yani Grisakal Garth’ın hiç oğlu yoktu. Kızlarından birisini Lord Peake’ye diğerini Lord Manderly’e veren Garth’ın, damatları arasında tahta kimin oturacağı kavgası çıktı. Lord Peake kendi karısını, Lord Manderly de kendi karısını Menzil Tahtı için istiyordu. İki hane arasındaki, ihanetler ve suikastlerden sonra savaş çıktı. Menzil’deki Kaos Ortamı Sör Osmund Tyrell, Menzil Lordlarıyla anlaşıp iki haneyi de yenene kadar sürdü. Grisakal’dan sonra da tahta onun uzaktan kuzeni olan Mern VI Gardener geçti.
Perceon III Gardener’ın döneminde, gittikçe yükselen Manderly kuvveti; Kral Perceon’u endişelendirmiş bunun üzerine Perceon, Peake Hanesi’ni Manderly’leri yok etmek üzere görevlendirmişti. Yapılan savaşlarda başarılı olan Peake Hanesi; Manderly Hanesi’ni sürdü ve Manderly Hanesi’nin Dunstonburry adlı yerleşkesini aldı. Sürgün durumuna düşen Manderly Hanesi ise Menzil’den Kuzey’e kadar gitti. Kuzey Kralları onlara, bir zamanlar akrabaları Greystark’ların da olan bölgeyi verdi ve Manderly’ler burada bir şehir yükseltti! Gün itibariyle, Manderly’ler Kuzey’in muhtemelen en zengin hanesi ve en güçlü ikinci hanesi. Aynı zamanda Diyar’daki 5 şehirden birisinin yöneticisi konumundalar. Peake hanesi ise Diyar’dan sürüldü. Son gülen iyi güler.

Tyrell ve Florent Haneleri:

İki hane arasındaki rekabet, Fetih Savaşı’yla başladı. Aegon Targaryen; Ateş Tarlası Meydan Muharebesi’nde Gardener Hanedanlığı’nı tamamen yok edince Menzil Lordları’nın diz çöktüğünden emin olmak üzere Highgarden’a gitti. Kahya konumundaki Harlen Tyrell, kaleyi savaşmadan Aegon’a teslim edince; muhtemelen bölge lordlarını pek tanımayan Aegon, fazla uğraşmamak adına; aynı zamanda eski Krallarla evlilik ile bağlantısı da olan alçak gönüllü bu şövalyeye Menzil Toprakları’nı ve Yüksekbahçe’yi verdi. Bu sırada, Tyrel’ler ile benzer bir iddiaya sahip olan ancak daha soylu olan ve soyları doğrudan Gardener Kralları’na bağlanan Florent Hanesi karara itiraz etti ancak Aegon umursamadı.
Daha iyi bir hak iddiaları olduğunu söyleyen Florent’ler 5 Kral’ın Savaşı’na kadar homurdanmaktan başka bir şey yapamadı. 5 Kral’ın Savaşı’nda Azam Lordu Mace Tyrell’in zıttı bir tercih yapan Florent’ler, Stannis’le beraber sürgün edildi ve kaleleri Mace Tyrell’in oğlu Garlan Tyrell’e verildi.

Forrester ve Whitehill Haneleri:

İki hane de kitapta fazla bahsedilmeyen haneler arasında olunca haklarında fazla bilgi sahibi olmak zor oluyor. Ancak Game of Thrones Telltale oyununa göre, Glover’ların Sancağı olan Forrester’lar ve Bolton Sancağı olan Whitehill’ler arasında Ironwood için asırlardır süren bir mücadele var.

Greyjoy ve Mallister Haneleri:

Seagard adlı kaleleri bile Greyjoy başta olmak üzere Demir Adalar Lordları’nın sinirine giden Mallister Hanesi sadece Greyjoy’ların değil bütün Demir Adalar’ın nefret ettiği bir hane. Basitçe anlatmak gerekirse, Greyjoy’ların ‘Günbatımı Denizi Hakimiyeti’ ve Mallister’ların da onlara karşı çıkmak için en iyi konumda olması nedeniyle mücadelede olan iki hane arasında çok ciddi çatışmalar olmuştur.

Iron_Islands
Greyjoy’lardan önce Hoare döneminde Seagard’ın civarında gizlice karaya çıkan Qhored Hoare ve askerleri oradan Nehir Toprakları’nın içine girip Nehir Toprakları’nı ele geçirince Mallister’lara karşı ciddi bir güven sorunu oluşmuştur diye düşünüyorum.
Greyjoy Ayaklanması sırasında, Seagard’a saldıran Rodrik Greyjoy, surlar önünde Lord Jason Mallister’ın ellerinde katledilince gerilim arttı.
Euron Greyjoy’un Diyar için kıyamet senaryosu denilebilecek Ele geçirme planı dahilinde aralarında zaten ciddi bir fark olan Greyjoy ve Mallister haneleri artık aralarında devasa bir uçurum olan iki hane olacak ve muhtemelen bir süre sonra Mallister’lar, Greyjoy’lara sıradan bir hane olarak görüneceği için mücadele bitecektir.

