Ana sayfa Oyunlar Diğer Oyunlar Yılın En İyi Oyunu? Rend

Yılın En İyi Oyunu? Rend

PAYLAŞ

 Oyunu tanımadan önce hayatta kalma oyunlarının bolluğundan ve gereksizliğinden yakınmak istiyorum. Minecraft’ın popülerliğiyle başlayan bu akımda, bunun grafiklerini geliştirerek ‘’Bizde yapalım.’’ deyip Day Z çıktı. ‘’Bunun gerçekçisini yapalım’’ deyip Rust’la, bunun mitolojisini yapalım deyip Conan Exiles’la, dinozor koyalım deyip Ark’la bizi bir hayli bıktırdılar.

Bu çeşit sayamayacağım kadar daha çok oyun bulunmakta. Hepsinin ortak noktası amaçsızlık diyebiliriz. Bu oyunlarda amaç yok; geliş ve en güçlü ol, daha sonra yeni başlayanlara acı çektir -ki genellikle siz gelişemeden gelip sizin tüm emeğinizi mahvediyorlar. Ayrıca bu oyunlar hemen hemen aynı olup her hafta yada her ay gelen güncellemelerle erken erişim sürecine devam ediyor ve bir türlü tam sürüme çıkamıyor. Erken erişimdeki mantık “insanlar oyunu oynasın, oynarken de beğenmedikleri yerleri değiştirerek oyunu güncelleme ile tamamlayalım” olmalıyken olay bitmemiş bir oyunu piyasa sürüp tamamlayana kadar ufak güncellemeler yapmaya dönüştü. Hayatta kalma oyunlarına ve beraberinde getirdikleri erken erişime bir hayli sinirli olmamı mazur görün. Şimdi Rend’e geçebilirim.

Rend’in yapımcıları Riot Games (League Of Legends) ve Blizzard (World Of Warcraft)’ın çalışanlarının birlikteliğiyle yapılmakta olan erken erişim hayatta kalma oyunu. Başta bütün bu yapımlara olan nefretimi kusmama rağmen “Ama bu farklı” diyeceğim. Farklı dediysem “Öbüründe balta craftlıyorduk bunda ok craftlattık” değil. Oyunda şu ana kadar 1 trailer’dan başka kaynak sunulmadığı için biraz da teoriler üstünde yazacağım bu incelemeyi, baştan söyleyeyim. Takım arkadaşlarımızla beraber çırılçıplak bir şekilde “doğuyoruz” ve maceramız başlıyor. Ağaç kesmek vb. gibi sıkıcı başlangıç görevlerini yapıp gerekli materyalleri topladıktan sonra mekanımızı da kuruyoruz, sonra craftlarla üstümüze başımıza çeki düzen verdikten sonra binek almaya gidiyoruz. Nedir bu binek? Nasıl alınır? Tabi bu o kadar basit değil lakin Ark’ta olduğu gibi de boş boş hayvanın başında 1 saat beklemiyorsunuz. Bir hayvanı öldürdükten sonra hayvanın ölüsü portal’a dönüşüyor, bu portal’a girdiğinizde öbür dünyaya geçmiş oluyorsunuz. Tabi burada “hoş geldiniz” diyip size sarılacak ölülerden çok 4-5 metre boylarında koca koca yaratıklar bulunmakta. Bunları da atlatıp üstüne hayvanın ruhunu bulup çıktığımızda o hayvan bize bağlanıyor. Hayvana binip haritada boş boş gezmiyoruz elbette, şimdi zindanlara inip daha güçlü materyaller topluyoruz, daha sonra bunlarla da mekanımızı geliştiriyoruz (mancınık vs.)

Şimdi ‘’Eee, amaç ne bunda?” diyorsanız hemen geliyorum o kısma da. Oyunda gece gündüz sistemi bulunmakta; hiç beklemediğiniz bir anda tam geliştik dediğinizde yaratıklar (npcler) size güzel bir baskın yapıyor. Ne oldu, köy mahvoldu ya da güzel bir şekilde saldırıyı atlattınız. Şimdi ne olacak? Oyun PvP olacak buradan sonra. Evet oyunun en can alıcı kısmına sonda değinmek istedim. Oyunda yalnız değiliz, oyun rekabet sunuyor. Npc’lerin mekanlara baskının ardından oyun diğer mekanlara erişimini açıyor ve 3 kişi arasında kıyasıya mücadele başlıyor. Evet, 2 değil, 3 kişi. Siz bir mekana giderken diğer mekandakiler size saldırabilir, siz mekan da bekleyip koruyalım mekanı derken karşı takım başka bir mekanı ele geçirip, güçlenip sizi ezebilir. Burada oyunda bolca strateji devreye girmiş oluyor. Arkadaşlarınızla eğlenmek için mükemmel bir oyun (daha çok kavga edeceksiniz belki de arkadaşlarınızla ama olsun). Yılın en iyi oyunu olma potansiyeline bile sahip bir oyuna benziyor.Oyunu incelemem de bittiğine göre şimdi trailer’da gördüğüm ve anlamadığım 2 yere değinmek istiyorum.
1. Bu ağaç ne ağacı?
2. Bu npc’nin üstündeki ünlem bir çeşit görev sisteminin olduğunun göstergesi mi?
Siz neler düşünüyorusunuz bu oyun hakkında? Bunu tartışmak için buradan Fantazya Gaming’e katılıp görüşlerinizi belirtebilirsiniz.

Yorumlar