PAYLAŞ

Yazımın 2. kısmı olan bu bölümde, witcherlara olan nefretin neden ve nasıl oluştuğunu detaylıca incelemeye çalıştım. Bu kısma witcher okullarını da sığdırmak istedim ancak yazıyı çok uzatacağından o konuya bir sonraki kısımda değineceğim.

İlk kısma buradan ulaşabilirsiniz.

Witcherlar yaratıldıklarından beri bir kesim tarafından hoş karşılanmamaktaydı. Canavarlara karşı insanlara yardım etmeleri için yaratılmış olsalar da, onları yaratanlar dönek büyücülerdi ve zamanının en büyük organizasyonlarından biri olan Büyücüler Konseyi, witcherları ve kendilerinden başka öbür büyü kullanıcılarını (şifacıları, şamanları, cadıları, simyagerleri) hor görmekteydiler. Çünkü kendilerinin gündüz gece durmaksızın, zor şartlarda öğrendikleri büyüleri başkalarının kullanmasından rahatsızlık duyuyorlardı. Bunu bir soykırım sebebi olarak göremeyebilirsiniz ancak büyücülerin çoğu büyü bilgileri konusunda oldukça kibirli ve kıskançlardı.

Not: Büyücüler Konseyi, zamanında Kuzey’deki tüm büyünün ve büyü kullanıcılarının çoğunun üzerinde yaptırım gücü olan bir organizasyondu. Kağıt üzerinde sadece büyünün çıkarlarını gözettikleri, politikayla ilgilenmedikleri yazsa da konseye bağlı birçok büyücü, kuzey krallıklarında büyücü danışmanlar olarak hizmet vermişlerdir. Hatta bu büyücülerden yirmi ikisi Birinci Nilfgaard-Nordling Savaşı‘nda, Sodden Tepesi Muharebesi‘nde Kuzey Krallıkları için savaşmıştır.

Witcherların mesleklerini soğuk ve katı bir ciddiyetlilikle yapmaları başkalarını da rahatsız etmeye başlamıştı. Witcher mesleği sürekli yolculuk yapmayı gerektirirdi: bir witcher gelip bir kontrat alır, canavarı öldürür, ödemesini alır ve başka işler için oradan ayrılırdı ancak başkaları, witcherların canavarları bilerek insan yerleşkelerine çekip, ardından onları saf ve masum halkın parasını alarak öldürüp, yakalanmamak için kaçtıklarını düşünürlerdi. Witcherları hain birer komplocu olarak gören bu küçük kesim, zaman içinde witcherlara karşı büyüyen propagandalar ile birlikte çoğalmaya başladı. Önceki yazımda bir kısmını size aktardığım Monstrum, veya Bir Witcherın Tasviri, bu propagandaların en güçlüsüydü.

Kendilerine olan bu propagandalar büyürken Witcherlar her zaman yaptıkları gibi canavar öldürmeye devam etti. Bir kısım bu yalanlara karşı sesini çıkartıyordu ancak çoğu için bu olaylar iyi birşeydi. İnsanların onlardan korkmaları, onlara daha çok saygı göstermeleri demekti. Ayrıca okulların yerleri witcherlar ve bazı büyücüler dışında kimse tarafından bilinmiyordu, bilinseydi bile kimsenin bir witcher okuluna saldıracak kadar ahmak olduğunu düşünmüyorlardı. Fakat bu düşünce onlara fena patlayacaktı.