Martell ve Yronwood Haneleri:

Klasik bir Azam-Avam mücadelesi daha. Azam hanesi’nin koltuğu, güç olarak ona en yakın olan hane tarafından sallanmakta.
Her ne kadar aksi bir şeyi iddia etmek istesem de, Martell ve Yronwood hanesi arasındaki ilişki tıpkı diğer Azam-Avam ilişkileri gibi, Avam’ın ; Azam’ın tersi haneyi desteklemesi kadar basit.
Rhoynar’ın Westeros’a gelişinden önce, kendi içinde belli bir birlik ortamı göstermeyen Dorne, Özellike savaşçı Prenses Nymeria döneminde; Bütün Dorne’u tek bir kişiye bağlama politikası kapsamında Yronwood’larla ciddi savaşlara girişti.
Bundan daha sonraki dönemde, Martell Hanesi ile Yronwood Hanesi arasındaki güç farkı gittikçe arttı, özellikle Martell Hanesi’nin, Targaryen Hanesi’yle yaptığı evlilik anlaşmaları ile artık Kraliyet Hanesi olmaya başlamış Martell Hanesi, Daeron II ve Aerys II dönemlerinde; ciddi bir askeri gücü olmamasına rağmen Westeros’taki hatrı sayılır haneler arasına girdi. Robert’ın İsyanı’nda ise Martell’lerin tekrar ikinci plana atılmasıyla birlikte, haneler arası rekabet arttı. Doran Martell, kardeşi Oberyn; Lord Yronwood’u zehirleyince, Yronwood’lar isyan etmesin diye oğlu Quentyn’i Yronwood’a; vasilik yapmaya yolladı.

Blackwood ve Bracken Haneleri:

Blackwood’lar ile Bracken’lar arasındaki sorunlar muhtemelen Blackwood’ların Kuzey Kralları tarafından Kuzey’den sürülmesiyle iki hanesinin komşu olmasıyla başladı. İki hane de o dönemde kraldı. Blackwood’lara göre bu kavga kronolojik olarak Andal İstilası’ndan 500 yıl önce başlamıştır, ama ‘Gerçek Tarih’ kitabına göre 1000 yıl öncesidir. Kitaba göre Andal İstilası 4000 veya 2000 yıl önce gerçekleştiğine göre haneler arası rekabet maximum 5.000 veya minimum 2.500 yıl öncesine dayanır.
İki hane savaştıkları kadar sevişmiştir de. İki hane üyelerinin damarında da diğer hanenin kanı akar. Aynı zamanda, iki hanenin üyeleri arasındaki yasak ilişkilerden doğan bir sürü çocuk da mevcut. Bunlardan hiç şüphesiz en bilineni Benedict Rivers’dır. Daha sonraları Benedict Justman olarak, anne ve babasının hanesinin desteğini alarak başladığı serüvenin sonunda bütün Nehir Toprakları’nı nesillerce yönetecek olan Justman Hanesi’nin kurucusudur kendisi. Benedict gibi ikisini bir araya toplayan evlatlar olduğu gibi, iki haneyi birbirine düşüren piçler de var.
Blackwood ve Bracken rekabetini seride de çok net gördük. İlk başta Robb Stark etrafında birleşen haneler, aynı tarafta oldukları Beş Kral’ın Savaş’ında bile sürekli çekişmiş, birbiriyle çelişen savaş taktikleri vermişlerdir. Robb Stark’ın Kızıl Düğün’de katledilişinin ardından, Bracken’lar taraf değiştirmiştir. Blackwood’lar ise, değiştirmemiştir. Birçokları, Blackwood’ların; Robb Stark’a çok sadık olduklarını ya da Blackwood’ların kanında kuzeyli kanı olması nedeniyle ‘onurlu’ olduğunu, bu yüzden sadık kaldıklarını söylese de bence bu sadece saçmalıktır. Eğer Bracken’ler taraf değiştirmekte, biraz tereddüt etse Blackwood’lar hemen taraf değiştirirdi diye düşünüyorum. Yani gerçekten gururlarına yediremedikleri bir şey vardı ama bu taraf değiştirmek değil, Bracken’larla bu kadar uzun süre beraber savaşmaktı.
Hanelerin son 100 yıllık geçmişlerine bakıldığında ise önümüze çok önemli iki isim çıkar: Aegor ‘Acıçelik’ Rivers, Daemon Blackfyre’ın ordularının Generali, Onun Kral Eli ve Damadı; ve Brynden ‘Kankuzgunu’ Rivers, Daeron Targaryen’in ve ‘Diyar’ın Kral Eli, Zamanında Muhbir Başı,Sur’un Lord Kumandanı ve 5 kez Akrabakatili.
Brynden, Blackfyre İsyanı olarak da bilinen I. Blackfyre İsyanı sırasında 3, III. Blackfyre İsyanı sırasında 1, Büyük Konsey 233’de de 1 Blackfyre’ı öldürmüştür. Daemon’u ve evlatlarının 3’ünü savaş meydanında öldüren,oklayan Brynden; Daemon’un evlatlarından Aenys’i ise, can güvenliği sözü verip Büyük Konsey 233’e çağırmasına rağmen, idam etmiştir. Aegor’un hayatı ise, Daemon ve evlatları için savaşmakla tükenmiştir. İlk Blackfyre İsyanı sırasında, kardeşinin intikamını almak için, Okçu ve askerlerine karşı yürüttüğü saldırıda Brynden’ın gözünü çıkartmıştır ancak Okçu ve Adamları, Daemon’un hayatta kalan evladı Aemon’u da katledince bu saldırı başarısızlıkla sonuçlanmış ve I. Blackfyre Savaşı ile Kızılçimen Meydan Muharebesi sona ermiştir.

Aegor, Brynden'ın gözünü çıkartıyor.
Aegor, Brynden’ın gözünü çıkartıyor.
Yorumlar