Ana sayfa Edebiyat Yalnızlara Ait Bir Roman: İstanbul Yalnızları

Yalnızlara Ait Bir Roman: İstanbul Yalnızları

PAYLAŞ

 İstanbul Yalnızları – Selahattin Nehir

“Sen geceleri yıldızları göremeden büyüyen çocukların şehrisin. Çıplak ayaklarıyla toprağa basamayan, ağaçlara tırmanamayan, çiçekleri koklayamayan, yağmurda mis gibi kokan toprağın kokusunu bilmeyen, ancak öldüklerinde toprakla buluşabilecek nesillerin, beton kalpli adamların şehrisin.”

Yepyeni bir yazıdan herkese merhaba. :))  Bu yazıma konu olan kitap, Selahattin Nehir’in ilk kitabı olan İstanbul Yalnızları isimli romanı. Kurgusu, betimlemeleri ve psikolojik tasvirleri ile soluksuz okuyacağınız,  yazarın hayal gücü karşısında kendinizden geçeceğiniz dolu dolu bir eser. Anlatım dili son derece anlaşılır. Kahramanların iç dünyalarına, psikolojilerine dair tasvirleri son derece başarılıydı. Kahramanlarla bütünleşerek, gerçekçi bir şekilde tasvir edilmiş mekanlarda onlarla beraber hareket ediyorsunuz.

Kitabın konusu iki ayrı zamanda geçiyor. İki farklı zamanda, farklı özelliklere sahip iki ayrı kahramanımız var. İlk kahramanımız II. Abdülhamid döneminde yaşayan, Mercan Aşireti’nin başı Salahaddin Ağa’nın ortanca oğlu, Mercan Dağı’ndaki yurdundan koparılarak Arap ve Kürt oğlanlarının okutulduğu İstanbul Kabataş’taki Aşiret Mektebi’ne eğitim için getirilmiş, daha sonra burada ki eğitime ve kendisiyle dalga geçilmesine dayanamayarak okuldan kaçmış, dönemin İstanbul’unda başıboş gezen bir yalnız Alxas.

Bir diğer kahramanımız ise kazandığı üniversitede okumaya günümüz İstanbul’una gelmiş, İstanbul’un zor yaşam şartlarında tutunamamış, arkadaş edinememiş, okulu bırakmış, şehit babasının maaşı ve canını dişine takarak çalışan anasının kendisine gönderdiği para ile bütün zamanını evinde internetin başında şarap içerek geçiren, İstanbul’dan nefret eden asi bir yalnız olan İsmet. Alxas’ın okuduğu okuldan kaçması ve İsmet’in ise çimlerin üzerinde susturuculu bir silah bulması ile başlıyor hikayeler. Ve sonrasında yazarın etkileyici hayal gücü ile inanılmaz bir şekilde birleşiyorlar. Hatta ben bir ara acaba yazar birbirinden çok farklı zamanlarda geçen bu iki hikayeyi nasıl bağlayacak dedim ve öyle bir kurgu ile karşılaştım ki inanılmazdı. Yazar kitap içinde birkaç kez okuyucuya ters köşe yapıyor. Ve bu da okuyucunun kitaba daha merakla sarılmasını ve ilerleyen sayfalara doğru sabırsızlanmasına sebep oluyor.

Gerçekçi mekan betimlemeleri, kahramanların iç dünyasına yönelik yapılan derinlemesine psikolojik tasvirleri, eski dönem İstanbul’una ait vermiş olduğu detaylı bilgileri ve okuyucunun tahmin edemeyeceği sonu ile mükemmel bir kitap olarak kütüphanemde yerini aldı. Yazımın başında da belirttiğim üzere yazarın ilk kitabı. Bir diğer kitabı ise Kalemkar. Editura Yayınları’ndan okuduğum ilk kitaptı. Gerek kapak tasarımının öyküyle olan bütünlüğü gerekse editöryel anlamda hiçbir sorunla karşılaşmamam hem kitap hem de yayınevi için olumlu noktalardı. Sizlerde farklı kalemlerden, farklı kurguya sahip kitaplar okumak isterseniz bu kitap tam size göre. Beğeneceğinizi düşünüyorum. Bir sonraki kitap yorumunda ve yepyeni bir yılda görüşmek dileği ile hoşça ve kitaplarla kalın. :))

Yorumlar