Büyüyen propagandalardan sonra Iello isimli bir kasabada, Brehen adında bir Kedi okulu witcherının -bu olayın sonrasında Iello Kedisi olarak anıldı- kasaba halkını katletmesinden sonra sonra insanlar, bu mutantlar hakkındaki söylentilerin haklı olduğuna karar verdi. Böylece birkaç büyücü tarafından desteklenen öfkeli bir kalabalık, Kurt Okulu witcherlarının kalesi Kaer Morhen‘e saldırıp, kalenin içindeki 20’ye yakın witcherı, 40 civarındaki öğrenciyi ve kaledeki öbür büyücüleri acımasızca katletti. Kurt Okulu’na yapılan bu saldırıda sağ kalan tek kişi, o zamanlar witcher adaylarına talim yaptıran Vesemir olmuştur, yatan cesetlerin arasında ölü taklidi yaparak kurtulmayı başarmıştır. Bunun dışında yolculuk sırasında oldukları için saldırıdan etkilenmeyen witcherlar da geriye kalan Kurtlar arasındaydı. Bunların içinde Geralt, Eskel ve Lambert da vardı.

Not: Bu saldırı kitapların bile öncesinde gerçekleşmiştir.

Brehen ismindeki Kedi’nin yaptığı bir şey için neden Kurt Okulu böyle bir katliama uğradı diye soracak olursanız, Kedi okuluna da buna benzer bir saldırı olmuştur ancak daha canice olduğu söylenir. Saldırı öncesinde Brehen’i okuldan kovan öbür Kedi witcherları, insanların gözünde aklanmayı başaramamıştı çünkü Kedi Okulu’nun sadece canavar değil, insan öldürmek için de kontrat aldığı bilinirdi. Kedi witcherları düzensiz mutasyonları gereği sadist ve psikopat kişiliklere sahiplerdi, tüm witcherlara olan nefretin asıl kaynakları Kedilerdi desek pek yanlış sayılmaz. Aralarında bulundukları söylenen elf witcherlar da Kediler’in namına pek yardımda bulunmadı, çünkü Kuzey Krallıkları’nda gayriinsanlar hakkında iyi şeyler düşünülmezdi.

Büyücülerin böyle bir saldırıyı neden ve nasıl yaptıklarına dair birkaç ihtimal var. Büyücüler de en az witcherlar kadar sevilmezdi, ancak sıradan halk eğitimsizdi, manipüle edilebilirlerdi ve edildiler de. Propagandaları iyice körükleyen Monstrum kitabının Anonim yazarının bir büyücü olduğu söylenir. İnsanların içindeki nefreti uyandırmak için yazar, okuyucuların kalplerine dini fanatikliği yerleştirmişti ve witcherların cehennem yaratıkları olduklarına, öldürmekten ve acı çekmekten zevk aldıklarına ikna etmişti. Saldırıyı düzenleyen büyücülerin, okulların yerlerini nasıl saptadıkları sorusuna gelirsek: witcherlara yardım eden dönek büyücülerin açtığı portalların izlerini takip etmiş olabilirler. Büyücüler yolculuklardan çok portalları tercih ettiklerinden, bu izlerden bolca olmalıydı. Ya bu, ya da canavar avcılarından biri okulun yerini birilerine ötmüştü. Belki de güzel bir kız aklını çelmişti. Witcherlar, mutasyonları gereği libidosu yüksek kişilerdir, o yüzden bu ihtimal göz ardı edilemez.

Son olarak; büyücülerin bu saldırıyı planlamasındaki tek sebep, büyü bilgilerinin sadece kendilerinde kalmasını sağlamak değil, aynı zamanda witcher sırlarını da kendi çıkarları için ele geçirmekti. Zira saldırı sonrasında iksir, mutasyon, zırh ve kılıç diyagram sırlarının çoğu kaybedilmişti. Yaşayan en yaşlı ve deneyimli witcher olan Vesemir bile mutasyonlar hakkında çok ufak bir bilgiye sahipti, bu yüzden okula yeni öğrenciler alınmadı. Kaer Morhen bu saldırıdan sonra harabeye dönüştü ancak ayakta kalmayı başaran tek witcher kalesi olarak ilerleyen yıllarda Kurtlar’ın yuvası olmaya devam etti.

Yazının üçüncü kısmında, witcher okullarına detaylıca değineceğim. Okuduğunuz için teşekkürler.

Yorumlar